Cuma, Nisan 13, 2018

Orhan Veli Kanık

Bugün Orhan Veli Kanık' ın 104.  yaş günü kutlanıyor. Google Doodle Türkiye için bugünü Orhan Veli'ye ayırmış. Google'ın bu doodle'larına hayranım. Pek çoğunu çok sevdim ama bugünküne ayrı hayran oldum. Bunu çizen kim diye araştırınca Cynthia Yuan Cheng adıyla tanıştım. Ellerine sağlık, Orhan Veli ancak bu kadar güzel resmedilebilirdi. Heyecandan Yuan'ın sayfasını tam inceleyemeden hemen sizinle paylaşmak istedim. Sizde keşfetmek isterseniz TIK 

Ve bugünün doodle'ının taslaklarını  görmek isterseniz bir tık da buraya TIK
Bende google doodle'larını seviyorum arşive bir göz atayım derseniz buraya bir tık TIK

Orhan Veli'nin dilime pelesenk olan şiirini paylaşarak kutlamak istiyorum bende doğum gününü. İyi ki bu dünyadan geçerken bizlere bu eserleri bırakmışsın , kutlu olsun dünyaya gelişin.



İstanbul Türküsü


İstanbul'da Boğaziçi'ndeyim, 

Bir fakir Orhan Veli'yim; 
Veli'nin oğluyum, 
Tarifsiz kederler içinde. 



Urumelihisarı'na oturmuşum; 
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum; 



"İstanbulun mermer taşları; 
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; 
Gözlerimden boşanır hicran yaşları; 
Edalı'm, 
Senin yüzünden bu halim." 



"İstanbulun orta yeri sinama; 
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; 
El konuşur, sevişirmiş; bana ne? 
Sevdalı'm, 
Boynuna vebalim!" 



İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; 
Bir fakir Orhan Veli; 
Veli'nin oğlu; 
Tarifsiz kederler içindeyim.


Çarşamba, Nisan 04, 2018

Kıssadan Hisse

Embed from Getty Images


İki keşiş yolda giderlerken, bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadını görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucaklar ve suyun öteki tarafına geçirir. Diğer keşiş arkadaşının bu davranışını başka bir biçimde yorumlar ve hiç de hoş karşılamaz. Yaklaşık bir kilometre sonra kendini daha fazla tutamaz ve arkadaşına bu davranışının yanlış olduğunu anlatmak ister: 
_ "Böyle bir şeyi nasıl yapabildin, biz keşişiz, bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmek, onlara bakmamız bile yasaktır” der. 
Öteki keşiş, arkadaşına şöyle cevap verir: 
_ "Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım, sen ise onu hala taşıyorsun" . 

Söz uçar yazı kalır. Bu yazıdan herkes kendi payına düşeni alır. 



Pazar, Nisan 01, 2018

Pazar şarkısı

                                                  
Mutlu bir  pazar günü olsun  hepimize, benim için bu cümledeki mutluluk , keyfi bol ve sağlıklı geçecek bir gün yaşamak demek. Hayaller böyle de bakalım şansımıza ne çıkacak, yaşayıp görelim.

Baharla birlikte doğa canlanırken müzik piyasası da canlanmaya başladı. Yaza hangi şarkılar popüler olacak telaşında müzisyenler. Ben sevdim bu şarkıyı mesela , Kimler Gelmiş / Nazan Öncel ve Manuş Baba birlikte seslendiriyor. Nazan Öncel'i severek dinlerim  , sözleri güzeldir. Durum şarkıları adlı Son albümde; şarkıları iyi ama sesinde düşüş var,  heyecan yaratmıyor, sesiyle ilgili bir sorun var diyordu dünkü gazetede Naim Dilmener. Albümün tümünü dinlemedim ama tanıtımını dinledim ,bana da öyle geldi. Ben klibi çok sevdim. Çizgi romanlardan sonra, çizgi klipler mi  moda olacak acaba ?




Klip demişken , Yıldız Tilbe nin Kış Gülleri şarkısının klibi hakkında ne düşünüyorsunuz ? Ben bir anlam veremedim. Şarkıyı da pek sevemedim. İnsanlar ne kadar dikkatli ; klibin 3.39 unda Yıldız Tilbe'nin orta parmağındaki tırnak yok olmuş. Nejat İşler'in saçlarına takılmış diyor bir yorumcu. Gerçekten de tırnak yok olmuş.



