Perşembe, Ekim 31, 2013

Kedinin fare ile oynadığı gibi oynamak

Evet bu deyimi çok kez duydum, çok kez söyledim ama gerçeğini ilk kez gördüm. Salı günü havanın güzelliği ve tatil sebebi ile baba-kız bahçemize gittik. Sonbaharın renklerini görmeye. Ama öyle bir şeye şahit oldum ki rengi falan unuttum ona odaklandım. Bir çoğunuz bizim komşu kedi Salo'yu tanıyorsunuz. Tanımayanlar için kısa özet :

Salo, bizim yanımızdaki evde yaşamakta  olup, biz bahçemize girer girmez soluğu bizim tarafta alan; dilsiz, arsız, yılışık, şımarık, pervasız , bir o kadar da yakışıklı bir kedi. 
Sanki kendi şezlongu.. Töbe yarabbim..Bi "oturabilir miyim" diye sormak yok. Hatta siz oturuyorsanız bir anda tepenizde Salo'yu görebilirsiniz.




İşte bu niteliklere sahip olan Salo bey, bize belgesel tadında, Tom ve Jerry kıvamında  bir gösteri sundu. Kedisi olanlar belki bu duruma çok kez şahit olmuştur ama ben ilk kez gördüm. Beyefendi minicik bir tarla faresi buldu. Yaklaşık kırk beş dakika aynı tempoda onunla oynadı. Fare kaçtı, bu buldu aynı noktaya getirdi. Zavallı fareciğe bir pati darbesi, top gibi ordan oraya fırlattı hayvanı. Ve en sonunda fare mi öldü yoksa Salo oyundan mı sıkıldı bilmiyorum. Yalamadan yuttu. Gerçekten yalamadan yuttu. Bir , iki, üç ve dördüncüde fare midesindeydi. Şimdi midesi bulananlar   olabilir, benim de midem bulandı. Amaaa araştırmacı blogger kimliğimi bir yana atamazdım. Her bir aşamayı adım adım izleyip, fotoğrafladım. İstemeyen bakmasın tabii , ben o kadar heyecanla fotoğrafladım, paylaşmasam olmaz. 
















İşte böyle, kurallar belli. Sonunda kedi fareyi yiyecek. Doğal, içgüdüsel bir avlanma hikayesi. Fareyi kurtarsaydın diyenler olabilir. Denemedim sanmayın. Bu kedi başka kedi, söz dinlemiyor. Kovalasanız kaçmıyor. Kafasına gazete ile vuruyorum, gazetenin altına saklanıp şaklabanlık yapıyor. Dilsiz olduğu kesin ama bazen android olduğundan da şüphelenmiyor değilim. Yani fareyi elinden alamadım anlayacağınız. 



Çarşamba, Ekim 30, 2013

Pazartesi, Ekim 28, 2013

Lüzumsuz bilgiler

Beyin gücünün en yüksek olduğu ülkelerle ilgili bir sıralama yapılmış, Türkiye 14.ncü sırada yer alıyor. Pratik zeka gücü sıralaması yapılsaydı birinci sırada olacağımız kesindi. Bu liste şuna göre hazırlanmış. Ülkedeki genç nüfusun lise ve üniversite sınavlarında aldıkları en yüksek, yanlışsız ya da en az hatalı yüksek sonuçlar değerlendirilmiş ve öğrencilerin aldıkları yüksek notların ülke nüfusuna oranına göre sıralanmış. 

  • 25 Avusturya  143 bin
  • 24- Finlandiya  175 bin  
  • 23- İsveç 180 bin. 
  • 22- Yeni Zelanda  181 bin 
  • 21- Çek Cumhuriyeti 189 bin 
  • 20- Brezilya  198 bin 
  • 19- İsviçre  338 binin üzerinde.
  • 19- İsviçre 338 binin üzerinde.
  • 18- İspanya Üstün zekalı kişi sayısı 354 bin.
  • 17- Belçika 384 bin kişi. 
  • 16- Hollanda 427 bin 
  • 15- Hong Kong 429 bin. 
  • 14- Türkiye Üstün zekalı kişi sayısı 481 bin. 
  • 13- Singapur 483 bin. 
  • 12- Polonya  558 bin. 
  • 11- İtalya  609 bin. 
  • 10- Avustralya  748 bin. 
  • 9- İngiltere 885 bin 
  • 8- Rusya Rusya'da 1 milyona yakın üstün zekalı kişi var.
  • 7- Kanada  1 milyonun üzerinde. 
  • 6- Tayvan 1.3 milyon kişi üstün zekalı
  • 5- Fransa  1.5 milyona yakın.
  • 4- Almanya 2 milyonun üzerinde. 
  • 3- Güney Kore 2.2 milyon
  • 2- Japonya 5,1 milyon kişi 
  • 1- ABD, dünyada en fazla zeki insanın bir arada yaşadığı ülke olarak ilk sırada yer aldı. Ülkede 5 milyonun üzerinde zeki insan olduğu tahmin ediliyor. 


