Salı, Ocak 31, 2012

Özledim





Özledim, özenle baktığım, çapaladığım, suladığım güllerimi özledim. Güneşin henüz ısınmaya başladığı sabah saatlerinde çimler üzerinde yaptığım kahvaltıları özledim. Çok bağırdıklarında kızsam da hiç durmaksızın cikleyen minik serçelerimi özledim. Kuşların sesleri arasında kalan, havadaki sessizliği özledim. Akşam saatlerindeki dinginliği özledim. Ağaçların altına şezlongumu koyup, aralardan gökyüzünü izlemeyi özledim. Arıların sesini özledim. Ve özledim en çok .......




Marifetli hallerim

Sessiz anlatımlı ayva tatlısı




Pazar, Ocak 29, 2012

Pazar alışverişi

Evmanya da,  dekorasyonda kar beyaz adı altında çok güzel şeyler var. Bu koltuk sehpası birinci seçimim.

Fiyat ve detaylar için tık
Bu sehpayı da sevdim. Fiyatı da fena değil. Parlak şeyleri seviyorum.
Fiyat ve detaylar için tık

Mumdan hiç sıkılmam. Her çarşıya çıkışta mumla dönebilirim eve, Yada mumlukla. E beyazda güzel zaten. Alalım.
Fiyat ve detaylar için tık
Ve son olarak . Her çıktığımda çarşıya havluyla da dönebilirim.. Taç'ın bu havluları da şıkmış.

Fiyat ve detaylar için tık
Çeşit çok.. Diğer çeşitler  için http://www.evmanya.com/ u ziyaret ediniz.




Pazar fotosu


Pazar şarkısı

Kenny Rogers
Bugünkü şarkımız Kenny Rogers tarafından seslendirilen Lady isimli şarkı. Aynı şarkıyı Lionel Richie de seslendiriyor. Onuda çok severim ama bugün Kenny Rogers dan dinleyelim istedim.  Tabii ki bir aşk şarkısı. Romantik balıktan da bir pazar günü başka şarkı beklenmez. Sözleri çok güzel şarkının. You're the love of my life, you're my lady. Sen hayatımın aşkısın , sen kadınımsın diyor. E daha ne olsun, sırf bu sözler yeter. Benim gibi yabancı dili olmayanlar için şarkının çevirisi burada. Yanlarında eşleri olanlar dans edebilirler. İyi dinlemeler. Beğenirseniz lütfen beğendim butonunu tıklayınız. Teşekkür ederim.

Pazar sineması


İlkbahar,Yaz,Sonbahar, Kış... Ve İlkbahar. Filmin orijinal adı  Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom. 2003 yılı yapımı bir film. Filmin yönetmeni ve senaristi  ise Güney Koreli bir isim ,Kim Ki_duk.

kaynak



Dün gece bu filmi uzun zaman sonra ikinci kez  izledim. Çok fazla tekrar yaptığım film yoktur. Kadın Kokusu dışında. Al Pacino'nun o filmini sonsuz kez izleyebilirim. Sinemayı severim ama tiyatro kadar değil. Çok  bilgimde yoktur sinema  konusunda. Bir şeyler izleyim dedim. Aklıma bu film geldi .  Özlemişim . Tekrar izlemek istedim ve izledim. Sanırım bir üçüncü kez de izleyeceğim. Uzak doğulu yönetmenlerin filmlerini seviyor gibiyim. Daha öncede Despatures/ Gidişler isimli bir Japon filmi izlemiş ve önermiştim sizlere. O da çok etkileyici idi.
İlkbahar,Yaz,Sonbahar, Kış... Ve İlkbahar'ı sizlerden  de izlemiş olanlarınız mutlaka vardır. İzlememiş olanlara ise kesinlikle öneririm. Pazar günü için güzel bir seçim olabilir. Çünkü  bu film bambaşka. Yalnız filmi izledikten sonra kendinizi tuhaf hissedebilirsiniz. Çok normal telaşlanmayın. İzleyen hemen herkes aynı şeyi söyledi.Filmden benim sevdiğim bir kaç şey. Sevginin gücü, mevsim geçişleri , kapıların olmaması çok hoştu. Özellikle göldeki kapıya bayıldım. İnsanın iç dünyası ile dış dünyası gibi. Bugün sahiplenme konusunda daha bir esneğim mesela. Kısacası bir yerinden tutunuyorsunuz filme. Görsellik de mükemmel filmde. O gölün güzelliği için bile izlenebilir. Neyse uzun uzun anlatmayım, tadı kalmaz. Çok etkilendiğim ve beğendiğim bir film olduğunu söylemek istedim sizlere. Bilmeden izlemem diyenlerdenseniz ve konuyu merak ederseniz. BURADA  uzun uzun bilgi verilmiş.
Filmin müziği Kim Young-im tarafından seslendirilmiş. Dinlemek için Tıklayınız

