Çarşamba, Nisan 27, 2016

Ah zavallı çocuklar

Hepimiz çılgınlar gibi sosyal medyacı olduk. Akşama kadar facebook, instagram, snapchat ve daha bilmediğim bir sürü yerde dolanıp duruyoruz. Bu nasıl bir salgındır , yediden yetmişyediye herkesi etkisi altına aldı. Daha az okuyor, daha çok tüketiyoruz. Daha bir sürü bır bır bır yazabilirim ana ne gerek var hepimiz hepsini biliyoruz. Çoğumuz kendi halinden memnun değil, internet yada sosyal mecra detoksu yapmaya çabalıyor. Kısacası hepimize bir haller oluyor. 

Bende sürekli kullanıcılardan biriyim. Hemen hepsini gayet aktif olarak kullanıyorum. Zaman zaman detoks yaptığım oluyor. Şu kadar saat bakmayacağım diyor ve bakmıyorum. Hoş, bende vakit hem çok hem yok, yani ona zaman ayırmak için görev aksatma gibi bir durumum yok. Ama sosyal medya sitelerine bakacağım diye trafik kazalarına sebep olanları, yemeği yakanları, çocuğu ile ilgilenmeyenleri  vs. vs biliyorum. Geçen bindiğim bir takside şoför beyle, kazaların çoğaldığından söz ediyorduk. Kendisi gün boyu trafikte dolaştığı için olaya daha hakim elbette. Son dönemde kazaların artış ve oluş sebebinin çoğunun cep telefonu ile ilgilenmekten kaynaklandığını söyledi. Bindiğim bir başka takside ise, şoföre " havalarda birden soğudu"  dediğimde, cep telefonunu eline alıp, bana bütün bir haftanın nasıl geçeceğini, hangi sıcaklıkta olacağını nakletti. Bu esnada araba sağa sola kaydı ama kimin umurunda. İkaz etseydin mi dediniz ?  Valla ben uzun zamandır insanlara kışt demeye korkar oldum. Canımın derdine düşmek var işin ucunda. Kornaya basmaya bile korkuyorum araba kullanırken. Hemen eller kollar havaya kalkıveriyor zira. Agresiflik son haddinde.

"Ah zavallı çocuklar"a gelince. Sosyal medyada son günlerin modası, küçük çocukları üzerinden prim yapan anneler. Doğduğu günden başlıyorlar; içti, sıçtı, kustu, küstü, uyudu uyandı bütün anlarını kayda alıp paylaşıyorlar. Bunun üzerinden para kazananlar, çocuğun mamalarını bedavaya getirenler, giysi ihtiyacını karşılayanlar mevcut. Dolayısı ile de bunu gören diğer annelere örnek teşkil ediyorlar ve bu akım çığ gibi büyüyor. İnstagramın keşfet bölümünde 30 paylaşımdan 15 i bebek videosu.  Masum bebeler birer medya maymunu oldu. Tercih meselesi elbette. Kimseye karışmak gibi bir hakkım ve niyetim yok. Üzüldüğüm; hiçbir şeyden habersiz kameralara poz veren, maddi çıkarlar için kullanılan masum bebekler. Yıllar sonra anneleri hakkında ne düşünecekler  diye merak etmekten kendimi alamıyorum. Henüz izin verme yetkileri  yok, kullanıldıklarının farkında da değiller elbette. Yapılanlar doğru mu ? Yanlış olan ben miyim ? O çocuklar için ben üzgünüm bunu biliyorum.

Diyorum ki; ah zavallı çocuklar, yazık size !!


Pazartesi, Nisan 25, 2016

Ondan şundan bundan

Hayat, azgın bir nehir misali akıp gidiyor bende bugünlerde. Bir türlü düze çıkıp, sükunete erişemedi. Bir gün; nehrin   Niagara şelalesi ile karışıp, çılgınca aşağı doğru akmasından korkuyorum zaman zaman. Bunu düşündükçe halime razıyım elbette. Ya da ovaya yayılıp, durgun bir gölde son bulacak bu telaşlı akış ki, işte o zaman lat-i lokum kıvamına ulaşırım. Sabrın sonu selamettir diyen atalarımıza güvenim sonsuz. Nede olsa kışın sonu bahardır diyen Aşık Daimi'de boşa söylememiştir bu sözleri eminim. 

Hayat nehri  kadar azgın damarlarımdaki kanda bugünlerde. Pıt pıt pıt daimi bir yürek çarpıntısı. "Birkaç dakika sonra neler olacak bakalım" beklentisinde yüreğim, içimde bir ses hiç susmadan konuşuyor "ya şöyle olursa,ya böyle olursa ya da öyle olursa " . Bi sus lütfen deyip ağzına iki tane çarpasım var ama nafile, edepsizin arlanmazın biri, her şartta konuşuyor. Yine de kibarlığı elden bırakmam lütfen yani. !! 

Eski bir Hint duası  olarak bilinen duayı defalarca okuyup, beni yavaşlat tanrım diyorum. Bu sözleri  uygulamaya gayret edip, akıllı ol Füsun diyerek gelecek güzelliklere kucak açıyorum. 

Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR, İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver...

Epeydir sörf yapmadığımı fark ettim. Dün biraz denedim. Yani internet sörfü, yoksa dalgalı denizler bana uzak. Veysel Karani hakkında bilgiler okudum biraz. Neden o derseniz ? Çok sevdiğim bir ilahiyi dinliyordum, bitince yeni bir ilahi başladı. Veysel Karani için yazılmış. Ben de ilahiyi bir kenara bırakıp sörfe, Karani kimdir ile devam ettim.

