Cumartesi, Eylül 28, 2013

Bir gün Temel . . .

Temel vize kuyruğunda. Her zamanki gibi vize vermemekte direnen yabancı ve tipik suratsız elçilik çalışanlarından biri sıra Temele gelince,
- Size bir bilmece soracağım, bilirseniz vizenizi vereceğim demiş ve sormuş 
Bilin bakalım.. Karşıdan karşıya geçerken üzerinize gelen 2 adet far gördünüz, bu nedir?..
Temel Otomobil diye sevinerek cevaplamış.
-Tamam ama olmadı demiş vize memuru, Nasıl bir otomobil?.. Opel?.. Ford?.. Mercedes?.. Hangisi?..
Temel ,  durun bana bir şans daha verin diye atılmış.
-Ama bu son şansınız.. Bilemezseniz sıradakini alırım.. 
Yine karşıdan karşıya geçiyorsunuz, bu sefer tek bir far gördünüz.. Nedir bu?..
Temel .Motosiklet..! diye cevaplamış.
-Bakın yine aynı hatayı yaptınız.. Tabii ki motosiklet.. Ama ne?.. Honda?.. Suzuki?.. Harley?.. Hangisi?.. Özür dilerim, sıradakiiii..
Temel hafif sinirli biçimde..
Vizeyi boş verin ama madem meraklısınız izin verirseniz ben de size minik bir bilmece sormak istiyorum demiş. Tamam demiş vize memuru oturduğu camekanın arkasında heyecanlanarak.
-Vakit gece yarısı, kırmızı fenerli bir sokaktasınız, elektrik direğine yaslanmış, file çoraplı, kıpkırmızı rujlu bir kadın gördünüz.. Bu nedir?..
Vize memuru Hahaha.. Kolay.. Bir Fahişe..! diye cevaplamış.
-Aaaa, olmadı.. Olmadı ama demiş Temel, Tamam da kim?.. Ebeniz mi?.. Anneniz mi?.. Kız Kardeşiniz mi? .. Hangisi?.. 

Cuma, Eylül 27, 2013

Marifetli hallerim


Ara sıra marifetli olduğum zamanlar olabiliyor. Tığ işi akımında bir ben eksik kalmıştım ki, ucundan kıyısından yakaladım bu akımı. Evdeki artık yünlerden ancak bu kadarını yapabildim. Bir de sabır işi tabii ki. Sabırlı olmama rağmen başladığım işi bitiremediğim çok olur nedense. Hadi itiraf  edeyim, bunu da bitiremedim. Ablama devrettim. İşte bir elin nesi iki elin sesi dedik ve yastığı tamamladık. İki yüzü farklı renklerde böyle bir yastığım oldu. Aslında diz için şal istiyorum ama bakalım sıkılmadan yapabilir miyim.?
Bugün Cuma, dileklerim var başkalarına dair, onların olmasını can_ı gönülden diliyorum. Biraz mutsuzum bu yüzden. İnşallah istediğim şey gerçekleşir. Pozitif enerjilerinizi yollayın hadi bu taraflara. :) Ben de sizlere yolluyorum . Sevgiler hepinize, sizin de dilekleriniz varsa kabul olsun inşallah bugün.



Perşembe, Eylül 26, 2013

İyi uykular

Doğduğum toprakları ziyaretten dönerken iki kuzenimde bizimle birlikte geldi. Bugünlerde bol bol onlarla bir arada oluyorum. Çarşı pazar gezmece, yeme içmece,sohbet muhabbet vbg.. İşte bu gezmeler sırasında D&R a uğradım. Yeni neler var  bakmak için. Dolaşırken çalan müzik çok hoşuma gitti. Sordum "hangi cd bu ? " Pink Martini olduğunu söylediler. Bir kaç albümü var bende ama bu gözümden kaçmış.  Eski bir albümmüş. 21 şarkı var içinde. Tereddütsüz aldım, iyi ki de almışım. Öneririm.

Bu gece için cd'den bir iki şarkı paylaşmak istedim sizinle. Hepinize huzurlu , rahat bir uyku dilerim...

Kikuchiyo to Mohshimasu

La Soledad 

Aspettami

Splendor In The Grass





Cuma, Eylül 20, 2013

Leyleği havada gördüm

foto: Füsun T.
      Güzel bir günde balkonda kahvemi yudumlarken bir de baktım İstanbul yönünden bir sürü kuş geliyor. Evin üstüne geldiklerinde anladım ki bunlar leylek, hemde yüzlerce. Çok güzellerdi, pek güzellerdi, hatta pek çok güzellerdi. Hemen yan komşumun kapısını tıklattım " çabuk balkona gelin , leylekler göç ediyor" diye. Çoluk çombak kaldırdık kafamızı  gökyüzüne, hayran hayran izledik.
       Bir deyim var ya malum, "leyleği havada görmek" , kim demiş, niye demiş, ne zaman demiş bilmem. Bir sürü kuş göç ediyor, acaba neden leyleği havada görünce çok geziyor da insan , bıldırcını havada görünce gezmiyor. İşte sık sık böyle olduk olmadık şeyleri merak ediyorum. Diyorum ya hep "öğrenmeyi seviyorum " diye, peki şunu söylemiş miydim ? Bilgisayar çıkıp , internet olayı ile tanışmadan önceki yıllarda, ansiklopedi okurdum ben.  Yeniden okumaya başlayım, özlemişim.
       İşte bunca leyleği havada görüpte deyimin anlamını yerine getirmemek olmaz. O yüzden ben yine gidiyorum. Bu sefer o kadar uzun boylu değil, bir kaç günlüğüne. Belki hatırlarsınız, bir süre önce doğduğum toprakları çok özlediğimden söz etmiştim, işte şimdi o topraklarla kavuşmaya gidiyorum. İnstagram'dan yine bol foto ile sizlere seslenirim. Blogun ana sayfasında sağ sütundaki instagram çiçeğine tıklayıp bana ulaşabilirsiniz.
       Ve, yolcudur abbas. Hepinizin içini ısıtsın Eylül güneşi, tebessümünüz eksik olmasın yüzünüzden. Ölmez sağ kalırsam, yani sıra bende değilse ( çalıntıdır bu replik ) dönüşte yazarım  yine.