Buyrun bir lüzumsuz bilgi daha, Ming Hanedanlığı zamanında ojeler bal mumu, yumurta akı, jelatin, sebze boyaları ve Arap sakızı karışımıyla yapılırmış. Gelelim oje ile ilgili  lüzumlu bilgi kısmına . Moda yazımızda kazayağı desen modasının ojelerde de geçerli olduğunu yazmıştık. Nasıl yapacağız diyenler olmuştu yanılmıyorsam. İşte oje şekillendirici.
Buradan alabilirsiniz TIKTIK


"Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokarmış" gibi bir lüzumsuz bilgi okudum. Doğruluk derecesi nedir bilmiyorum ama  Ludwig van Beethoven, Bonn’da 8 oğlu olan, fakat bunların hepsinin de kendisi gibi engelli olduğu bir ailenin çocuğu. Yaşamı boyunca sağlık problemleri çekmiş olan  Beethoven, 1801’de işitme problemleri yaşamaya başlamış ve 1817’de tamamen sağır olmuş. 9.ncu senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiş. Bunca sıkıntıda olan biri için normal bence, tüm vücudunu suya soksa yeridir.  9. SENFONİ



Machu Picchu (Perú) by Domingo Leiva on 500px.com
Machu Picchu (Perú) by Domingo Leiva


"Peru'da umumi tuvalet yokmuş ".. Bu da bir lüzumsuz bilgi iken,  kendime lüzumlu Peru bilgileri edindim. Peru'nun yüksek platosunda bulunan Cusco şehri İnka Krallığı'nın başkentiymiş. Peru nüfusunun %45 i Kızılderili kökenliymiş. Gitmem lazım oralara. Kızılderilileri görmeye. Müzik Peru kültürünün önemli bir parçasıymış.  Quena (And flütü ) Panflüt Cajón ve klasik gitar en yaygın müzik aletleri imiş. Panflüt adını duyunca Zamfir geldi hemen aklıma. Bayıldığım panflüt ustası. Sizde dinleyin istedim. Peru'nun en ünlü parçasını dinleyelim Gheorghe Zamfir'den . El Condor Pasa. Bu parça Peru'da bir kültür mirası olarak kabul edilmiş. Duyar duymaz "aaa biliyorum been bunu diyeceksiniz" TIKTIK  
Bir de bunu dinleyin benim için ve Kill Bill'i hatırlayın Zamfir'in şahane yorumuyla  TIKTIK  



foto kaynak
Bugünlük bu kadar lüzumsuzluk yeterli sanırım. Mutlu olun, huzurlu olun, sakin olun.. İsteyin , istediğiniz sizinle olsun. Paylaşın, yaşamak  paylaşınca daha da güzel. Ve son olarak yeşili sevin, bugün camınıza , balkonunuza bir çiçek daha ilave edin. Sonrada, bir kahve yapın kendinize ...


foto : Füsun'un balkonu, Füsun'un kahvesi





Cumartesi, Ekim 26, 2013

Ne aldım

Geçen gün 2013-14 kış modasından bahsederken, leopar desenlerin çok moda olduğunu söylemiştim. Farkında olmadan ben de modaya uydum. İki,üç hafta önce Çankaya'da ki "Nişantaşı pazarı"ndan eve gelen misafirler için bir terlik almıştım. Dün ayakkabılıkta gözüme ilişince kendim giymeye karar verdim. İşte terliklerim. Sevdim ben bunları.