Artık şarkıların beğenilme ve dinlenme oranları albüm satışları üzerinden değil, spotify, youtube vbg kaynaklardan ne kadar dinlendiği , indirildiği ile belirleniyor.
Bir liste yapacak olursak, 2018 de en çok dinlenenler arasında şu şarkılar var.
  • Öyle Kolaysa / Mabel Matiz
  • Ne münasebet / Derya Uluğ
  • Beni İyi Sanıyorlar / Oğuzhan Koç
  • Hatıran Yeter / Zakkum
  • Hadi Gel / İrem Derici
  • Aşk Kovulmaz / Mustafa Sandal 
  • Gizli Aşk / Feride Hilal Akın _ Hakan Tunçbilek 
  • Yorma / Bengü _ Doğukan Medetoğlu
  • Kalakaldın mı ? / Fettah Can 
  • Kal Benim İçin / Pamela Spence
Gelelim benim favori şarkıma . Çok eski bir şarkıyı yeniden seslendirmiş Pamela Spence ve bence güzel olmuş, güzel yorumlamış. 



Sizde sevdiğiniz , beğendiğiniz şarkıları yoruma yazarsanız, bende değişik fikirler edinir zevkle dinlerim beğenilerinizi.

Cuma, Mart 30, 2018

Bahar Geldi

BAHAR GELDİ 
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar

Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine

Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor

Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde

Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından

Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe

Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .

7 / Şubat / 2015 

Yaşar T. *
Ankara


* Babam olur kendisi. 70 yaşından sonra şiir yazmaya başladı. 300 den fazla şiiri var. Eşe dosta hatıra olarak dağıtmak için iki kitap bastırdı. Halen yazmaya devam ediyor . Fotoğraflarda görmüş olduğunuz bahçe de kendisi tarafından dizayn edilmiştir.

Cumartesi, Mart 24, 2018

Radio Taiso

Yaşama ayak uydurmak için kendinizi sürekli güncellemek zorundasınız. Yoksa bir anda çok uzağa düşebiliyorsunuz. Öyle bir çağdayız işte. Ve, yaşama yüksek kalitede devam edebilmek için sürekli hareket halinde kalmalısınız. Bir kez durdunuz mu devam etmek güçleşiyor. Hastalıklar durgun vücutları çok seviyor. O yüzden ne demişler , harekette bereket vardır.

İkigaı adı kitabı okurken öğrendiğim , henüz uygulamaya geçmediğim , en kısa sürede sabah programıma dahil edeceğim  hareketler zincirini siz de bilin istedim. Radio Taiso . Vücudun esnekliğini artırmaya yönelik bir egzersiz programı. Özelliği şu, bir radyo kanalından her gün belli saatte çalan, Radio Taiso  müziği eşliğinde yapılıyor bu hareketler. İlk olarak  Amerika'da bir radyo kanalında yayınlanmaya başlamış. Pek rağbet görmemiş ve öylece kalmış. Daha sonra 1928 yılında Japonya'da imparator Hirohito'nun taç giyme töreninde kutlama amacıyla başlamış bu akım. Japonlar sevmiş bu uygulamayı. Sonrasında topluca yapmaya başlamışlar. Hatta bir mecburiyet halini almış. Şimdilerde o mecburiyet yerini tercihe bıraksa da,  bazı okullarda, iş yerlerinde toplu halde  halen uygulanmaktaymış. Hareketleri yapmak için belirli bir mekan yada alet gerekmiyor olması oldukça cazip. Kulağınızda müzik  olduğu sürece her yerde  uygulayabilirsiniz. Japonya'da 100 yaş üzeri ve mutlu insanların çokça bulunmasının sebeplerinden birinin de bu tür egzersizler olduğu söyleniyor İkigai adlı kitapta. 

Sabahları ev halkı uyandığında hep birlikte uygulamak istersiniz belki diye size , şuracığa videolarını yerleştiriyorum. Gerisi size kalmış.








İlle ayakta yapmanız gerekmiyor. Yaşınız uygun değilse , ayakta duramıyorsanız, engeliniz varsa oturduğunuz yerde de yapabiliyorsunuz. TIKTIK


Pazartesi, Mart 12, 2018

Ondan bundan şundan

" Hiçbir şey  göründüğü gibi değildir " 


Çağ ilerledikçe, teknoloji geliştikçe, bilgi arttıkça sapıklık  çoğalıyor mu ? Yoksa yıllardır aynı oranda  var olan sapıklıkları duyma/duyurma imkanı arttığı için mi fazlalaşmış gibi algılıyoruz ? Kişisel gelişimi yanlış anlayarak,  "her şeye hakkım var, istediğimi yapmakta özgürüm, içinden gelen sesi dinle " kısmını fazla mı abartarak  geliştik acaba ?

