Salı, Haziran 30, 2015

Yasin suresi

Yıllar yıllar önce anneannem bana kuran okumayı öğretmişti. Tembel ben,ara sıra okudum ama çok ilerletemedim. Bugünlerde tekrar okumalara başladım. Ne kadar sürer, nereye kadar ilerler bilmiyorum ama okumak beni rahatlatıyor, büyük bir haz alıyorum.

Fatih Çollak hocanın sesinden Yasin suresini dinlerken, ben de bir yandan gözümle okuyup takip ediyor, harflerin okunuşlarını pekiştirmeye çalışıyorum. Fatih hocanın sesi de ayrı bir huzur veriyor bilmem neden. Dünyaca ünlü bir çok hafız var kuran okuyan, hiç birinin sesi bana o huzuru vermiyor.
İstedim ki siz de dinleyin, ruhunuza şifa olur belki , bana olduğu gibi.




İlk video hızlı gelir, takip etmekte zorlanırsanız , ikinci video daha yavaş olarak okunmuş.




Dualarınız kabul olsun, beni de unutmayın dua ederken.

Pazartesi, Haziran 29, 2015

Benden şeyler

Yine bir rehavet, bir rehavet. Blog'a uğrayamaz oldum. Yaz geldi böyle oldu. Kış gelir başka türlü olur. Bahane arayan bir sürü bahane bulur.

Geçen yıl ramazanın ilk günü komalık olunca , bir daha oruç tutmamıştım. Bu yılda henüz siftahım yok. Tutanların Ramazanları mübarek olsun. Duaları ve ibadetleri kabul olsun. Oruç tutmasam da , bende edebildiğim kadar nefsimi terbiye edeyim. Gıybetten uzak durayım, israftan kaçayım, sabırlı olmaya çalışayım, öfkemi kontrol edeyim, cömert olayım, şükrümü artırayım, teslimiyet ve tahammülü öğreneyim, şefkatli ve merhametli olmaya gayret edeyim inşallah.

Buralara uğramadığım sürede kısa bir mekan değişimi yaptım. Biraz deniz havası aldım geldim. Hiç iyi gelmez mi deniz havası,  iyi geldi tabii.

                                   


Havalar malum. Yaz gelmek istemiyor, kış gitmek istemiyor. Israr etmeyelim biz de daha fazla. Yoksa, bir gelir pir gelir. Limonata , şerbet tadında geçsin gitsin işte. Bu yıl da ısınmayalım. Hem sıcak ne öyle, eziyet insana. E herkes soluğu tatilde , deniz kenarında da alamıyor. Kalsın böyle havalar diyeceğim, Allah'ın işine karışmak olur. O zaman bize düşen, "gelsin, hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu , yaşamak " ilkesi ışığında hareket edelim. Akışına kürek çekelim.



Bir gece ay ve yıldız pek bir mutlu etti beni. Çok güzeldi manzara. Ama ,bu ay-yıldız fotoğrafını çekene kadar , balkonda donuyordum neredeyse. Tarih 20 haziran 2015 . 


Kısa mekan değişimi sonucu döndüğüm asıl mekanımda beni ailemize yeni katılan Eylül bebeğin heyecanı sardı. Onun doğumu için döndük. Yeğenimin bebişi. Yaşlandırıyor bu çocuklar beni, şikayetçiyim. Nene oldum.  Nıck, yakışmaz bana nenelik, ben çocuk kalmalıyım. Zaten ruhumdaki çocuk son zamanlarda pek nazlanmaya başladı, bir de nene lafını duyunca. Amannn neyse bakalım, belki Eylül'le bir çocukluk daha yaşarım. Evcilik oynarım belki. Çocuklara aşırı düşkün olan ben, ne halt edeceğimi düşünüp duruyorum. Eylül bugün 5 günlük. Her dakika özlüyorum onu. Uğur böceğimiz o bizim. Artık evimizin neşesi, gönlümüzün bir köşesi.

                                                  
Fotoyu kırpmayı unutmuşum. Daha neler neler unutuyorum bir bilseniz. Antidepresan hikayeleri bunlar. İçsen bi sürü şeyi unutuyorsun, içmesen yaşadığını unutuyorsun. İki ara bi dere. Hadi biraz şikayetleneyim. Kendimi acındırayım okuyucuya. Belim tutuldu. Evin içinde robotik hareketlerle dolaşıyorum. Yemek bile yapamıyorum. Yapan olursa çok güzel yiyebiliyorum ama. Acıyın bana....Sokağa çıkamıyorum, bahçeye bile gidemiyorum. Çok acıyın bana.


