Cumartesi, Ocak 31, 2015

Cumartesi

Eğer emekli iseniz  hafta sonu yapılabilecek en güzel şey evde oturmaktır. Trafiğin keşmekeşine katılmadan, AVM'lerin gürültüsünde boğulmadan, lokantaların uğultusunda karın doyurmadan , mis gibi evinizde oturur, ayaklarınızı uzatıp ,müzikkitap, film, çay, kahve, dergi, kestane, mısır patlağı kombinasyonuna takılırsınız . Aktiviteleri ise, her yerin boş olduğu Pazartesi günlerine saklarsınız ve rahat rahat istediğiniz etkinliği yapabilirsiniz. 
Çalışıyorsanız, bir takım etkinlikler yapmak için önünüzde iki gün var demektir. Çoluk çombak ailece arabaya atlar, trafikte ilerlemeye çalışır, kendinizi saatler sonra zor bela bir AVM'ye atarsınız. Aracınızı park etmek için uzunca bir süre park yerinde kovalamaca oynarsınız. Park yerinde, elinde araba anahtarını sallayarak yürüyenleri takip eder, "hıh işte bu çıkacak, arabasına gidiyor" düşüncesi ile keyiflenirsiniz ama o da ne , o kişi arabasını park etmiş AVM girişine ulaşmak için yürümektedir. Gerisini yazmayacağım, yazarken bile yoruldum.

Bugün Ankara yağmurlu ve fırtınalı. Aman dikkat !! Bir şekilde yolumuz yine AVM'lere düşecek  ne yazık ki bugün ve sömestr tatili dolayısı ile bütün AVM'lerde çocuklar için etkinlikler var. Siz de çocuklarınızla dışarı çıkacaksanız, nerede ne var listesi Ankara için  BURADA






Cuma, Ocak 30, 2015

Cuma

Bugün günlerden sanat. Yağlıboya, suluboya, kuru boya çalışmalar yapıyor, resimle uzun zamandır hobi olarak ilgileniyorum ama gönlüm sık sık illüstrasyona kayıyor. Çok seviyorum. Keşke öğrenebilsem, keşke yapabilsem. Denedim mi ? Hayır. Deneyecek miyim ? Evet, en kısa zamanda.

İhap Hulusi Görey adını Kulüp Rakısı afişi ve ilk Alfabe kapağındaki illüstrasyonu  ile biliriz genelde.  Ben sitesindeki sanal sergiyi gezerken bunu çok beğendim. 

İHAP HULUSİ GÖREY

Bir de Fifi Lapin var sevdiklerim içinde. Bir moda blogu sahibi Fifi. Kendisinin bir tavşan olduğunu söylüyor ve blogunda hemen her gün ünlü markalardan giydirdiği bir çizgi tavşanı var. Enteresan bir blog. Hikayesini okumak için TIK   İşte onun beğendiğim çizimlerinden biri. Blogunu ziyaret etmenizi öneririm.

FİFİ LAPİN
Ve  Polonyalı sanatçı Pawel Kuczynski. İnsanı olduğu andan  bambaşka yerlere  taşıyan eserlerin sahibi.
PAWEL KUCZYNSKİ

Son olarak da  instagramdan  eserlerini severek takip ettiğim Mustafa Soydan .


Perşembe, Ocak 29, 2015

Perşembe

Foto : Füsun T.
Üst üste kayıplar yaşadım uzun süredir. Dünde bir aile dostumuzu yitirdik. Mekanı cennet olsun. Hepimizin ölmüşlerine Allah rahmet eylesin. Bugünü ölüme ayırdım o yüzden.

Kuran 'dan

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız. (A'RAF/57)

O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız. (RUM/19)

Mesnevi'den 

Divân-ı Kebir clt.3.1039: “Bence bu dünyadan göçüp gitmek yolculukların en hayırlısıdır. Çünkü mekanlar, mekansızlık âlemine perde olmuştur.

Divân-ı Kebir clt.3.1046: Halkın nazarında bedenimiz mezarda toprak altında uyumaktadır. Fakat aslında rûhumuz onun yeşilliğinde gül bahçesinde serviler gibi salına salına dolaşmaktadır.Bedenin uyuduğu mezar çöplüğünde cana binlerce bağ, binlerce bahçe bulunmaktadır.