Haberleri olmadan yüzlerce kadının soyunma  odası görüntülerini hackleyip , internet ortamında servis edince, yakalanmış İsrailli  hacker. Kadın iç çamaşırı ve mayo satan popüler bir mağazanın soyunma kabini  görüntülerini hacklemiş. Kim daha sapık ? Mağazanın soyunma kabinine kamera koyan mağaza sahibimi, yoksa hacker mı ? Soyunma kabinlerini kullanırken bir kez daha düşünmek lazım galiba ? Ne çekti  kadınlar şu dünya da be, ne çektiii...Selam olsun Vasfiye teyzeye .

Vasfiye teyzeye selam verince, Gülse Birsel'in yeni dizisi jet sosyeteye bir kaç sözcükte ben etmezsem eksik kalırım. Dizi yayına girdiği andan itibaren olumsuz eleştiriler başladı. Millet olarak ortamız hiç yok maşallah, ya baş tacı ederiz ya yerden yere vururuz. Açıkçası bende dizi başladığında biraz hayal kırıklığına uğrayıp, "olmamış" diye eleştirenlerdenim. Ama hala izliyor ve bir şans veriyorum diziye. Ve sanırım dizi dördüncü bölümle birlikte oturmaya başlıyor. Gülse Birsel zeki bir kadın, son bölümde o da bir cümleyle bizi yerden yere vurmuş bana göre. En çok o cümle güldürdü beni dünkü bölümde. Safiye karakteri ve diğer tiplemeler aşırı şiveli konuştukları için eleştiriliyordu izleyici tarafından. Gülse'de bunu, ayakkabı satıcısının ağzından Safiye'ye duyurup, dalgasını geçiyor bizimle. İzlemek isterseniz TIK

Eskiden adabımuaşeret kuralları vardı. Kitabını alıp okumuşluğum vardır. Okullarda da öğretilirdi bazı muaşeret kuralları. Birkaç tanesini söyleyeyim size mesela. 

*Telefonla arama/mesajlaşma yapacağınız kişiyi , 09:00 – 22:00 saatleri arası  arayabilirsiniz. Cumartesi öğlene kadar, Pazar günü tam gün aranmaz.
*Merdivenden çıkarken bayan önde, inerken bayan arkada olur. Nezakettir, düşerse falan erkek onu tutar. 
*Yemekten kalkma teklifi önce bayandan gelmelidir. 
*Doktor muayenesinde bekleyenleri, sonradan gelenler selamlar. Hatta bir "geçmiş olsun" dilemek kibarca olur. 
*Birisine takdim edildiğinizde yada tanıştırıldığınızda mutlaka ayağa kalkılır. 
*Günlük hayatta, yeri geldiğinde cömertçe, "Lütfen" ve "Teşekkür ederim" demeyi unutmayın

ve 

*Birisi size mesaj yazıp hal hatır sorduğunda yada bir şey sorduğunda olabildiğince kısa sürede ona cevap yazılır. Cevap vermemeniz , onunla hiçbir şekilde konuşmak istemediğiniz anlamına gelir ki , o kişi de bir daha sizi aramaz. 

Fenomen olmak son yılların popüler mesleği haline geldi. Nedenini  niçinini sosyolog ve psikologların incelemesine bırakıyorum ama şu bir gerçek ki çok kişi bu işin peşinde. Amerika'da 26 yaşında bir instagram kullanıcısı kadın, fenomen olabilmek için 10 bin dolar harcayıp borçlanmış. Gösterişli bir hayat tarzı sunmak istemiş takipçilerine ve bunun için bol bol harcama yapmış. Ne yazık ki fenomen olamamış. Fakat adı, borç batağına düştüğü için basında yer almış, o kadar. Fenomen olmak için hani şu star ışığı dedikleri şeyden olması lazım biraz. Bir fenomenin yaptığının aynısını da yapsanız , o ışık yoksa nafile. Ne der Tarkan'ın Şıkıdım şarkısında " Başkası olma kendin ol , böyle çok daha güzelsin ". Bu fenomenlik yarışı ve sevdasında  tek üzülüp kızdığım şey , çocukların kullanılması. İzin aldın mı çocuğundan bunu yaparken ? Büyüyünce ne diyecek ? Ruhsal durumuna etkisi ne olacak ? Vardır bir bildikleri herhalde, ben dert etmeyeyim .