Ve fragman için TIKLAYINIZ

Cumartesi, Ocak 28, 2012

Öylesine bir fotoğraf

Fotoğraf: Füsun T.

Günün neşesi



Aşırı sinirli biri, hava limanında check-in bankosu'ndaki ilgili memura hak etmediği halde, etmediği hakareti bırakmamış.. Müşterinin abartılı kabalığı karşısında, banko memuru sakin ve güleryüzlü bir şekilde davranıyor, hiç cevap vermeden işine devam ediyormuş..Adam işi bitip gidince, bir arka sıradaki müşteri
-"Sizi tebrik ederim..!" demiş memura, 
-Hiç tahrike kapılmayıp nezaketinizi sürdürdünüz.. 
Ama bu kadarı da yanlış.. Yapabileceğiniz bir şeyler olmalı.."
- "Olmaz olur mu, var efendim.." demiş, memur gülümseyerek
- "O New York' a gidiyor, Bavulları Bangkok'a...

Perşembe, Ocak 26, 2012

Gece ve müzik

kaynak



Sade kahvemi yaptım. Geçtim pc'nin başına. Jason Mraz takılıyorum bu gece.  Hoşuma gidiyor nedense. Dinlemek isterseniz  kendi sayfasında sağ üst köşede bir kaç şarkısını yayınlamış. Ben en çok I'm Yours adlı şarkısını seviyorum ama size bir başka şarkısını dinletmek istedim bu gece. Umarım beğenirsiniz.

Jason Mraz / I Won't give up ŞARKI İÇİN TIK TIK

Birde bu videoda oturduğu bir cam önü var ki, bittim , bayıldım. Cam önlerini çok severim.


                                                         Geceniz güzel olsun. İçiniz ısınsın.
kaynak





Bilmece

KARA KOR GİBİ, İNSANA KAR GİBİ DOKUNAN ŞEY NEDİR ?

Gece turu

TIKLAYIN BAKALIM NE VARMIŞ

Çarşamba, Ocak 25, 2012

Ruh halim

kaynak

Aşk güzel şey



Dün akşam saatlerinde kar yağmaya başladı. Benimde en çok sevdiğim şeylerden biri kar yağışını izlemek. Sade Türk kahvemi yaptım. Camın önüne geçtim. Müzik setinede Mum Işığında Klasikler  albümünü koydum. Huzur ve huşû içinde kahve ritüelimi gerçekleştiriyorum. Yoldan gelip geçenlere bakıyorum. Hemen bir parantez açayım, bu albümü klasik müzik seven herkese öneririm. Hatta sevmeyenlerede öneririm. Klasik müzik dediysem soft hali. Sakin ve dingin 50 eser. 4 Cd den oluşuyor. Hediye içinde ideal bir albüm. Ben kendime hediye almıştım. Sizlere önermek istiyordum zaten , bu konu da vesile oldu böylece albümü tanıtmak için. İşte tüm bunlar olup biterken, karşı kaldırımda iki delikanlı gördüm. Birisi daha küçüktü aslında. Diğeri daha bir delikanlı. Yere eğilip bir şeyler yapıyorlardı. Yazı yazdıklarını fark ettim.

İşleri bitene kadar onları izledim kahvemi yudumlarken. Bir şey yazıp , sonra karşısına geçip bakıyordu  büyükçe olanı. Daha küçük olanı da neşeli bir şekilde onu izliyordu. Neşesini nereden gördün diyebilirsiniz. Fazla hareketli idi ve birazda tuhaf hareketler yapıyordu. Bir de halleri öyleydi ki , sanki sokakta onlardan başka kimse yoktu. Yazıya bakmak için, kaldırımdan yola inmek zorunda kalıyordu delikanlı. Trafik akıyor ama o farkında bile değildi. Riskli bir şey yapıyordu kısacası. her an bir araba çarpabilirdi. Yazıyı yazan daha sonra cep telefonunu çıkardı ve yazdığı yazının bol bol fotoğrafını çekti. 

