Cuma, Kasım 30, 2012

Kağıttan kar tanesi

Sonunda 2012 yılını da bitirmeye az kaldı. Yavaş yavaş yeni yıl süslemeleri  başladı her yerde. Kentpark AVM de mor bir yılbaşı ağacı gördüm çok hoşuma gitti. Bulursam bende ondan istiyorum bu sene. Yılbaşı ağacı süslemeye bayılıyorum. Onun yanıp sönen ışıkları beni acayip mutlu ediyor. Hele bir de o gece kar yağarsa ,hele bir de kristaller gece pırıl pırıl parlarsa ,değmeyin keyfime.


Geçen yılbaşında kar yağmamıştı hatırladığım kadarı ile. Bu yılbaşında da yağmaz belki. O yüzden biz kendi kar tanelerimizi hazırlamaya başlayalım derim. Ne dersiniz. ? Fotoğraftakiler benim geçen yıl alelacele yaptıklarım. Çok romantikim ya, pembe yapmışım . Benim çeşitlerime bakmayın siz , çok güzelleri var linkte. 
Bir videolu anlatım var ilk önce. Onu izledikten sonra çeşitler için alttaki linki tıklayabilirsiniz. Haydi kağıttan kar yağdırmaya.

Videolu anlatım

Kar tanesi yapımı

Perşembe, Kasım 29, 2012

Kutadgu Bilig'le gözgöze gelmek

Geçen hafta karma resim sergimiz vardı. Başbakanlık Basın yayın ve enformasyon genel müdürlüğü sergi salonunda yapıldı. Sergi salonunda bir dolap dolusu kitap dikkatimi çekti. Üzerinde "nadir eserler " yazıyordu. Yaklaşıp bakınca ilk olarak "Kutadgu Bilig"le göz göze geldim. Heyecanlandım resmen. Edebiyat derslerimin Yusuf Has Hâcib'inin yazdığı kitap karşımda .  Kutadgu Bilig, kutlu olma bilgisi anlamına geliyor. Mesnevi tarzında, beyitlerden oluşuyor.

İnsan her iki dünyayı devletle elinde tutarsa;Mes’ud olur, bu sözüm doğrudur. (beyit 352)



Başka neler vardı. Osmanlı devleti salnamesi vardı. Salname ne demek bilmiyordum. Kitabı fotoğraflayıp, eve gelince öğrendim. Salname, Osmanlı devletinde bir yıllık olayları göstermek için hazırlanan esermiş. İlk salname 1263 (1847) yılında Ahmed Vefik Efendi tarafından, Hayrullah ve Ahmed Cevdet efendilerin yardımları ve sadrazam Büyük Reşid Paşa'nın emri ile yayınlanmış. 


Serveti Fünun Dergisi. Koca bir akımın adını aldığı dergi. İnsan heyecanlanmaz mı .

Bir bilim dergisi olarak, Recaizade Mahmud Ekrem'in Mekteb-i Mülkiye'den öğrencisi Ahmet İhsan Tokgöz tarafından 1891'de çıkarılmaya başlanmış. Edebiyat-ı Cedide ya da diğer ismiyle Servet-i Fünun Edebiyatı bu dergi ile birlikte ortaya çıkmış. Servet-i Fünun adlı derginin çevresinde toplanan sanatçıların Batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketi oluşmuş.

 Derginin başyazarlığını bir dönem Tevfik Fikret yapmış. Bilim dergisi olarak yayına başlayan dergi, daha sonra edebiyat dergisi olarak devam etmiş. Dergide yayınlanan bir yazı, II Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunca dergi kapatılmış.
İşte Serveti Fünun dergisi.

Ve Kamus_u Allam. Şemseddin Sami tarafından yazılmış ilk Türkçe ansiklopedi. 6 cilt. Sami, ilk Türkçe roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın da yazarı. 



Benim için hepsini bir arada görmek gerçekten heyecan verici idi. Çünkü aniden çıktılar karşıma. Paylaşmak istedim. Eğer bir gün sergi salonuna yolunuz düşerse siz de görebilirsiniz. 

Ayrıca "Ayın tarihi" adlı dergide vardı. BYEGM'nin internet sitesinde bu yayına ulaşıp, okumanız mümkün. 1947 yılından bu yana hepsi mevcut arşivde. İşte linki, en az birini okuyun derim. 
Ayın tarihi

Ve sitede ilginizi çekeceğini düşündüğüm daha başka yayınlarda mevcut. 
byegm yayınları



Çarşamba, Kasım 28, 2012

Eskilerim

Kahve tutkum malum. Bu tutkunun nereden geldiğini de söyleyim. Anneciğim her gün saat iki gibi, pencere önünde kahve içerdi ben gençken. Hatta yanına bir de sigara yakardı. Sigara içmezdi normalde ama kahve ile severdi. Ben,Türklerin kahve içme yaşına gelince (malum, çocuklar kahve içmez ağzı kararır), bu cam önü kahve ritüeline iştirak eder oldum. Sonrası malum, bu alışkanlık bende sabah bir , akşam bir olmak üzere devam ediyor. Anneciğim ise rahatsızlığından dolayı artık kahve içemiyor.

Bir zamanlar memleketimizde kahve bulunmaz olmuştu. Nedenini hatırlamıyorum. Yurt dışından tanıdıklar çekilmemiş tane kahve getirirlerdi bize. E tiryakiyiz ya. Yine o yıllarda evlerde elektrikli öğütücüler olmadığı için yiyecekler ya havanda dövülür ya da şimdi fotosunu göreceğiniz bu değirmenle öğütülürdü.
Bunları anlatmamda ki sebep gençler fotoları görünce  bu da ne demesinler. Yaşımız çok fazla olmasa da bunları yaşadık biz. Çok uzun zaman değil , bundan 25-30 yıl öncesinden söz ediyorum.! İşte bu aletle öğütürdük biz de yurt dışından gelen tane kahvemizi. Biraz güç gerektirdiği için ilk aşamayı annem yapar, hoşuma gittiği içinde kalan aşamayı ben tamamlardım. Çünkü taneler parçalanmış olur, değirmeni çevirmek kolaylaşırdı.


