Çarşamba, Kasım 30, 2011

La vida mata

Diego Vasallo dan bu sabahın şarkısı. La vida mata . Tam anlamı bu mu bilmiyorum ama hayat öldürür gibi bir karşılık çıkıyor çevirilerde. Ama unutmayın ki hayat öldürse de aşk yaşatır :)) Romantik blog yazarından hepinize sevgiler..





Şapkalı kız

Suluboya çalışmalarım devam etmekte. Sanki biraz daha öğrendim suluboya yapmayı. Çok da sevdim. Değerli hocamın emeği büyük tabii ki. Sonsuz teşekkürler ona.

Bu kızın oturduğu yerde olmak vardı bugün..

Salı, Kasım 29, 2011

Gece ve müzik

Zuhal Olcay / Yalnızlığım

Biraz tebessüm

Kış depresyonundayım diye sizi de depresyona sokmayacağım . Hem tedavide gülmek de en az güneş ışığı kadar etkili bence. Gülmeseniz de tebessüm edersiniz diye umuyorum...

Nasa

Taşımacılığın böylesi görülmedi

Bi amuda kalkarım görürsün

Fotooo

Kış depresyonu

Kış depresyonundayım. Son derece isteksiz, huzursuz, hüzünlü, mutsuz bir halde dolanıyorum ortalıkta. Biliyorum bunu yaşayan bir ben değilim. Bir çok kadın bu durumda. Erkekler her zaman olduğu gibi bu konuda da şanslı. Kış depresyonu daha çok kadınları etkiliyormuş. Ben pek hastalık olarak adlandırmıyordum ama bu bir hastalıkmış. Hastaymışım meğer ben. Şaka bir yana kış depresyonu hastalık olarak geçiyor kayıtlarda. Depresyon bir hastalık tamam da, ben bu kış depresyonunu hastalıktan görmüyordum.

"Depresyon, sürekli karamsarlık, durgunluk, isteksizlik, uyku ve yemek yeme düzeninin bozulması, kendine dikkat etmeme, temizliğine önem vermeme, toplumdan uzaklaşma şeklinde seyreder."  Hemen hemen hepsi mevcut bugünlerde bende.

Kış depresyonunun ana sebebi , yeteri kadar güneş ışığı alamamakmış. Bu da  seratonin yerine melatonin salgılamaya sebep oluyormuş. Melatonin de uyuşukluk ve iştah artımı yapıyormuş. Bir söyleme göre çikolata vücutta seratonin salgısını artırıyor. Depresyondaki hastaların çikolataya yöneldiği görülüyormuş. Kesinlikle doğru. Gidip gelip çikolata yiyorum bu günlerde. Tedavi için öneri, güneş ışığından mümkün olduğunca fazla faydalanmak ve spor yapmak diyor uzmanlar. Oysa ben dışarı çıkmak bile istemiyorum. Evdeki lambaların adetini artırıp,  güneş ışığı seviyesine çıkarmak lazım. Bir başka kış depresyonumda bir araştırma yapmış ve tane kimyondan yapılan demleme çayın depresyona iyi geldiğini okumuştum. İçiyorum , fena da gelmiyor aslında. Sakinleştirici etkisi yapıyor sanki.

İçimdeki Polyanna olmasa işim zor aslında. İyi ki var da ara ara bana sesleniyor. "Heyyy, dur bakalım , iyi şeylerde var hayatta" diye. O öyle söyleyince ben de iyi şeyler aramaya başlıyorum. Neyse ki bu kış depresyonunda da teselli olunacak bir kaç durum bulabildim . Birincisi, bu melankolik ve uyuşuk ve hüzünlü hal içinden çıkabilmek için, bir çaredir ümidi ile hobilere yöneliyor insan. Ben bu ara bol bol suluboya resim yapıyorum mesela. Bu sayede suluboya çalışmalarımda birazcık daha iyi olmaya başladım. İkincisi, hüzünlendikçe insanın yazma isteği artıyor. İçini bir şekilde  boşaltma ihtiyacı. Aslında nasıl ki her gün evdeki çöpleri poşetlere koyup dışarı atıyorsak, içimizdeki çöpleri de bir poşete koyup atabilsek her gün.  Gördüğünüz gibi satırlarca yazdım bile. Bu ara şiir de yazayım diyorum yeniden. Uzun süredir yazmayı bıraktım çünkü. Hazır hüznüm, hasretim ve depresyonum tavan yapmışken. Bir kaç şiir , yazı çıkar belki. Üçüncüsü, çikolata güzel şey !!. Dördüncüsü ve en güzeli ise, bahar geldiğinde bu hastalığın geçeceğini bilmek . Demiş ya şair " Ne de olsa kışın sonu bahardır. Bu da gelir , bu da geçer ağlama "