 Onlar gittikten sonra, ben fotoğraf makinamı aldım elime. Ne yazdıklarını tam olarak göremiyordum çünkü. Merak ettim tabii. Sadece benim çektiğim yere yazmadılar. Ağaçların arkasında kaldığı için diğer yazdıklarını çekemedim. Yol boyu yazarak geldiler. Kaldırımı yazı tahtası gibi kullanıyordu delikanlı. Fotoğrafları çekince anladım. Birazcık tahmin etmiştim aslında. Hafif içim ısınmıştı. Emin olmak istedim sadece. İnsan sağında solunda neler oluyor farkında olmayacak kadar kendinden geçmişse, işin içinde mutlaka aşk vardır. Aşk yapabilir ancak insanı böyle. Dünyada bir sevdiğiniz, bir siz , bir de o an vardır aşıkken. Bizim delikanlıda aşıktı tabii ki. 

Aşk güzel şey!!!!

Salı, Ocak 24, 2012

Gece turu

Bloglar arasında gezerken bir sürü güzel şey görüyor insan. Zaten Etsy başlı başına bir dünya. Gez gez bitmiyor. Birde Cafe Nohut var malumunuz başınıza türlü zevkleri saran. Onun blogunda gezinirken , eski kayıtlarına bakarken bir yönlendirme ile başka birinin bloguna gittim. Biraz gündüz bakındım, sonraya bıraktım bir kısmınada , gece bakarım dedim. İşte o sonra şimdi oldu. Ayyy ne çok uzattım lafı. Lütfen şu salyangozlara bir bakar mısınız ?

Öylesine bir fotoğraf


Dantelli kolye

Yazın Tunalı da bir mağazadan aldığım kolyem bu. Çok severek aldım, çokta severek takıyorum. Dün takınca aklıma geldi, yapılışı bir hayli kolay. Tığ işi bilen herkes  yapabilir diye düşündüm. Model teşkil etsin diyede sizlerle paylaşmaya karar verdim.


Hatta kendimde denemeliyim. Bir başka motifle tabii ki. Başka renkte olabilir. O anki ruh halime göre değişir durum. Bakalım ne çıkar ortaya. Şimdiki ruh halime bakılırsa siyah bir kolye çıkar.
Gerekli malzeme bir adet sedef pul, birkaç tane inci boncuk, tığ, dantel  ipliği ve zincir. Gerisi tamamen yaratıcılığınıza   kalmış. İstediğiniz motifle yapabilirsiniz.


Bu kalp kısmına bakıp  orada öyle bir birleştirme var sanmayın. Orası dümdüz gidiyor aslında. Yani oradan başınıza geçiriyorsunuz kolyeyi . Ben zinciri toparlayıp kalp yapıp öyle çektim fotoğrafı. Benim blogumda kalp, kuş ve fil görmeye alışın. Bu üç şeye aşırı sevdalıyım. 



Üçlü küpe setini de LCW den aldım. Fiyatı bir hayli hesaplı idi. Tavsiye ederim çok güzel çeşitleri var. 
Görmemişin kolyesi misali bir sürü fotoğraf oldu. Olsun , bu post da böyle oluversin. 

Pazartesi, Ocak 23, 2012

Sukan'ın yastıkları

Doğal boyalarla yapılmış ipek ipliklerle işlenmiş, Anadolu desenlerinin kullanıldığı bu yastığın renklerine bayıldım.

kaynak
Kilim meraklısı birinin bu yastığı sevmemesi zor. Hep bir şark köşem olsun hayalim vardır. Henüz uygulamaya koyamadım. Olur bakalım bir gün.

kaynak


Bu yastıkta kadife üzerine işlenmiş. Çok şık.

kaynak

Buda ipek dokuma bir yastık. Yine  müthiş renkler. Yine Anadolu esintileri. 

kaynak


Bu yastıkları Sukan 'ın Etsy deki mağazasında gördüm. Her yastığa tıkladığımda bunu da paylaşayım herkes görsün duygusuna kapıldım. Hepsi birbirinden çekici.  Çok fazla çeşit var.Diğerlerini  BURADAN görebilirsiniz. Hatta satın alabilirsiniz.