foto: Füsun T.

Perşembe, Eylül 19, 2013

İyi uykular

Uykudan önce ruhlarımızı müzikle rahatlatalım bu gece de. Dead can dance  dan "Yulunga"  dinleyeceğiz belgesel niteliğinde görseller eşliğinde. Unutmayın tam ekran izliyoruz. Yulunga Aborjin dilinde "ruhani dans" demekmiş. Yıllar önce okuduğum "Bir çift yürek "  isimli kitaptan sonra Aborjin'lere hayran olmuştum. Hala da yüreğimin bir yerinde duruyorlar.

                          Allah rahatlık versin.. Tatlı rüyalar... TIK 


** Yulanga'yı pek sevdim , Dead can dance Anastasis albümünü de dinleyim  derseniz bu TIK da onun için



Çarşamba, Eylül 18, 2013

İyi uykular

Uyumadan önce güzel görsellerle hayal dünyasına yolculuk yapıp, sizi uykuya hazırlayacak bir müzik dinlemek ister misiniz ?. ( Tam ekran izlemenizi öneririm )


                              TIKTIK


Salı, Eylül 17, 2013

Benden şeyler

   
Sonunda Ankara'dayım. Adı tatil , özü mekan değişikliği olan bir buçuk ayı tamamlayıp buradaki evimize geri döndük. Şimdi malum işlerle boğuşuyorum. Bavul boşalt, yıka, ütüle yerine koy, toz içinde kalmış olan evi toparla vs, vbg. Bu tatil süresince  neler yaptığımı instagram'dan bol bol paylaştım. Bir de burada kısa bir özet geçeyim. 

Malum,  yazlık ev olunca iş tatil olmaktan uzak oluyor. İşte ben de yazlık evde, kışlık evde neler yapıyorsam aynısını yaptım. Yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik... Fırsat buldukça denize girdim. Yüzmeyi çok özlemişim. Uzun uzun yüzdüm. Bol bol denizi, gökyüzünü , gün batımlarını, martıları, takaları, sandalları izledim. Beynimde fotoğrafladım sevdiğim manzaraları. Sık sık derinlere daldım. Dibe vurup yüzeye çıktım yeniden. Bunu kimselerle paylaşmadım. Detaylarını sizinle de paylaşmayacağım. Sadece şu kadarını söyleyim. Orada annemi daha çook özledim, daha çok düşündüm, daha çok ağladım. Gelirken yanıma, orada bulunduğumuz zaman giydiği geceliğini de aldım geldim. 52 yaşında, küçük bir çocuk gibi. (Yaşımı da söyledim aaaaa!!! )
Yine bol bol denizi kokladım, rüzgarıyla kucaklaştım. Kilo sorunsalını sorun etmeden, Çınarcığın  şahane ekmekleri, mis gibi tereyağları, manda kaymaklarıyla her sabah denize karşı kahvaltılar  yaptım. 
Bazen ruhumu dinlendirdim gün batımlarını izleyerek. Bazen tek başıma sahilde şarkılar mırıldandım. Ve yine bol bol  fotoğraf çektim. Ot, çöp, çiçek, böcek, doğa tabii ki. 
İşte şimdi de Ankara'dayım ve burada ruhumu dinlendirecek şeyleri yaparak, hafiflemeyen acımla beraber yaşama burada devam edeceğim. 
Cep telefonumdan internete girdiğim ve oralarda pek iyi çekmediği için blogdaki mesajlarınıza cevap veremedim. Yolladığınız mesajlar için hepinize çokk teşekkür ederim. Yazarım sizlere yeniden inşallah. Biraz uzak kaldığım için sanki yeni başlıyor gibi şaşkınım. 
Son olarak, takip ettiğim tüm blogları özledim. En kısa zaman da hepinizi ziyaret edeceğim.
Hepinize kucak dolusu  sevgilerle yeniden "merhaba"

Cumartesi, Eylül 07, 2013

Eskilerim

Burada da eskilerim var benim. Ve en cok sevdiklerimden birisi bu şekerlik. Belki de üzerinde kuş olduğu için çok seviyorum. Çocukluğumdan bugüne sakladıklrımdan bir parça. 


Salı, Eylül 03, 2013

Benden seyler

Merhaba;
Ye , iç,eğlen, gül,oyna günlerinin sonuna yaklaşıyorum. Her güzel şey çabuk bitiyor bildiğiniz gibi. Sanki dün geldim buraya. Oysa uzun bir zaman oldu. Dönmeyi de pek istemiyorum ama arkadaşlarımı, kursumu, blogumu özledim. Kısa süre sonra birlikte olacagız inşallah.Geceniz güzel olsun,sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...