Evet, bahara ne kaldı ki. Bir kaç ay da böyle melankolik, hüzünlü, mutsuz, uyuşuk gezelim. Bu arada güneş görünce dışarı atalım kendimizi, iyi beslenelim, spor yapalım,en güzeli de bol bol çikolata yiyelim.

Fotoğraf: Füsun T. 

Pazartesi, Kasım 28, 2011

Karalamalar

ONA

Tam, her şey bitti derken geleceksin.
Kaybolan hatıralar, silik hayaller arasında ararken
Karşımda buluvereceğim bir gün seni.
Gözlerinde tebessüm yerine acı
Kalbinde sevgi yerine nefret
Ve kaybolan her şeyinle birlikte geleceksin.
Vakit geç olmayacak ama erken de değil
Biz bir vakitler , her şey için el ele vermiştik
Sıkı sıkı sarılacağız , ellerimiz kenetlenecek yine
Biz bir bütündük her zaman.
Seni sevgiyle kucaklarım,
Nefretine sevgi
Acılarına tebessüm olurum.
Tam, her şey bitti  derken göreceksin
Biz bir bütünüz her zaman.

07 . 06 . 1986   24:00  Çarşamba
Füsun T. © Her hakkı saklıdır.





Üff bi rahat ver !!

Allahım bu ne sabır . :)


İzleyelim

Pazar, Kasım 27, 2011

AKUSTİK VERSİYON: Rhythm Of The Universe, Bizim Eller Ne Güzel Eller...

AKUSTİK VERSİYON: Rhythm Of The Universe, Bizim Eller Ne Güzel Eller...: Ne de olsa müzik, tek ortak dildi.

Pazar şarkısı

Örgü yastıklar



Bu kadar marifetli olmayı isterdim doğrusu. Ne kadar güzel şeyler üretmişler. Renkler , modeller hepsi çok güzel. Daha bir çok çeşit de mevcut. Ben çok beğendiklerimi göstermek istedim. Bu güzelim yastıklara başını koyup mışıl mışıl uyumak da zevkli olur. 



 




















Örebilmek için uygun ipi bulmak da gerek. Her ipte bu kadar güzel durmaz. Bu da bir sanat. Hepsini bir araya getirip, yaratıcılığını konuşturmak. Ellerine sağlık Ilaria Chiaratti'nin. Bu ürünlerini Etsy de satışa sunuyor.


Bu güzel yastıkları yapan kişiyi tanımak ve alışveriş yapmak isterseniz işte adresi



Cuma, Kasım 25, 2011

Karakalem çalışmalarım


Dergi

Bugün benim resim kursum var. Sizleri bu güzel dergi ile baş başa bırakıp, kursa doğru yol alıyorum izninizle. Güzel bir gün geçirmenizi dilerim. Çalışanlara kolay gelsin. Evde boş vakti çok olanlar, dergideki tariflerden deneyebilir. Yıldız ekmekleri ,kuş dekupajlı vazoyu, çikolatalı olan her şeyi çok sevdim ben.

İşte dergi


Bir başka sayısı da burada ve burada

Perşembe, Kasım 24, 2011

Çay saati


                                           Yalın / SEN DÖNMEDEN UYUMAM BU GECE

İnsan

İnsan, her yerde insan, her şartta insan. Yiyecek, uyuyacak, sevecek. Bildiğin şeyleri izlersin bazen, ama o kadar vurucu olur ki. Durup düşünmeye başlarsın. Ne hayatlar var, ne mekanlar var, ne zor şartlarda yaşamlar var. Ortak tek bir şey var, hepsi İNSAN.


İŞTE İNSAN

Günaydın

Fotoğraf: Füsun T.