 Divân-ı Kebir clt.2.591: Ben ölümden ebedi zevke, ebedi ömre ulaşılacağı haberini aldım. Cenâb-ı Allah’ın lûtfuna bakınız ki, ölümü ebedi ömür peygamberi yapmış. Ölümle ölümsüzlüğü bizlere müjdeliyor.

Ve son olarak

"Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır. Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır."

Çarşamba, Ocak 28, 2015

Çarşamba

BERAT

Çocuklarla zaman geçirmek insanı gençleştiriyor. Çok seviyorum onları.  Sanırım onların yaşına inebiliyorum ve bu yüzden de aram hep iyi oldu çocuklarla. Berat'ı, beni instagramdan takip edenler bilirler, apartman görevlimizin oğlu. 3.5 yaşında. Bu yıl kreşe başladı. Geçenlerde bir sohbette, kreşte neler yaptığını anlatmasını istedim. Cevap şöyle oldu. "sen anlamazsın" . Eskisi kadar sık görüşemiyoruz ama yakın zamanda bir etkinlik yapmak için sözleştik bu sohbet esnasında. Buluştuğumuzda   ne yapabiliriz diye düşünürken bir kaç şey buldum.
                                   
Yapılışı ve fotoğrafın kaynağı BURADA 
                                     Bu biraz kız çocukları için gibi geldi . Sever mi acaba ?


                                   
Bunu sizde yapabilirsiniz. Sonucu , nasıl yapıldığı ve foto kaynağı BURADA   

                                              Boya yapmayı seviyor, bunu sever gibi geldi.
                                               

Yok bunu yapamayacağız tabii ki. 

Ben hayatımın her döneminde mısır patlaklarından ilkbahar ağacı yapmayı sevdim. Birlikte mısır patlatıp, sokaktan toplayacağımız dallara o mısırları yapıştırırken , bir yandan da  mısırlarımızı yeriz belki de. Siz neler yapıyorsunuz ?

Salı, Ocak 27, 2015

Salı


The Way Back Fragman | sinemalar.com



The Trip to Bountiful (2014) fragmanı | sinemalar.com




The Hundred-Foot Journey (2014) fragmanı | sinemalar.com




Şevkat Yerimdar Tanıtım Fragman 3 | sinemalar.com

Ocak ayında bu filmleri izledim. Bir kaç film daha var ama bunlar en sevdiklerim oldu. Bu dört film içinde en sevdiğim hangisi diye düşününce fazla ayrım yapamıyorum ama beni en mutlu edeni Şevkat Yerimdar'dı. Bana öneren arkadaşım, beklentisiz izle ve gül demişti. Gerçekten beni güldürdü. Bir zengin kız fakir oğlan filmi olmasına, bol küfürlü olmasına  rağmen şeker şerbet bir film olmuşdiyebildim. Hatta bir stresli günümde tekrar izlemeyi düşünürüm. 

Film zevki herkeste farklıdır. Ben sadece fikir vermesi açısından paylaştım. Ben fikirlerin bir kısmını sevgili blogger arkadaşımız Sade ve Derin'in film listelerinden ediniyorum. Size de öneririm. Benim bu ay izleyip beğendiklerim bunlardı. Sizin bana önerileriniz var mı ?

** Fragmanlar ve fotoğraflar http://www.sinemalar.com/ dan alıntıdır.

Pazartesi, Ocak 26, 2015

Pazartesi

Foto: Füsun T.

Dünyada istediğim ve yaşamı bana sevdiren iki şey var: Aşk ve özgürlük. 

Aşk uğruna gerekirse yaşamımı veririm, fakat özgürlük uğruna aşkımı da feda ederim. 

Victor Hugo


Foto: Füsun T.


Temel bir kıza aşık olur, aşkından da şu şiiri yazar:
 Sabahları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Öğlenleri yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Akşamları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Geceleri uyuyamıyrum;
Çünkü açum da!..

Foto: Füsun T.

