Perşembe, Ocak 25, 2018

Benden şeyler

Kar yağmayan bir kışı  neredeyse  geride bırakmak üzereyiz, ne kaldı ki bahara. Evlerimizin ısısı sebebiyle gökyüzünde oluşan  ısı adası  karın yere inmesine engel oluyormuş. Evlerdeki sıcaklık derecesini  aşağı mı çeksek ne yapsak da yağsa bu kar. Ne çok özledim şahsen ben. Dizlerime kadar kara batıp yürümek istiyorum ama nafile. Dün Ankara'da birazcık yağdı ama birazcık, çok azcık. Ailemizin küçük prensesi Eylül'le kartopu yapabilecek karı toparlayabilmek  için epeyce uğraştık. Kar duası yapalım çare kalmadı. Çocuklarımız karı sadece fotoğraflarda görmesin .


Bana 24 saat yetmiyor bu aralar. Siz de durum ne acaba ? Hiçbir istediğimi tam anlamıyla yapamıyorum. Zaman çok hızlı akıp gidiyor. Gezmek istediğim bir sürü sergi var gidemiyorum. Görmek istediğim filmleri kaçırdım. Tiyatro iki yıldır hayatımdan çıkmış vaziyette. Evin içi almış başını gidiyor toparlayamıyorum. Örgüler bitirilmeyi , resimler tamamlanmayı bekliyor dolapların içinde. Yemek yapmayı , güzel sofralar kurmayı bile aksatıyorum bu aralar sıklıkla ve gelsin akşam kahvaltıları. Ayılar kış uykusuna yatar ya, bazen kendimden şüphe ettiğim oluyor aynaya bakıyorum, fırsat buldukça hep uyuyum hep uyuyum istiyorum. N'olucak bu Füsun'un hali.


İnstagram'da bugün  #tbt günü. Neden blogda tbt olmasın. İşte size geçen yıldan bir yazı TIKTIK ve geçtiğimiz yıllardan bir fotoğraf bahara ait. Çok özledim bahçemizi, açık havada geçen günleri, çiçekleri, böcekleri çok özledim.


 Tabii ki kahvesiz geçmez bu hızla akıp giden gün. Günlük  zaman dilimi içinde en güzel dakikalar kahve içerken geçen , sadece bana ait olan dakikalar. Bakalım bugünün kahvesi nasıl ve nerede içilecek , eşlikçileri ne olacak ? İnstagram hesabımdan takip edebilirsiniz benim kahvelerimi.

Bugünlük bu kadar olsun günlük koşturmalar başlasın, yarım kalanlar tamamlanmaya çalışılsın hayat devam etsin gitsin. Keyifli geçsin gününüz.

Pazar, Ocak 07, 2018

Masal

Çocukken mutlaka masal dinlemiş bir neslin büyükleriyiz şimdi. Şimdiki masallar nasıl ve nasıl başlar bilmiyorum ama eskiden masalların tekerlemeli bir girişi olurdu. Benim hafızamda  kısacık bir masal tekerlemesi kalmış,  annemden yadigar. "Masal masal maliki, masal başını bağlamış döne döne ağlamış."  Benim hafızada kalan bu, başı sonu var mıydı hiç hatırlamıyorum. Bunu masal bitiminde söylüyordu.   Birde masal başlangıcı vardı. "Bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken" . Benim hafızada kalan bu ikisi , başlangıç ve bitiş için.

Oysa ne tekerlemeler ne başlangıçlar, ne sonlar var. Birazcık araştırdım , çocukluğuma döndüm yine bugün. Gelin beraber gidelim isterseniz.

Masal masal maniki
Yolda saydım on iki
On ikinin yarısı
Tilki çakal karısı.
Masal masal martladı
İki fare atladı
Kurbağa kanatlandı
Tos vurdu bardağa
Çocuk çıktı çardağa.
Masal masal maniki
Kuyruğu var on iki
Kuyruğunda beni var
Kulağında çanı var.
Masal masal matatar
Dil okur, damak tadar.