İnstagram demişken, benim de çekip paylaştığım bir çok fotoğraf gibi, gördüğünüz çoğu fotoğrafta da "hiçbir şey göründüğü gibi değil" . Birçok  fotoğrafın perde arkası farklı. Buyurun fotoğrafa. 

kaynak

Ne demiştik ;

" Hiçbir şey  göründüğü gibi değildir "



Pazartesi, Şubat 26, 2018

ikigai

Bir önceki yazımda  belirtmiştim, uzun yaşam hedefli biri olmasam da uzun yaşam sırlarını okuyorum diye. Yine öyle yaptım ve Ikigai adlı kitabı okudum. Kitap bitti ama ben ikigaimi bulamadım ne yazık ki. Kitap sonundaki kararım ise, "hadi gel köyümüze geri dönelim" oldu. Az stres, bol taze yiyecek, doğa ile iç içe olmak ve sıkı arkadaşlıklar. Hepsi var bizim köyde (ilçede)  . Bir zamanlar bizim köydeki havuzda Kleopatra'nın süt banyosu yaptığı , imparatoriçe Julia Domna'nın bizim köy civarında salına salına gezindiği , kraliçe Zenobia'nın  güzelliğini bizim köyde bulunan bir taştan aldığı rivayet edilir. Bizim köyün kızları  güzeldir, havası da güzeldir ve 90 yaş üzeri yaşayanları çoktur . Annem anlatırdı, Kleopatra hastalanmış, havası güzel diye bizim oralara gelmiş, epeyce bir konaklamış, iyileşince de "geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye" demiş. Tabii olayın aslı bu değil ama temiz Bor havası alan Kleopatra'nın şifa bulduğu gibi bir söylenti mevcut. Daha ne duruyorum ki !

Kitaptan birkaç not aldım. Paylaşayım sizlerle .

Yaşamdaki mutluluğun ana şartları: Yapacak bir şey, sevecek biri ve umut edecek bir şey. Washington Burnap böyle buyurmuş. 

88 yaşındaki Yuki ise demiş ki;

Yiyerek uzun zaman yaşayamazsın, işin sırrı gülümsemek ve iyi zaman geçirmektir. 

Anacığım her şeyden yiyeceksin az yiyeceksin derdi. Hayat felsefesini buna göre kurmak gerek aslında. Her şeyin aşırısı zarar. Stresinde, hareketinde, paranın da , sefanın da , cefanın da. Uzun yaşayanların sırrı diye nitelenen şeyde buna yakın. Azlık, dinginlik ve varılacak hedef. Ve bunları yapabilmek , bedeni zinde tutabilmek için öncelikle zihnin zinde olması lazım ki, bu da her gün yeni bir şey öğrenmeyle mümkün diyorlar. Yaşım ilerledi deyip köşeye çekilmek yok. Hayata dahil ol.

İster uzun yaşayın ister kısa yaşayın, yeter ki yaşayın.! Yaşamak gerçek bir sanat. Kaçımız  yaşıyoruz acaba ? Ben tam anlamıyla  yaşamıyorum şahsen. Mesela sürekli gelecek kaygısı duyuyorum, bazen  geçmişimle hesaplaşıyorum, şimdiki zamanım ise çoğunlukla kahve saatlerim , ki geleceğe kafa yormadığım, en mutlu olduğum saatler. 
Albert Einstein der ki ;

"Mutlu bir adam , o andan o kadar memnundur ki , geleceğe kafa yormaz" .

 Formülü vermiş. Alıp kullanmak bize kalmış. An'da mutlu olabildiğiniz saatleriniz bol olsun.