Nişantaşı pazarı Fiyat : 7.5 T.L

Perşembe, Ekim 24, 2013

Betül Mardin

Geçen gün moda ile ilgili yazıyı bitirirken, Betül Mardin 'in bir sözü ile bitirmiştim. Şanzelize bulvarı da onun sözlerini beğendiğini belirten bir yorum bırakmış. Kalanları da paylaşayım istedim. Önce kim olduğu hakkında kısacık bir bilgi verelim, bilmeyenler için. 
Betül Mardin, Türkiye'yi halkla ilişkiler mesleği ile tanıştıran kişi. 1926 yılında İstanbul'da doğmuş. Mardin'li bir ailenin kızı. Video da kendisi hakkında detaylı  bilgiler veriyor. Kendi sesinden dinlemek için tık tık

Betül Mardin'in gençler için bir dizi öğüdü var. İşte bu öğütler:

1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. 
2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.
3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini "update" et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.
4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)
5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun, değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.
6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!
7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesela benim babam, hiç üşenmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hala acayip okuyorum ve çok faydalanıyorum.
8. Olumlu olacaksın. 
9. Bazı şeyleri kabul edeceksin: Bütün kadınların seni sevmesine imkan yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.
10. Erkeklere  gelince, aynı anda bir kaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin!!!

Kaynak ve diğer fotolar için tık

Yukarıdaki 10 maddeye aynen katılıyorum. Haldun Dormen ile halen devam eden ilişkisine bayılıyorum. Betül Mardin'i tanımak için bir kaç röportaj okumanızı  isterim. Hayata bakışı, azmi, duruşu, benim için örnek alınabilir şeyler. Belki faydalanmak istersiniz sizde. Ben hayranım .







Salı, Ekim 22, 2013

2014 Sonbahar Kış Modası

Modadan uzak kalışımın üzerinden epeyce bir zaman geçti. Bundan 7-8 yıl önce, ne moda, ne değil benden sorabilirdiniz. Çünkü mesleğimin bir parçası idi. Her ne kadar modanın içinde olsam da hep modanın dışında kaldım oysa ben. Kendime ne yakıştırdıysam onu giydim. Bana da en çok yakışan, siyah yada beyaz tişört ve kot pantolon. Yada kot pantolon üzerine siyah kazak. Ömrüm bunlarla geçti, geçiyor.
Modadan uzak olsam da trendleri bilmeyi de istiyorum. Araştırdım bu kış neler giyilecek ne renkler moda diye. Paylaşayım.

Bol miktarda leopar deseni var. Bazı ürünlerde leoparın kendisi de görünüyor. Bazıların da ise deseni. Etekler, ceketler hatta pantolonlarda bile kullanılıyor.

MANGO

İşte bu kış için en hoşuma giden detay. A kesim elbiseler. yani aynen A harfi gibi, aşağı doğru genişliyor. Vücuda oturmadığı için göbek problemi olanlar için ideal. En kısa zamanda, her kadının dolabında olması gereken meşhur siyah elbise olarak, bir adet siyah A kesim elbise edinmeyi düşlüyorum. Hatta ben kendi elbisemi kendim dikeyim diyeniniz varsa , altta görmüş olduğunuz kalıplar Etsy de satılıyor. Bu kalıplar hamile modeli olarak geçiyor. E bizde zaten ayva göbeklerle 6 aylık hamile gibi gezmiyor muyuz.?

Tıklayın satın alın

Yaşasın, oduncu gömlekler geri gelmiş. En güzelinden bi tane alınabilir. Pilili etekler de modaymış ama ondan alınmayabilir. Onu giyebilmek  için bir hayli zayıf olmak gerek.

Tıkla ve al MANGO
Kabanlar da iki beden büyük görünümlü olacakmış. Hiç sevmediğim bi durum. Zaten yakışmazda. Ben kaz tüyü montlarımı giymeye devam edebilirim.

Tıkla ve al MANGO

Ekose, hemde her büyüklükte, her renkte ekose. Ya da kaz ayağı deseni. Bu kış bol bol görebileceklerimizden. Kabanlarda , ayakkabılarda, çantalarda  bol miktarda kaz ayağı deseni  var. Hatta ojelerde bile...



