Çarşamba, Nisan 30, 2014

Bugün ne pişirsem

Kadınların en sıkıntılı düşüncelerinden biri bu değil mi ? Ayda bir düşünülse neyse ama her gün "bugün ne pişirsem" derdi sizi bilmem ama beni gerdi. Dün sağ olsun ablam etli yaprak dolması sarmış, bana da verdi. Yanına bir şehriye çorbası ile dünü atlattık. Bugün nohut- pilav ikilisi yapılacak o da tamam. Hadi iki gün de onu yedik. Sonraki gün ne yapacağım ? Araştırdım , buldum, paylaşıyorum. Belki fikir olur size de.
İlk tarif Anne Eli Gibi blogundan. Ellerine sağlık.Bu vesile ile Reyhan'a teşekkürler. Fotoğrafların altına yemeklerin isimlerini yazdım. Tıkladığınızda tarife ulaşacaksınız. 

Hava serin. Çorba ilaç gibi geliyor. Bulgurlu yoğurt çorba yapıyorum ama mısırla denememiştim. Mısırlarda GDO lu, neyse bi kereden bi şey olmaz deyip yiyeceğiz. 

YOĞURTLU MISIRLI BULGUR ÇORBASI

İlhan beyin yemek yapma aşkına hayranım ve onun sitesinde fırında peynirli enginar tarifi gördüm. Enginarı severim ama uzun zamandır yapmadım. Bunu deneyeceğim. Elinize sağlık İlhan bey diyorum ve işte tarif.

FIRINDA PEYNİRLİ ENGİNAR
Bunların yanına ne ilave etmem gerekir ? Bilemedim ... Bir kase lezzet Ayşe'ye uğradım. Bakın ne buldum orada. Yöresel bir yemek paylaşmış sevgili Ayşe. Kilis Tava-Tepsi Kebabı. Ayşe'nin bloguna uğrayınca kıssadan hisselerine de göz atın derim. Hoş sohbet blogger arkadaşımıza da sevgiler ve ellerine sağlık Ayşe'cim.

KİLİS TAVA _ TEPSİ KEBABI
Yemeklerini paylaştığım blogger arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Hepinize sevgiler.

ANNE ELİ GİBİ

BİR KASE LEZZET

FESTİGAN



Salı, Nisan 29, 2014

Güneş tutuluyor

foto: Füsun T.


Bu sabah halkalı güneş tutulması gerçekleşti.   Tutulma yolu Güney Hindistan, Avustralya, Antarktika olduğu için biz göremedik. Ay yörünge hareketi sırasında dünya ile güneş arasına girince, güneş kısmen yada tamamen kapanıyor ve tutulma da buna göre tam tutulma, halkalı tutulma, hibrit tutulma ve parçalı güneş tutulması  olarak gerçekleşiyor. Bugünkü halkalı tutulma. Ay ve güneş tutulmalarının depremlerle ilişkisi olduğu bir rivayetten ibaret bunu aklımızdan çıkarmayalım. Kanıtlanmış bir etkileşim söz konusu değil. Tutulma sonrası olan depremler bir tesadüften ibaret diyor bilim insanları. Bizim dikkat etmemiz gereken konu şu güneşle ilgili olarak. Bu güneşte nasıl bir şeymiş deyip gözünüzü üstüne dikip bakmayın sakın. İntikamı acı oluyor. Güneşe doğrudan, çok kısa süre ile bakmak bile göz retinasında kalıcı hasara yol açıyor ve körlüğe kadar gidebilen görüş bozukluklarına neden oluyor.