Çarşamba, Şubat 14, 2018

Ondan bundan şundan

Embed from Getty Images

 Uzun yaşamayı  hedef alan biri değilim, ayrıca tamamen kaderciyim , bir şey fark ettim , tüm bunlara rağmen uzun yaşamanın sırları yazılarını daima okuyorum. Okuduklarımın hepsi farklı formüller sunuyor. Kimi yoğurt yedim böyle oldu diyor, kimi yulaf yiyerek uzun yaşıyor, kimi salça yiyerek. Kendi gözlemlerim şöyle; fazla abur cubur yemeden, sağlıklı gıdalar yiyerek, bol hareket ederek, sigaradan uzak durarak, uzun değil ama daha sağlıklı yaşayabiliyor insan. Adrenalinin de insanın fiziksel olarak daha genç görünmesine yardımcı olduğunu düşünüyorum. 109 yaşındaki bir teyzem ise uzun yaşamanın sırrının, erkeklerden uzak durmakta olduğunu söylemiş. Yorumsuz. Var mı sizin bir yorumunuz ?

Elon Musk , küresel internet için düğmeye bastı.
Hükumet düğmeye bastı, indirim geliyor.
Fenerbahçe transfer için düğmeye bastı.
Ankara düğmeye bastı.
Bu sabah haberlerde söylüyordu, Adalet bakanlığı da düğmeye basmış. Nasıl bir düğme bu diye merakım artmaya başladı. Şu görünen gibi bir düğmemi acaba. Denemek ister misiniz. Basın sizde düğmeye . TIK.
 

Elon Musk' ın Tesla'sının akıbeti ne olacak acaba diye düşündüğümüz şu günlerde size bir bilgi aktarayım istedim. Çünkü bir zamanlar bizim bir Kirkor Divarcı'mız varmış.  1959 yılında Bandırma'da bir grup genç, füze kulübü kurar. İçlerinden biriside Kirkor Divarcı'dır. Divarcı; çizimler yapar , projeler hazırlar, İstanbul teknik üniversitesi onay verir, silahlı kuvvetler destek olur ve Türkiye 1962 yılında ilk füze denemesini yapar. Füzenin adı Marmara 1, 10.000 metre göğe yükselir ve yere düşer. Kulübün üye sayısı artar, bir kaç deneme daha yapılır, projeler hızlanır, uzaya canlı gönderme çalışmaları başlar. Ve bir gün, Kirkor Divarcı'nın evinde yangın çıkar, tüm projeler ,çizimler yanıp kül olur. Yangını kimin çıkardığı meçhul. ! Destek olan firmalar bir bir çekilir. Deneme alanları kapatılır. 1963 yılında uzay rüyası sona erer. Masalda burada biter. Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz fotoğrafa tıklamanız yeterli olacak. 



2018 yılının günlük harcama miktarına göre en pahalı tatil kenti araştırmasında, Türkiye'den üç şehirde yer almış. 100 şehirlik listede ilk on  şöyle;
Oslo/ Norveç
Londra/ İngiltere
İbiza / İspanya
Dublin/ İrlanda
Zürih / İsviçre
Los Angeles / Amerika
Venedik / İtalya
Amsterdam / Hollanda
Kopenhag/ Danimarka
Newyork / Amerika
Türkiye'den ise ; İstanbul, Marmaris ve Antalya , listedeki sıralamada sonlarda yer alıyor. Param olsa şimdi gideceğim tek yer Rio De Janeiro . Çünkü karnaval başladı.








Pazartesi, Şubat 12, 2018

Benden şeyler

Yine, dünya ile olan dengemi yitirdim.

Bir sabah uyanıyorum , aylardan Şubat , oysa dışarısı Mayıs. Oh lay lay loom bahar geldi derken, ruhum kışta. Şehitler; analar, babalar, bacılar, kardeşler, yarlar, yarenler, canlar ciğerler yanıyor da yanıyor. Ocağımın içine düşmese de kapımın önünde ateş , nasıl uyanayım mutlu baharlara. Bir lokma bir hırka diyor bilenler, her yer benim olsun , hükümdar ben olayım demekte bilmeyenler. Sabrı tükenmiş bir ana gibi iki şamar aşk edip , bi susun bi durun diyesim var bu kargaşaya. Onlar dursa yaşam durmuyor ki. Üçüncü sayfa haberleri art arda patlıyor kulağımda, gözümde. Kanlara zerk edilmiş bir öfke, bir şiddet , salınmış sokağa ruhlar, çeşit çeşit tenlerde. Tüm kesiciler, deliciler, vurucular  ellerde oyuncak. Street Fighter oynayanlar mı bunlar zamanında ? Bu gürültü ortasında yetişiyor çocuklar küçücük odalarda, kapalı kutularda. Doğasız. Tonlarca kurallar silsilesi ile. Ve, kuralları öğrendikçe yaşamayı unutmuyor muyuz ? Ben bunları düşünürken, dünyanın bir yerlerinde depremler oluyor, uçaklar düşüyor, volkanlar patlıyor. Fazla üst üste gelmiyor mu bu aralar çok şey ? Çekirdek aile sorunlarını saymıyorum. Onlar başını almış gidiyor zaten aylardır.