Hiç görmeden sevmek olabilir mi sizce ? Bence olabilir. Olmuş örnekleri de mevcut. Bunu Ahmet Altan " Hiç Görmeden " adlı yazısında çok güzel anlatmıştır yıllar önce. Okumanızı öneririm

===>> HİÇ GÖRMEDEN 
 İşte Veysel Karani ve peygamber efendimiz arasında geçen olayda birbirini hiç görmeden, birbirinden haberdar olabilmenin ve sevebilmenin en güzel örneklerinden bunu öğrendim sörf esnasında.
===>> VEYSEL KARANİ 

Din ve müzik bir şekilde her zaman buluşmuş. Bizde dini müzik denince akla ilahiler gelir. Mevlid'de belli bir makamda okunduğu için o da dini müzik kavramına dahil edilebilir sanırım. Diğer dinlerin ilahi türü müzikleri var mı diye bakındım bir süre. Kilise ayinleri dinledim biraz. Kilise müziklerinin , pazar ayinlerini sıkıcı bulduğu için kiliseye gelmeyen insanları,kiliseye çekmek için yapıldığını, incil'in öğretilerinin müzik yolu ile insanlara aktarıldığını öğrendim. Seferad müziklerini ayrı severim. Çok eskilerde bir kasetim vardı sürekli dinlediğim. Kısacası bu aralar dinlerin müziklerini araştıracağım bir süre. Pazar şarkısını es geçtik dün. İsterseniz bugün telafi edelim bir kaç dini müzikle.


İlki, canım anneannemin söylerken ve dinlerken ağladığı bende yeri apayrı olan bir ilahi. Anneannem annesini çok küçük yaşta kaybetmiş. Doyamamış. Ben geç yaşta kaybettim ama anaya hiçbir zaman doyulmuyor. Bugün anneannemin ölüm yıldönümü . Mekanı cennet olsun tüm ölülerimizin. Onu bu ilahi ile anayım. ===>> Sordum Sarı Çiçeğe 

İkinci olarak bir sefarad ilahi ===>> Dodi Yarad Legano 

İbranice bir ilahi ===>> Yeshua 

Bir kilise müziği ====>> Ameno 

Her dinde, her kültürde, her şartta müzik ruhun gıdasıdır diyerek noktalayalım ..






Salı, Nisan 12, 2016

Dekorasyonda Pantone 2016 renkleri


2016 ev dekorasyonunda moda olan renkler, gül kurusu pembe ve lavanta rengi. Tam olarak lavanta demek de yanlış olur, bebe mavisine daha yakın, huzurlu bir renk. Her  yıl trend renkleri Pantone açıklıyor. Bu yılda Rose Quartz ve Serenity  olarak açıklamış. Pantone  bir renk enstitüsü diyebiliriz. Her rengin bir numarası ve karışım formülü mevcut. Yani dünya çapında , renklerin standart dili diye tanımlayabiliriz belki. Pantone sayfasından detayları inceleyebilirsiniz tıktık  Bu renkler yılın trend renkleri, sadece dekorasyon için geçerli değil. Aklınıza gelebilecek her şey için geçerli. Bugünlük dekor kısmına bir göz atacağız. 









Fotoğraflara  ve alttaki numaralara tıklarsanız fotoğrafların kaynağına ulaşırsınız.

  1 2  3  4  5  6

Çarşamba, Nisan 06, 2016

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir


Bugünlerde okuma sevdam güzel bir durumda çok şükür. Günde en az beş on sayfa okuyorum desem, kitapseverler bana çok gülecek eminim. Ama hiç okumamaktan iyi değil mi ? Bir huyum var ki çok hercaiyim. Menekşelerim gibi aynı. Birkaç kitabı aynı zamanda okurum. Bazen dört, bazen üç, yani genelde çoğul okumalarım var. Resim çalışmalarımda aynen öyle, bir sürü yarım bırakılmış resim var elimde. "Yarım kalanlar" diye bir sergi açayım diyorum.



Örgüde de öyle mesela, bir sürü ip alıyorum, şunu öreyim bunu öreyim derken hiçbir şey yapamadan hepsi dolap içinde bekliyor. Geçenlerde bir sosyal sorumluluk projesi için minnacık bir bebek süveteri örüp bitirdim, yerine teslim ettim çok şükür. Örgü örmeyi de çok bilmem. Bu yüzden kitaplar alırım, onlarda yarım kalır, içinden açıp da hiçbirini yapmam. Dolap bekler yünlerle beraber.


Diyete başlarım, bir de bakmışım diyetten çıkmışım. Geride dönmem. O da yarım kalır, verdiğim yarım kiloyu da geri alır otururum. Neyse ki "bu pazartesi " gibi hedefim olmaz hiçbir zaman.



Yürüyüşe başlarım bir havayla, her gün çıkacağım yürüyeceğim diye. En çok bir hafta sürer. Bir bakmışsın yürüyüşü de bırakmışım. O da girmiş yarım kalanlar arasına.


Bol bol ot çöp, börtü böcek fotoğrafı çeker paylaşırım. Bir onda istikrarlıyımdır. aynı tempoda sürer yıllardır. İçim kış olsa da görenler hep baharı yaşadığımı sanır bu yüzden.


Demem o ki, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlar sadece anlık paylaşımlardır. En güzel şeyler paylaşılır genelde. Ve görende her şey güllük gülistanlık, lay lay lom sanır. Oysa, o sadece hayatın minnacık ve en güzel bölümüdür. Bu fotoğrafı ve sözü çok severim.

                                       HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...