Aşk başlamadan güzel, 
Kalplerde heyecan 
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... 
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, 
Başkaları görmesin diye çabalayış, 
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... 
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan

Pazar, Ocak 25, 2015

Pazar Şarkısı

Ben çok fazla sevmesem de, biliyorum bir çoğunuz Pazar gününü hasretle bekliyorsunuz. İşte geldi bir Pazar daha. Umarım dilediğiniz gibi geçer. Bende ayrıca,  hepinize mutlu, huzurlu, keyif dolu bir pazar günü geçirmeyi diliyorum. Mor ve Ötesi söyleyecek bugünkü Pazar şarkımızı. Gül Kendine adlı albümlerindeki bonus şarkılarını dinleyeceğiz. Pazar Günlerini Severim. 
pazar günlerini severim
belgesel izler,kuşların hayatını
maymunların aşkını
zebranın kaçışını
ormanlardan uzak odamda
çay içer, izlerim.
bir de benim belgeselim var
yönetmeni belli
hayatım,aşkım,kaçışım
gülüyorum ben orda
güzel bir hareket çekmişim dünyaya
iyi gözüküyorum,iyi
iyi bugün her şey iyi..



*Bu da benim bonusum  Maroon 5 / Sunday Morning

Cumartesi, Ocak 24, 2015

Çekmece düzenleme



Balık burcuyum ben, dağınığımdır. Ama toparladığım zamanda tam toparlarım. Bu aralar çekmece düzenlemeye çalışıyorum. Bunu yaparken evdeki karton çantalardan faydalanıyorum. Geri dönüşüme katkı sağlıyorum bir şekilde. Yukarıdaki fotoğrafı çekerken utandım itiraf edeyim. Ben de böyleyim n'apalım utanmayım di mi. ? Bu çekmecede çok sık  kullanmadığım şeyler vardı. Her yerleştirmemden sonra bir şey alırken alt üst oluyordu. Bundan sonra aradığımı hemen bulacağım ve artık bende derli toplu, hanım hanımcık olacağım. Bu karton çantalardan elde ettiğiniz kutuları bir çok şeyin tanzimi için kullanabilirsiniz. Ben az önce bunu yaptım ama daha önce, çoraplarım için, evdeki dikiş iplerim içinde yapmıştım. Mağazalarda bu iş için organizerlar satılıyor elbette, ama bizimki sıfır masraf ve geri dönüşüm . İsterseniz elde ettiğiniz kutucukları çiçekli kağıtlarla da kaplayabilirsiniz. 








                                                             İşte son durum budur. İyi oldu gibi.

Perşembe, Ocak 22, 2015

Cam şişe nasıl kesilir

Bugün hamarat  günümüz olsun mu ? El emeği göz nuru bir şeyler yapalım. Bazı cam ürünlerin şişeleri hoşumuza gider atmak istemeyiz ya, işte onları değerlendirelim bugün isterseniz.

Fotoğraflar Pinterest'ten alınmıştır. Üzerlerine  tıklayıp kaynağa ulaşabilirsiniz
Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz malzemelerle yapılıyor cam şişe kesme işi. Aseton, ip ve ateş yeterli bu iş için. Nasıl yapıldığını ise fotoğrafın sahibi siteden öğreniyoruz  TIKTIK   Bağlanacağınız sitede çok güzel şeyler var, onlara bakmayı unutmayın.

Ben bir kez denemiştim ama ipi yeterince ıslatmadığım için tam kesilmedi. Aceleci ruhum bu işi de aceleye getirmişti.

Neler mi yapabilirsiniz bu şişelerle.






Daha bir sürü seçenek var tabii. Benim gözüme çarpanlar bunlar. Pinterest'e bir göz atarsanız farklı fikirlere ulaşabilirsiniz. PİNTEREST

                                                        Ve ben en çok bunu sevdim.