Eyy dünya biraz sükunet, dengemi yitirdim.

Çarşamba, Şubat 07, 2018

Aysel'im


Çılgın Aysel'im. Hayran olduğum kadın. Hayran olduğum sözler.

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile 


Bence çok erken gidenlerdensin sende. Keşke daha uzun süre kalabilseydin. Keşke gene saçlarını garip renklere boyayıp, şarkılar yazsaydın.

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze 


Aşk kadını. Sevdaların kadını. Doya doya seven kadın. Keşke yine aşklarını anlatsaydın hiç çekinmeden.

Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma 
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma 
Çiçeklerim dökülür her mevsim 
Sonra yeniden açar 
Ümidimin boynu bükülür 
Sonra deniz taşar 

Unut dinsin diyecek kadar da tecrübeli.

Sevda, Sevda unut onu dinsin gönlünde fırtına
Sevda, Sevda değmez ona ağlamaya 


Aysel Gürel şarkılarından oluşan albüm  arşivimdeki yerini aldı. Tarkan'dan Firuze'yi dinlemek  çok keyifli. Sezen Aksu ise hasta yatağında Aysel Gürel ile birlikte seslendirdiği " Sır " adlı şarkıyı söylüyor. Bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek , paylaşayım ..


1.Jattendrai / Aysel Gürel
2.Sır / Sezen Aksu
3.Firuze / Tarkan
4.Ayıpsın Ayıp / Ajda Pekkan
5.Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam / Sertab Erener
6.Sitem / Ata Demirer
7.Yolun Başında / Ayşegül Aldinç
8.Ben Her Bahar Aşık Olurum / Levent Yüksel
9.Ünzile / Aşkın Nur Yengi
10.Yine Yeniden / Yaşar
11.Sevda / Yasmin Levy
12.Ah Mazi / Emre Altuğ
13.Olacak Olacak / Ayla Çelik
14.Sultab Süleyman / Mabel Matiz
15.1945 / Eda & Metin Özülkü



Ve dinlemek isterseniz . Bakın ne diyor Nükhet Duru
  Nükhet Duru



***DİPNOT: Bugün Aysel Gürel'in doğum günü. Anısına eski bir yayınımı yeniden paylaşmak istedim.

Salı, Şubat 06, 2018

Morarmaya hazır mısınız ?

Pantone  2018 yılının rengini Ultra Violet olarak belirledi. Yani mor, hem de mosmor. Koyudan başlayarak en açık tonuna kadar kullanabilirsiniz. Modacılar ise giyimde ;mor yanında kırmızı , mavi, gül kurusu, nil yeşili, sarı, kahverengi, kum rengini kullandılar. Yani bu sezon moraracağız. Kombinlerde mor-yeşil-sarı uyumu sıklıkla kullanılmış. Turkuazla da güzel görünüyor ama zevk sizin istediğiniz gibi kombinleyin derim ben.

Mor , lüks ve ihtişamın rengi imiş. Konsantrasyonu artırıp , hayal gücünüzü harekete geçirirmiş. Koyu tonlarının depresyonu artırıcı etkisi varmış. Ruhsal sorunları olanlara önermiyoruz bu yüzden. Ayrıca sersemletici bir etkisi olduğundan küçük objeler olarak kullanmanız daha akıllıca olurmuş. Fazla kullanımı unutkanlığa da sebebiyet verebilirmiş. Miş miş, muş muş....








*Fotoğraflar : Pinterest

Perşembe, Ocak 25, 2018

Benden şeyler

Kar yağmayan bir kışı  neredeyse  geride bırakmak üzereyiz, ne kaldı ki bahara. Evlerimizin ısısı sebebiyle gökyüzünde oluşan  ısı adası  karın yere inmesine engel oluyormuş. Evlerdeki sıcaklık derecesini  aşağı mı çeksek ne yapsak da yağsa bu kar. Ne çok özledim şahsen ben. Dizlerime kadar kara batıp yürümek istiyorum ama nafile. Dün Ankara'da birazcık yağdı ama birazcık, çok azcık. Ailemizin küçük prensesi Eylül'le kartopu yapabilecek karı toparlayabilmek  için epeyce uğraştık. Kar duası yapalım çare kalmadı. Çocuklarımız karı sadece fotoğraflarda görmesin .