Biz bugün burçlar kısmından bakalım bu tutulmaya. Oluşumu biraz eğlenceli ve umutlu tarafından ele alalım. Bugün aklınızdan sakın ola olumsuz bir şey geçirmeyin. Bugün düşündüğünüz her şey yıl içinde size ikramiye olarak geri dönecek diyor astrologlar ve kuantumcular. Ne istiyorsanız onu hayal edin düşünün. Oh ne güzel. Bu vesileyle bugün tatsız düşüncelerden arınalım .
KOÇ burcu için para alanında güzellikler olacakmış bu tutulma ile birlikte. Yalnız sakin olmanız tavsiye ediliyor. Öfke yok. Öfke varsa para yok  :))) bu da benim yorumum. Ruhsal olarak sakin olacak , zihinsel olarak paraya odaklanacaksınız. Olumlamanızı da yazalım.
“Ben sakin ve huzurluyum, bol ve bereketli paranın bana akışına izin veriyorum”

BOĞA burcu bu tutulma en çok sizi etkileyecekmiş. Dış görünüşü etkileyebilirmiş. Tutulmanın etkisiyle daha gençleşip güzelleşebilir yada daha yakışıklı olabilirmişsiniz. Hadi yine iyisiniz.
"Kendimi manevi dünyanın zenginliklerine açıyorum ve bir güneş gibi hem kendimi hem de çevremi aydınlatıyorum."


İKİZLER burcu ; tutulma bilinçaltınızda gerçekleşiyormuş. Erteleyip değiştirmediğiniz ne varsa değişecekmiş. Korkularınızla falan yüzleşeceksiniz. Hayatınızda eski dönem kapanıp yeni muhteşem bir dönem başlayacakmış. Hadi hayırlısı.

“ Kendimi manevi dünyanın zenginliklerine açıyorum ve bir güneş gibi hem kendimi hem de çevremi aydınlatıyorum.”


YENGEÇ burcu ; madde istekleriniz gerçekleşecekmiş. Para,mal, mülk gibi. Yeter ki olumsuz düşünmemiş olun şimdiye kadar.

“ Yaşamın güzel sürprizlerine kendimi açıyorum, güzel dileklerimin gerçekleşeceğine inanıyorum.”


ASLAN burcu; kariyerinizde sağlam , kalıcı yükselmeler olacakmış. Ödüller, terfiler sizi bekliyor. Oh ne güzel.

“ Maddi ve manevi yükselişi hak ediyorum, kendimi şan ve şöhret enerjisine açıyorum, daima yükseliyorum”


BAŞAK burcu; maneviyatınız güçlenecekmiş. Dualarınızın gerçekleşeceği bir dönem başlıyormuş sizin için. Dua ederken beni de hatırlayın lütfen.

“Gönlümün arzuları gerçekleştiği ve gerçekleşmeye devam ettiği için şükrediyorum.”


TERAZİ burcu ; düşünmediğiniz yerlerden para gelecekmiş. Miras, nafaka, davalar, piyango gibi. Piyango çıksın. Sağlığınıza özen göstermeniz isteniyor.

“Kendimi yaşamın mucizelerine, kalbimi de sevgiye açıyorum.”


AKREP burcu ; bu yıl bir sürü sabır denemesinden geçmişsiniz.Yine sabırlı olmanız lazım. Evlilik ve ortaklık alanlarında kadersel değişimler bekliyor sizi. Olumsuz da olabilir olumlu da. Olumlu olması dileği ile. Ani kararlar almayın, kararlarınızı Mayıs sonuna kadar erteleyin ve sabırlı olun.

“ Sakin ve sabırlıyım, her zaman sağduyulu davranıyor ilişkilerime sahip çıkıyorum.”


YAY burcu; hizmet alma ve verme ilgili alanlarda değişim yaşayacakmışsınız. Detaylar olumlamanızda saklı zaten.

“ Ben bir ışığım, hem kendimi hem de çevremi aydınlatıyor ve faydalı oluyorum”


OĞLAK burcu; hobileriniz, eğlence alanlarınız ve konforunuz değişime uğrayacak. Cimriyseniz , çok para harcamaya başlayabilirsiniz diyor .Aşık olma ihtimaliniz çok yüksekmiş. Aşk güzeldir.

“Yaşamın akışına güveniyor ve yaşamaktan zevk alıyorum.”


KOVA burcu; yuvanız, anneniz ve duygu durumunuzla ilgili şeylerde değişiklikler var. Duygusal yönden hassas olabilirsiniz.

“Yaşamın akışına güveniyorum, her zaman ve her yerde kendimi güvende hissediyorum.”


BALIK burcu; yani ben, iletişim ve paylaşım alanlarında yaşayacakmışız değişimleri. Sözde değil özde paylaşımlar zamanıymış. Hadi bakalım, belki tamamen hayal olan yazarlığa adım atacağım.

