Salı, Ocak 31, 2017

Ondan Bundan Şundan

Bazı şeylere kafam çalışmaz hiç. Mesela biriside, dört yanlış bir doğruyu götürür meselesi. Doğru doğrudur yanlışta yanlış. Neden götürüyor, nereye götürüyor ? Bizim zamanımızda neden yoktu ? Gidecek yerleri mi yoktu, falan filan. Anlamadığın şeylere kafa yorma boşver. İsteyen istediğini istediği yere götürsün.

Gelin, bende sizi birkaç dakikalığına bir yağmurlu güne götüreyim. Kitabınızı, battaniyenizi alın keyfinize bakın. Ben baharı özledim diyorsanız , bu da bahar yağmuru zaten . Denemesi bedava, çok rahatlayacaksınız.  TIKTIK

Grip olduğum günden beri, aklım fikrim sıcak yatak, sıcak içecek ve uyku. Hiçbir şey yorganım kadar mutlu etmiyor beni. Zaten geçmeyen grip yapmışlar, malum herkes sürünmekte bu yüzden. Çoluk çocuklu olanlar için ne zor bir durum. Sizin gözünüz yatak çeker , onlar aş ister, oyun ister. Biraz resim yapsalar oyalanırlar belki. Sizde bir süre rahat edersiniz. TIKTIK

Yapacak bir şey bulamazsam YouTube'da geziniyorum. Değişik müzisyenlerle ve müziklerle tanışıyorum. Onları dinliyorum. Bazen fazla dolaşmaktan olacak sanırım, bunu ben daha önce biliyordum gibi geliyor. Sonrada yok ilk kez dinliyorum duygusuna geri dönüyorum. Unutkanlık var aslında ama takılmıyorum fazla. Her şeyi bilmek hatırlamak zorunda değilim. Brenna MacCrimmon  ile tanıştım az önce. Yazarken dinlemeyi seviyorum. Nasıl çıktı bilmiyorum ama karşıma bu çıktı. İnsan hayatı enteresan, Kanadalısınız, bir kütüphaneye gideceksiniz , orada Türkçe albümlerle karşılaşacaksınız ve sonrasında yollar sizi bu şarkıyı söylemeye kadar getirecek. TIKTIK  

Çok uzun zamandır film izlemedim. Yakın zamanda duyduğum film ismi, La la land. İçeriği hakkında hiç fikrim yok. Bakmadım da niyeyse . Bazen öyle tembelliğim tutar işte.  Belki bir gün izlerim. Ama 17 Mart tarihinde vizyona girecek olan Beauty and the Beast  adlı filmi izlemek istiyorum. Ne de olsa yıllar yıllar önce TRT de Güzel ve çirkin adlı diziyi izlemiş bir neslin gençleriydik. Filmin fragmanına bi göz atma isterseniz TIKTIK  

Ve son olarak, üzülmeyin insanlık öldü diye, henüz ölmemiş. Giresun'da güvenlik kamerasında, ayakkabı hırsızının izini bulur muyuz diye kamera kayıtları incelenirken, bakın bir başka vatandaşın nasıl bir görüntüsü  ile karşılaşılmış.  TIKTIK 

Pazartesi, Ocak 30, 2017

Kanıksamak

Kanıksamak : Çok tekrarlanmak sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak. 
                        Bıkkınlık getirmek, usanmak . ( T.D.K )

Ne çok şeyi hiç farkında olmadan kanıksar olduk. Gözlerimiz önünden her gün yüzlerce fotoğraf geçiyor, kulaklarımız onlarca haber dinliyor. Ve bu arada kanıksıyoruz işte bir çok şeyi. Hele haberleri izliyorsanız, bir haber içinde aynı fotoğrafı onlarca kez ve aynı cümleyi en az 15 kez tekrarlıyorlar. (saydım) Nasıl kanıksamazsın bu durumda ? Öldürmeyi de kanıksattılar diye düşünüyorum hep. Bu yüzden de kendi paylaşımlarım iyi şeyler üzerine olsun diye özen gösteriyorum. Dışarıdan bakınca lay lay lomcu olarak görünsem de , kendi doğrumu yapmaktan hoşlanıyorum. 
Eskiden ibadet de kabahatte gizli yapılırdı. Şimdi her şey aleni olduğu gibi, hiç tanımadığın insanların yorumuna da açık. Dolayısı ile kendi doğru bildiğini bile ağız tadı ile yaşayamıyorsun. Kötülük fışkırıyor klavyelerden. Benim düşündüğüm gibi düşünmüyorsan , yandı  gülüm keten helva. Nefret sözleri ile sarıp sarmalanıyorsun hemen. Fikir beyan etmiyorsan , yorumcular seni fikri bir kalıba sokuyor. Cümlelerinde hiç "EVET"  yok, bu kesin "HAYIR" cı gibi. Evet yada hayırlı cümle kurman bile bir ipucu oluyor bilirkişi yorumcu için. Gülse Birsel "Hamsi kuşundan , vatan hainine saniyeler içinde varabildiğimiz günler !" başlıklı , bu konu ile ilgili  bir yazı yazmış. BURADA

Ben sıkılırım kalıplardan, kalıba sokulmaktan. Beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen. 

