
Geçen ay Kale civarında turladım biraz. Bir kaç fotoğraf çekmeyide ihmal etmedim herzamanki gibi. Nostaljiyi, eski şeyleri seviyorum. Bu yüzden Kale civarı tam bana göre. Önce Pirinçhanı dolaştım, eski plaklara baktım. Gramofoncu Ali'yi aradım fakat taşınımış Pirin Han dan. Çok güzel bir cafe açmış az ilerde. Gramofon cafe. kapıdan içeri giriyorsunuz, sizi gramofondan yükselen bir eski şarkı karşılıyor, eski plaklar arasında. Duvarda eski plaklar, ortada odun sobası, eski sandalyeler. Gidin görün derim. Çok şirin bir mekan oluşturmuş. Hem bi taşla iki kuş misali , harika bir müzik dinletisine bir bardak çay dahil edersiniz. Yol arkadaşım istemediği için ben ne yazık ki cafede oturamadım, bir başka sefere inşallah. Gramofoncu Ali demişken tanımayanlara kısaca tanıtayım. Ben de kendisi ile karlı bir kış günü, Cumhuriyet gazetesinde düzenlediği taş plak günlerinde tanıştım. Kapmış gelmiş taş plaklarını ve gramofonunu, bize muhteşem bir dinleti yaptı. Öylece tanıştık. Bakın kimmiş Gramofoncu Ali.