“İçtenlikle maddi ve manevi paylaşımda bulunuyorum böylelikle hem maddi hem de manevi olarak yükseliyorum.”


*Bu bilgilere sabah internet turunda rastladım ve size kısa bir özet sundum. Detayları okumak isterseniz TIK TIK


Hepimiz için iyi şeyler olsun, iyi düşünelim iyi şeylerle karşılaşalım, iyiliklere yol alalım. 



Pazartesi, Nisan 28, 2014

Tasarım

Yatak odanızda uzanıp gökyüzünü seyretmek isterseniz. İşte size mükemmel bir tasarım . Hele birde eviniz şehirden ve şıklardan uzaktaysa, yıldızlar üstünüze yağar.

foto
Ve işte evin konumu. Bir insan daha ne isteyebilir bilmiyorum ben. Hayallerimi büyütmem gerek sanırım. Fazla mütevazi kalmaya başladı.

foto
Yerden tasarrufun en güzel hali bu gibi. Eline kitabını alıp uzandığında yandaki pencereden ormanı görmek gerek.

foto
İster yatak odası istersen oturma odası. Yerim dar diyenlere.

foto
Bilin bakalım yataklar nerede. Yazlıklar için ideal .

foto
Bu ev aktör Bryan Cranston'a aitmiş. Pasifik okyanusunun kıyısında . Uyunur mu bu odada ? Uyunur.
foto
Oturulur mu bu koltuklarda. Oturulurrr.. Nefis bir manzara.

foto
Bu fotoğraflara batıktan sonra , benim minicik dağınık odam gözüme çok komik geldi ama, nerede yaşadığın değil , nerede mutlu olduğun önemli dedim kendime. Kalk bir kahve yap, iç  ve evi toparlamaya başla da dedim. Güzel bir hafta diliyorum hepinize.

Perşembe, Nisan 24, 2014

Ondan bundan şundan

foto : Füsun T.
Evlerimizdeki klozetler, mutfaklarımızdaki bulaşık süngerleri ve kesme tahtalarından daha az bakteri barındırıyormuş. Sebebi, klozet mikrop yuvası deyip, sık sık temizleniyormuş. Kesme tahtası ve bulaşık süngeri daha az temizleniyormuş. Bir bulaşık süngeri, klozet kapağından 200.000 kat daha fazla bakteri barındırıyormuş. Barınan bakteri e.coli.. Bu bakterinin bulunması , dışkı bulaştığı anlamına geliyormuş. Tatsız bir bilgi. Daha dikkatli olmak gerek demek ki. Benim mutfak takıntılarımdan biri, yıkanıp tezgah üstüne çevrilen kaplardır. Görürsem alıp kullanmam, alıp yıkar, bulaşık kabına çevirim. Süngeri ne yapacağız , içim kalktı vallahi. 

Uykunun öğrenme ve verimlilik üzerinde etkisi olduğunu söylüyor uzmanlar. Özellikle öğlen uykusu çalışanların daha verimli olmasını sağlıyormuş. Bunu bilen bazı şirketler, elemanlarını uyumaya teşvik ediyorlarmış. Bir fincan kahve sonrası 15-20 dakika uyumak, gün boyu daha zinde olmayı sağlıyormuş. Burada aklıma, her gün öğlen uykusuna yatan Vehbi Koç geldi. Başarısı ve uzun yaşamı. Demek ki baya bir işe yarıyor.  Uzun yol uçuş pilotlarının kısa süreli kestirmeleri dikkat ve uyanıklıklarını yüzde 45 oranında artırıyormuş. Tabii ki iyi bir yedek pilot eşliğinde diye belirtilmiş yazıda. Kronik uyu sorunları; kanser, kalp hastalığı, yüksek tansiyon , şeker, obezite, inme, dikkat eksikliği gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini artırıyormuş. Uykunuz geldi mi, mışıl mışıl uyumayı ihmal etmeyin. Ve iyi bir uyku için altı ipucu.