Siyah beyaz kürkler de modaymış. Kürk kabanlarda en sevdiklerimden ama zayıflarsam alınacaklar listesine girebilir ancak. Zaten moda olduğu için değil, alsam alsam çok sevdiğim ve kendime yakıştırdığım için alırım. Kürklü şeylerde yakışıyor bana . Tabii  sunî olanı.
Diz altı kalem etekler ve sivri burun ayakkabılarda bu kışın trendlerinden. Deri karışık ya da deri bir siyah eteğe her dolapta yer olmalı bence.


Şimdilik bu kadar. Farklı detaylarda var tabii. Onlarda bir başka sefere. Mesela acaba makyaj modasında ne var. Yapmasakta almasakta bilelim. Keşke daha çok paylaşsaydın diyenler bir tıkla tüm moda katologlarına ulaşabilir. Buyrun. TIK 

Betül Mardin şöyle öneriyor. "Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de."
Esen kalın, güncel kalın, genç kalın.. Sevgiler.

Pazartesi, Ekim 21, 2013

Dekorasyon

                        Bu içecek dağıtım kaplarını çok beğendim.  Fikir ayrı, kaplar ayrı güzel.


kaynak ve diğer modeller için tıktık


İşte bu çatal kaşık setini çok seviyorum. Zara Home'da her gördüğümde, alabilsem diye bakıyor geçiyorum.

Her ne olursa olsun,yeter ki kuş olsun. Bana hediye falan alacaksanız, içinde, üstünde, sağında, solunda kuş olan bişi alabilirsiniz. "Zahmet etmeyin" ya da "niye zahmet ettiniz" demem, bilginize.

foto
Hep deniz kenarı hayalleri. Emekli olunca deniz kenarına yerleşelim. Ama içimde bir yerde ıssız tenha bir göl var benim mesela. Bu göl evini de oraya kondurursam şahane olmaz mı ?


foto

Bu tabaklarda ne yersen ye , içinde kelebekler uçusur gibi geldi bana ..

foto

Ben eski model şeyleri daha çok seviyorum sanırım. Ne kadar şahane olsa da bu hamak beni hiç cezbetmedi mesela. 
foto


Bugünlük bu kadar. Güzel bir hafta geçirmeniz dileğimdir. Bloguma çok fazla zaman ayıramıyorum bu ara. Çok yoğundum. Bundan sonra daha sık paylaşımlarda bulunurum umarım. 




İyi uykular

                                               iyi bir uyku için bi tık yeterli



The simplicity of being by Stefan Hefele on 500px.com
The simplicity of being by Stefan Hefele



Salı, Ekim 15, 2013

İyi bayramlar

Allah'ın rahmeti, bereketi, mağfiret ve hidayeti hepimizin üzerinde olsun, hayırlı bayramlar dilerim.


foto: Füsun T Yer: Eyüp Sultan Camii
"Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" 


Pazartesi, Ekim 14, 2013

Hayal kurmak

Hayal kurmak; stresle baş etme yollarından biri, beyin yeteneğinin gelişmesine önemli bir destektir. Unutkanlığa iyi geldiği söyleniyor. İstediğimiz şeylerin olması için bizi motive eden bir güçtür. Dünyayı, hayallerinin peşinden gidebilen insanlar değiştirmedi mi ? Albert Einstein hayal gücünün bilgiden daha değerli olduğunu söylermiş. Bilginin bir ömrü var ,ama hayal gücünün sınırı ve ömrü yok. Ve yeni bilgilerin yolunu açabilirsiniz hayal gücü ile. Hayal kurmanın da bir sınırı var elbette. Her şey istediğiniz gibidir o an içinde çünkü, yeter ki gerektiği yerde gerçek ve hayal farkını idrak edebilelim. Hayalle gerçeği ayırt etmeniz güçleşmiş ise psikolojik destek gerekir.