Nasıl çalıştığına gelince. Solda görülen parçanın içine kahve konur, yanındaki parça üstüne takılır, sonra kapağı kapatılır ve en sağdaki aparat ikinci parçanın üzerindeki demir çubuğa yerleştirilir. Sonra da aparatı ucundan tutup çevirmeye başlarsınız. Çevirdikçe taneler çıtır çıtır ses çıkararak kırılır. O koku şu an burnumda. O kadar güzel kokar ki taze öğütülmüş kahve ve o kadar lezzetli olur ki.  Olsa da içsek. Hatta yakın zamanda yapsam bu işi. 

İşte anıları ile birlikte sakladığım eskilerimden birisi de budur. Neşe içinde güzel sohbetler eşliğinde bol kahveli günler hepimize.

Pazartesi, Kasım 26, 2012

Hürrem Sultan


Foto kaynak :http://www.devtiyatro.gov.tr

Tiyatro sezonunu dün Hürrem Sultan adlı oyunu izleyerek açabildim sonunda. Biliyorum bir çoğunuza Hürrem'den fenalık geldi. Ben diziyi izlemediğim için hiç bir sorun yaşamadım. Oyun çıkışı nefis,sıcacık  bir aile toplantısına katıldım. Orada diziyi izleyen yakınlarımla bir sürü Hürrem kritiği yapıldı. Hürrem adından bu kadar çok bahsedileceğini bilse daha neler yapardı kimbilir.

Devlet tiyatrosunun bir çok oyunu gibi bu oyunda son derece başarılı idi. Oyun Orhan Asena tarafından yazılmış. Asena konularını tarihten alıp bunlara çağdaş yorumlar getiren bir yazar olarak anlatılıyor oyun kitapçığında. Oyunu izlerken bunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Bazı yerlerde bugün aklınıza geliyor ve hemen örtüşüyor eski ve yeni.

Yöneten Serhat Nalbantoğlu. Oyunculuğunu çok beğendiğim biridir. En son, şahane oyun Genç Osman'da izlemiştim kendisini. Sahneye koyduğu oyunlardan Tek kişilik şehir, Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım adlı oyunları da çok çok beğenmiştim. Bu da çok başarılı idi.

Işık tasarım Zeynel Işık tarafından yapılmış. Oyun çıkışı kitapçıkta ilk baktığım isim onun ismi oldu. Beni çok etkiledi ışık tasarımı. Ben buradayım diyordu resmen.  Bundan sonra büyük ihtimal kendisini ayırt edebilirim oyunlarda. Evet bu oyunun ışık tasarımını Zeynel Işık yapmış diyebilirim. Benden kocamannnn bir alkışşş ona.   Ellerine sağlık.

Giysi tasarımını Sevgi Türkay yapmış. Bizden bir alkışta o aldı. Her biri özenle hazırlanmış giysilerin ve gerçekten göz kamaştıran güzellikte ve uyumda idi. Kumaş ve renk seçimleri harikaydı. O zaman napıyoruz. Alkışşşşş.

Müzikler Can Atilla'ya ait. . Burada bir es yapacağım. Kabin hoparlörlerde sanırım bir sorun vardı. Müziğin sesi fazla açıldığında kulakları tırmalayan patlamalar oluşuyordu. Dolayısı ile Can Atilla'nın muhteşem müzikleri birazcık heba oldu. Bir Can Atilla örneği Aşk_ı Hürrem  İzleyin dinleyin

Oyunun konusu ise, adı Hürrem Sultan olsa da , Kanuni Sultan Süleyman'ın babalık ve devlet adamlığı arasında yaşadığı yalnızlık ve duyguları işlenmiş oyunda. Oğlu  Mustafa'nın katli ve yaşananlar üzerinde yoğunlaşıyor oyun. Tabii Hürrem'in entrikaları ve dinmeyen hırsı. Konu da güzel, konuşanlarda güzel. Oyun çıkışı düşünüyorsunuz ayrıca, Mustafa'nın katlinin  Osmanlı'nın kaderini değiştirdiği söylenir, Mustafa yaşasaydı neler olurdu acaba .?
Foto kaynak : :http://www.devtiyatro.gov.tr

Oyuncular hakkında bir şey yazmam mümkün değil. Hepsi birbirinden usta bir kadro. Hepsi mükemmel. Bir tek şey için bile gidilir bu oyuna . Sinan Pekinton'un o harika sesi ve yorumu için. Bir başka sesi ve yorumu atlamak ise asla olmaz. Mustafa'nın katlinde sahnede yankılanan Mustafa'nın can arkadaşı şair Yahya tarafından yazılan Medet şiiri Rüştü Asyalı tarafından öyle bir yorumlanmış ki, işte bu noktada göz yaşlarınıza hakim olmayı bırakacaksınız.

                                                Bilet bulursanız oyunu kesinlikle izleyin. 
foto kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr
Rüştü Asyalı'nın güzel yorumundan bir başka şiir paylaşayım sizinle.
Kanuni'nin Hürrem'e yazdığı şiir

Hepimize bol tiyatrolu günler.