Yatak odanız karanlık, serin ve sessiz olsun. 
Yatış ve kalkış saatleriniz belirli olsun. Hafta sonu bile aynı saatlerde uyumaya ve uyanmaya gayret edin.
Spor çalışmalarınızı, egzersizlerinizi, yatmadan en az dört yada altı saat önce yapın.
Gün içindeki şekerlemeleri kısıtlayın. Uzun süreler olmasın.
Öğleden sonra çay, kahve içmeyin.
Televizyon açıkken karşısında uyumayın. Ekranın yaydığı yapay ışık vücut saatinin şaşmasına sebep oluyor.
Bunları uygulayın, sağlıklı bir uyku çekin, güne zinde başlayın. 

Güne zinde başladınız . Sıra konsantrasyonda. Sakız çiğnemek konsantrasyonu artırıyor, stres seviyesini düşürüyormuş. 1.nci dünya savaşından beri biliniyormuş bu. Amerika'da o yıllardan beri  yapılan askeri eğitimlerde askerlere sakız çiğnemesi tavsiye ediliyormuş. Hem görsel hem de işitsel hafızayı geliştiriyormuş sakız çiğnemek. Ama ağzınızda sakız yokken çiğneme hareketi yapmak aynı etkiyi sağlamıyor. İlle de ağzınızda sakız olacak. Balon yaparken dikkat edin yalnız.



Tüm bunlardan sonra eğlenceli ve faydalı bir bilgi ile nokta koyacağız yazıya. Sallanan sandalyenin her derde deva olduğunu söyleyeceğim size. Ben öğrenince hemen bir tane edinme arzusu sardı içimi. Hem sallan, hem çayını kahveni yudumla, hem kitabını oku, hem de iyileş. İnsan daha ne ister. Ben şunu isteyebilirim, karşımda pırıldayan bir deniz ve muhteşem bulutlar. Faydası neler mi ?
Sırt ağrılarına iyi geliyor. 
Sallanırken endişe azaltıp  rahatlık sağlandığı için, vücudumuz ağrı kesici özelliği olan endorfin salgılıyor.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu olan çocuklar, sallanırken daha iyi odaklanabiliyorlar ve daha çabuk öğreniyorlar.
Kan dolaşımını dengeliyor ve varislerde iyileşme sağlıyor.
Artritin tedavisinde doktorlar günde bir saat sallanmayı öneriyormuş. 
Ameliyat sonrası iyileşmeyi kolaylaştırdığına dair yeni bulgular da varmış. 
Sallanan bebeklerde gaz sorunu daha az yaşanıyormuş.
Veeee son olarak, kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Günde bir saat sallandığınız zaman  150 kalori harcıyorsunuz.

Salı, Nisan 22, 2014

Esirgeme kendini


Kendinizi esirgemediğiniz , mutlu bir Cumartesi diliyorum hepinize. Gönlünüzdeki sevgi daim olsun ve paylaşmayı unutmayın. 

Esirgeme Kendini

Öylesine kalakalma
yolun kıyısında
dondurma sevincini
isteksiz sevme
esirgeme kendini şimdi
ne de hiç bir zaman.
esirgeme kendini
çalma, dinginlikle dolmasın için
ayırma dünyadan kendine
yalnızca sakin bir köşe
gözkapakların inmesin, bırakma
yargılar gibi ağırlaşmasın
dudaksız kalma sakın
düşsüz uyuyakalma 
kendini kansız sanma
yargılama kendini zamansız

ancak eğer
her şeye karşın
engelleyemezsen bunu
ve dondurursan sevincini
ve isteksiz seversen
ve esirgersen şimdi kendini
çalma ve dinginlikle dolarsa için
ve dünyadan ayırırsan kendine
yalnızca sakin bir köşe
ve bırakırsan gözkapaklarını insin
yargılar gibi ağır
ve dudaksız kurur kalırsan
ve düşsüz uyuyakalırsan 
ve kendini sanırsan kansız
ve yargılarsan kendini zamansız
ve öylesine kalakalırsan
yolun kıyısında
ve esirgersen kendini

o zaman
kalamazsın benimle.