Bana 24 saat yetmiyor bu aralar. Siz de durum ne acaba ? Hiçbir istediğimi tam anlamıyla yapamıyorum. Zaman çok hızlı akıp gidiyor. Gezmek istediğim bir sürü sergi var gidemiyorum. Görmek istediğim filmleri kaçırdım. Tiyatro iki yıldır hayatımdan çıkmış vaziyette. Evin içi almış başını gidiyor toparlayamıyorum. Örgüler bitirilmeyi , resimler tamamlanmayı bekliyor dolapların içinde. Yemek yapmayı , güzel sofralar kurmayı bile aksatıyorum bu aralar sıklıkla ve gelsin akşam kahvaltıları. Ayılar kış uykusuna yatar ya, bazen kendimden şüphe ettiğim oluyor aynaya bakıyorum, fırsat buldukça hep uyuyum hep uyuyum istiyorum. N'olucak bu Füsun'un hali.


İnstagram'da bugün  #tbt günü. Neden blogda tbt olmasın. İşte size geçen yıldan bir yazı TIKTIK ve geçtiğimiz yıllardan bir fotoğraf bahara ait. Çok özledim bahçemizi, açık havada geçen günleri, çiçekleri, böcekleri çok özledim.


 Tabii ki kahvesiz geçmez bu hızla akıp giden gün. Günlük  zaman dilimi içinde en güzel dakikalar kahve içerken geçen , sadece bana ait olan dakikalar. Bakalım bugünün kahvesi nasıl ve nerede içilecek , eşlikçileri ne olacak ? İnstagram hesabımdan takip edebilirsiniz benim kahvelerimi.

Bugünlük bu kadar olsun günlük koşturmalar başlasın, yarım kalanlar tamamlanmaya çalışılsın hayat devam etsin gitsin. Keyifli geçsin gününüz.

Pazar, Ocak 07, 2018

Masal

Çocukken mutlaka masal dinlemiş bir neslin büyükleriyiz şimdi. Şimdiki masallar nasıl ve nasıl başlar bilmiyorum ama eskiden masalların tekerlemeli bir girişi olurdu. Benim hafızamda  kısacık bir masal tekerlemesi kalmış,  annemden yadigar. "Masal masal maliki, masal başını bağlamış döne döne ağlamış."  Benim hafızada kalan bu, başı sonu var mıydı hiç hatırlamıyorum. Bunu masal bitiminde söylüyordu.   Birde masal başlangıcı vardı. "Bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken" . Benim hafızada kalan bu ikisi , başlangıç ve bitiş için.

Oysa ne tekerlemeler ne başlangıçlar, ne sonlar var. Birazcık araştırdım , çocukluğuma döndüm yine bugün. Gelin beraber gidelim isterseniz.

Masal masal maniki
Yolda saydım on iki
On ikinin yarısı
Tilki çakal karısı.
Masal masal martladı
İki fare atladı
Kurbağa kanatlandı
Tos vurdu bardağa
Çocuk çıktı çardağa.
Masal masal maniki
Kuyruğu var on iki
Kuyruğunda beni var
Kulağında çanı var.
Masal masal matatar
Dil okur, damak tadar.

Bir masal başlangıcı şöyle imiş. 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…
Vay ne köşe bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe; bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi, diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş paşası!.. Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup, attım kendimi dışarı; gelgelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı!..
Az gittim uz gittim… Dere tepe düz gittim. Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek, altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!..
Vay başıma, hay başıma; bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil, ya bir devlet kuşu konsa başıma, ya da alsa beni kanadına kaşına, demeye kalmadı bir de gördüm ki, ne göreyim? Adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla, Zümrüdüanka dedikleri değil mi? Kafdağı’nın üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor. Bakın hele! Yüzü insan, gözü ahu. Ne maval, ne martaval. İşitilmedik bir masal!..

Bunun içinden hatırladığım satırlar var. Dedem söylerdi, " az gittim uz gittim dere tepe düz gittim, birde batım ki bir arpa boyu yol gitmişim ". Arpanın ne olduğunu bilmeyen ben sorardım " arpa boyu nasıl oluyor" diye.