Pazar, Kasım 25, 2012

Meyhaneci


Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:
- " Paranızı sokağa atıyorsunuz ! Kazanan kim ? Meyhaneci...
En büyük dükkan kimin ? Meyhanecinin...
En güzel ev kimin ? Meyhanecinin...
Ya en güzel araba ? Meyhanecinin.
Bu paraları veren kim ? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:
- " Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.."
Hoca memnun:
- " Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Adam düzeltir:
- " İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım ! "


t

Cumartesi, Kasım 24, 2012

Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim


Çok sevdiğim  bir şarkıyı beraber dinleyelim istedim bu sabah. Önce şarkının hikayesini okumanızı öneririm. Şarkının güftesi bu hikayeden esinlenilerek Fevzi Halıcı tarafından yazılmış ve Çinuçen Tanrıkorur bestelemiş. Melihat Gülses'de o mükemmel yorumu ile seslendirmiş. 
Bu nar çiçeği değil ama narçiçeği de bu renk olur


** Efsaneye göre Cihangir Hanlığı'nın genç Prensi Salim Şah, birgün raksını görüp hayran kaldığı, Anarkali isimli genç ve güzel rakkaseye aşık olur. Zaman geçer ve Prens Salim Şah gönlünü çelen bu güzel rakkase ile evlenmek ister. Kurallar ise farklı.. Bir prensin halktan bir kızla evlenmesi yasak, hele bir rakkase ile evlenemesi akıldan bile geçmemesi gereken bir düşüncedir.
Zamanla bu aşk yasağa rağmen büyür, iyice alevlenir. Bütün Hanlığı sarar Anarkali ile Salim Şahın aşkı ağızdan ağıza anlatılır. Bu hâl prensin babası olan Han Akbar tarafında ise büyük bir rahatsızlık yaratır. Aşıkların birbirini görmesi yasaklanır.
Ama ferman dinlemeyen gönül, burada da ferman dinlemez Aşıkların ilişkisi sürer gider. Aşk hükmünü sürdürür. Efsane aşk iyice dillenir. Civar hanlıklara da yayılır. Bununla başedemiyeceğini anlayan Akbar Han çareyi sevdalıları ayırmada bulur.
Çözüm çok zalimcedir. Güzel Rakkase Anarkali ibret için kentin ortasında yapılan, penceresi olmayan dört duvardan ibaret dar bir odaya hapsedilir. Arkasından giriş kapısı da duvarla örülüp kapatılır. Ölüme terkediştir bu..
Prens şaşkın ve çaresiz, bu aşkı efsaneleştiren şehir halkı ise ağlamaklıdır. Her gün gelip bu hücrenin önünde, Hanın insafa gelip güzel Anarkali'yi affetmesini bekler. Bir müddet sonra umutlar kesilir. Artık duvarlar yıkılsa da güzeller güzeli Anarkali'nın sağ çıkma ihtimali yoktur. Halk yavaş yavaş çekilir. Bekleme duvarının önü boşalır. Ama Aşk mecnunu prens ,maşukunun çevresindedir hep. Gönüldeki sevda ve sevilen ölmemiştir. Gözleri kapının örüldüğü duvarda sesiz bir tevekkül ile beklemededir.
Mevsimler geçer bahar olur, tabiat canlanır. Bir gün o taş duvarda da bir kıpırtı başlar. Prensin gözünü hiç ayırmadığı o duvarda güzel Anarkali'nın girdiği kapının taş örgüleri arasından ince zarif bir dal filizlenmiştir. Bunu duyan halk tekrar toplanmaya ve hergün bu hayat izini izlemeye başlar.
Günler geçtikce yeni dallar ,yeni filizler çıkar o taşın bağrından ve tüm dallar tomurcuklarla yüklüdür, çiçek açacaktır aşk.
Bir sabah duvarın önüne gelenler. Duvarın baştanbaşa kırmızı nar çiçekleriyle kaplı olduğunu görürler. Hayranlık veren bir güzellik vardır. Adeta Güzel Anarkali'nin tüm güzelliği narçiçeklerindedir. Bir gecede bütün narçiçekleri açmıştır. Mevsimler boyu orada aşkın umuduyla bekleyen prens ise duvara yaslanmış Narçiçekleri arasında mutlu bir ifade ile ruhunu teslim etmiştir.. Aşk çiçekleri açmış aşıkın kalbi ise Anarkali'nin güzelliğini seyrettiği o çiçeklerin ihtişamına dayanamamıştır. Sevdalarıyla birlikte maşukunun yanındadır artık. Rivayet şu ki; O güzelim ateş rengi nar çiçeklerinin çıkış yeri Güzeller Güzeli Anarkali nin aşk dolu kalbidir. Taşları delip sevdiğine kendini göstermiştir.

Cuma, Kasım 23, 2012

Göbekler erisin

Kilolar alındı. Kıyafetler yakışmaz oldu. Şekil  bozuldu. Yok canım azcık ayva göbek gibi sözlerde söylenemiyor artık.  Kendimizi kandırmayalım. Napıcaz şimdi. Hareket edicez şimdi.

tık tık

Perşembe, Kasım 22, 2012

Şirince'ye bir iki

Kıyamet kopuyor. Ama bu kıyamet Şirince ile ilgili. Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere 21 Aralık 2012 de  kıyamet kopacakmış. Maya takvimi o gün sona eriyormuş.  Marduk gezegeni gözünü dünyamıza dikmiş bekliyormuş. O gün dünyaya çarpacakmış. Ne alıp veremediği varsa bizimle. Ben de Marduk'a diyorum ki, haydi vur öleceksek ölelim ...Nasılsa bir can borcumuz var.

Şirince de kopan kıyametse 15_ 31 Aralık arasında otellerde yer bulunamaması ile ilgili. Mavi enerji grubu diye bir grup, Maya takvimine göre 21 Aralık'ta kopması beklenen kıyametten sadece İzmir'in Şirince ilçesi ve Fransa'nın güneyindeki Bugarach köyünün etkilenmeyeceğini, buraların Hz. İsa tarafından kurtarılacağını iddia ediyor. O sebeple, her sene yabancı turistlerin bu tarihlerde görülmediği Şirince de otellerde rezervasyonlar dolmuş diyorlar. Köy halkı bu hareketlilikten memnun tabii ki, ayrıca inanış doğru ise Şirince'ye bir gemi gelip oradakileri kurtaracakmış. Köylü bu hususta da şanslı bu durumda. Türk vatandaşlarımızdan da Şirince'de yer ayırtanlar varmış duyduğuma göre. Rahmetli anneannem  kıyamet alametleri ile   ilgili kur'an da yazanları okurdu bize. İmanlı olanların kıyametine daha epeyce zaman var benim bildiğim kadarı ile. 