Mario Benedetti 

*Şiir buradan alınmıştır. Teşekkürlerimle

Pazartesi, Nisan 21, 2014

Gece turu


Dün gece Paris'ten dönen bir arkadaşımla bugün yaptığım sohbetten sonra Paris'e bir bakayım dedim. Çok etkilendiğini söyledi çünkü. Eyfel kulesinden Paris'e bakalım o zaman bu gece. Bakalım neler var oralarda. İyi gezmeler .

Paris turu


Perşembe, Nisan 17, 2014

Bitki ressamlığı



Bitkilerin; yaprak, dal, kök, çiçek, doku ve damarlarının bilimsel değerler göz önünde bulundurularak, bire bir resmedilmesi, bitkiyi tanıma açısından,  fotoğraflama tekniğinden daha gerekli ve önemli. Fotoğraflama ile bitkinin sadece bir yönü ele alınırken, resmi çizildiğinde en ince ayrıntılara kadar  detaylandırılıyor bitkiler. Ve bu sayede bitkiyi tanımak daha kolaylaşıyormuş. Çizilen bu resimler botanikçilerin en önemli kaynaklarından biri. İşte bu çizimleri yapan kişiler, bitki ressamı olarak adlandırılıyor. Türkiye'de bu işin yapılmasını sağlayanlar ise Nezahat Gökyiğit botanik bahçesi sahipleri. Bitki ressamı Christabel King'in  kurs vermesini üç yıl boyunca finanse ederek, ülkemize bitki ressamlarını  kazandırmışlar. Daha sonra da bu kursiyerler eğitim  vermeye başlamışlar ve halen devam etmekteler. Bu eğitmenlerden  biriside Christabel King tarafından yetiştirilen Işık Güner.





















1983 Ankara doğumlu Işık Güner. Aslında Çevre Mühendisi. Bitki ressamlığı kursunu tamamladıktan sonra, kendi mesleğini değil, bitki ressamlığını tercih etmiş. Halen Nezahat Gökyiğit Botanik bahçesinde, İspanya, Şili ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde düzenlenen kurslarda bitki ressamlığı  eğitmeni olarak görev yapıyor.Bir çok organizasyonda görev alıyor.  Kendisi altın madalyalı bir bitki ressamı. Aldığı madalyalardan biri ise dünyada sadece iki kişiye verilmiş olan "Mary Mendum " madalyası. Ve bu madalyayı iki kez almaya hak kazanmış. 




Bitki ressamı olmak isterim şahsen. Ama henüz Ankara'da eğitimi yok Işık Güner'in. Bir gün olursa katılmayı çok isterim . Kurslara katılmak için ille de resim bilginiz olması yada çok iyi resim yapmanız falan gerekmiyormuş. Hatta bir röportajındaki  kendi ifadesinden yola çıkarak söyleyebilirim ki, cin ali bile çizemem diyenler, daha güzel öğrenebiliyormuş. Şimdilerde kurs şansı sadece İstanbullular için var. Nezahat Gökyiğit botanik bahçesinde. Ve Ekim 2014 de ise Datça'da kurs var. 5-10 Ekim tarihleri arasında. Kurs süreleri çok kısa. Sanırım bir kaç derste öğrenilebiliyor. Tabii ki temel ders bunlar. İlerlemek size ait. Datça'da yaşayan blogger arkadaşlarıma duyurulur. Kendisi ile  bir vesile ile tanıştığım için size çok şirin ve keyifli bir insan olduğunu da söyleyebilirim. 


Bitki ressamlığı hakkında verdiği bilgileri okumak, bu meslekten para kazanılır mı öğrenmek ve yeni bir blog arkadaşı edinmek için ise bir TIK yeterli. Bir örnek daha vererek ve  Işık Güner'i can_ı gönülden tebrik ederek noktalayalım yazımızı.

IŞIK GÜNER WEB SAYFASI

Salı, Nisan 15, 2014

Geçmişe yolculuk

Yaşandığı an ve günde hayatımızda çok önemli bir yer edinen olaylar, yaşananlar, üzerinden uzun yıllar geçince ya kanıksanıyor ya da unutuluyor. Böyle olması bazı yaşananlar için olumlu elbette. Her duygu yaşandığı an itibari ile bünyemizde yaşamaya devam etseydi ne olurdu halimiz. Zaman her şeyin ilacı denen şey bu işte. Bazı olayların üzerinden o kadar uzun zamanlar geçmiş ki, az önce radyoda kulağıma gelen bir haberle eskilere doğru yolculuk yaptım. Bu yolculuğa sizi de dahil etmek istedim bugün.