Çarşamba, Kasım 23, 2011

Yasaklar

Devekuşu kabare tiyatrosu 1967 yılında İstanbul'da, Haldun Taner'in öncülüğünde , Zeki AlasyaMetin Akpınar ve Ahmet Gülhan tarafından kuruldu. Kabare türünün Türkiye'deki öncülerindendi. Geniş bir izleyici kitlesine sahipti. Yıllara sonra Haldun Taner ve Ahmet Gülhan ekipten ayrıldı. Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisi aynı isimle devam ettiler. 1992 yılında ise tiyatro tamamen kapandı. Oyunları arasında unutulmayanlardan biriside toplumsal ve politik taşlamaların da yer aldığı Yasaklar adlı oyundu. Bir tesadüf bugün yasaklar adlı oyundan bir bölümün  videosu karşıma çıktı . Sizle paylaşmamak haksızlık olurdu. Hatırlayanlar o günlere geri dönmekte serbest. Gençler ise, en azından günümüzde pek kalmayan kabare tiyatrosu hakkında bilgi edinmek ,örnek izlemek bakımından bir göz atabilirler diye düşündüm. İyi seyiler.

 YASAKLAR
   T I K L A Y I N I Z

http://www.dr.com.tr/ProductImage.aspx?pid=0000000269265

Yasakların dvd si D&R da mevcut. Almak isterseniz  TIKLAYINIZ

Yatak odaları

http://www.styleathome.com/img/photos/biz/Style%20at%20Home/painted-frame-550.jpg
Sade bir ayna mı asılı duvarınızda. İşte minicik dokunuşlarla yeni bir aynanız olabilir. Biraz boya, bir kaç ahşap dekor parçası yeterli. Masanın rengini çok sevdim ben. 

http://www.styleathome.com/img/photos/biz/Style%20at%20Home/painted-faux-headboard-550.jpg


Yatak başı seviyorsunuz ama ne yazık ki yeriniz yada imkanlarınız şu an için uygun değil. Boyayıverin duvarı yatak başı gibi. Hoopp oldu size yatak başı.


Stickerlar da o kadar güzel desenler var ki. Online alışveriş sitelerine bir göz atın derim. 
Duvardaki mavi _ beyaz uyumu güzel olmuş dimi ? Ben mavinin bu tonunu çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Duvarın rengi çok güzel.

http://www.styleathome.com/img/photos/biz/Style%20at%20Home/tiffany-blue-baubles.jpg
Yeni yıl geliyor, odanızı mavilerle donatabilirsiniz. 


Salı, Kasım 22, 2011

Mim : Lükslerimiz

Gülümse tarafından mimlenmiştim bir süre önce. Acemiyim mimlere anlamadım ne olduğunu. Sonra Gülümse'ye  sordum da öğrendim. Biraz geciktim kusura bakma sevgili Gülümse. Çünkü bu fotoyu arıyordum. Bir çok kişi için çok sıradan bir şey olabilir ama benim için en büyük lüks , işte tam da burada bu fotodaki yerde, sıcacık bir sohbet eşliğinde, bir sade kahve yudumlayabilmek benim lüksüm. 




Radyo İLEF


Bugün sizi bir radyo ile tanıştıracağım. Tabii tanışmamış olanları.

Radyo İLEF. Sabah gözümü açınca açtığım, gece yatarken kapattığım bir radyo yayını. Kısık bir sesle genelde, bazen de çokk yüksek bir sesle, daima açıktır. Böyle bir radyonun olduğunu öğrendiğim günden beri , yani yıllardır böyle bu. Ankara Üniversitesinin kurduğu mükemmel  bir radyo . Sadece Ankara da yayın yapıyor. Ne güzel ki  internet üzerinden her yerden de dinleyebiliyorsunuz.
Ankara frekansı FM 91.

Bu radyoda reklam yok, konuşma yok, 7/24 sadece müzik var. Tarz olarak size uyar mı bilemem ama işiniz yoğun ve çok yoruldunuz, 10 dakika dinleyin derim. Relax olacaksınız. Sizler için blogumun sağ tarafına bir link yerleştireceğim. istediğiniz zaman tıklayın radyoya ulaşın diye.
Ve işte o radyoooooo.... TIklayın , dinleyin , dinlerken de kulaklarımı çınlatın..

RADYO İLEF




Radyonun kurulumunda emeği geçen herkese içten teşekkürler.