İnternet ortamında yalan yanlış bir sürü fotoğraf dolaşıyor. Bu sabah şahit oldum birine daha. Suudi Arabistan'daki bir doktor kadının peçeli resmi, altındaki yazıyla "yer Kayseri,  yeni doktorumuz" diye lanse edilmiş. Oysa yer Kayseri falan değil. Suudi Arabistan. İnsanları çıkmaza sürüklemek, ve birbirine düşürmek için ellerinden geleni yapıyor birileri. Okuduğunuz ve gördüğünüz şeyleri araştırmadan inanmayın ve paylaşmayın ne olur. Gençlerimizin, olan umudunu da bu yalan haberlerle yok etmeyin. Ümit bitmez. Ümitsizlik iyi değildir. İnsanı yapacaklarını yapmaktan alıkoyar.  

Evet , ümitliyim ben. Gün gelecek her şey iyi olacak. 

Paylaşımlarda güzelliklerden, iyi şeylerden bahsetsek. Tüm kötülüklere inat. Kanıksamaz mıyız yeniden iyiliği, güzelliği. Ya da bitkiler gibi hiçbir şeye zarar vermeden yaşayabilir miyiz.? "İnsan aslında bitki olmalı " dizesinden yola çıkarak Vejetaryen  adlı kitabı yazmış Han Kang.  Roman et yemeyerek insanlığın yarattığı  şiddeti yenebileceğini düşünen bir kadını anlatıyor. Sadece su içerek bitkiye dönüşmeyi düşünen bir kadın. Kimse sevmiyor şiddeti ama şiddet hayatımızın merkezinde şimdilerde. 

Kanıksamak mümkün yeniden iyi şeyleri. 


Çarşamba, Ocak 18, 2017

Şubat Tatili

Daha çok hayal kurmak lazım...

Bu hafta sonu okulların tatil olması ile birlikte , tüm AVM'lerde bol çocuk sesli günler bizi bekliyor demektir. Öyle ya, tatile girmiş bir çocuk başka nereye götürülebilir !

Şöyle bir hayal ettim. Benim çocuğum olsa ne yapardım acaba diye. Hava şartları ne olursa olsun kesinlikle açık havada bir program yapardım. En basitinden "yürüyüş" olabilirdi. Eminim bir çok çocuk yaşadığı mahallenin sokaklarından bihaber. Sabah kapının önünden servise biniyor, akşam kapının önünde servisten iniyor. Elinden  tutulacak yaştaysa elinden tutar, koluna girilecek yaştaysa koluna girer mahalle sokaklarında yürüyüş yapardım onunla. Varsa; mahalle bakkalından alışveriş yapar, esnafa selam verip hal hatır sormayı öğretirdim.

Altı, yedi yaşındayım, annem cebime 2.5 T.L para verir, elime de bir liste tutuşturur. Git manavdan ve kasaptan şunları al gel derdi. Kasap amca  ile tatlı bir muhabbetten sonra bana hediye ettiği " al bu da sana, annen pişirsin de ye , büyü güçlen " diye verdiği ,böbrek bonusu ile eve dönerdim. Manav amca da meyve ikram ederdi.

 O günleri yaşamış, mahalle hayatının tüm güzelliklerini yaşamış,  o maya ile yoğrulmuş bir bakkal kızı, hayal ettiği çocuğunu ancak bu şekilde gezdirebiliyor demek ki.

İçimde uzun zamandır bir köy özlemi var. Bu hafta sonu bir köye gitsem diye düşlerken, nereye gidebilirim araştırması yaptım. Ankara civarındaki köylerden habersizim. Tıpkı sabah kapıdan servis alıp, sonra eve servisle bırakılan çocuklar gibi. Köylerimizde şehrimizin mahalleleri sayılmaz mı ? Bunlar iç sesim. Özetle, Nallıhan kuş cennetine gitmeye karar verdim hayalen. E bir ön araştırma şarttı tabii. Bu ön araştırmada çok hoş bir bilgi edindim işte.