Bir grup felaket senaryoları anlatıyor TIKTIK

Bir başka video da ise Nasa'nın açıklaması var bu konularla ilgili olarak. Bakın 21 Aralık için onlar neler söylüyorlar. TIKTIK

21 Aralık teorisinden birisi de, o tarihte insanlığın uzaylılarla tanışacağı ya da uzaylıların dünyayı istila edeceği. Bu en çok ablamı sevindirir sanırım, uzaylıları çok merak ederde kendisi.

Kıyameti bir kenara bırakalım , gelelim benim kıyametime. Ben Şirince'yi görmedim. Bakalım mı nasıl bir yermiş.

Şirince İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı , Selçuk'a 8 km uzaklıkta bir köymüş. Ben İzmir ve civarına gittiğim yıllarda bu kadar popüler olmadığı için sanırım görmeden gelmişim. Eskiden bir Rum köyü imiş Şirince, Mübadeleden sonra  Rumlar çıkarılıp ,Kavala'dan gelen mübadiller yerleştirilmiş. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetişiyormuş yörede. Bir de Ege bölgesinin en güzel zeytinyağları burada üretiliyormuş. Gidenler anlatırlar hep, şarabını ve zeytinyağını. 


IMG_5565
kaynak
Şirince village near Selçuk
kaynak
Şirince village
kaynak
Turkey: Şirince: shopping area - 1
kaynak
Turkey: Şirince: views of town - 19
kaynak
Turkey: Şirince: views of town - 13
kaynak
*Fotoğraflar Flickr'dan alınmıştır. Kaynak kısmına tıklarsanız sahibine ulaşabilirsiniz.Sahiplerine  çok teşekkürler.

Hotel Şirince evleri Karadut evi
Şirince  köyü eski kaynaklarda "dağdaki Efes" olarak anılıyormuş. Efes kenti dağıldıktan sonra liman Kuşadası'na taşınmış, bir grupta Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlardan ve taşkınlardan uzak kalmak için dağa doğru çıkıp oraya yerleşmiş. Böyle olduğu tahmin ediliyormuş. Adı Şirince olmadan önce "çirkince" imiş. Bir grup Rum kendilerine gösterilen yere  yerleşince , civar köylerde olanların " nasıl, yerleştiğiniz yer güzel mi ?" sorusuna "çirkince " diye yanıt vermişler ve adı çirkince olmuş. Yıllarca çirkince  olan adı, cumhuriyetin ilk yıllarında köyü ziyaret eden İzmir valisi Kazım Dirik paşanın "böyle güzel bir yer çirkince olamaz , olsa olsa şirince olur " demesi ile değişmiş ve Şirince olmuş..

Şirince son derece şirin bir yer görebildiğim kadarı ile. Hakkında bilgi edinirken uğradığım Hotel şirince evlerinin internet sitesinde, otelin fotoları var. Ben bu odaya bayıldım bayıldım bayıldım. Taşra odası olarak geçiyor. Kuş olsam oraya konsam .


                Şirince'nin tarihi ile ilgili detayları okumak ve Hotel Şirince evlerinin sayfasını ziyaret etmek isterseniz  TıkTık

Eğer 21 Aralık'ta bir şey olmazsa , hayatta kalırsak ve ömrüm yeterse ben Şirince'yi görmek istiyorum.



Çarşamba, Kasım 21, 2012

Gece turu

foto kaynak

Noel  yaklaşmaya başladı. Ağaç kesmeye, ağaç almaya paydos. Yeni trend noel ağaçları için TIK TIK

Siteyi gezin dolaşın sonra uyuyun mışıl mışıl.  http://www.apartmenttherapy.com/

Salı, Kasım 20, 2012

Ne yapıyorum

Yaklaşık bir aydır zamanı tutamaz oldum. Her şeyi daha az yapabiliyorum sanki. Bir yetmemezlik algısı. Boş geçen vaktim var mı diye düşünüyorum, aslında var ama yok gibi hissediyorum. Neyse ki yalnız olmadığımı biliyorum. Bu aralar bir çok arkadaşım aynı durumda olduğunu söylüyor. Saatlerin sürekli ileri, geri alınması mı bozuyor acaba zaman algımızı. Ya da gerçekten dünyanın sonu  geldi geliyor. 


Algımın düzgün olduğu zamanlarda kitap okuyorum  bu aralar. Hem de dört beş kitabı birden okuyorum. Her D&R ziyaretinden kitaplar ve cd'lerle dönüyorum. Başucum yine kitap doldu. Ah bu hercailiğim. Ben küçük prens'i okumamıştım. Minnacık kitabın henüz ilk on sayfasını okuyabildim. Çünkü algımın çok sağlam olduğu bir zamanda okumak istiyorum. Ne kadar güzelmiş. Okumamın bu yaşıma kalmasına memnun oldum. 



Son aldığım iki şahane kitabı okuyorum bir yandan da. Kitaplar Sunay Akın'a ait. Biri  İstanbul'da bir zürafa diğeri Ay Hırsızı . Sunay Akın'ı şiirleri ile ve tv'de ki programlarından bilir, severdim. Şimdi daha çok sevdim. Bu kitaplara geçen gece yeğenimden bir Sunay Akın kitabı daha ekleyerek döndüm. Onlar hep oradaydı
Ben en az bir kitabını alın okuyun derim. Zaten ilkini okuyunca eminim diğerlerini de alacaksınız.

kaynak D&R
Her sabah bir doz Sıla almadan güne başlamıyorum. O hep var olsun, hep şarkılar söylesin." Çocuk " ve "her şey yolunda " favori şarkılarım. 