Bir masal başlangıcı şöyle imiş. 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…
Vay ne köşe bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe; bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi, diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş paşası!.. Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup, attım kendimi dışarı; gelgelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı!..
Az gittim uz gittim… Dere tepe düz gittim. Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek, altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!..
Vay başıma, hay başıma; bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil, ya bir devlet kuşu konsa başıma, ya da alsa beni kanadına kaşına, demeye kalmadı bir de gördüm ki, ne göreyim? Adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla, Zümrüdüanka dedikleri değil mi? Kafdağı’nın üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor. Bakın hele! Yüzü insan, gözü ahu. Ne maval, ne martaval. İşitilmedik bir masal!..

Bunun içinden hatırladığım satırlar var. Dedem söylerdi, " az gittim uz gittim dere tepe düz gittim, birde batım ki bir arpa boyu yol gitmişim ". Arpanın ne olduğunu bilmeyen ben sorardım " arpa boyu nasıl oluyor" diye.

Bu başlangıçlardan sonra masal başlardı. Benim sevdiğim masallardan biri  İki inatçı keçi idi. Pamuk prenses ve yedi cüceler ise, filmini televizyonda izledikten sonra , oradaki yedi cüceleri çok sevmemle ancak gönlüme girebildi. Yoksa pek sevdiğim bir masal değildi. Zeynep Değirmencioğlu , Salih Güney ve o kötü kahkahası ile cadı kraliçe Suna Selen. TIKTIK 

Embed from Getty Images

 Bir köprünün ortasında rastlaşmış iki keçi
Hep inatçılıkmış meğer bu keçilerin suçu
Büyük keçi demiş yol ver önce ben geçeceğim
Küçük keçi demiş eğer verirsem öleceğim
Tam köprünün ortasında toslaşmış iki keçi
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur

 İşte böyle arkadaşlar, işin aslı şöyleymiş:

 Bir köylünün iki inatçı keçisi varmış. O kadar inatçılarmış ki biri diğerinin yaptığı şeylerin tam tersini yaparmış. Öyle ki birisi otlamak için köylünün evlerinin kenarından akan derenin karşı tarafına geçse o mutlaka bu tarafı tercih edermiş.Yine bir gün kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş. Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden birisi ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış. İkisi de derenin karşı tarafından otlamak istemişler ve ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün tam ortasına rastlaşmışlar. İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler. Keçilerden birisi yol istemiş: 
– Çabuk yol ver karşıya geçeceğim.
 Diğer keçi yol vermeye yanaşmamış:
 – Önce ben geldim, sen bana yol ver.
 Keçilerin ikisi de inatçı mı inatçı. Köprüde kafa kafaya toslaşmışlar. İkisi de kavga etmekten yorgun düşmüşler. Bir tos, bir tos daha derken, keçilerin ikisi birden dengesini kaybedip, ırmağa düşmezler mi? İki keçi, ırmakta bata çıka sürüklenmeye başlamışlar. Boğulmak üzereyken yaptıkları hatayı anlamışlar.
 Son sözleri:
 – Keşke ikimizde bu kadar inatçı olmasaydık! Olmuş.

İnsan hayatı da bir masal değil mi ?


*Alıntı ve diğer masallar için:   MASAL OKU

Salı, Ocak 02, 2018

Ondan Bundan Şundan

Kafam karışık. Teknoloji geliştikçe ben geriliyorum. Şu robotlar meselesi çok geriyor beni mesela. Bunlar bizim canımıza okuyacak ilerde, yapmayın etmeyin diyesim geliyor , susuyorum, geri kafalısın demesinler diye. Geriydik de ne oldu, öldük mü ? Ne güzel yaşıyorduk geri geri. Her şey o zaman daha güzel değil miydi ? Özlemiyor muyuz  o günleri. Ben özlüyorum şahsen o geri günlerimizi.

15 tarım işçisinin yapabileceği işi yapan "çiftçi robotlar" üretmişler, duydunuz mu ?  Zararlı otları topluyormuş. Hem de asıl ürüne zarar vermeden. O, 15 insan ne iş yapacak peki ? O zaman onlara da yapacak yeni işler bulun. Yok ? Üstelikte bu çiftçi robotlar 15 işçinin 2-3 günde yapacağı işi, birkaç saatte yapıyormuş.