Pazartesi, Kasım 21, 2011

Kağıt mumluk

İçine mum sığabilecek ince bir bardak, mum ve fon kağıdı yeterli  bunları yapmak için. Yapılışı da süper kolay. Yemek masasında dekoratif olarak kullanılabilir mesela ve daha bir çok yerde. Yapılışı için linki tıklamanız gerekecek.


    KAĞIT MUMLUK İÇİN TIKLA
http://assets0.designsponge.com/wp-content/uploads/_lanterns.jpg

Pazar, Kasım 20, 2011

Pazar neşesi


Adamın biri bir gün bahçesinde otururken boktan top yapan bir bok böceğini görmüş,böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:

"Ey Allahım ! her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da,
şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın ? "

Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
Derdine kimseler çare bulamamış.
En sonunda bilge bir doktor ;
Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin , demiş.

Adam köfteyi çakmış ve 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş.
Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar.
Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyomuş.
En sonunda birileri dayanamamış sormuş.
"Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu ne rahatlık be adam ,"

Adam şöyle cevap vermiş
"KURBAN OLDUĞUMUN BİR KERE İŞİNE KARIŞTIM BANA KIRK GÜN BOK YEDİRDİ"

Pazar şarkısı

DELER / Kissing you Goodbye

Cumartesi, Kasım 19, 2011

Karayolları tahmin sistemi

Teknolojinin sunduğu bu olanakları çok seviyorum. Yapanların, bize sunanların ellerine sağlık. Yolculuk yapacak olanlar için hazırlanmış bir sayfa bu. Gideceğiniz güzergahı seçiyorsunuz. Yolculuğa ne zaman başlayıp, ne zaman bitireceğinizi de seçiyorsunuz, harita size o istikametteki hava durumunu bildiriyor. Rüzgarı bidiriyor. Yolculuk kaç km. onu bildiriyor. Nemi bildiriyor. E daha ne yapsın. :)

KARAYOLLARI TAHMİN SİSTEMİ

Öylesine bir yazı

İçimde, yazmak için kuvvetli bir istek var ve aynı zamanda beni kuvvetlice tutan bir başka şey de var. İkisi de inatçı. Bugün ilk kez güneşi gördüm hissindeyim. Belki de ondan bu coşkulu ve tutuk halim. Ya taşikardim var ya da yüreğim sana coştu gene. Tanrı dallara altın asmış gördün mü.  Hadi tut ellerimden toplayalım.

Fotoğraf: Füsun T.

Cuma, Kasım 18, 2011

Begonya

BALKONUMUN ÇİÇEKLERİ

Bir başka dünya

Sevmek güzel şey. Tabii sevilmek de. Sunumu izlemeye başlayınca, bunu yoğun olarak hissettim. Bebeklere olan sevgim  sınırsızdır benim. Buradaki bebekler de bir harika.
Bugün tadım yok. Grip gibiyim. Biraz da morale, güzel şeylere ihtiyacım var. Bu sunum ilaç gibi geldi. Çok tatlılar. İzleyin belki size de iyi gelir.

Bir başka dünya

Perşembe, Kasım 17, 2011

Kulaklara ziyafet

Piyano üstadı Erdoğan Çaplıdan nefis bir ziyafet. Dinlemenizi istedim. Parmaklarının piyano üzerinde uçuşu gözümün önüne geldi dinlerken.

ERDOĞAN ÇAPLI

Bu da bir başka versiyonu.  Rebetiko hakkında bilgi için TIK

REBETİKO- MİSİRLU

Alsam alsam ne alsam

Hava kapalı, hafif hafif, ara ara kar atıştırıyor. Bugün yapılabilecek güzel şeylerden birisi de alışveriş yapmak. Hemde oturduğun yerden, çayını yudumlarken. Bir şey almayacaksan da neler var diye bi kontrol etmek. Benim alınacaklar listemde neler var.?