Havayı güzel bulduğumda yürüyüşe çıkıyorum. Cumartesi günü gizli cennetteydim yine.  Yürümekten çok foto çektim ama olsun, ruhuma doldurduğum güzellikleri belgeledim, özledikçe bakabileyim diye. Ve yine çokkk güzeldi.  Paylaşacağım bir başka zaman fotoları.


Resim kursum başladı. Haftada bir gün mutlu olup resim yapıyorum. Dün, hocamız eşliğinde ilk karma resim sergimizi açtık. Benim için şahane bir duyguydu. Daha çok çalışıp kişisel  bir sergide  açma fikri oluşturdu kafamda. Aşka geldim resmen . Yaptıklarını başkaları ile paylaşmak mükemmel bir duygu. Güzel sözler duymak da nefis tabii bu arada. 

Hepinizi sergimize bekliyoruz. Ziyaretiniz bizi mutlu eder. Sergi Cumartesi gününe kadar açık kalacak.
Yer: Başbakanlık Basın yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü
Ceyhun Atıf kansu caddesi No : 122 Balgat / ANKARA


Bunların dışında severek her sabah Max FM 'de Özgür Aksuna'yı dinliyorum. Tavsiye ederim enerji veriyor.  Havaların soğuması ile birlikte, her günkü kahve ritüelimi yeni diktiğim hercai menekşelerim ve Afrika menekşelerimin yanında,kalorifer peteğine sokularak  yapıyorum artık. Şahane renkleri var. Çiçeklerimi seviyorum. Fonda Max Fm çalıyor bu arada. 

                            Ve ev işleri, yemek, bulaşık, çamaşır. Hayat böyle devam edip gidiyor. 

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Minik fikirler

Bugün pazartesi. Bana ne oluyorsa, ben de sendromluyum bugün. Kolumu kıpırdatmak istemiyorum. Kitaplarımla başbaşa olmak, çayımı kahvemi yudumlamak, müzik dinlemek istiyorum sadece. Bir de boş boş bakarak, odamdan gökyüzünü, bulutları seyretmek istiyorum.



foto


Belki sizin sendromunuz yoktur bugün. Belki bir şeyler yapmak istersiniz. İşte şirin bir uygulama. Nasıl mı yapılıyor tık tık



                                                

Cumartesi, Kasım 17, 2012

Bir tatlı huzur alma vakti şimdi

Kahveyi ne çok sevdiğimi tüm arkadaşlarım bilir. Sabah ve akşam muhakkak bir sade Türk kahvesi yudumlarım. Bir ritüeldir benim için kahve. Kendime küçücük evimizde minicik mekanlar icat ederim kahve içmek için. Bir zamanlar kalorifer peteğinin yanında, canım kadar sevdiğim bir dostun sohbeti ile içerdim. Yaz aylarında balkonda çiçeklerimi öpe koklaya içmeyi sevdim. Fırsat olduğunda bahçede içtiğim akşam kahvelerinin tadı apayrı oldu hep. Yeğenlerimle içmeyi de çok severim mesela. Tadı bir ayrıdır o tatlı sohbetle içtiğim kahvenin. Bir tatlı huzurdur kahve içmek. 

Bir söz okudum geçtiğimiz günlerde. Kalıcı olsun istedim bende.



Perşembe, Kasım 15, 2012

Marifetli hallerim



Herkes gül böreği yapıyor tabii ki. Marifet bunun neresinde demeyin sakın küserim. :)))

Tarifte  vereceğim bu sefer. Çünkü her gül böreği tarifi bunun kadar güzel olmayabiliyor. Gül börekçiler bir de bunu deneyin derim. Mantı şeklinde yemeyecekseniz, ertesi gün börek şekli daha da muhteşem oluyor, yumuşacık.

3 yaprak yufka
2 yumurta 
1 bardak süt
1 yemek kaşığı yoğurt
1 çay bardağından birazcık az zeytinyağı
Peynir yada kıyma
Çörek otu
 Yoğurt, süt ve yumurtayı çırpın. Bir adet yufkayı serip üzerine bu karışımın bir kısmını sürün. 3 yufkada bu karışımla ıslanacak, ona göre göz kararı pay edin.Çok ıslandı bu demeyin öyle olacak. Tamamına yayın karışımı 
Yufkayı 4' e bölünecek şekilde bıçakla kesin.Artı işareti yapacaksınız yani. Sigara böreği sarar gibi karışımı ( arzuya göre soğanla kavrulmuş kıyma yada peynir ) geniş kenara koyup yuvarlayın. Sonra döndürerek gül şeklini verin. 3 yufkayı da bu şekilde yaptıktan sonra bir süre buzdolabında bekletin. Pişireceğiniz zaman, üzerine yumurta sarısı- zeytinyağı karışımı sürün. Börek olarak yiyecekseniz üzerine çörek otu serpin. Mantı olacaksa çörek otu koymuyorum ben.  Bir de kıymayı kavururken çok çok azcık yağ koyun. 150 derece fırında pembeleşene kadar pişirin. Afiyetle yiyin, kulaklarımı çınlatın.






Çarşamba, Kasım 14, 2012

Sonbahar ve depresyon

Mevsimler nasıl sıralanıyordu. Eylül, Ekim, Kasım sonbahardı di mi?. Yani hala sonbahardayız. Ve hala depresyon için uygun aylardayız. Kendimizi kışın ağır ritmine hazırlıyor vücudumuz. Bu aylarda serotonini bizden esirgiyor nedense. Belki de biz nasıl kış için turşu falan kuruyorsak,  o da kışın daha çok lazım olacağı için  kendini hafiften geri çekip serotonin turşusu kuruyor, bizi depresif yapıyor. Ah güneş, ne güzel günlerimiz vardı seninle. Ne mutlu ediyordun hepimizi. Nerelere kayboldun. Serotonin salgılanmasında ışığın önemi büyük. Hatta depresyon geçirenlere  ışık tedavisi bile uygulanıyor bu yüzden. Dikkat edin güneşli günlerde daha mutluyuzdur genellikle.