*** Fotoğraflar pinterestten alınmıştır. 

Salı, Ocak 20, 2015

Ondan Bundan Şundan

Giyim alışverişi yapmaya üşenen, sevmeyen bayan gördünüz mü ? Gülmeyin, var öyleleri. Mesela ben. Sevmem kabinlerde giysi denemeyi, üşenirim, sıkılırım. O yüzdende hep aynı tip şeyler alırım. Amerikalılar; giy çıkar , o mu güzeldi bu mu güzeldi kararsızlığını yaşama sorununu kısmen hafifletecek bir ayna yapmışlar. Neiman Marcus adlı firmanın yaptığı akıllı ayna, giyilen her kıyafetin resmini farklı açılardan çekip, aynada yan yana görüntülüyor size. Ayna henüz tek bir mağazada kullanılıyor, o da Kaliforniya'da Walnut Creek mağazası imiş. Türkiye'ye gelişi ne kadar süre alır acaba ? TIKTIK

Kaynak : Fotoğrafa tıklayınız 
Dünyanın en esnek kadını kim diye hiç düşünmemiştim ama internet sörfü sırasında karşıma çıkıverdi. Yukarıdaki fotoğraf ona ait işte. Dünyanın en esnek kadını, Rus jimnastikçi Julia Guenthel'e.  Zlata olarak da biliniyor. Dört yaşından beri vücudunu çalıştırıp bu günlere gelmiş. İnsanın aklı almıyor yaptığı hareketleri görünce. Hele ki bilgisayar ve masa başında kütüğe dönmüş vücutlarımızı düşününce "vay beee" diyor insan.   TIKTIK 

Telefon kılıflarında çeşitlilik almış başını gidiyor. Telefon parasına kılıf satılıyor. Paranız sınırlı ve telefonunuz kılıfsız ise üzülmeyin, artık çok basit ve çok ucuz. Buyrun TIKTIK 

İnsanların her daim, her şartta eğlenmeye ihtiyacı var. 2014 yılında bu dahada büyük ihtiyaç oldu . Sert bir yıldı. Gülümsememize izin vermedi. Oysa gülümsemek her derde devadır. Strese iyi gelir, kaslara iyi gelir, ruha şifa verir. Ve; insanın içindeki çocuk, şayet hala hayatta ise, nerede ortaya çıkacağı hiç belli olmaz. Ben güldüm, bakalım siz gülebilecek misiniz. TIKTIK 

"Çok şükür henüz o duruma gelmedi arkadaşlıklarımız, dostluklarımız" dedim haberi duyunca. İngiltere'de yaşayan bir çocuk, arkadaşı tarafından doğum gününe davet edilir ve daveti kabul eder. Fakat doğum gününe gitmez. Doğum günü çocuğunun annesi ise , fazladan 16,95 pound ödeme yaptığı için , bu tutarı doğum gününe gelmeyen çocuğa fatura eder. Ödemeyi kabul etmeyen aile bu sebepten mahkemeye çıkacakmış. LCV lere dikkat,  katılmadığınız için cezaya kalabilirsiniz maazallah.
çikolata tadında geçsin gününüz 

Pazartesi, Ocak 19, 2015

Demiş ki şair









İKİ YIL OLDU

Aramızdan ayrılalı iki yıl oldu, nede çabuk geçiyor zaman
Bir sen yoksun, her şey bıraktığın gibi tastamam
Cismin yok ama hayalin bırakmadı bizi, hep buralarda
Evet, buralardasın, ya salonda , ya mutfakta, yada odalarda

Bazen sesin geliyor sanki çok uzaklardan
Kulak veriyorum hemen, acaba ses nereden geldi, hangi taraftan
Bazende yanımdasın, bir şeyler fısıldar gibi 
Bir de bakıyorum, ne ses var, ne görüntü, hepside hayal idi

Hasretin eksilmedi arttı, gerçeği söylüyorum
Zaman oluyor  sabrım tükeniyor, seni çok özlüyorum
Elden bir şey gelmiyor, Yaşar, sabır sabır diyorum
Rabbimin takdiridir deyip, dualar ediyor, Fatiha okuyorum.

Yaşar T.