 Bu güzel fincanla çay içmeye var mısınız ? Şaka şakaaa, bu kocamannn fincan bir çiçek saksısı.Yeni yetiştireceğim çiçekler için şık bir saksı olabilir. Günün fırsatında olduğu için fiyatı da düşmüş.
http://www.evmanya.com/
Kış gelince hobilerime ağırlık vermeye başladım. Ivır zıvır o kadar çoğalmaya başladı ki etrafımda, acilen bir hobi sepeti sahibi olmalıyım. En azından bu sepet biraz daha derli toplu olmamı sağlayabilir.

http://www.evmanya.com/
Evin içinde onlarca mumluk var ama bu pembede gözüm kaldı. Üstelik üzerindeki hazneye biraz limon yağı damlatınca, eve yayılan limon çiçeği kokusu güzel oluyor.

http://www.evmanya.com/urun/135973-kelebek-mumluk-pembe



Bu saat ruhumun kokoş yanı için ideal, üzerindeki tüyleri sevdim.Bir de ortasındaki kalbi. İllede kalp olmalı bir yanımda. Çok ses çıkartmıyordur umarım. Uyumak zor oluyor yoksa. Anneannemden yadigar bir benzeri var başucumda fakat çok çıt çıt ediyor.

http://www.evmanya.com/urun/42877-tuylu-calar-saat-pembe

İşte buna ba-yıl-dımmm. Bu bir sticker . Sadece cam yüzelerde kullanılabiliyormuş. Statik elektriklenmle yolu ile kendiliğinden yapışıyormuş ve tekrar kullanılabiliyormuş. Çok sevdim. Düşünsenize kış boyu pencerenizde sardunyalar.

http://www.evmanya.com/urun/117260-pembe-sardunyalar-howi034

Tüm bunları almak için EVMANYA  sitesine uğramak yeterli. Ve işte Evmanya dergi Kasım sayısı. Güzel vakit geçirmeniz dileği ile...

                                      EVMANYA DERGİ TIKLA OKU


Çarşamba, Kasım 16, 2011

Derringer Bisiklet

İşte bu. Atla git. Yok yani atla değil bisikletle tabi ki. Yani bisikletin üstüne atla git. Gez gez gez , sonra geri dön mutlaka. Dön ki tekrar gidebilesin. Beyaz olanına ba yıl dım. Özel yapımları da var. İstediğiniz gibi yaptırabiliyorsunuz. Ben bembeyaz istiyorum. Araya mavi katabilirim.
İşte benim beyazım burada

Kırmızı da güzel ama . . .
Kırmızı

Diğerleri ve daha çok bilgi için tıklayın bisikleti . .
Bisiklet

Katalog

BU BİSİKLETE BAYILDIM Buna bisiklet demek ne derece doğru olur.? Olmaz tabii. Bu başka bir şey.  Çok severim bisiklete binmeyi. Mavi idi bisikletim. Herkes mavi bisikletli kız olarak tanırdı. Hiç inmezdim üzerinden. Bunu istiyorum demek çok iddialı ama İSTİYORUM ..
İşte bu bisikleti aşağıdaki kataloğa bakarken buldum. Fotoğraf yayınlamak yasak olduğu için ne yazık ki paylaşamıyorum fotoğrafını.
Katalog da daha bir sürü güzel şey var. İyi vakit geçireceğinizi düşünüyorum. İzlerken hayal kurmak serbest. 

Fotoğrafta su etkisi yaratmak



Fotoğraflarınızda su etkisi yaratmak mı istiyorsunuz.? Çok kolay. Yapmanız gereken BU SİTEYE girip, dosyalarınızdan istediğiniz fotoğrafı seçip, sonra da upload now yazan kısma tıklamanız . Kısa bir süre sonra fotoğrafınız hazır. Sitenizde yayınlamak için embed kodları oluşuyor. Onu kullanarak yada diğer seçenekleri tercih ederek, fotoğrafı kullanabilirsiniz.



http://watereffect.net/
Water Effect

Salı, Kasım 15, 2011

Ah İstanbul !!

Son yaptığım suluboya çalışmam. Erguvanlar açmış İstanbul'da. Ve ben erguvanları ne çok severim. Ve seninle o erguvanları izleyerek sade kahvemi yudumlamayı da. Ve seni de canım arkadaşım .
Fotoğraf : Füsun T.