Lunch under the tree by Gitta Sladič on 500px.com
Lunch under the tree by Gitta Sladič

 İşte tam da bu sahne. Hayallerimi böyle ağacın altında kurarım ben. Ya da burada stres atarım. Bir nevi meditasyon. Koşarak bazen, bazen yürüyerek tepedeki bu ağacın altına gelir, sonra çimlere uzanır  ve gökyüzüne bakarak hayaller kurarım. Ferahlayınca da gerisin geri , bayır aşağı inerek günlük hayatıma dönerim. Benim ağacım bundan biraz daha büyük, yanlara doğru gelişmiş bir ağaçtır. Bazen yemyeşil yapraklı, bazen çiçek açar pembe pembe, gününe göre. Neticede benim ağacım ve benim hayalim. İstediğim şekli verebiliyorum. Siz de bir ağaç altında hayal kurmak isterseniz, belki bu ağaçlardan birini seçersiniz. Fotoğrafları orjinal büyüklükte görmek için üzerlerine bir tık yeterli.  


Lone Tree by Jim Harding on 500px.com
Lone Tree by Jim Harding


Lonely Tree by Ray Schwartz on 500px.com
Lonely Tree by Ray Schwartz


Hyacinths & Tree rldd by Lars van de Goor on 500px.com
Hyacinths & Tree rldd by Lars van de Goor
On The Hill by Dmitry Serbin on 500px.com
On The Hill by Dmitry Serbin


Summertime by Stuart Low on 500px.com
Summertime by Stuart Low
Lonely by Dmitry Doronin on 500px.com
Lonely by Dmitry Doronin
Lonely tree II. by Jure Kravanja on 500px.com
Lonely tree II. by Jure Kravanja
I Will Return by Carlos Gotay on 500px.com
I Will Return by Carlos Gotay

Perşembe, Ekim 10, 2013

İyi uykular

Cêcile Veilhan
                                                                         TIKTIK

Çarşamba, Ekim 09, 2013

Obento

Japonlar hakkında bilgi gördüğüm zaman mutlaka okuyorum. Değişik alışkanlıkları hoşuma gidiyor. Sergül'ün blogunu da bu yüzden zevkle takip ediyorum. Yolun Neresindeyim blogunun adı. Bugün paylaşacağım bilgiyi onun blogunda görmedim ama işin içinde Japonya olunca aklıma Sergül geldi. Yoksa okumuş muydum onun blogunda da , unutuyorum... 

Obento terimi internet gezintisinde çıktı karşıma. Görüp bildiğim şeylerin adını bilmediğimi fark ediyorum çok zaman. Bu da onlardan biri. Her şeyi bilmek tabii ki mümkün değil ama öğrenmeyi seviyorsanız beraber öğrenebiliriz. Zaten blogumun amaçlarından birisi de buydu, öğrendiklerimi paylaşmak.

Obento (ya da bento ) Japonca'da kutulanmış yemek anlamına geliyor. Japonlar bu kutulanmış yemekleri her yerde kullanıyorlar. Okulda, işte,piknikte vs,vbg.. Bizde pek yaygın değil bu alışkanlık. Ama ben hatırlarım çok eskilerde ablam okula sefer tası ile yemek götürürdü. Babam da bazen işe giderken. Kısacası evimizde bir sefer tası mevcuttu. Sonrasında kantinler, restoranlar yaygınlaşınca bizim kültürde bu alışkanlık kayboldu. Obento'nun sefer tasından ve beslenme çantalarından farklı özellikleri var. Bir kere mutlaka haşlanmış pirinç var içinde. Buna da "onigiri" deniyor. Zevke göre onigiri'nin yanına ilave edilen ek  yemeklere de "okazu" deniyor. Okazu, taze ya da pişmiş sebzeler, meyveler ya da et gibi yiyeceklerden oluşuyor. Obentonun saklaması buzdolabı gerektirmeyen yiyeceklerden oluşması önem arz ediyor. İdeal bir obento hazırlamanın şartları var. Yarısı pirinç,kalan kısmın 1/3 ü et ya da balık, 1/2 si ise sebze ve meyveden oluşursa bu ideal bir obento oluyor. Tüm bunlara ilave olan ve işin en şirin kısmı ise, hazırlanan obento'nun görselliği. Özellikle çocuklar için çok şirin şeyler hazırlanıyor. Elma tavşanlar, havuç çiçekler vbg. Ve Japonya'da sırf bunun için hazırlanmış web siteleri var. Bu hazırlanan tabaklar sanat eseri gibi valla. Genellikle anneler hazırlasa da marketlerde de satılıyor obentolar. 



foto kaynak

Yemekte süslemeyi ben de çok severim ama bilgim kısıtlı. Ancak domates ve limondan gül yapabiliyorum. Arkadaşlarımda, özelliği pek obento gibi olmasa da , çocuklarına değişik sunumlu tabaklar hazırlıyorlar.   Web sitelerini biraz dolaşıp kendime bir obento hazırlayacağım. Özellikle pembe pilav fikri hoşuma gitti. 

