Perşembe, Mayıs 09, 2013

Saksağan

foto

Önce bir tanıyalım bu saksağan kimdir nedir. Efendim kendisi kargagillerden bir kuş olup, Pica pica diye bilinmekte . Kargadan uzun kuyrukları en belirgin özellikleri. Tüyleri oldukça parlak ve göz alıcı bir mavisi mevcut. Yuvalarını buldukları bilumum dal parçaları ile yapıp, sonrada balçık ( Çamur ) kullanarak onunla sıvarlar. Bir hayli sağlam bir yuva . Yuvanın en önemli özelliğinden biriside çatısının olması. Yuvanın üstünde şapka gibi görünür. Ötüşleri "şak-şak" şeklindedir. Oldukça da kart bi sestir. Sabahları uykunun arasında pek çekilmez. Hatta öyle ki gece yarıları bile öterler. Şaşıyorum gece yarısı ötüşlerine. Kavga eder gibi cak cak cak, hiç hoş gelmiyor kulağa. Böcek, kuş yumurtası ( ah zavallı serçelerim yok oldunuz) , solucan ve leşlerle besleniyorlar. Ne yazık ki kendi leşlerini kendileri temin etmek gibi kötü bir huyları da mevcut. Saldırganlar yani. Kedilere bile saldırıyor, hiç rahat vermiyorlar. Bazen garajda şahit oluyorum, izliyorum bir süre. Serçe, güvercin yavrusu, yumurtaları ne bulurlarsa götürüyorlar mideye. Bir başka kötü adetleri de hırsız olmaları. Parlak şeyleri yuvalarına taşımaya çok meraklılar. Okuduğuma göre, bazı kimseler saksağan yuvalarını kurcalıyormuş, çünkü değerli taşlar , yüzükler çıkabiliyormuş yuvadan.

Peki ben neden bugünü saksağana ayırdım.?  Bugünlerde saksağanlarla başım dertte de ondan. Geçmiş yıllarda tek tük olan saksağanlar, mahallemizde çoğalmaya başladı. Bizim apartmanın etrafında bir kaç yuvaları var. Bir doğumda 6-8 arası yumurtluyorlarmış. E çoğalımın sebebi de ortada. Onlara müdahale edip, üremelerini durduracak bir varlıkta yok. Ama onlar başkalarını yok etmekte usta. Saksağan hanım ve beyler teşrif ettiğinden beri zavallı serçeler yok oldu. Sanırım öldürüyorlar serçeleri. Sanırım kısmı şu sebepten, hem okuduğum kadarı ile hem de bizzat yaşanmışlık ile.

                        


Yeğenim bizim apartmanda oturuyor. Çok tatlı, Alex adında bir kanaryası var. Hava alsın diye Alex'i balkona çıkarmış geçenlerde. Kısa bir süre içeri girmiş, balkona döndüğünde saksağanın Alex'i bacağından yakaladığını görmüş. Kaçmış tabii saksağan yeğenim gelince. Ama ne yazık ki Alex'imizin bacağı hasar aldı. Kırıldı bacak. Veteriner alçıya aldı , bakalım sonuç ne olacak. Öncelikle bu sebepten çok kızgınım saksağanlara. Bir diğer sebep ise, balkonuma hasar vermeleri. Balkon mevsimi geldi, çiçeklerimi dışarı çıkardım. Her sabah uyanıp balkona çıktığımda , balkonu toprak içinde buluyorum. Saksıların dibini oyuyorlar nedense. Solucan mı arıyorlar acaba. Benim masum güvercinlerim de ( Bir zamanlar onlara da kızıyordum ama saksağanları görünce güvercinlerim masum kaldı ) saksılardan toprak yer ama bunlar gibi oymaz yahu. Bunlar beter böcekmiş meğer.