Pişmanlık , keşif ve lezzet

Geçmiş günlerin birinde soğan yahnisi yaptım. Arpacık soğan ve kuşbaşı etle yapılıyor bildiğiniz üzere. Onlarrrcaaa arpacık soğan soymak gerekiyor. E soğan soymak öyle kolay bir iş değil. Elleriniz kokar, gözyaşları sel olur akar, minnacık arpacık soğanlarla boğuşur durursunuz. Ben de soyma işlemine başladıktan bir süre sonra pişmanlığımla konuşmaya başladım. Evet pişman olmuştum bu yemeği yapmaya karar verdiğim için. Ne  vardı başka yemek yapsaydım ki. Bu çile ne zaman bitecek ki.
Off daha bir sürü soğan soymak gerek. Bu kadar yeter mi acaba. Hayır yetmez, biraz daha soymalıyım türünden içsel konuşmalar bazen dışa bile yansıdı. Önümde biriken soğan kokularının, gözümde oluşturduğu yaşları kağıt mendilimle silerken, "Ayyyhhhhh yeter yaw şimdi bayılcem"  türü sesler çıkartmaya başladım. Artık tabakta az bir soğan kalmıştı ki, tam o  sırada kendimce büyük keşfim gerçekleşti. Soğanı daha kolay soyduğumu fark ettim. Amanin, o da ne. Bu teknik nefis bi şey fakat ne yazık ki geç keşfettim. Onca soğanı soyduktan sonra kalan 8-10 adet. 
Olsun, bir daha soğanı her elime alışta işime yarayacaktı. Sevindim. Nasıl mı tekniğim ? Soğanı alıyorsun, üst kısmından başlıyorsun kesmeye , soğanın etrafında tam bir daire çiziyorsun. Sonra yanlarda kalan kabuklu kısımları tık bi sağdan, tık bi soldan alıveriyorsun. İşte soğan soyuldu. Şimdi anlamadınız siz biliyorum. Olsun , soğan soymanız gerektiğinde denerseniz anlarsınız beni. Anladık , neden anlamayacakmışız diyenlere selam olsun ...
Efendim sonra ne oldu. Tüm işlem bitti, yemek yapıldı, nefis bir soğan yahnisi oldu, afiyetle yendi. Bu yemeğin lezzeti bambaşkadır. Annem der ki; " senede en az bir kere yapılıp yenmeli, vücudu temizler, hastalıklara iyi gelir." . Ben onun yalancısıyım. Soğanı çok seven biri olarak bu yemeğe de bayılıyorum. Yapar yerseniz kulağım çınlar diye düşünüyorum.
 Fotoğraf yemek  pişmeden önce çekildi. Piştikten sonrasının görüntüsü alınamadı. 

Pazar, Kasım 13, 2011

Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim ...

Açın sesini , herşeyi bi kenara bırakıp dinleyin. Bu şarkıya yazılabilecek bir yorumum yok.
Sadece diyorum ki...

''Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim....''



Delilik


    Delilik göreceli bir kavram. Tam bir tarifi de yok zaten. Kime göre neye göre deli.
Mecazen delilikse apayrı bir şey. Ben de azcık deliyim mesela . Var deli hallerim. İzleyeceğiniz videodakiler ise bana göre ZIRdeli.  İzlerken içim uçtu benim vallahi. Bir insan neden yapar ki böyle bir şeyi. Deli aklım dahi almadı bunu. Fakat, zevkten   hoplayıp zıplayışlarına bayıldım. Çok da güldüm o anda ki hallerine.
    İzleyin, uçun, korkun, gülün, delirin. Yapın bi şeyler işte.


TIKLA VE İZLE

Cumartesi, Kasım 12, 2011

Takıntılı hallerim

Bedelli askerliğe takmış durumdayım yıllardır. Canım sıkılıyor düşündükçe. Üzülüyorum. Neyin bedeli bu diye düşünüyorum. Bedeli kim ödüyor acaba diyorum. Bedeli ödeyemeyenleri düşünüyorum, içim sızlıyor, daha bi üzülüyorum.  Adı değişse bari diyorum. Meclisten geri dönse diyorum. Parası olup sevinenleri düşünüyorum, olmayıp üzülenleri düşünüyorum. Duygusalım ben elimde değil. Gençler üzülmesin  istiyorum. Takıyorum işte.

Daha yakından

Doğaya aşık biri olarak, bu görsel şovu izlemek bana çok iyi geldi. Gününüz güzel geçsin. İyi seyirler.

MUHTEŞEM BİR SUNUM

Cuma, Kasım 11, 2011

Marifetli hallerim

Aylar önce  görmüştüm, kibritlerin üzerine resimler, danteller yapıştırmışlar. Geçen gün canım sıkılınca aklıma geldi , evdeki malzemelerle bende yaptım. İşte benim kibritlerim.