"Stres ve düşük kan şekeri serotonin düzeyini düşürürken; oksijen, kusma, içinde aminler bulunan gıdalar (örneğin: peynir, çikolata, portakal, mandalina, domates ) ve içinde triptofan isminde bir çeşit amino asit bulunan gıdalar, (örneğin süt, hindi eti ) serotonin düzeyini yükseltmektedir.*Alıntı wikipedia " 

Demek ki bol bol portakal yiyebiliriz. Neden portakal dedim hemen, çünkü bu aralar portakala takıldım. Önce ikiye kesiyorum portakalı sonra kokluyorum. İşte o kokuya meftunum bugünlerde. Bir yazı okumuştum yada röportajdı tam hatırlamıyorum. Uzun süre dağda kalan birisi yiyecek sıkıntısı çekmeye başlamış, çantasında bir adet portakal kalmış, onu çıkarıp  kokluyor ve çantasına geri koyuyormuş. O kokuyu daha önce almadığını ve harika  koktuğunu anlatıyordu. Ondan sonra hep kokladım ben portakalı. İşte sonrada böyle dilimliyorum ve yiyorum mis gibi. Ama hala depresifim ben. Daha mı çok yemem lazım acaba ?


Uzun süre böyle depresif gezmek pek hoş olmaz. Tamam evde sürekli miskin miskin yatıp, film izleyebilirim yada kitap okuyabilirim bu halimle ama yapmam gereken sorumluluklarım da var ve onları yapmayı canım istemiyor böyle olunca.  
Hep yaptığım gibi başucu kitaplarıma başvurdum bu halden sıyrılma için. Daha önce de bahsettiğim İyi hayat  adlı kitabımı açtım. Bakın ne çıktı açtığım sayfada.

"Mucizeler doğal taşlara benzer ;tüm güzellikleriyle her yerdedirler,fakat hemen hiç kimse ilgilenmez onlarla."

" Mucizeleri kimse yaratmaz ,kimse onlara neden olmaz;onlar keşfedilir. Kör olduğunu sanan kişi kara camlı gözlüğünü çıkarırsa ,ışığı görür. "

Altında söyle bir not var. La danza de la realidad / Alejandro Jodorowsky.  Sanırım bu bir film  adı. Bunları araştırmacı gazeteci modumla araştırıp bilahare bildireceğim size.

 Şimdilik biz mucizelere inanıp, gönlümüzü ferah tutalım ve depresif halimize azcıkda olsa bu umutla mola verelim. 



Salı, Kasım 13, 2012

Okudum

İnsanla genetik olarak benzeşen hayvanlar ; %93 ile makak maymunları ilk sırada, fare % 80, meyve sineği ise %60 benzerlik oranına sahip.

Google Chrome 23 yayınlanmış ve indirilmeye hazırmış. 

Footlume; karanlıkta yol gösteren halı. Üzerinde yürürken ışık yanıyor. Işıklar için gerekli enerjiyi şarj edilebilir özel pillerden alıyor. 2008'li yıllarda yapılmış, akıbeti ne oldu acaba ?

Newyork'da en çok fotoğraflanan şeyler, Empire state binası, Apple mağazası ve özgürlük anıtıymış.


Yakında facebook'da yoruma da yorum yapılabilecekmiş. Hani bloglarımızda var ya, öyle olacakmış. E bazen gerekiyor.


Yedi zirvelerden biri ve aynı zamanda en yüksek ada zirvesi 4.800 metre ile, Yeni Gine'de Jaya tepesi imiş.

Tıp alanında ilk  başarılı olan nakil, kan nakli, 1818 yılında gerçekleştirilmiş. Sonra 1905 de kornea nakli yapılmış. Onu 1954 yapılan böbrek nakli izlemiş. 1998 de ilk el nakli yapılmış,2003 de dil, 2006 da penis ve 2010 da tam yüz nakli gerçekleşmiş.

Tuvaletler, su,enerji ve gübre üretecek şekilde tasarlanıyormuş. Helal olsun valla.

Dünyanın en çok satan eğlence ve oyun  konsolu Xbox haftaya Türkiye'deymiş. 19 Kasım 2012 gece yarısından itibaren satışa sunulacakmış. Oyun severler kuyruktaki yerlerini alsınlar. Madem oyun dedik bir de link paylaşalım. Android cihazlar için bilardo oyunu. Ben severim şahsen. pool master pro 1.3

Her şey kolaylaşıyor, biz ne yapacağız ilerde merak ediyorum. otomatik araba park etme

Doğum günlerini, evlilik yıl dönümlerini sizin yerinize hatırlayan  bir yüzügünüz olsun ister misiniz ? . Pille çalışan yüzükler, bu özel günlere bir gün kala  parmağınızı 10 saniye boyunca 20 derece civarında ısıtıyormuş.  


Bilim insanları  kağıt parçasına benzeyen bir pil geliştiriyor. Kağıt pil, üç yıl içinde satışa sunulabilecekmiş. 


Chip Online'nın  verdiği duvar kağıtlarını çok severim  ben. İşte size 32 adet  duvar kağıdı.  tık tık
Bu da benden olsun, gününüzde güzel olsun.

foto : Füsun T.


Pazartesi, Kasım 12, 2012

Bunu yapalım mı?

