Pazar, Haziran 26, 2016

Ne günlerdi ah o günler

An gelir, başka bir an'a sürükler sizi. Güzel bir hatırlama , ağzınızın iki yana yayılmasına, kalbinizden ılık bir şeylerin akmasına sebep olur. Hep o anda kalmak istersiniz ama anlar o kadar hızlı kayıp gider ki , beyindeki  dalgalar, gelgitler sizi rahat bırakmaz. Mesela; az önce yaşadığım keyifli anı bir şarkı böldü ve pazar şarkısı olmaya hak kazandı.  Pazar şarkımız için TIKTIK 

Hayatımızda, hep mutlu anlarda duraklayabilmek mümkün değil malum. Acısı tatlısı ile güzelmiş yaşam, öyle derler. Kötüler olmasa iyilerin kıymeti bilinmezdi belkide. Umarım yaşamımız boyunca bir sürü güzel an biriktiririz.

Sevin, sevilin, sevdiğinize sahip çıkın. Mutluysanız mutlu edersiniz. Serin bir köşe bulup, huzurla , keyifle geçireceğiniz  güzel bir pazar olsun.






Pazar, Haziran 19, 2016

Babalar günü


Özel günleri pek sevmem. Birileri  mutlu olurken bir başkaları  mahzun kalır çoğunlukla.  Mağazalar kar edecek derken bir kısım duygusal olarak zarar eder, Annemi de , babamı da her gün sevdim, öptüm, kokladım çok şükür. Kısacası bize her gün özel bir gün oldu. Her gün onların günü aslında. Canlarımız ciğerlerimiz bitanelerimiz onlar. Bir anım aklıma geldi. Bir anneler gününde şaklabanlık yapıp, başıma hediye paketlerine konan süslerden bağlayıp öpmüştüm annemi, sana en güzel hediye ben değil miyim diye . Şımarık olduğum doğrudur.

Özel günleri sevmeme sebeplerimden biride bana ait bir gün olmadığından sanırım. Hiçbir özel güne dahil olamıyorum. Anne değilim, baba değilim, sevgili değilim vs... Adaletsiz bu dünya di mi ?  Kıskanç mıyım ne ? İşin şakasını da yaptıktan sonra günün anlam ve önemine binaen sevdiğim baba şarkılarına geçebiliriz. Bugün pazar ve müzik günü elbette. 


Bana bir masal anlat baba / OYA_BORA

Baba / CEM KARACA

Baba / ATİYE










Çarşamba, Haziran 15, 2016

Balkonlar _Teraslar

Balkonlar, bahçeler, teraslar hazır mı ? Benim balkonum ikinci fotoğraftaki kadar ama bana yetiyor. Gönlüme göre çiçekler ekiyor, bir minik şezlong koyuyor ve mutlu oluyorum. Okuyorum, güneşleniyorum, çay kahve içiyorum , kendime ait keyifli dakikalar yaratıyorum. İlk fotodaki mumluklar en kısa zamanda alacağım renk ve model. Çünkü mumluğum eskidi ve attım geçenlerde. Mumsuz bir akşam olur mu balkonda ? Olmazz. Üçüncü fotoda pembe ile yeşilin uyumunu çok sevdim. Diğer fotolarda göze şenlik... Siz hazırladınız mı balkonunuzu yaza ?








*** kaynak 



***kaynak 

Pazar, Haziran 12, 2016

Ölümlüyüz

Aklımın hiç almadığı bir şeydir savaşlar, kötülükler.  İnsanlar neyi paylaşamaz. Oysa bu dünyada herkese yer var. Ve öyle ki, hepimiz ölümlüyüz. Sultan Süleyman bile öldü malum. İnsan neden bir başkasına bile isteye kötülük yapar. Biraz karmaşığım bugün. Hiç bir suçum(uz) yokken kötülük gördüğüm(üz) günler bir bir gözümün önünden akıp gidiyor. Dünya bu kötülüklerden arınmış olsaydı hayat nasıl olurdu acaba?  Sıkılır mıydık ? Kötülüklerden arınınca,hep aradığımız "mutluluk"la mı buluşurduk ve "o" sihrini yitirir miydi ? 

Hayatım(ız)da kötü izleri olan bir kişi  dünyayı terk ettiğinde bize kötü anılar bırakarak gidiyor. . Yanında (mal , mülk ) hiçbir şey götüremiyor. Oysa ki hep mal- mülk uğruna değil mi savaşlar , yapılan kötülükler. Ölümlü olduğumuzu unutuyoruz sık sık. 

"Yapmayın, hayat çok kısa ve ölümlü. Bilerek, isteyerek kimseye kötülük yapmayın , bir işe yaramıyor " diyesim var bağıra çağıra. 


Beatles dinlemek istiyorum bugün. Ruhuma bir tek o iyi gelecek sanırım. 