Fotoğraf : Füsun T.
Her hakkı saklıdır.
Fotoğraf : Füsun T.
 Her hakkı saklıdır

Fotoğraf : Füsun T.
Her hakkı saklıdır.

Çarşamba, Kasım 09, 2011

Alkışşşşş

Bugün Knorr İşkembe çorbasını alkışlıyorum. Her zaman buzdolabımda mevcuttur. Süper kurtarıcım. Yemek az ise , vakit yoksa, yemek yanına ilave olarak şahane bir işkembe çorbası. 10 dakikada yemeği ziyafete dönüştürebiliyor. Biraz tereyağını pul biberle hazırlayıp, sofraya sirke şişesini de koydunuz mu. İşlem tamam. Şimdi  kaselere servisi yapın. Üzerine bir kaşık kızgın, cızırdayan biberli tereyağından dökün, azcıkda sirke ilave edin. Afiyetle için.
                                                    Alkışşşşşşşş
http://www.fiyatbilir.com/product/knorr-iskembe-corbas-3-lu/
Hesaplı alışveriş yapmak istiyorsanız bu siteyi inceleyebilirsiniz.

Bir de lütfen Knorr'un internet sayfasını ziyaret edin. Çok eğlenceli. Oradaki seslere bayıldımmm bayıldımmm. Mutfağa bayıdımmmm. İçiniz ısınır. Eğlencelide üstelik . Kurutma bahçesi harika. Yemek tarifleri de var. Eve ba-yıl-dım. Gidesim geldi işte buyur bakalım.

Haydi TIK TIK TIK

Pazartesi, Kasım 07, 2011

Hürrem Sultan'ın aksanlı kafa sesi

Televizyon seyretmediğim halde internet yolu ile bir çok şeyden haberdar oluyorum. Okuduğum şeylerle öğreniyorum neler oluyor tv ve dizi dünyasında. Bir çok insan öylesine seyreder geçer, bir kısmı da ince eler sık dokur derinlere iner. Geçenlerde bir arkadaşım Behzat Ç. için şu sözleri söylemişti. "Gerçekçi çekilmiş bir dizi, en azıdan eve ayakkabı ile girmiyorlar. Ayakkabılarını çıkarıyorlar" demişti. Bir kaç kez, Behlül'lü bir dizi vardı ona bakmıştım. Akşam yemeği bölümüne  denk gelmiştim. Toplum geneli için neredeyse gece kıyafeti denebilecek giysilerle , normal bir akşam yemeği yiyorlardı. Pür makyaj, ayakta ayakkabılar, kıyafetler o biçim. Ne kadar zengin olursa olsun , kaç aile o şekilde yemeğe oturur merak ettim. Vesaire vesaire, buna benzer eleştiriler uzar gider.

Afili Filinta lar yazarlarından Hakan Bıçakcı ise bir başka şeye takılmış . Muhteşem Yüzyıl dizisinde, Hürrem sultan'ın kafa sesine. Hoşuma gitti dikkati.


                                                       OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Fotoğraf: Afili filintalardan alıntıdır

Cuma, Kasım 04, 2011

Tebessüm



Çok Şirin Tıklayın izleyin . . . 





Yoksan, ben oluyorum noksan

Uyandığında ilk işi saate bakmaktı. Hep, bir geç kalmışlık hali vardı çünkü. İşe geç kalırdı genelde. Özelde de geç kalırdı. Ehliyet almakta çok geç kalmıştı mesela. Bu yaştan sonra kolay değildi ki öğrenmek. Kitap okumaya  başlamakta geç kalmıştı. Kırkına kadar geçen kitapsız günlerine üzülürdü hep. Sigarayı bıraktığında, inşallah geç kalmış olmam diyordu. Öksürüyordu çünkü sürekli ve kesik kesik. Bu sabah da saate bakmıştı uyanır uyanmaz. Dokuzu yirmibeş  geçiyordu. Artık bir işi olmadığı için, yorganın altına daha bir sokuldu, daha bir sarıldı yastığına. Hani hep siner ya o koku yastığa, yastığı kokladı . Kokmuyordu. Sevdalara da geç kalmıştı.