15 Nisan 1912 yılında ilk seferine çıkan Titanik transatlantiği , Newfoundland'in güneyinde bir buz dağına çarparak sulara gömüldü. 1.513 kişi bu kazada öldü. 2340 yolcu ile başlamıştı yolculuğa. Titanik neden battı sorusuna bir çok yorum var.Kimi ayı suçlu buluyor. Titanic batmadan üç ay önce ay dünyaya en yakın mesafeye ulaşıyor ve gel-git ler hiç olmadığı kadar yükseliyor.Bu da buzul hareketlerini değiştiriyor. Bugün yaşanan kanlı ay tutulması umarım kötü olaylara sebep olmaz diye geçirdim hemen içimden. TIK  Bir başka yorum, yanlış bir komut sonucu buz dağından kaçmak yerine üzerine doğru gidildiğine dair. İlgilenenler detaylar için  TIK   ve TIK  ve TIK


foto

Denizde bunlar olurken hava da neler vardı acaba. 15 Nisan 1933' te Ankara _ İstanbul arasında tarifeli uçak seferleri başlamış. Ankara'da havalimanı olmadığı için kalkış ve varış noktası Güvercinlikte bulunan askeri havaalanı imiş. Bilet fiyatı 35 Lira 5 Kuruş. Bu  küsuratlı uygulama rakamlarının o günlerde de olduğunu görünce, atalardan gelen bir adet olduğunu anladım. Neden 35 Lira değil acaba. Şimdi de gözüme Ankara içindeki hız levhaları dokunuyor. Azami hız şehir içinde 82 Km. Neden 80 değil ? Bilen varsa bi aydınlatır mı beni. Dönelim uçak seferimize. Ankara'dan binince hemen İstanbul'a gidemiyordunuz yalnız. Önce Eskişehir'e uğruyordu uçak, oradan da yolcu alıp İstanbul Atatürk havaalanına iniş yapıyordu. Bitmedi yolculuk. Atatürk havalimanı o zamanlar şehrin çok dışında kaldığı için trene binip şehir merkezine geliniyordu. Yolculuk süresi yaklaşık 2 saat 45 dakika kadardı. Havacılık kronolojisi ilginizi çeker mi bilmem TIK 


Havada, denizde bunlar olurken, karada neler olmuş. 15 Nisan 1983 İstanbul sıkıyönetim komutanlığı , vatandaşlıktan çıkartılan Yılmaz Güney ve Cem Karaca'ya ait her türlü eserin , basım, yayım,dağıtım ve bulundurulmasını yasakladı. Cem Karaca, kocaman numaralı gözlükleri ile gözümde canlanıverdi bunu okuyunca. Ne kadar üzülmüştür bu yasağa diye düşündüm. Bir şarkısının bende ayrı bir yeri var. Çok seviyorum nedeni olmadan. TIK 

Dağ başında rastladım aksakallı birisine
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
Sordum ona "Aşk ne ustam hayatın sırrı ne,
Tepeden tırnağa aşığım ben
Ve koskoca bir hayat var önümde?"

Sevda kuşun kanadında
Ürkütürsen tutamazsın
Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Çeşmelerden bulamazsın
Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın...






**Bu arada ben geçen yıl bugün ne yapıyormuşum acaba diye Facebook sayfamda, solda bulunan uygulamalar alanındaki "Bugün" kısmına tıklayınca gördüm ki , İstanbul'da gezmekteymişim. Telefonumu klozete düşürmüşüm, pert olduğu içinde  kendime geçici bir telefon bulduğumu bildirmişim arkadaşlarıma ve demişim ki 
 "Gecici bir tlf buldum.teknolojiye daha uyumlu :))arayin gari " 

Pazar, Nisan 13, 2014

Pazar şarkısı


foto:Füsun T. 