Bir varmış bir yokmuş Nallıhan'da Hoşebe Mesire yeri varmış. Burada da asırlık ardıç ağaçları varmış. Bu ardıç ağalarının yetişmesi için ardıç kuşuna ihtiyaç varmış. Çünkü ardıç ağacı tohumlarını yere dökermiş ama tohumlar kendi kendine  çimlenemezmiş. Çimlenmesi için; tohumları bir ardıç kuşu yiyecekmiş. Sonra o tohumların kabukları  ardıç kuşunun sindirim sisteminde açılacakmış. Sonrada ardıç kuşu pırt yapıp toprağa pisleyecek, açılan o tohum toprakla buluşacak ve  düştüğü yerde çimlenecek, ağaç olacakmış. Sırf bu ağacı görme için bile gidilir Hoşebe'ye.

Foto: http://www.kuslar.gen.tr/
Bir hayal insana neler öğretebiliyor. Ne güzel maceralara, serüvenlere sürüklüyor. Ne der Yahya Kemal Deniz Türküsü adlı şiirinde;

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...
İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

Daha çok hayal kurmak lazım.

Cumartesi, Ocak 14, 2017

Hafta sonu

Olaylar olaylar....

Bazen öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki gözlerimiz fal taşı gibi açılıyor. Özellikle şu bir kaç gündür hepimizin gözleri yuvalarından fırlamak üzere artık.  Hafta sonu geldi de şükür, belki şu iki günü biraz rahat geçiririz.

Şimdi bir önerim var mesela rahatlamanız için. Sadece iki dakikanızı ayıracaksınız. Ayy çok rahatladım bi iki dakika daha lütfen derseniz , fareyi oynatmanız yeterli. Nasıl rahatlayacağız TIKTIK

Dalga sesleriniz açık kalsın , siz bu arada dalgalar eşliğinde biraz sanatsal çalışmalar yapın. Sol üst köşede bir kontrol paneli var orayı kurcalayın biraz. Renkleri değiştirin mesela. Vee siz kalkın pc başından, birazda evdeki gençler yapsın .. TIKTIK

BBC One bir program yapıyormuş. Bu programda, hazırladıkları robot hayvanları  gerçek hayvanlar arasına bırakıp, robota yerleştirdikleri kamera ile hayvanları izliyorlarmış. İzleyince şunu düşündüm. Bence hala ümit var, her şey için. İçimizdeki duygu yok olmadığı sürece tabii.  Benim bugünkü programım belli oldu. Spy in the wild'ın diğer videolarını izlemek.


Bu aralar Pete Murray dinliyorum ben. Gitar vokal seviyorsanız tam isabet. Neil Young şarkılarını çalarak kendini geliştirmiş, belkide beni o yüzden etkiledi. Çünkü Neil Young da favorilerimdendir. Birer şarkı dinleyin isterim.

Güzel geçsin gününüz. Çok güzel haberler alın. Arkadaşlarınızı arayın, buluşun bi kahve için birlikte. Kahvenin sohbeti bir ayrıdır. O arada biraz dedikodu yapın bence. Ruha şifa diyorlar. Beni bile çekiştirebilirsiniz. Söze şöyle başlamak süper olur dedikodu yaparken.

Olaylar, olaylar.....



Salı, Ocak 10, 2017

Mannequin Challenge

Bana bunlarla gel...

Eskilerde çok eskilerde söylenmişti " Make Love Not War "  " Savaşma, seviş"

O zamanlarda şimdiki gibi, insanlar kötülüklerden, savaşlardan bıkmış demek ki ve bu sloganı oluşturmuşlar. Vietnam savaşı sonrası Amerika'da kullanılmaya başlanmış slogan ,  sonrasında gençler tarafından "özgür aşk" olarak bir cinsel devrim sloganı olmuş.

Bob Marley ve Jhon Lenon şarkılarında kullanmışlar bu sloganı. Uzun zamandır şarkı paylaşmadım sizinle. O zaman bu zaman olsun.


Savaşlardan bende çok sıkıldım sizin gibi. Uzmanlarda benim gibi düşünüyor. Hiç değilse belli zamanlarda iyi ve güzel olan şeylerle ruhumuzu rahatlatalım. Ve ne enteresan bir duruma düşürüldük ki, mutlu olmak "ayıp" oldu şu günlerde. İnsanlar iyi, mutlu, güzel bir şeyler paylaşacakları zaman yanına bir de dip not iliştiriyorlar, "aslında moralim çok bozuk, yurdumun durumuna çok üzülüyorum "vbg şeyler. Bu vatanda yaşayıp , duruma üzülmeyen birinin olabileceğini sanmıyorum. Ayrıca mutlu olmak hepimizin en doğal hakkı ve gereksinimi. Eğer anlık da olsa mutlu olmaz isek halimiz ne olur. Psikolojimiz ne olur. Vatan için sorumluluklarımızı bilip, elimizden geleni yerine getirip , kalanında mutlu da olacağız.Yoksa nasıl başa çıkarız tüm bu olanlarla. Enerjimiz tükenir, nasıl savaşırız ruhumuza işleyen kötülüklerle. Devam etmek zorundayız yaşamaya.