Hey Jude 


Salı, Haziran 07, 2016

Behlül Dânâ

Behlül * bir gün Harun Reşid'den bir vazife ister. Harun Reşid ona çarşı ağalığı görevi verir. Yani çarşı pazar dolaşıp esnafı denetleyecektir. Görevine bir ekmek fırınından başlar. Fırının ekmeklerini tartar ve gramajlarının eksik olduğunu görür. Fırıncıya sorar;
_ Hayatından memnun musun , geçinebiliyor musun, çoluk çocuğunla ağzının tadı var mı ?
Fırıncı tüm bu sorulara olumsuz yanıt verir. Hayatında memnun olduğu pek bir şey yoktur. 

Behlül Dânâ fırından ayrılır. Bir başka fırına uğrar. Orada da ekmekleri tartar, gramajları tam hatta biraz fazladır bile. Bu kez aynı soruları bu fırıncıya da sorar. 
_ Hayatından memnun musun , geçinebiliyor musun, çoluk çocuğunla ağzının tadı var mı ?
Fırıncı tüm sorulara olumlu yanıt verir. 

Behlül fırından ayrılır ve doğru Harun Reşid'in yanına gider, yeni bir görev ister. Harun Reşid Behlül'e çıkışır.
_ Daha az önce vazife verdim sana ne çabuk bıktın Behlül ?

Behlül cevap verir:
_ Efendim, çarşının zaten bir ağası varmış. Benden önce , ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre de herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış. 





Pazar, Haziran 05, 2016

İlker Özdemir

Pazar şarkısını yayınlamayı hiç düşünmemiştim bugün. Ama birden karşıma çıkıverdi İlker Özdemir. Facebook da önerilen sayfa olarak düştü akışa. Dinleyim bakayım kimmiş, nasılmış dedim, dinledim beğendim, paylaşmaya karar verdim. Uzun zamandır sahne alıyormuş ve ilk albümü çıkmış. Yağmurlar. 

İlker Özdemir'in sesinde hafif bir Suavi havası var. Albümde Suavi'nin en sevdiğim şarkısı Yıllar Sonra'yı da seslendirmiş ama ben Suavi'den dinlemeyi tercih ederim.

Yağmurlar şarkısında ise sanatçıya Zerrin Özer eşlik ediyor. Sesleri uyumlu, güzel olmuş bence şarkı. Sevdim ben . Zerrin'in şarkıya girişi muhteşem.  Beğenirsiniz gibime geldi, bi dinleyin isterseniz.  YAĞMURLAR 


Sözü ve bestesi Kubat'a ait olan Yandım Yandım şarkısı ise oldukça neşeli. Kubat şarkıya sesiyle de destek vermiş. Açın sesi sonuna kadar, çoluk çombak enerjinizi tavan yaptırın evin içinde. Dans dans dans. YANDIM YANDIM 

Keyfiniz bol olsun, gün en güzel haliyle gelsin, gitsin.

Seslere kulak verelim




"Emekli olunca , deniz kıyısında sakin ,sessiz bir kasabaya yerleşeceğim ."
Çalışma hayatının ya da büyük şehrin stresli, gürültülü ve yorucu temposundan sıkıldıkça bir çok arkadaşımın ve benim  bu cümleyi kurduğumuzu biliyorum. Eminim siz de yaşamınızın belli dönemlerinde bu kalıp cümleyi kullanmışsınızdır. Aslında kişi nereye giderse gitsin, kendini de beraberinde götürdüğü sürece düşlediği o huzuru, dinginliği ve sessizliği yakalaması biraz zor oluyor. Ve çoğumuz hep içsel sorunlarımızı beraberimizde her yere taşıyoruz. Sessizlik özleminin beni ziyaret ettiği günler yaşarken, bu sabah bir yazı okudum. Dünyadaki en sessiz yere ne kadar dayanabilirsiniz diyordu başlık. Yukarıda yazdıklarımla birebir örtüşmese de (çünkü hiç bir sahil kasabası okuduğum makaledeki gibi sessiz olamaz) demek ki dedim insanlar için sesin önemi büyük. Bir sahil kasabasına yerleşeyim ama çok da sessiz olmasın demeye başladım. Sonra düşünceler beni nerelere aldı götürdü bir bilseniz. Bir arkadaşımla Ege de bir sahil kasabasına yerleşip, yaşlılığımızı orada geçirmeyi düşünüyoruz. Bir anda oralara gittim. Sessiz sakin diye düşlerken; birden ,evimin etrafında bir sürü komşu ev, bahçede  tandırlar, o tandırlarda pişen mis gibi ekmek,gözleme  kokuları düşüme dahil oluverdi.  Bahçede ki domatesler, biberler. Konu komşu toplaşıp o bahçelerde beş çaylarında buluşmalar. Çoluk,-çombak( bu lafı da çok seviyorum) torun -torba sesleri ve kahkahaları. Derken sesler çoğaldı, mevzu yine dağıldı.Hemen toparlayalım.

 Dünyadaki en sessiz yerin neresi olduğunu öğrenmek ve sessizliğin insanda ne gibi sonuçlar doğurduğunu okumak isterseniz tıklayınız


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...