Kendime dolunay aşısı yaptıracağım. Alerjim var dolunaylara. Yok tabii ki öyle bir aşı ama bu kadarda olmaz yahu. Çok eziyet çekiyorum ben her ay. Acayip kalitesiz geçiyor yaşamım. Herkesi kırıyorum, asabi oluyorum, depresyon desen son aşamada. Dün bir mağazadan bluz aldık yeğenimle beraber. O sarısını ben pembesini. Onun işi olduğu için ödemeyi bana bırakıp ayrıldı mağazadan. Ben tam kasaya yönelecekken, bluzların başında bir bayan görevliyle konuşuyor " bana bu fiyattan vereceksiniz di mi ? " diye. "Hayırdır" dedim. Bayan dedi ki; " benim elimdeki bluzda farklı fiyat yazıyor, o fiyattan verecekler bana " . Aldığı bluz benimkiyle aynı renk, aynı bluz. İsyannn yine isyannnn. Kasada görevli bayanla, onbeş dakika tepiştim bu yüzden. Dırdırdırdır başının etini yedim kızın. "hanımefendi, bluzları karıştırın, o fiyat yazan bulursanız size de üzerindeki fiyattan vereceğim diyor " ben ı ıhhh, dırd rıdrdırırıdıır söylenmeye devam. Dolunayımı kızda tüketmeye çabalıyorum habire. O kadar dırdırın hiç bir fayda vermeyeceğini bile bile üstelik. Çok şükür kazasız belasız ordan çıktım eve dönüyorum, trafik yoğun. Bir araba sağımda kendisine yer açmaya çalışıyor. Adama öfkelenip arabayı daha da sağa alıyorum. Önünü kesiyorum. Hobareyyyy. O anda çanlarım da çalmaya başladı. Hopppss, sakin ol yahu, bu sen değilsin. Önünden sivrisinek geçse durup yol veren sen, hayırdır noluyo !! Bununla kalsa iyi. O kadar depresif ve umutsuz oluyorum ki, sevdiklerime ters davranıyorum. Ay bir ağlamaklı modlar, bir Ferdi Tayfur halleri.

İşte tüm bunlarında etkisi ile son üç gündür onlarca kez açıp açıp bu şarkıyı dinliyorum. Şebnem Ferah'ı yanaklarından öpüyorum böyle güzel bir şarkı yaptığı için. Ama ne yazık ki şarkıyı ondan dinlerken ağlayamıyorum. O yüzden ben bu ara Kibariye yorumuna taktım. Çünkü dinliyor ağlıyorum, ağlıyor dinliyorum.

Ve diyorum ki ;

gücün var mı sevgilim
derin sularda inci tanesi aramaya

cesaretin kaldıysa
hâlâ benle aşktan konuşmaya
söyle canım sevgilim
hayat bize oyun oynuyor olabilir mi
yorgun gibi bir hâlin var
duyguların karışık olabilir mi
sil baştan başlamak gerek bazen
hayatı sıfırlamak
sil baştan sevmek gerek bazen
her şeyi unutmak
sanki bugün son günmüş gibi
dolu dolu yaşamak istiyorum ben
her ne çıkarsa yoluma
selam verip yürümek istiyorum ben

sil baştan sevmek gerek bazen
hayatı sıfırlamak
sil baştan sevmek gerek bazen
her şeyi unutmak 


  ▶ Kibariye - Sil Baştan (2013) - Dailymotion video



Cumartesi, Nisan 12, 2014

Sıkıldım

Geldiler ki o biçim valla. Tüm günü sağa sola sataşmakla, bağırıp çağırmakla geçirdim, yine de durulamadım. Yaşasın Issuu. Beni azda olsa ferahlatmayı, kendimden uzaklaştırmayı başardı.
İsterseniz sayfaları tıklayıp , siz de birazcık başka dünyalara yelken açın.




Çarşamba, Nisan 02, 2014

Benden şeyler

Kıskanç mıyım neyim diye sordum kendime.?
I ıh , dedi kendim, kıskanç değilsin ama özendin işte.