ETSY



Pazar, Ocak 22, 2012

Günün sözü

Foto: Füsun T.


" Hayatın her alanındaki insanların hepsinin üzerinde birleştiği iki şey vardır. Maaşların azlığı,işlerin çokluğu"
Bill Waughan


Kelebekler özgürdür

Fotoğraf :Füsun T.

Cumartesi, Ocak 21, 2012

Alkışşşşş

Gözlerim dola dola, yüreğim yana yana bir haber izledim bugün tv de. Organ nakli ile ilgili. Türkiye'nin ilk yüz nakli gerçekleştirildi. Ayrıca  çift kol naklide gerçekleştirildi.  Haberi , vereceğim linkten detayları ile okuyabilirsiniz.
Ben; nakli gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan ve ekibine ve organlarının tümünü bağışladıkları için ,Uşak’ta trenin altına atlayarak intihar girişiminde bulunan ve beyin ölümü gerçekleşen işçi Ahmet Kaya’nın ailesine , yürekten kocaman bir ALKIŞŞŞŞŞŞŞŞ gönderiyorum. Ve şimdi tüm dualarım nakil olan hastalar için. Umarım her şey  yolunda gider.


Haberin detayları burada

Kağıttan kar tanesi


Geçtiğimiz günlerde  burada paylaşmıştım kağıttan kar tanelerinin nasıl yapıldığını. Bende yapmıştım işte o gün. Fakat fotoğrafları yayınlamakta geciktim. Onlarca fotoğraf  çekip, sonrada onların arasında kayboluyorum. Ve böylece gecikmeler oluyor . İşte  kar tanelerim. Benimkiler pembe. Birazda aceleci işi. Hemen o anda,evde ne malzeme varsa onunla yapılacak bitecek. Çok hercai günümdeydim. Görür görmez yapmaya başladım, yaptım, bitirdim. Oh dedim.  Çok zevkli idi yapım aşaması. Ben kendimce kestim. Çıkacak sonuçları merak ede ede. İşte bunlar çıktı. 


Cuma, Ocak 20, 2012

Fosforlu Cevriye



 İzlediğim tiyatro oyunlarından bazılarını tekrar tekrar izlemek isterim. İşte Fosforlu Cevriye de onlardan birisi. 3 yıl önce izlemiş olsam da ; aklıma geldiğinde, sanki o an oyundan çıkmışım gibi tazedir duygularım. Her şeyi ile mükemmel diyebileceğim bu oyun hala kapalı gişe oynamakta. Bilet bulamadığım için tekrarını izleme şansım henüz olmadı ama bu sezon bir kez daha izlemeyi çok arzu ediyorum. Ne yapıp edip bir bilet bulacağım inşallah. Bazen kapılarda beklerim. Oyun girişinde bir gelmeyen olur da bileti satarlar diye. Çok yapmışımdır hatta. Ve genelde de girmişimdir oyuna. Belki de yine öyle bir yol izlerim. 

Oyuna gittiğimde mutlaka tanıtıcı kitapçığını alırım ve saklarım. Minik bir koleksiyon diyebiliriz. Ardından da oyunun ilk molasında doğru kulisin kapısında alırım soluğu. Kitapçığımı imzalatabilmek için. Bu oyunda da imzamı almıştım, her zamanki gibi. Hayalim o kulislerde olabilmekti aslında. Bir şekilde hayalimin bazı bölümlerini gerçekleştirdim. Oyuncu arkadaşlarımı kuliste ziyaret edip, kulise sızmış oldum. Bazen de imzalar atılırken girdim içlerine. Bir keresinde de sahneden seyircilerin nasıl göründüğünü anlayabilme şansım olmuştu.  Oyun bitimi sahneye çıkmıştım, oyuncu arkadaşımı tebrik etmek için. Sahne ışıklarında salon bir başka haşmetli görünüyor. Bir oyuncu arkadaşım bu merakımı bildiği için, gel bir oyunda minik bir rol verelim sana , çık sahneye demişti . Korktum galiba o haşmetten." Nıck " dedim . Ama o da olur bakarsınız bir gün.  Tiyatroya aşığım desem doğru olur. 