Durmayan yağmurlar bahçede çimleri güzelleştirirken, çiçekleri biraz hırpaladı. Oysa ne hayallerle dönmüştüm Ankara'ya. Günün tamamını bahçede geçirecektim. Ne mümkün. Bugün yine asık suratlı bir Ankara havası var, soğuk. Belim çok ağrıyor. Hayallerim suya düştü. 


Güzel bir hafta geçirmek için; tüm şartlar uygun , keyfiniz bol ve daim, keseniz de dolu olsun.. Yürekten sevgiler.<3

Cumartesi, Haziran 06, 2015

Aşkla aynı değil


Senin adın aşkla aynı değil 
Kimseye bitene değin sabretmem 
Geri adım atmak 
Hiç bana göre değil 
Üzgünüm ölene değin 
Affetmem 

Cuma, Haziran 05, 2015

Sardunyalar arasında

foto: Füsun T.
bu şehir kendi kıyılarına vuruyor
sonbaharda fırtınada
bu yara ayan beyan kanıyor
bir kıvılcımınla yanıyor

bir sigara içimi uzağında
kalbim kısılı bir kuşun tuzağında
hatıralar yanıyor onlar da
bu upuzun yaz sıcağında

denize batsın güneş
bu ıssız adada
şimdi atsam kendimi
çıkarırlar Galata’da

söktüm attım kalbimi
boğulsun dalgada
sonumu bekliyorum
sardunyalar arasında

vurdum kendimi dört bir yanına
denize baktım Kalpazankaya’da
şiirler yazıyorum sana hala
şişeye koyup salıyorum sulara

Pazartesi, Haziran 01, 2015

Havuç sote

Yemek   yapmayı çok fazla  seven biri değilim. Elimde lezzetlidir aslında. Yaptım mı güzel yaparım yani. Yapmama sebeplerimden biri, fazla yememek için. Yani; çeşit ve lezzet ne kadar artarsa , o kadar fazla yenir diye düşünmekteyim. Bir diğer sebepse malum mesele. Tembellik. Mesela pasta börek işine hiç bulaşmamaya çalışıyorum. Bugünlerde canım fena halde kek çekiyor yalnız. Her an elimden bir kaza çıkabilir.  

Buzdolabında, ne demek olduğunu pek de anlamadığım şu durum mevcut , "fare düşse kafası yarılır " . Farenin buzdolabında işi ne ? Neden fare de , ayı değil mesela ! Anlayacağınız buzdolabı boş. Malzeme olmayınca , makarna kurtarıcıdır. O mutlaka mevcuttur bir yerlerde. Bende makarna yaptım iki gün önce. Sadece makarna tabakta hoş durmayacak diyerek, dolapta kalan bir havuç ve iki üç sivri biberi görünce, bunlarla nasıl bir lezzet oluşturabilirim diye.düşündüm. Ayyy çok uzattım , sadede geliyorum.

Bir adet havucu sebze soyacağı ile soyup yıkadım ve sonrasında soyma işlemine devam ettim. Ta ki havuç bitene kadar. Teflon tavaya iki yemek kaşığı zeytinyağı ilave ettim. 2-3 sivri biberi iri iri doğradım. Bir fiske tuz ilave ettim. Çok tuz atmayın havucun tadını bozar. Hani tatlı yaparken felan bir fiske atılır ya o kadarcık. Hepsini yağa attım ve sotelemeye başladım. Havuçlar hafif yumuşayınca içine bir çay kaşığı zerdeçal ilave edip, sotelemeye devam ettim. Havuçlar yenecek  kıvama gelene kadar yaptım bu işlemi. Sonrada makarnanın yanına artistik bir şekilde yuvarlayarak koydum. Makarna bir havalı oldu, tabak bir havalı oldu, aman Allah'ım. Ayyy o havuçtaki zerdeçallı lezzet, nasıl anlatsam bilmem ki. Makarnanın yanına bu kadar mı yakışır. 

Bunu bu şekilde yapan var mıdır bilmiyorum. Çünkü tamamen doğaçlama yaptım ben. Yani herhangi bir yerde görüp duyup yapmadım. Yapan yoksa patenti benim demek isterim. Varsa da arkamı döner giderim. 

afiyetle yerken kulağımı çınlatabilirsiniz 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...