Yeğenime özendim. Sürekli Eymir gölüne gidip fotoğraflarını paylaşıyor. Gördükçe canım çekiyordu. Beni de götür dedim. Kırmadı. Bütün kızlar toplandık gittik. Kuziler, yeğenler, ablalar. Gençlerle gençleştik, gülüştük, güzel bir gün geçirdik. Öğlen gitmiş olsak da hava kapalı ve soğuktu. O soğukta yılmadık kat kat kat kat polarlara sarılıp göl kenarında oturduk.  Ben biraz keyfime düşkün olduğum için sandalyemin altına da bir polar yerleştirince hepsinin hedefi oldum. 



Cep telefonlarının fotoğraf makineleri olması ve internette paylaşım imkanı çok kolay olduğu için, diğer minik fotoğraf makinemi yanıma almamışım. Ama ekran biraz parladığı için ne çektiğimi fazla görmeden çektim. E malum gözler bozuk artık. O yüzden çektiğim fotolardan memnun kalmadım. Yine de paylaşacağım.


Hava soğuk Bırrr. Isınmak için bol çay. Garsonnn, çayları tazele lütfen. Ben bile iki bardak içtim.


Ah ah şu gördüğünüz manzarayı belki 50 kere çektim, yine doyamadım. İzlemeye hiç hiç doyamadım. Biz Ankara'lılar şu minicik gölle mutlu olabiliyoruz işte. Suya hasretimizi giderebiliyoruz. Ve göl o gün çok güzeldi .

Çalışkan kanocularımız . Durmadılar kürek çektiler. Biz de takibe aldık onları. Bir tanesi biraz tembeldi yalnız. O fazla sıkı sarılmıyordu küreklere. Di mi kızlar ?


Çok kalabalık değildi tabii ki o gün. Çünkü hafta ortası idi. Yine de; sofralarını kurmuş demlenen abiler, bisiklete binen gençler, balık tutan yalnız delikanlılar, şaraplarını açmış şezlonglarına yerleşmiş, tatlı bir sohbete dalmış sevgililer mevcuttu. 


Çektiğim fotoların içinde sevdiklerimden biri bu oldu. Camdan yansıma çok hoştu, bu kadarda olsa yakaladım. Ve fotoda gördüğünüz gibi sohbete dalmış hoş bir arkadaş grubu vardı.


Hava açtığında yürüyüşe başlamıştık. Boş yollarda yürürken, geçen arabaların 30 km hız sınırına uyuyor olması , "yaşasın hala aklı başında insanlar yaşıyor canım Ankara'm da" dememe sebep oldu. Yaşasınnn !!


Her ölümsüzleştirdiğim anla dualarda ettim. " Allah'ım sen burayı rantçılardan koru. Gelişmesin , bu doğal hali ile kalsın bu göl "diye adeta yalvardım. 


Ah canımmm vakvaklar, siz oranın neşesi en tatlı varlıklarısınız. Balık bol herhalde, verdiğim ekmekleri yemediler.


Mavi hep güzel. Hep favori rengim. Belki de balık burcu olmam sebebi ile suyu , suyun mavisini seviyorum.


Baharlar gelmiş. Çiçek çiçek açmış. Neymiş, hayat sevilince sevince güzelmiş. Sevmeyi sevenlere selam olsun. Kucak dolusu bahar çiçeği size. 


Güneş içimizi, ruhumuzu ısıttın . Bize enerji verdin yaşama sarılmak için. Umudu yaşatmak için. 


Ama sürekli uyuyorsunuz. Nerde köpek görsem uykuda. Bahar erken çarptı sizi galiba. Hoş o manzara da bende mayışırdım. Huzurdan galiba uyuşukluğunuz . 

Boz tepeler ve nazlı nazlı sessiz sakin salınan sandallar. Gözümün sevdikleri, gönlümü rahatlatanlar.


Bu yansıma suluboya çalışma isteği uyandırdı bende o anda. Fotoğrafladım sonra yaparım belki diye. 


Güzeldi, sevdiklerimle olunca çok daha güzeldi, keyifliydi. Hoşçakalın vakvak kardeşler. Yine geleceğim.


Ve kendimle özdeşleştirdiğim kahve fincanı. Bu güzel güne bir sade kahve eşliğindeki hoş muhabbetle, Orfoz restoranın sıcacık iç mekanında nokta koyduk. 



Eymir, hep böyle kal lütfen .. . .
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...