Fosforlu Cevriye'nin yazarı Suat Derviş (asıl adı Hatice Saadet Baraner ). Derviş ,1969 yılında  romanını Gülriz Sururi Cezzar'a şu satırlarla imzalamış .

“Sevgili ve büyük Gülriz Cezzar’a, en derin sevinçle Fosforlusunu teslim eder.”

"Fosforlusunu" kelimesi beni çok etkiledi. Ne kadar kıymetli imiş yazar için demek ki. Ve Gülriz Sururi bu emaneti 2008 yılında müzikal olarak sahneye taşır.  Müzikleri Attila Özdemiroğlu tarafından yapılır. Oyun Devlet Tiyatrolarında sahnelenir. Bir emanet bu kadar güzel saklanır ve günü geldiğinde de seyirci ile buluşur. Ellerine sağlık Gülriz Sururi.


Fosforlu Cevriye rolünü oynayan Feray Darıcı ile Cevriye belleklere daha bir yerleşiyor. 
 Uğur Çavuşoğlu ' nun o güzel sesi oyundan sonrada kulaklarınızda yankılanıyor. Aşk her zaman , her şartta mevcut. Cevriye'nin aşkı ise hayatındaki tek güzellik belki de. Ve Nermin Uğur  yani Sümbül hanım. İnsan sahnede onun gibi , iyi rol yapabilen oyuncuları izleyince ,daha bir seçici oluyor. Her oyuncudan yüksek performans beklemeye başlıyor. Tüm kadronun güzel oyunculukları ,neşeli anları, duygusal dakikaları, müzikleri , dansları ile Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenen , izlenesi bu oyunu kaçırmamanızı dilerim. 


Oyuna ait bir video



Perşembe, Ocak 19, 2012

2012 Pireli Takvimi

2012 Pireli Takvimi

Çok sevimli olmuş. Paylaşayım dedim.

CHANEL N°5

kaynak


Güzel ve sürprizli bir reklam filmi paylaşacağım sizinle. Ben çok beğendim.  Amêlie filminden bildiğim Audrey Tautou oynuyor. Sevmiştim o filmi. Hatta o zaman cd playerlar yoktu. Film müziklerinin kasetini almıştım. Bu reklamda görünce filmi bir kez daha izlemek istedi canım. Belim tutuldu, yatak döşek yatmaktayım 1.65. Yapılacak en iyi şeylerden biri de film izlemek. Zira sabahtan beri kitap okuyorum sıkıldım. O zaman siz bu reklamı  izlerken, ben de Amêlie izleyecek bir yerler araştırayım.

REKLAM İÇİN TIK



Çarşamba, Ocak 18, 2012

Oyuncak ve çizgi film

kaynak
Oyuncak denilince akla hemen çocuk gelir tabii ki. Gerçi benim gibi hala oyuncakları olan büyüklerde var. Oyuncaksız çocuk olmaz. Çarşıdan alınmış herhangi bir oyuncağı olmasa bile çocuklar, bulabildikleri her nesneyi oyuncağa çevirme yetisine ve büyük bir hayal gücüne sahipler. Eskiden az sayıda olan oyuncaklarımız ne kadar kıymetli ise, şimdi çok sayıda olan oyuncaklar çocukların ayakları altında ezilmekte. Şimdi ki zaman çocuklarının olmazsa olmazlarından birisi de çizgi filmler. Bir çok annenin kurtarıcısı durumunda olan çizgi filmler acaba çocuk için ne kadar iyi ve doğru. Çocuk yetiştirmek kıldan ince kılıçtan keskin bir durum. O yüzden anne babaların kendini eğitmesi gerek diye düşünenlerdenim. Eğitmekle de olmuyor , uygulamak gerek bir de. Çocuklukta yaşanan en ufak bir travma insanın hayatı boyunca onunla birlikte yaşıyor. Kısacası bir çok konuda uyanık, dikkatli ve hassas olmalı. 
Klinik Psikolog Çiğdem Çalkılıç Taylor  makalesinde oyuncakları ve çizgi filmleri anlatıyor. Bakın çocuklar için hazırlanmış çizgi filmlerde çocukları ne gibi tehlikeler bekliyor. 

