Pazar, Ekim 28, 2018

Hayat kısa kuşlar uçuyor

Cer Modern / Dizelerin Renkleri sergisinden
Bir gün gelir geçmişe yolculuk yaparsın. Bir de bakarsın ki hayat boşa geçmiş gitmiş. İşte o zaman yukarıdaki Cemal Süreya dizeleri gelir aklına. Belki şair de böyle bir geçmiş yolculuğunda yazmıştır bu dizeleri.

Hayatın anlamını, yaşamayı öğrenmek çok kıymetli. İçi doldurulmuş bir yaşam ise çok leziz. Sınırları zorlamak gerekebiliyor buna ulaşmak için bazen. Bazende şartlar el vermez, istesen de yaşayamazsın. Nerede  yakalıyorsan yaşamayı , oradan devam etmeli. Doldurmak için bomboş bir gün var önümüzde bugün. Bakalım ne kadarını lezzetle doldurabileceğiz, ne kadarını boşa geçireceğiz, ne kadar kısa yada uzun bir gün olacak. Ve söylenir ya hep " hayat bir gündür o da bu gündür". Belkide kısalığı bu yüzdendir.

Gelip geçici olana, kalıcı eserler bırakabilen insanlara gıpta ederim. Her insan bir şekilde iz bırakıp geçiyor bu yaşamdan. Kitlelere değil ama kendi ailemize dostlarımıza kalıyor bizim izlerimiz. O izler bazen yüreğini yaksa da insanın, iz işte hatırlatıyor kendini en olmadık zamanda. Bazen de neşe kaynağınız oluveriyor, keyiflendiriyor sizi. En kıymetli izler ise yüreğinizi ısıtanlar, sevgiyi anımsatanlar.

Sevginizi bol kullanın, kendinize saklamayın ki kıymetli ve yürek ısıtan  izler kalsın sizden geriye. 💓


Cumartesi, Ekim 13, 2018

Ne kadar ekmek o kadar köfte

Köfte yapmayı pek beceremem, ekmeğe göre köfteyi de beceremedim bu yaşıma kadar. Sabırla yoğurduğum köfteleri bol bol dağıttım etrafıma. Hayatı anlamak çok mümkün olmuyor, çünkü her daim değişken, sürprizli ve  yenilikçidir. Mümkün olan şey, bu hayatın içinde kendini anlayabilmek. Onu da başarmak meziyet bence. Akışa kapılmış giderken bazen insan kendinin farkına da geç varabiliyor. Bazı sözler ya da olaylar bir anda hayatınızı ve sizi değiştirebiliyor. Kendinizi anlamanıza olanak sağlıyor. Ne istediğinizi daha net görebiliyorsunuz. Bir aydınlanma yaşıyorsunuz ve  hoş oluyor bu durum. İşte o zaman kimin ekmeğine ne kadar köfte koyacağınız da değişiveriyor aniden.

Özlü sözler , atasözleri bazı durumlara cuk oturuyor. Bazı cümlelerde illaki not alınası oluyor. Bende okuduklarımdan bol bol notlar almaya çalışıyorum. Bir yerlere cuk oturmasa da paylaşmak istediğim iki paragraf var.  Andrey Platonov / Dönüş adlı kitabındaki Potudan nehri  öyküsünün bir yerinde şöyle der ;

"yakında düzeleceksin ... İnsanlar tek başlarına hastalık çektikleri ve kendilerini sevecek kimse bulunmadığı için ölürler, sense şimdi benimlesin .. "

Bir başka yazar, Sabahattin Ali / İçimizdeki Şeytan adlı kitabında şu satırları yazar ;

"Çalışmak ve üzülmekten ibaret sandığı hayatına küçükte olsa yeni bir mananın gelmesi ona kâfi bir mükafattı. Sonra; dertlerini, düşüncelerini ondan sakladığı halde  gene yakınlığını muhafaza eden Macide ile ara sıra böyle karşı karşıya oturmak ... Hep beraber gezmeye çıkmak . Göz göze geldikleri zaman eski ahbap olduklarını bildiren bir bakış ve bir gülümseme ile iktifa etmek ve buna rağmen hayatının daha maksatlı , daha canlı bir yol tuttuğunu vahmetmek ... Bunlar az şeyler miydi ? "

Sevginin gücünü kim yadsıyabilir ?  Sevgide saygının gücünü nereye koymalı peki ?  Bence en başa. Sağlıklı bir  ilişki devam ettirmek istiyorsak, ailede, okulda, trafikte, iş hayatında, özel ilişkilerde vbg.  vazgeçilmez tek  kural saygı .

Sevip, saygı duyanlara selam olsun bugün. Bol köfteli günler dilerim.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...