Pazar, Ocak 18, 2015

Ne kadar dertliyim bilsen

Tango ; içinde kalp  kırıklıkları, asilik, hırçınlıkla birlikte melankoliyi de barındıran dans ve müzik türü. . Dansı da , müziği de  aynı adla anılıyor. Kelimenin, Afrika tamtamlarının çıkardığı "tan- go " seslerinden türediği düşünülüyor. Kökeni tam olarak bilinmiyor. En önemli ve ana çalgısı Bandoneon. 1800'lü yıllarda göç sırasında ortaya çıkmış tango. Müzik tüm acılara ilaç olmuş, hemen her dönemde. Kendi topraklarından uzak kalan , açlık ve sosyal sıkıntılarla karşılaşan insanlar oluşturmaya başlamış bu müziği. Sonrasında ise, genelevlerle birlikte gelişmeye başlamış. Kadın sayısının az olması sebebi ile kuyrukta  bekleyen erkekleri eğlendirmek için küçük tango grupları kurulmuş. Bu sebeple de uzun süre ahlaka aykırı bulunmuş bu müzik türü ve dansı. 

Türkiye'de Cumhuriyet yıllarında dansla birlikte benimsenmiş tango. Ve o dönemin sanatçıları bandoneon yerine akardeon müzik aletini dahil ederek besteler yapmışlar. Tangonun Türkiye'de ki tarihçesini detaylı olarak bilmek isteyenler bir BURAYA bir tık yapabilirler. Müzikle ilgili bilgilerin bulunduğu güzel bir blogla da tanışmış olursunuz. 


Türk tangosunda sözler genellikle aşk ve ayrılık üzerine yazılmış. Bende bugün onlardan birini seçtim, keyifle dinleyin, sevdiklerinizle dans edin diye. Münir Nurettin Selçuk eşliğinde güzel bir pazar günü dilerim. 



Ne kadar dertliyim bilsen
Acımıyor musun sen?
Hasretin kalbimi neden yorsun?
Gelmiyorsun, gelmiyorsun.

Dönmeyecek misin geri?
Ey yeşil gözlü peri
Gözüm yolda bekliyorum hergün
Bir öksüz gibi bütün.

Gel ki gönlüme neşe saçılsın.
Bir gülüşünle  güller açılsın.
Kuşlar söylesin hep sana şarkı.
Ömrümün olmasın bir cennetten farkı.

Gözümün yaşını dindir.
Artık beni sevindir.
Kalbime saplansın derin derin
Senin uzun kirpiklerin.

Karanlık sardı her yeri
Kaldır şu perdeleri
Sen yoksun diye güneş de söndü.
Odam zindana döndü.

Kaldım kimsesiz bir öksüz gibi.
Sensin benim gönlümün sahibi.
Ufkumda ay gibi yüksel artık.
Hasretin gönlüme çöktü , yeter artık.

Cumartesi, Ocak 17, 2015

Sinir oluyorum

Sanırım geri kafalıyım ben. Yada fazla tutucu. Hiçbir şeyci olmamama rağmen, milliyetçiyim de haberim mi yok acaba. Gördükçe öfkeleniyorum, okudukça öfkeleniyorum, duydukça öfkeleniyorum. Bünyeme zarar verecek ölçüde öfkeleniyorum hatta bazen. Tansiyonum fırlıyor resmen. 
Sorun şu. Memleketimde Türkçe kelimeler yerine İngilizce kelimeler kullanılması. Bir kaç kez yazdım bu sinir olma durumumu. Bugün yine yazacağım, en azından rahatlarım biraz. 

Geçen pazar babam çağırdı yanına. Gazetede bir inşaat ilanının, sunulan hizmetler kısmı  takılmış gözüne. Concierge, Housekeeping,Vale hizmeti, Lounge, bellboy, reception,spa gibi bir sürü yabancı kelime. Bunlar ne demek diye sordu. Valla bir kısmını bende bilmiyorum dedim. Bilebildiklerimi izah ettim. Sorduğu kelimeler sunulan hizmetler kısmında yazıyordu.  
İnşaat isimleri ise ayrı bir güzelleme ..Crystal Towers, Diamond Tower, Akkent Paradise Gardens Recidance  vs.vbg

Az önce gördüm. Bir Recidance ilanında  şuna benzer bir şey yazıyordu. Girişte sizi Picasso'nun eseri karşılayacak. Beni Hoca Ali Rıza'nın bu eseri karşılasın mümkünse. Tamam Picasso'da olsun ama bu da olsun. 