ÇOCUK OYUNCAKLARI  VE
SALDIRGAN ÖGELER İÇEREN ÇİZGİFİLMLER
 Klinik Psikolog Çiğdem Çalkılıç Taylor
Günümüzün pazarlama teknikleri 'en kolay etki altında kalan' kitleye yani çocuklara yönelmiştir. Böylelikle çizgi film, bilgisayar veya game-boy oyunları, oyuncak ve tekstil endüstrisi kolkola ortak bir plan çerçevesinde satışlarına devam etmektedir. Ailelerde bu durumdan kaçınılmaz olarak etkilenmekte ve çaresizlik yaşamaktadırlar. Filanca çizgi film kahramanının oyuncakları ve oyuncak aksesuarları (silahları, gemileri vs.) kalem kutusu çanta ve tişörtleri ve daha nice tüketim malzemeleri satışa çıkmaktadır. Bir sene içinde bazen 3-4 kahraman benzer pazarlama teknikleriyle piyasaya sunulmaktadır. Burada anne ve babalar ortak şekilde hareket etmeli ve çocuklarıyla birlikte maruz kaldıkları bu çarkın dışına çıkmaya çalışmalıdırlar. Bu pazarlama yöntemleri en çok TV reklamları yoluyla etkilemektedirler. Dolayısıyla TV nin gün boyunca açık kalması çok yanlış bir tutumdur. Anne ve baba okulöncesi çağdaki çocuğuna TV yi seçerek ve kısıtlı zamanlarda izletmelidir (haftada azami 4-5 saat). Okulçağı ve sonrasında da günde azami 2 saatle sınırlanmalıdır. Aynı şekilde game-boy ve bilgisayar oyunları da okul öncesinde çok kısıtlı kullandırılmalıdır. Okul öncesinde bunlara uzun süreyle maruz kalmış çocuklar tam da bu pazarlama tekniklerinin hedeflediği tatminsiz ve talepkar, sürekli tüketen çocuklar haline dönüşmektedirler. Böyle olması kaçınılmazdır!
Saldıganlık gösterileri ve korku öğelerini içeren programlar çocukları olumsuz yönde etkilemektedir. Okul öncesi dönemde zihinsel gelişim, temelde somuttur yani çocuk gördüğünün gerçek ve doğru olduğuna inanır. Ayrıca muhakemesi henüz tam olgunlaşmadığından davranışlar ve bunların etkileri arasındaki bağlantıları tam olarak kuramaz.Taklit etme yöntemini öğrenme adına kullandığından gördüklerini uygulamayı istemesi de kaçınılmazdır.Bu dönemin psikolojik olgunlaşma   özelliği henüz kendini merkez gören (benmerkezci) bir yapıda olduğundan, çocuk kendini "çok güçlü, herkesi yönlendiren" kahramanlarla kolayca özdeşleştirmektedir. Dolayısıyla çizgi filimlerde o kahramanların ne yaptıkları önemlidir. Yapılan araştırmalar,TV de şiddet içeren programları izleme sıklığı  ile çocukların saldırgan davranmaları ve kendilerine saldırgan davranılmasını kabullenmeleri arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Çoğunlukla Japon veya Amerikan yapımı çizgifilimlerde veya çocuk filimlerinde yüksek dozda "örtülü" şiddet sergilenmektedir. Bu filmlerde saldırganlık "temiz, haklı, ödüllendirilmiş ve komik" olarak gösterilmektedir. Çizgi filmlerde savaşlar kansız ve temizdir. Saldırgan eğer  "iyi kahraman" ise zaten o haklıdır! Bu kahraman   çok şiddetli bir saldırı ile karşılaşsa da hiçbirşey olmamışçasına hemen toparlanır. "İyilik " için de "kötülük" için de saldırgan tutum sergilendiği için çocuğun değer yargılarını oluştururken bunu anlamlandırmakta güçlük çekmesi doğaldır.    Ayrıca şiddet içeren davranış, kahramanı "kahraman" yapan özelliktir yani ödüllendirilmiş bir tutumdur. Çizgifilm diliyle herşey aslında "komiktir"de!  Kimse zarar görmez sonuçta herkes eğlenir.
Çocuk filimlerindeki veya çocukların pek sevdiği "yetişkin" filimlerindeki gerek saldırganlık gerekse sosyal olarak kabul görmeyen başka davranışlar ( küfür, yalan v.s) özellikle yuva ve ilkokul 1. 2. sınıf çocukları için kritiktir.Bu yaşta çocukların muhakeme becerileri olayın bütününü kavramalarına yetmediğinden, hikayenin içindeki sebep-sonuç ilişkisini gözden kaçırıp sadece en belirgin (şiddet,korku vb) unsurları akıllarında tutarlar. Bu onların bilinçli seçimlerine dayanan bir süreç değildir. Bu tür etkilenmeler içinde olan çocuğun etrafındaki kişilere benzer tavırlarla   davranması kolaylaşır. Ayrıca kendine ve başkalarına dönük saldırganlığa bir çeşit duyarsızlaşma duruımu artar. Yapılan araştırmalar, bu duyarsızlaşmanın sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da gerçekleştiğini göstermektedir.
Çocukların öğrenmelerinde gözlemin rolu çok büyüktür. TV de izlenen programlarda sergilenen davranış ve tutumların aile içinde ne ölçüde onaylandığı ve pekiştirildiği de önemlidir. Anne ve babaların çocukların izledikleri özellikle saldırganlık ve şiddeti değerlendirmede olumlu rol oynayabileceklerini bilmeleri gerekir.Çocukların TV izlerken anne babalarının yanlarında olması ve aralarında konuşup değer yargılarını paylaşmalarında fayda vardır.Yapılan araştırmalar, ailelerin özellikle saldırganlığına karşı olumsuz tepkilerini çocukları ile seyrettikleri filimlerde paylaşmaları sonucunda çocukların bakış açılarını değiştirebildiklerini göstermektedir. Anne baba tarafından gerçek yaşama dair bilgiler, örneğin   saldırganlığın filimlerdeki gibi "kolay" olmadığını,acı,üzüntü ve geri dönülmez sonuçlar yaratabileceği çocuğa anlatılmalıdır. Gerekirse örnekler verilerek pekiştirilmelidir.