Kış geldi, yünlerde ortaya çıktı. Görünce sevdim ben bunu, yapalım mı. ? Çocuk odalarına şirin olur diye düşündüm. Bende çocuk yok ama hediye edecek çocuk çok . Erkek çocuklar için araba resmi olan şeyler de hani yüncülerde satılır ya , adı aklıma gelmedi :))  yapıştırılabilir çiçek yerine. Ya da ??





Pazar, Kasım 11, 2012

Pazar şarkısı

Bazı şairler ve bazı şarkıcılar vardır size herhangi bir yorum imkanı bırakmazlar.

Bu pazarın şarkısı TIK TIK

açılmış sarmaşık gülleri 
kokularıyla baygın 
en görkemli saatinde yıldız alacasının 
gizli bir yılan gibi yuvalanmış 
içimde keder 
uzak bir telefonda ağlayan 
yağmurlu genç kadın 

............
............
ay ışığına batmış 
karabiber ağaçları 
gümüş tozu 
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar 
yaseminler unutulmuş 
tedirgin gülümser 
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var 
çünkü ayrılık da sevdâya dahil 
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili 
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar 
her an ötekisiyle birlikte 
her şey onunla ilgili 


...............
...............

Attila İlhan
Şiirin tamamı Burada



Bazı duygularında tarifi imkansızdır. 






Cumartesi, Kasım 10, 2012

Gece turu

Epeydir gece turuna çıkmadık. Bu tur biraz uzun sürebilir bazılarınız için. Bana kızmazsınız umarım. Bol bol kurcalayın siteyi, çeşit çok fazla...

tık tık

Cuma, Kasım 09, 2012

Nakış yapalım

Foto kaynak
Bugün kurs günüüüü.. Ben kurstayken siz de boş durmayın derim. Burada yüzlerce nakış örneği var. Tabii ki ben bu kuşu çok sevdim. Siz de muhakkak bir sürü desen beğeneceksiniz. O kadar güzeller ki. Kolay gelsin nakış sevenlere, sevmeyenlerde bunları görünce aşka gelebilir benim gibi. Gününüz güzel olsun.


                                                                    nakış örnekleri

Perşembe, Kasım 08, 2012

Tarih'ten size

Bilgilendim ve bilgilendirmek istiyorum yine. Bakın neler olmuş. İşte  tarihten bir alıntı sizlere.

Trafalgar deniz savaşında, Napolyon'u bitiren İngiliz komutan Amiral Lord Horatio Nelson'a ,Fransız gemilerinden atılan bir gülle isabet etmiş ve iki bacağı kopmuş. 47 yaşındaki amiral bir süre sonra ölmüş (1805).  Savaşı İngilizler kazanmış, kazanmış ama amirallerini kaybetmişler. Bir yanda sevinç bir yanda üzüntü. Savaş ne kötü bir şey. Bu arada Nelson'un gemisi de ağır hasara uğramış.

foto kaynak
Donanma ağır hasarlı gemiyi yedeğine alarak İngiltere'ye doğru yola çıkmış. Amirallerinin cesedini de alarak. Cesedi İngiltere'ye kadar korumak , çürümesini önlemek içinde bir rom fıçısının içine koymuşlar. Gemi İngiltere'de  limana yanaştığında , fıçıyı törenle karaya çıkartmışlar. Fıçıyı açmışlar. Ceset fıçının içindeymiş ama bir damla rom yokmuş fıçıda. Herkes şaşkın. Nereye gitti bu rom ? Olayı Nelson'un kerameti sananlar olmuş. Sonradan anlaşılmış ki, yol boyunca zaferi kutlamak isteyen, cesedin fıçıya konulduğunu bilmeyen bir kaç tayfa, fıçıyı delmiş ve romu canları istedikçe içmişler.

Lord'un gemisi Victory, Portsmouth limanında sergilenmekteymiş halen.


Portsmouth - HMS Victory
kaynak

Çarşamba, Kasım 07, 2012

Doğru

Bilge bir doktor en iyi ilacın "İLGİ VE SEVGİ" olduğunu söylemiş.
Başka biri de sormuş; "ya işe yaramazsa?"
Gülümsemiş ve şöyle yanıt vermiş;

"O ZAMAN DOZU ARTTIRIN" ...

Ondan bundan şundan


Fikret Otyam'ın yeni sergisi "Hoşçakal İstanbul" Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi'nde 7 Kasım-27 Aralık arasında ziyarete açık. Ustanın 86 yaşında olduğunu hatırlatmak istiyorum.

tıklayın diğer eserlerine bakın



1000 çift üzerinde yapılan “aldatma araştırması”na göre kendi işini yapan erkekler, maaşla çalışan erkeklere oranla, ev kadını olan kadınlarsa çalışan kadınlara göre eşini daha fazla aldatıyormuş. Unutmayın maaşlı erkekler daha güvenilir bu durumda.

Flört grubu ülkemizin ilk müzikal aksiyon-komedi filmini çekmeye hazırlanıyormuş. “Tehlikeyle Flört” adıyla çekilecek olan filmde bol miktarda rock’n roll, komedi ve aksiyon olacakmış Senaryo Tuna Kiremitçiye ait.

Columbia Business School ve University of Pittshburg’ün yaptığı ortak çalışma sosyal ağ kullanımınındaki artışın kullanıcıların vücut kitle endeksini bozduğunu ve kredi kartı borçlarını da arttırdığını ortaya koymuş. 

10 çiftten biri yatağın hangi tarafında uyuyacakları konusunda tartışıyormuş. Çiftlerden en iyi tarafta uyuyan ise genellikle kadınlarmış. Kadınlar her şeyin en iyisine layıktır.. Di mi beyler ?

ABD'de üç gün boyunca eksi 17 derecede, karda mahsur kalan adam donmuş birayı "yiyerek" hayatta kalmış. Alkol bazen de hayat kurtarıyor demek ki.