Kaynak : Fotoya tıklayın

İnstagram'ı, twitter'ı  açıyorum. Good morning, Hello, Happy weekend le başlayıp, İngilizce kelimelerle devam eden cümleler. Takip ettiğim kişi Türk, ben Türk'üm ama onun ne yazdığını anlamıyorum. Bir sürü yabancıyı takip ediyorum, kendi dillerinin dışında bir tek kelimeye rastlamadım. Kimse bize "günaydın" demiyor.

Şehir içinde sürekli yabancı tabelalar. Açılan lokantaların , pastanelerin , tamamının adı yabancı. Türkçe isim koyanları sarılıp öpesim geliyor. Menüler deseniz ayrı tantana. Hayalimde, her şeyi Türk olan bir mekan açmak var. O kadar hırslanıyorum.

Yabancı dile , gelişime, ilerlemeye, küreselleşmeye karşı değilim. Sadece üzülüyorum. Yabancı dil bilmiyorum. İngilizce bir kaç cümleyi zor kurarım. Kendi vatanımda okuduklarıma  bön bön bakmak gücüme gidiyor. Herkes istediği dilde yazma hakkına sahip. Sadece ,bana sunulan şeylerin Türkçe olmasını istiyorum. Yanlış mıyım ?




Cuma, Ocak 16, 2015

İndirimli Çanta

Her yerde indirim var şimdilerde. Çanta ihtiyacınız varsa güzel modelleri uygun fiyata alabileceğiniz bir adres vereceğim size. Fiyatların uygun olmasının yanı sıra çantalar son derece kaliteli.







Balgat'ta Ceyhun Atıf Kansu caddesinde, eski Ak Parti binasının tam karşısındaki sokağın içinde BORAL Çanta&Çanta.


                                                         Tel: 0312 473 47 00

Facebook adresinide vereyim. Boral Çanta&Çanta facebook

Ulaşım gayet kolay. Kızılay'dan kalkan Çiğdem dolmuşlarına binip , eski akp binasında yada Basın Yayın Enformasyon'da inebilirsiniz. Karşıya geçip sokağın içine girmeniz yeterli olacak. Az ilerisinde de MHP genel merkezi binası var.



Perşembe, Ocak 15, 2015

Kardan Adam

Son günlerin popüler etkinliği kardan adam yapmak oldu. Beklenen kar yağınca, kardan adam yapmadan olur mu.? Geçenlerde bankaya giderken gördüm bu kardan heykeli. Kardan adam diyemiyorum çünkü sadece adam değil. Bu konuda sanatkarlık sınır tanımaz oldu zaten. Eskiden sadece klasik kardan adam yapılırdı. Şimdi resmen sanata dönüştü iş.  Mahallemin sanatkar ruhlu esnafı yapmış işte bu kardan heykeli. Herkes yanında durup fotoğraf çektiriyordu keyifle,tebessümle.


Hoşdere yönünden Atakule'ye gelirken bu yüzünü görüyorsunuz.



Atakule'den Hoşdere istikametinde ise bu yüzü. Hava şartları dolayısı ile biraz kirlenmiş.


İnsanlar kavga etmek yerine böyle güzel şeylerle ilgilenseler hep. Ve yüzler gülse her daim. Ve şarkılar söylesek "kardan adam yapalım, burnuna havuç takalım "

Salı, Ocak 13, 2015

Kafa Dergi

Ortaokul yıllarımdan beri param oldukça dergi alır okurum. Bazılarını sürekli, bazılarını ara sıra. Çocukluğumun dergileri "Hey" "Ses" "Doğan Kardeş" Biraz büyüklüğümün dergileri "Nokta" "Yankı" son yıllarımın dergileri "Atlas" "Atlas Tarih" "National Geographic " "Geo" "Elele" "Populer Since" vs,vbg..... birde bir sürü mizah dergisi "Gırgır" la başlayıp "Penguen" e kadar uzanan geniş bir liste. 