Yeni bir moda çıkmış sanal dünyamızda.  Aslında uzun zamandır varmış ama bugünlerde yeniden gündemde. Mannequin Challenge .  İlk olarak ABD'de bir lisede öğrenciler tarafından bir video çekilmiş. Sonrasında sevilip herkesler tarafından yapılmaya başlanmış.

Olay şu; zamanı  dondurmak. Her ne yapıyorsanız donup kalıyorsunuz ve bir kişide sizi videoya çekiyor. Böylece zaman durmuş oluyor ! ( bugünlerde duygularım çok yoğun, benim için zaman , annemle kucaklaştığım,ona sarıldığım anda durabilseydi keşke ) Öyle ki bizim Jandarma Ekiplerine kadar sıçramış bu çılgınlık. Bir çok video izledim ama ben en çok aslan Jandarmalarımızın videosunu  sevdim.


Vakti bol olanlar için Mannequin Challenge videolar.




Yaşama renk katmak lazım. Bırak savaşmayı. Hayatın akışıyla da savaşma. Kendinle de savaşma. İşinle, aşkınla savaşma. Ülkelerle savaşma. Sev sevil. Huzura teslim et kendini. Keyifle geçsin günler . Aşkla geçsin günler. Endişe etme , inan. Güzel günler mutlaka gelecek. 


Bana bunlarla gel. 

Salı, Ocak 03, 2017

Kan bağışı hayat kurtarır

"Kış şartları sonucu azalan bağışlar ve stoklarımız nedeniyle tüm vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyoruz."  diyor Türk Kızılay'ı.

KAN BAĞIŞ NOKTALARI BURADA 
                                                                                                                                        💓💓

💓 FACEBOOK 

Pazar, Ocak 01, 2017

2017

Güzel hatırlayalım seni 2017...

Bu sabah, facebook  tarihte bugün hatırlatmaları beni tuhaf duygulara yönlendirdi. 1 Ocak 2013 günü şöyle bir paylaşım yapmışım facebook'ta ;
"2013'le gayet mutlu bir kucaklaşma yaşadık. Umarım tüm yıl bu mutluluk devam eder :)"
Olacaklardan habersiz temennilerde bulunmuşum. 19 Ocak'ta annemin ölümüyle bu temenni, kısa sürede, bir balon gibi patlayıp yok oldu. 2013 ve sonrası yıllar zor geçti benim için. Bu sabah 2017'nin ilk günü bununla bir kez daha yüzleşince, önümde var olduğunu düşündüğüm 365 gün için ( ki bu sadece bir varsayım )  hiçbir planlama, temenni yapamadım şahsi olarak. Hayat benim temennilerime pek kulak asmıyor, öğrendim.

O yüzden bir kez daha "hayat çok kısa , kuşlar uçuyor" ve bir kez daha " hayat bir gündür o da bugündür " diyebiliyorum.

2017' nin ilk sabahına da hiç  iyi uyanmadık zaten. Ki onlarda eminim birbirlerine sarılıp ne güzel şeyler dilemişlerdi saat 00:00 olduğunda. Önlerinde koca bir yıl var sanıyorlardı sevinçle ama ne yazık ki yeni gelen yılda çok kısa bir saat dilimi yaşayabildiler. Yurdumda olan tüm kötü şeyler için, çok üzgünüm.!

Temennilerimi rafa kaldırdım. Yaşadığım süre içinde vatanım için, ailem için, kendim için ne yapabileceksem, en iyi nasıl davranabilecek, sükunetimi, aklımı, kendimi ve ailemi nasıl en iyi şekilde koruyabileceksem ona odaklanıp, başladığım günü bu doğrultularda tamamlamayı hedefliyorum sadece. Zaten kötülüklerden söz etmeyi pek sevmem, şimdi daha da çok sevgiye ve iyiliğe yönelmem gerektiğini  biliyorum.

Birbirinizin kıymetini bilin, ufacık sorunları büyütüp size verilen ömrü sıkıntılarla geçirmeyin, sevin çok çok sevin her şeyi , sevdiğinizi söyleyin içinizde hapsetmeyin, yardımlaşın, bana ne demekten uzak durun, iyi olan, güzel olan ne varsa onu tercih edin, sıkıca sarılın birbirinize, bencil olmayın , paylaşın...... Uzaarrr gider....

Ölmez sağ kalırsak, yani sıra bizde değilse ...
Güzel hatırlayalım seni 2017...









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...