Bilim insanlarının yaptığı araştırmada bilgisayar oyunlarının iş yerinde kişilerin verimliliğini artırdığı ortaya çıktı.
Angry Birds oynayanların ofiste diğer çalışanlara göre daha verimli çalıştığı ve problem çözme konusunda meslektaşlarına göre daha başarılı olduğu tespit edilmiş.Haydi oyuna !!Bilim insanları çok şeker ...




Aspirinin, kolon ve rektum kanserlerine yakalanan ve gen mutasyonuna sahip kişilerin ömrünün uzamasını sağlayabileceği belirlenmiş. Aman dikkatli ve doktorunuza danışmadan kullanmayın !!


Dünyaca ünlü iç giyim markası Victoria’s Secret’ın baş modellerinden Avustralyalı Miranda Kerr'in (29), kusursuz formunun sırlarından birisi de her sabah içtiği limonlu sıcak su imiş. Aynen katılıyorum, bir ara bende kullanıyordum :) Mideye dikkat !!


Motor nöron hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum olan ünlü fizikçi Stephen Hawking, “Kara deliklerin, ışık hızının gizemini çözecek araştırmalar yaptım ama kadınları çözemedim” demiş. Niye uğraştı ki çözmek için, çözülmeyiz, çözülmeyeceğiz. Mutluyuz böyle ...




Salı, Kasım 06, 2012

Tekerleme

Girl and his grand-father by Pierre SUCHET

Girl and his grand-father by Pierre SUCHET (PierreSuchet) on 500px.com
kaynak
Kayıt altına almak ve sizinle paylaşmak istediğim bir şey var bugün. Eskilerden bir şey. Rahmetli dedemin söylediği bir tekerleme . Ufak bir araştırma yaptım ve bir benzerine rastladım. Bu tür tekerlemeler masala giriş olarak kullanılırmış eskiden. Önce dedemden duyduğumu nakletmek istiyorum.

Alanı bulanı
Pireye binip, deveyi kucağına alanı
Dinleyin ağalar söyleyeceğimiz yalanı.
Sinek vızladı uçtu havaya
Yağını süzdük üçyüzaltmış tavaya
Kemiklerini köprü yapıp geçmedik mi yarenler
Derisini çadır kurup oturmadık mı yarenler
Var varanın, sür sürenin
Destursuz bağa girenin
Yiyeceği dayağın haddi hesabı yoktur.


Dedem bu tekerlemenin sonunda birde bize izahatta bulunurdu, sinekten hiç o kadar yağ çıkar mı ,derisinden çadır kurulur mu hiç diye. Nur içinde yatsın.

Nette yaptığım araştırmadan ulaştığım benzer tekerleme ve bilgiler ise burada


Pazartesi, Kasım 05, 2012

Atlas Tarih dergisi

Son iki aydır tüm paramı D&R'a yatırdım. Kitaplar, cd ler , dergiler, defterler, ayraçlar derken gitti paracıklar. Almasına aldım da , iş okumaya gelince çuvalladım. Okunacak bir sürü kitabım zaten vardı, bir de bunları ilave etmiş oldum. İşte bu huyumu beğenmiyorum. "Oku öyle al" telkinleri yapsamda kendime, fayda etmiyor.   Tanrı tebdili kıyafet  gezer'i okuyorum şimdi. Yarıyı geçtim, takıldım kaldım. Asıl merak ettiğim Tanrılar Okulu. Yıllardır almaya niyetlenip geri bıraktığım bir kitaptı. Son  alışverişte kendiliğinden karşıma çıkıverince işaret saydım ve aldım. Şöyle bir sayfalarını karıştırdım bir ara, dikkatimi çeken bir şey oldu. Sanırım Tanrı tebdili kıyafet gezer adlı kitap , Tanrılar okulundan alıntı çok da kibarım. Kesin kararı okuyunca vereceğim tabii.



Kitaplara ayraç da gerekir tabii. Çünkü evde hiç yok !!! Komikaze'nin ayraçlarına dayanılır mı ? I ıh dayanılmaz alınır. Bu aldıklarımı güzel yeğenlerime hediye ettim. İki gün önce yeni bir tane daha ilave ile kendime yeniden aynı seti aldım. O kadar çok çeşit var ki, hepsi güzel, ayrım yapmak zor.

Bir de bunu çok sevdim. Üç boyutlu bu ayraç. Hareket ettirdikçe üzerindeki resimde hareket ediyor. Kuyruğu suya batıp çıkıyor ve el  sallıyor deniz kızı.


Bunları paylaştık tamam, gelelim asıl beğendiğim ve size tanıtmak istediğim dergiye. Geçen ay aldıklarımdan birisi de Atlas Tarih dergisi. Benim tarihle aram pek iyi değildir. Sadece fotoğraflarından hoşlanırdım tarih kitaplarının. Yaşıtım Atatürk Liseliler bilir sıfırcı İsmet'i, her şeye rağmen, ondan 5 almayı başarmıştım yinede. Dedim ya fotoğraflarını severim diye, raftaki dergiye bakarken verdiği ilave dikkatimi çekti ve dergiyi aldım.İlavede batılı ressamların gözüyle harem resimleri var. Baskısı çok güzel, resimler çok güzel , bira araya getirilmiş olmaları daha da güzel. Çok iyi  bir kaynak oldu benim için. Harem'e ilişkin bir resim yapmak istiyordum. Sağ sayfadakini beğendim şimdilik. Önce bunu yapayım diyorum.


 Dergideki konuların anlatımı çok güzel. Hiç sıkmıyor insanı, hatta tarihe ilgimi artırdı. Neden daha önce almamışım acaba. Fotoğraftaki geçen sayısı. İki gün önce de yeni sayısını aldım. Bu sayıda Balkan savaşına yer verilmiş, özel sayı çıkarılmış. Dergi iki ayda bir çıkıyor. 


                            Öneririm. Henüz almadıysanız bir kez alın okuyun, beğeneceğinizi düşünüyorum.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...