Kaynak : pusulapsikoloji


Diğer makaleleri için tıklayınız




Salı, Ocak 17, 2012

Günün sözü


Hüzün


"Ben" istemiyorum ki.!! İçime sızıyor hüzün. Sadece fotoğrafına dokunuyorum özledikçe. Tenimden içeri giriveriyor o anda,yayılıyor tüm vücuduma. Sünger gibi emiyor her bir zerrem o acı tadını. Göğsümde birikiyor sonra. Sıkışıyor kalbim.Beyindir asıl seven ama hep sana mal edilir sevmeler .Sakin ol aman dikkat diyorum. Sen bana lazımsın daha çok sevmek için. Düğümleniyor boğazım. Bir koca yumru, "buradayım diyor.Hala sendeyim". Yok terk etmeye niyeti ben sana baktıkça. Bırakıyorum fotoğrafını masamdaki kitabın sayfaları arasına. Doluyor gözlerim. Doluyor. Ağlama diyorum kendim, kendime. Dinlemiyor.Istırap o gözyaşı anları. Doğum gibi hüznün vücudumu terk edişi. 

Demiş ya şair " sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır. Sana bakmak Allah'a inanmaktır."


Füsun T. 2012/01/17









Pazartesi, Ocak 16, 2012

İyi haftalar

Fotoğraf : Füsun T.
  İki kum tanesi, iyi bir hafta geçirmenizi diler .. 