Otonom silah teknolojisi ise başlı başına bir dert. İnsan denetimine gerek duymadan kendi kendine karar verebilen silahlar.  Çin, ABD, Rusya , İsrail bu konuda yarış yapıyormuş birbiri ile. Biz ölmüşüz dostum .

Birleşmiş Milletler,  Hollanda'nın Lahey kentinde , yapay zeka ile ilgili gelişmeleri ve  oluşturabileceği tehditleri takip edebilmek , inceleyebilmek için bir merkez kurmuş. Dünyanın önde gelen 100 robot uzmanı da BM mektup yazıp şöyle demişler:

"Pandora'nın kutusu açıldıktan sonra , kapatması zor olur "

Ben de diyorum işte. Açmayın. Beni kâle almıyorsanız Elen Musk'a kulak verin bari .

"Yapay zeka karşımızdaki en büyük varoluşsal tehlike olabilir ".


İnsanı en çok mutlu eden şey sağlık olmalı. Mutlu olmak istiyorsanız vücudunuza dönün, yürüyorsanız, duyuyorsanız, nefesinizi rahat alabiliyorsanız, bir yeriniz ağrımıyorsa vs,vbg daha bir çok şey, mutlu olmak için yeterli. Bu aralar hastanelerle çok haşır neşir olduğum için sanırım, en azından benim için öyle. İnsan sağlığında da teknolojinin gelişimi ile değişiklikler oldu. Yeni yeni hastalıklar türedi. Sosyal medya bağımlılığı bunlardan biri. Telefonlarını ellerinden bırakamayan bir sürü insan terapistlere başvuruyormuş. İş saatlerinde , yemekte, aile toplantılarında telefonunuzu elinizden bırakamıyor, sık sık instagram, facebook, snapchat gibi paylaşım sitelerini açıp bakma ihtiyacı duyuyor, telefonunuz kapalıyken tedirgin oluyorsanız yardım almanız gerekebilirmiş. Sosyal medya bağımlılığı , oyun bağımlılığının önüne geçmiş. Bağımlılıklara dikkat !


Yaygın olan sağlık sorunlarından biride kadınlarda polikistik over. Hastalığa bağlı olarak kadınlarda aşırı tüylenme söz konusu olabiliyor. Sihizim dininde olan ve saç sakal kesmeme kuralına uyan polikistik over hastası Harnaam Kaur çareyi sakal bırakmakta bulmuş. Sonrasında da Hindistan'da  modellik yapmaya başlamış. Çaresizsen çare sensin.



Kaynak

Zamanda yolculuk yapabilseniz hangi zaman gitmek isterdiniz ? Ben , Maltepe'de ki evimizin arka bahçesinde evcilik oynadığım ve gün boyu bisiklete bindiğim yıllara gitmek isterdim şu anda. Ama başka an, başka bir tarihi isteyebilirim. Bir uçak, kısada olsa zamana yolculuğunu başardı. 1 Ocak 2018 yılında saat 00:05 de havalandı ve 31 Aralık 2017 yılında saat 10:16 da Honolulu'ya indi. Bu da bir kısa not olarak burada dursun.

Huysuz Virjin'i sever ve beğenirim. Yaptığı iş bambaşka bir yetenek. Dün röportajını okudum. Cem Yılmaz'a seyircisi kadar gülemediğini söylemiş. Al benden de o kadar , bir türlü beni güldüremiyor Cem Yılmaz. N'apıcaz şimdi . 5 Ocak'ta yeni filmi Arif 216 vizyonda . Bakalım gişesi nasıl olacak.

Filme giderken süslenip püsleneceklere bir önerim var. Kirpiklerinize mutlaka Lancome HYPNÔSE Doll Eyes kullanın. Memnun kalacaksınız. Kirpikleriniz gür, uzun ve tek tek görünecek. Sonrada ondan bundan şundan ne varsa takıp takıştırın, sürüp sürüştürün öyle gidin.








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...