İki aydır da, beni çok mutlu eden, doyuran , işte aradığım dergi buydu dedirten "Kafa Dergi" yi alıyorum. Dileğim; çok uzun yıllar yayın hayatında kalması. Dergiyi alıp okuduğunuzda bu sözlerimi tekrar edeceğinize eminim. Doygunluğumu anlatacak bir sürü cümle kurabilirim ama net olarak aktaramam. Alın, okuyun, kulağımı çınlatın.  İnstagram Twitter Facebook

                                            Böyle keyifle okunuyor işte                                               



Pazartesi, Ocak 12, 2015

Bisiklet

Bugün bisiklet sevenleri ilgilendiren bir yazı var. Geçen yıl Şubat ayında aldığım bir kitap vardı, Aydan Çelik / Bi tur versene, dün akşam üzeri onun bir kısmını  yeniden okudum. Kitabı öneririm. Son derece eğlenceli bir üslupla yazılmış, keyifli ve bilgi dolu bir kitap. Kitap bölüm bölüm olduğu için istediğiniz kısmı okuma şansı var. Zaman çok keyifli ve hızlı geçti okurken. Bir yazıda Şaban Önder ve bisikletinden bahsediyor Aydan Çelik. Yazı bir hayli eski, Şaban bey bisikletine hala biniyor mu bilmem ama ben yazıyı paylaşmak istedim ve bir web sitesinde buldum yazıyı. 

Kaynak için fotoya tıklayınız
Bisiklet aşkı gerçekten başka bir keyiftir. Sevdalıları bilir. Şaban beyde bu sevdalılardan birisi. Hikayesi de keyifli. Yaşanmışlıkları çok seviyorum. İki teker aşkı benim içimde de her daim oldu. Son zamanlarda Ankara'da da sıklıkla rastlar oldum bisiklete binenlere. Özellikle Gölbaşı _ Ankara arası rastlıyorum. Şehir içinde de denk gelir oldum. Kazasız belasız sürüşler diliyorum hepsine. Daha da çoğalsınlar. 
Şaban bey ve bisikletinin anlatıldığı Aydan Çelik yazısı için >> TıkTık Tek Kişilik Karnaval


Şimdi vereceğim link makalenin yayınlandığı siteye ait, dağ bisikleti sporu ile ilgili yayın yapıyor. Henüz bende çok fazla inceleyemedim ama bisiklete merakınız varsa ilginizi çekeceğini umuyorum.
Sitede gördüğüm 2015 model saks mavili Sedona  bisikleti görünce çok beğendiğimi de aktarmazsam olmaz .

Kaynak için fotoya tıklayınız




Pazar, Ocak 11, 2015

Pazar şarkısı



Farklı bir müzik dinleyeceğiz bugün. İrlandalı besteci Ronan Hardiman'la tanıştıracağım sizi. Müzik tarzını  savaş -epik müzik , soundtrack olarak adlandırabiliriz. Hardiman tv proğramları ve çeşitli etkinlikler için besteler yapıyor genellikle. 1962 doğumlu. Lord of the dance, Feet of Flames, Celtic Tiger Live dans şovlarının müziklerini ile tanınır daha çok. Sekiz albümü var sanatçının. Ronan Keating, Russel Watson, Amici gibi pop sanatçıları ile de çalışan sanatçı, şarkı sözü de yazmış. . Çalışmaları ile ilgili fikir sahibi olmak isterseniz TIKTIK 

Ben ilk kez yaklaşık on, onbeş  yıl önce Rıza Karaağaçlı'nın stand up gösterisinde dinledim. Çok etkileyici idi. Rahipler tarafından dua ediliyor müzikalde. İşte o  bölümden  bugün dinleteceğim eser. Keyfiniz bol olsun, mutlu, huzurlu bir pazar günü geçirin inşallah. 

Feet of Flames müzikalinden High Priests    Biraz yüksek sesli dinleyiniz

Ve tabii ki Ronan Hardiman MİX 


Cumartesi, Ocak 10, 2015

Günaydın

Günaydın . Yine soğuk bugün Ankara, inceden kar da yağıyor. Güvercinlere ikramiye çıktı bugün. Kuru ekmek yerine buğday attım bugün onlara. Sevindiler tabii. Saniyede tükettiler. Arkasından bulgur koydum. Şimdi onu yiyecekler. Yiyecekler karların altında kaldı ulaşamıyorlar, açlar, lüffen siz de cam önlerine, balkonlara bir şeyler bırakın. Benimki de laf, siz zaten yapıyorsunuzdur. 