Mumluk


Akşama kadar blogları dolaşınca insan aşka geliyor.  O kadar marifetli kişiler  var ki. Sabırla, titizlikle ürünler yapıyor ve sergiliyorlar bize. Çok sabırlı bir insan olmama rağmen , bazı şeylerde heyecandan sanırım ben o sabrı gösteremiyorum. Sevgili cafe nohut cam kavanozdan mumluk yapmıştı. Yabancı bir blogda da daha önce görmüştüm ama yapmak için niyetlenmedim. Bu cafe nohut da bir şey var . Beni aşka getiriyor. Sunumu farklı sanırm. İçindeki enerjiyi ve isteği yansıtıyor demek bana. Onun sayfasında gördüm aynı mumluğu. Görünce aşka geldim. Evde, o anda ne malzeme varsa , hemen bir araya getirip bu gördüğünüz mumluğu yaptım. Sabırsız davranıyorum dedim ya, evdeki malzemeler minik kavanoza eksik geldi. Dantelin boyu kısa kaldı. Kavanozun poposu açık kaldı kısacası. Ne dedim biliyor musunuz ?  " Amannnn bu da böyle oluversin .." Hemen bir dip not düşeyim, insan yaş aldıkça daha bir rahat davranmaya başlıyor. En azından ben öyle oldum. Bakıyorsunuz ki hayat geçip gidiyor, ufak ayrıntılara takılmaya zamanın kalmadığını daha iyi idrak edebiliyorsunuz. Tabii, genç yaşlarında da böyle olanlar vardır muhakkak . Fakat benim gibi genç yaşlarında mükemmeliyetçi  olup, hayatın hızlı aktığını , her şeye takılmamak gerektiğini sonradan idrak edenlerde vardır. 
Mumluğun üzerindeki dantel,  daha önce blogda yayınladığım bardak için yapmış olduğum dantellerden. 
İşte, uydur buydur yaptığım mumluk bu . Akşam kahvesinin yanında yakıp keyfine bakmak güzeldi. Ben sevdim, mutlu oldum. Yanınca daha bir güzel göründü gözüme. Kahvemi daha bir zevkle içtim.  Kahve ritüelimi bir başka zaman anlatayım. Mumsuz olmaz. Böylece, evin içindeki bir sürü mumluğa  bir yenisi eklendi. 




Cumartesi, Ocak 14, 2012

Bir umuttur yaşamak




Kim bilir güneşli sahillere yolumuz düşer belki  bir gün. Kim bilir , belki de  bir sahil kasabasının denize uzanan eski iskelesinde , açılmak için sonsuzluğa, adım atarız bir yelkenli güvertesine. Bir gün, kim bilir, güneşin pırıltılarını izleriz denizin yüzünde. Güler yüzümüz,, ışıldar yüreğimiz. Kim bilir ?
" Bir umuttur yaşamak "



Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim.

Cuma, Ocak 13, 2012

Fotografium Hediye çekilişi


Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.



Pembe


                                      İşte öyle bir düzenleme. Yapmıştım bir zamanlar. Bahçede çiçek çok olunca. Bende de çiçek fotoğrafı çok. Bence güzel olmuş gibi . Dimi ?

Mademki konu fotoğraf, bir duyuru yapayım. Az önce öğrendim ki Turkcell blog yarışmasında hobi bloglarında birinci olan Fotografium blog bunu kutlamak için fotoğraf makinası  hediye etmeye karar vermiş. Nasıl mı ?


Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.







Ayak parmağı estetiği

Kaynak


Estetiğe karşı değilim ama kendime uygulamayı hiç bir zaman düşünmedim. Birazcık büyük  ve kemerli bir burnum var. Çocukluk yıllarımda alay konusu olurdu. Ortaokulda çok beğendiğim ve sevdiğim bir arkadaşım bunu bildiği için bir gün bana " sakın ameliyat olmayı düşünme , o zaman sen olmaktan çıkarsın. Sen böyle güzelsin.. " demişti. Zaten düşünmüyordum estetik olmayı ama bu sözü de çok beğendim. Hep aklımdadır.

Dün bir haber okudum Ntvmsnbc'de. Adına " Sindirella Estetiği " denen bir estetik paketi  varmış. Bu paketin içindeki ameliyatlardan birisi de ayak parmağını kısalttırmakmış. İnsanların cesaretine  hayranım. Sağlık mecburiyeti olmadığı sürece bu tür bir estetik ameliyat yaptırmak , sizce de cesaret işi değil mi ?
Bakın neler oluyormuş..
HABER İÇİN TIKLAYINIZ


Perşembe, Ocak 12, 2012

Gül kuruttum

Gününüz güzel olsun. Dışarısı çok soğuk , sevgi yüreğinizden hiç eksik olmasın, içinizi ısıtsın. Attığınız her adımda, yaptığınız her işte Tanrı yanınızda olsun. Sizinle çok sevdiğim bu şarkıyı da paylaşmak istedim bu vesile ile.
Bahçemizin gülleri
                                                                 Şarkı için TIK
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...