Benden bu kadar, çocuklarınıza, eşinize, sevdiklerinize değişik bir tabak hazırlamak isterseniz bu siteleri inceleyebilirsiniz. Varsın obento olmasın, bizimkinin adı da sana önem veriyorum tabağı oluverir.
Olamaz mı ? Olabilir....

http://www.aibento.net/2011/03/pink-panda-bento/

http://www.e-obento.com/mainichi-Frame-set.htm

http://tsuboya.ekiben.or.jp/type/shokado/2012/10/001604.html

http://www.aibento.net/

Bunlarda obento kutuları
http://www.jbox.com/category/820/sales

Bu da pembe pilav tarifi
http://www.nasilyapilirtarifi.net/pembe-pilav-nasil-yapilir-tarifi-5013.html

Pazartesi, Ekim 07, 2013

Ondan bundan şundan

Dedim ki; belki özlemiştir takip edenler "ondan bundan şundan" yazılarımı. Ve hemen hazırladım sizler için. Okurken de huzurlu olun, biraz relax dakikalar yaşayın diye bir öneri olarak Radyo Voyage ' ı dinleyin istedim. Açacağınız sayfanın sağ üst köşesinde radyoyu çalıştırıp durdurmanız için gerekli her şey mevcut. İsterseniz önce açın radyonuzu , (istemezseniz açmayın )arkanıza yaslanın ( yada yaslanmayın istediğiniz gibi durun ) ve sizler için paylaştıklarımı okumaya başlayın. ( okumak istememek de serbest ) RADYO

Her zamanki gibi , "yapılan bir araştırmaya göre" diye başlıyoruz. Sağ olsunlar bol bol araştırıyorlar.
Evet, Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre ; menopoza girmiş kadınlar günde bir saat yürüyüş yaparak, meme kanserine yakalanma riskinin azaltabilirmiş. Haftada en az yedi saat yürünmeliymiş. Bunu yapanların , meme kanserine yakalanma riski, haftada üç yada daha az süre yürüyenlere oranla, % 14 daha az. Yürüyüşün iyi gelmediği ne var ki ? Ben de bugünlerde kendimi 80 yaşında hissediyorum ve şimdi gençleşmek için yürüyüşe çıkıyorum. Fotoğraftaki torun kadar gençleşir miyim acaba ?


Sundance; 12 yaşında bir köpek. Sahibi alışveriş için arabadan inip köpeğini arabada bırakınca bakın ne olmuş. Karnı acıkan Sundance, sahibinin arabada bıraktığı beş adet yüz doları afiyetle yemiş. Sahibi ne mi yapmış ? Köpeğinin dışkısından çıkardığı paraları teker teker yapıştırmış ve bu paraları Amerikan Hazine Bakanlığı'na göndermiş. Bakanlık 500 doları kendisine çek olarak iade etmiş. Kafam karıştı valla. Ne sabırlı adammış.



Şunga. İlk kez duydum bu adı. Ne demekmiş derseniz ; Japon erotik sanatına ait bir terim, bahar resimleri demekmiş. Yastık resimleride deniyormuş.  British Museum bu sanata ait 150 eser sergiliyor. Sergideki resimlerin bir çoğu 16-17-18.nci yüzyıllara aitmiş.16 yaşından büyükler izleyebiliyor sergiyi. Haberin devamı için   tıktık

kaynak
Aşkım . Bu sözcük için çok üzülüyorum. Oysa ki bir zamanlar ne özeldi. Aşk içinde üzülüyorum. O da çok özeldi bir zamanlar.  Doyasıya gerçek aşkı yaşayabilmek. Ben kendi adıma hakkını verdiğimi düşünüyorum ama aşk artık o kadar sıradan bir hal aldı ki, e bu da aşkı "aşk" olarak yaşamayı bilenler için üzücü oldu işte. Yalnız değilim. Bakın Kürşat Başar neler yazmış . tık tık 

Güzel olsun gününüz

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...