Füsun T. 02, 11 , 2011 Ankara




Perşembe, Kasım 03, 2011

Kar ve ben

Ankara da lapa lapa kar yağıyor şu anda. Bu sene erken yağdı. Çok severim kar yağışını. Zaten çocuk olan ruhum, kar yağdığı zaman iyiden iyiye küçülüyor, şımarıyor. Bir çocuktan beklenemeyecek kadar da romantikleşiyor aynı zamanda.
Bu şiiri geçen yıl yazmıştım. Islak ekmek attığım kuşlara bakarak.
Bu şarkıya da bayılırım. "Islak ekmek attığımız kuşlar alıştılar eve, onlarla beraber penceremdesin " ..

Ben kara bayılırım kısacası. İşte Ankara'dan haberler. Yüksekleri kar yağışlı, alçakları yağmurlu.

 Geçen yılın kar fotoğraflarından bir derleme ile noktalayım.

Fotoğraf: Füsun T.


Çarşamba, Kasım 02, 2011

Serenad

Düzenleme ve fotoğraf : Füsun T.



KARADUT


Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
llgıt ılgıt buram buram

Netmiş, neylemiş, nolmuşum
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun ..

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Her şey çocuklar için

http://www.rhbabyandchild.com/catalog/category/index.jsp?link=Shopgifts&categoryId=rhbc_cat102123

Çocukların odalarını mı dekore etmek istiyorsunuz. Ya da , çocuklar için neler var acaba diyorsanız.  Fikir almak için çocuk katoloğu na bakabilirsiniz. Çok şık şeyler var.

Bunlar kız çocukları için hediyelermiş.

Burada erkek çocuklar için hediye seçenekleri var.

Burası odaların olduğu bir galeri. Açılan sayfada oklarla geçiş yapıp izleyebilirsiniz. Belki çocukların odasında değişiklik yapmak istersiniz.

http://www.rhbabyandchild.com/rooms/?slideId=rhbc323011&id=rhbc319002&link=chesterfieldbedroom#/rhbc319052

Güzel vakit geçiyor bu kataloglara bakarken. Tabii vakti bol olanlara.

Salı, Kasım 01, 2011

Cadılar bayramı

Çok eğlenceli bir pasta yapmış sevgili Nurhak. Kabaklara bayıldım . Cadılar bayramı 31 Ekim' de kutlandı. Tema bayrama çok uygun olmuş.



Facebook da sayfası var Nurhak'ın. Diğer pasta ve kurabiyelerini görmek için üye olabilirsiniz. Sipariş de alıyor. 

Nurhak'ın Pasta ve Kurabiyeleri olarak arayabilir yada bu linkten ulaşabilirsiniz.

Erik reçeli Mİ ?

Fotoğraf: Füsun T.

Pazar günü ilk defa , tek başıma reçel yapmaya çabaladım. Genelde annemle birlikte yapardık. Hadi deneyim bakalım tek başıma neler yapabiliyorum dedim. Geçtim işin başına.  Siyah erikten yapacaktım. "Tım " evet . YapTIM  da aslında . Ama erik reçeli değildi çıkan sonuç.
Sonuca varmaya 5 kala, yan dairemizde oturan komşu teyzeye uğramam gerekti. Kapıyı çaldım, çenemi açtım, sohbete daldım. Ayak üstü laf da lafı açtı, laf uzadı. Neden uzattım ki o kadar. Toparlarken sözleri  "REÇEL yapıyorum da "dedim. "ben gideyim". "Kolay gelsin" lerle uğurlandım.

Bir yanık şeker kokusu , ben eve dönene kadar tüm evi istila edivermiş. Kapıdan girer girmez anladım ki ben reçeli azcık yaktım. Koşarak mutfağa girmek, reçelin altını kapatmak, hemen kavanoza boşaltmak, ışık hızı ile 5 dakikamı aldı.

Sonuç :
Erikler dağılarak marmelat kıvamını aldı.
Yanan şekerin kokusu az da olsa reçele bulaştı.
Dolayısı ile sonuçta;  yenilebilir durumda , yanık şeker kokulu, erik marmelatı elde edebildim.
Bir daha deneyeceğim ve erik reçeli yapacağım inşallah. Buradan , tüm yemek bloğu olan arkadaşlara sevgiler. Rakip olamayacağım için üzgünüm , bilginize .

 Ben zaten reçelli, marmelatlı kurabiyeleri çok seviyorum. E yapmak için marmelat lazım değil mi ? Ben onu düşünerek marmelata çevirdim reçeli işte.


Foto :http://yemekgunlugum.blogs.com





Ankara'nın taşına bak


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...