                     

Yaz gelince balkona bir kapta su koyuyorum kuşlar içsin diye. (Apartmandakiler duymasın, duyanlarda duymazdan gelsin lütfen. O kadar kusur kadı kızında da olur ..) Saksağanlarda içiyor ama tamamını içiyorlar ayol. Benim masum güvercinlerimin 2 günde tükettiği suyu bunlar yarım günde yok ediyor. Bir de pervasızlar banyo yapıyor resmen o suyla. Pencere arkasından takibe aldım onları. Bakıyorum neler yaptıklarına, ona göre önlem alacağım. Hırsız olduklarını da göz önünde bulundurmam gerekecek sanırım. Saksıların dibine koyduğum parlak taşları götürmeye çalışıyorlar .

                     

Hırsızlıkları tescilli. Bu konuda Gioachino Rossini tarafından yazılmış 2 perdelik bir melodram bile var. The Thieving Magpie. ( Hırsız saksağan )  Ya da La gazza ladra. Uvertür ( Opera yada balenin açılışındaki parça )  kısmı pek meşhurmuş. Beraber dinleyelim. TIKTIK 



Kısacası dertliyim bu kuşlardan a dostlar. Neredeyse görüldüğü yerde katli vaciptir diyecek kadar. Bu arada Rossini'nin Sevil berberi uvertürünü de dinleyip öyle noktalayalım. Bana sabah sabah çok iyi geldi. Size de iyi gelsin . Hatta ben çok sevdim  devam etmek istiyorum diyenlere de bu linki verelim. TIK.

6 yorum:

  1. Saksağan başlığını okuyunca hemen açtım:))
    Başım dertte benim de. Hatta konuyla ilgili bir post mu yazsam derken sen yazdın:) Bizim kediyi fena sıkıştırıyorlar. Hayvancağız bahçeye çıkamıyor nerdeyse o kıvama geldi:) Terasta minik kuşlar yuva yapıyor, onların yuvalarını gözetliyor. Aslında onları izlemek çok güzel, güzel de kuşlar ama keşke bu kadar saldırgan ve hırsız olmasalar. Ama doğa işte, güçlü-güçsüz meselesi. Doğada her varlığın bir varoluş sebebi var.
    Benim oğlan kedisine yapılan eziyetten dolayı Saksağanları yakalama planları içinde:) Ben ona "e senin kedin fare yakalıyor, fare seven biri de çıkıp senin kediyi yakalasa hoş olur mu?" dedim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıyamam o kediciğe ben. Görüyorum çünkü, feci rahatsızlık veriyorlar gerçekten. Kediyi yıldırıyorlar resmen. Senin oğlana her tür yardıma hazırım :))) Tamam iyi hoş demişin de , bu kuşları avlayan bir hayvan yokmuş araştırdığım kadarı ile. Hatta av hayvanlarını ve yumurtalarını yok ettiği için avcılar tarafından son zamanlarda avlanmaya başlanmış. Kuşlar filmini izlemiş miydin bilmiyorum ama ya bizi istila ederlerse :))) Korkarım ben Semi.

      Sil
    2. Şu Saksağanları müsait olunca ben de bir araştırayım. Vardır bir varoluş sebepleri:)
      Geçenlerde bir belgeselde doğadaki zincirden bahsediyordu. Bilmem ne ormanlarında, bilmem ne familyasından bir karınca türü, tilkinin dışkısının içindeki tohumları alıp dağıtarak ağacın çoğalmasına sebep oluyor. Ve o bölgedeki tilkiler için o meyve (elma türü) inanılmaz bir protein deposu. Gibi şaşırtıcı, aklıma gelmeyen pek çok bağlantı izledim.
      Valla bizim kedi efe gibi gezerken ortalıkta "ezik" oldu:)) Geçen sene hatırladığım Saksağanlar bir süre sonra gidiyorlar. Yani yazın hiç görmemiştim mesela. Bahar döneminde böyle olmuştu gene.
      Kuşlar filmini izlemiştim:) O kadar olmaz diye tahmin ediyorum. (en azından umudum o yönde:))

      Sil
  2. Bugün 22 tane öldürdüm mecbur kaldım muhabbet kuşumu
    Öldürdüler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizde saksağan oldunuz o zaman :( üzücü, keşke yapmasaydınız.

      Sil
    2. Ayıp ama... Ben çok severim saksağanları :/

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...