Şimdi bir masal anlatacağım size. Daha önceden paylaştığım bir yazıyı yeniden paylaşmak istedim bugün.  Bazen tekrarlar iyidir derim ben. 

"Evvel zaman içinde kalbur saman içinde , eski eski zamanlar içinde bir zamanda, insanlar birbirine yardım ederdi yine. Bayramda seyranda değil, her an her zaman yapılan bir yardım şekli vardı o zamanda. Müslümanlara sadaka farzdır. Ve Allah rızası için ihtiyacı olanlara verilen paraya "sadaka" denir. Makbul olanı sadakanın gizli olarak verilmesidir. İşte o eski zamanlarda bu gizliliği sağlayabilmek ve fakir olan insanlara erişebilmek için yollara Sadaka taşı denilen taşlar koyarlarmış. Bir buçuk ,iki metre yüksekliğinde , yanında basamaklar bulunan , ortasında paranın konulacağı çanak biçiminde bir oyuk olan mermer taşlardı bunlar. Yardımda bulunmak isteyenler bu mermer taşın üzerindeki oyuğa para koyar, yardıma ihtiyacı olanlarda oradan para alırlardı. İşte o zamanlarda insanlar hala vicdanlı ve iyi niyetli olduğu için, para alacak olan fakir orada bulunan paranın hepsini değil, sadece ihtiyacı olan kadarını alırdı. Burada içimden hey yurdum insanı neden böyle oldun diyesim geldi! 


foto kaynak için üzerine tıklayınız
O zamanlarda bir başka yardım şeklide zimem (borç) defterleri vasıtası ile yapılan yardımdı. Bayram öncesi varlıklı kişiler kendi semtleri dışında , bakkal yada manavlara, tenha oldukları zamanları tercih ederek girer ve sorarlarmış, " zimem defteriniz var mı?" diye. Zimem defteri esnafın müşteriden alacaklarını tuttuğu , şimdilerde "bakkal defteri"  ya da " veresiye defteri " diye geçen defter. Eğer defter varsa, varlığa göre defterin ya tamamında yazılı olan borcu  ya da kendi imkanlarının elverdiği kadar kısmı defterden sildirirmiş bu varlıklı insanlar. Başka mahallede olduğu için, borçtan kurtulan, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borçları ödeyen, kimleri borçtan kurtardığını bilmezdi tabii. Dolayısı ile kimse incinmeden sadaka verilmiş ve alınmış olurdu." 

Ne kadar güzelmişsiz di mi bir zamanlar. Hala güzellerimiz, güzelliklerimiz var tabii ki, ama eskisi kadar fazla değil gibime geliyor. Ne dersiniz ?

Cuma, Ocak 09, 2015

Buz tuttuk

Günaydın. Ankara bu sabah _ 20 'leri gördü. Güneş var ama çok çok soğukta var. Kar yağarken iyide ,sonrası buz, soğuk. Bir lodos lazım. Lodos için de şu söz söylenir halk arasında "Lodos karı kor , adamı kar gibi yapar". Her şekilde insanlar kar gibi oldu bu soğukta zaten. Bir Reşadiye atasözü okudum pek sevdim, onunla noktalayalım bu kısmı.

Baktın kar havası, eve gel kör olası.

Okullar tatil, dolayısı ile bizim kursta tatil. Tatil  olsa bile bugün günlerden sanat. Doğanın kendi sanatından örneklemeler yapalım istedim , ruhumuz dinlensin bugün. Bu muhteşem görüntülerle görmediklerimizi görelim, bir kez daha şükredelim bize sunulan bu şahane yaşam için. Sen sus gözlerin konuşsun diyen şarkı misali artık ben susayım görseller konuşsun.














Fotoğraflar sahiplerine aittir. Pinterestten alınmıştır. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...