Bu başlangıçlardan sonra masal başlardı. Benim sevdiğim masallardan biri  İki inatçı keçi idi. Pamuk prenses ve yedi cüceler ise, filmini televizyonda izledikten sonra , oradaki yedi cüceleri çok sevmemle ancak gönlüme girebildi. Yoksa pek sevdiğim bir masal değildi. Zeynep Değirmencioğlu , Salih Güney ve o kötü kahkahası ile cadı kraliçe Suna Selen. TIKTIK 

Embed from Getty Images

 Bir köprünün ortasında rastlaşmış iki keçi
Hep inatçılıkmış meğer bu keçilerin suçu
Büyük keçi demiş yol ver önce ben geçeceğim
Küçük keçi demiş eğer verirsem öleceğim
Tam köprünün ortasında toslaşmış iki keçi
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur

 İşte böyle arkadaşlar, işin aslı şöyleymiş:

 Bir köylünün iki inatçı keçisi varmış. O kadar inatçılarmış ki biri diğerinin yaptığı şeylerin tam tersini yaparmış. Öyle ki birisi otlamak için köylünün evlerinin kenarından akan derenin karşı tarafına geçse o mutlaka bu tarafı tercih edermiş.Yine bir gün kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş. Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden birisi ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış. İkisi de derenin karşı tarafından otlamak istemişler ve ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün tam ortasına rastlaşmışlar. İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler. Keçilerden birisi yol istemiş: 
– Çabuk yol ver karşıya geçeceğim.
 Diğer keçi yol vermeye yanaşmamış:
 – Önce ben geldim, sen bana yol ver.
 Keçilerin ikisi de inatçı mı inatçı. Köprüde kafa kafaya toslaşmışlar. İkisi de kavga etmekten yorgun düşmüşler. Bir tos, bir tos daha derken, keçilerin ikisi birden dengesini kaybedip, ırmağa düşmezler mi? İki keçi, ırmakta bata çıka sürüklenmeye başlamışlar. Boğulmak üzereyken yaptıkları hatayı anlamışlar.
 Son sözleri:
 – Keşke ikimizde bu kadar inatçı olmasaydık! Olmuş.

İnsan hayatı da bir masal değil mi ?


*Alıntı ve diğer masallar için:   MASAL OKU

Salı, Ocak 02, 2018

Ondan Bundan Şundan

Kafam karışık. Teknoloji geliştikçe ben geriliyorum. Şu robotlar meselesi çok geriyor beni mesela. Bunlar bizim canımıza okuyacak ilerde, yapmayın etmeyin diyesim geliyor , susuyorum, geri kafalısın demesinler diye. Geriydik de ne oldu, öldük mü ? Ne güzel yaşıyorduk geri geri. Her şey o zaman daha güzel değil miydi ? Özlemiyor muyuz  o günleri. Ben özlüyorum şahsen o geri günlerimizi.

15 tarım işçisinin yapabileceği işi yapan "çiftçi robotlar" üretmişler, duydunuz mu ?  Zararlı otları topluyormuş. Hem de asıl ürüne zarar vermeden. O, 15 insan ne iş yapacak peki ? O zaman onlara da yapacak yeni işler bulun. Yok ? Üstelikte bu çiftçi robotlar 15 işçinin 2-3 günde yapacağı işi, birkaç saatte yapıyormuş.

Otonom silah teknolojisi ise başlı başına bir dert. İnsan denetimine gerek duymadan kendi kendine karar verebilen silahlar.  Çin, ABD, Rusya , İsrail bu konuda yarış yapıyormuş birbiri ile. Biz ölmüşüz dostum .

Birleşmiş Milletler,  Hollanda'nın Lahey kentinde , yapay zeka ile ilgili gelişmeleri ve  oluşturabileceği tehditleri takip edebilmek , inceleyebilmek için bir merkez kurmuş. Dünyanın önde gelen 100 robot uzmanı da BM mektup yazıp şöyle demişler:

"Pandora'nın kutusu açıldıktan sonra , kapatması zor olur "

Ben de diyorum işte. Açmayın. Beni kâle almıyorsanız Elen Musk'a kulak verin bari .

"Yapay zeka karşımızdaki en büyük varoluşsal tehlike olabilir ".


İnsanı en çok mutlu eden şey sağlık olmalı. Mutlu olmak istiyorsanız vücudunuza dönün, yürüyorsanız, duyuyorsanız, nefesinizi rahat alabiliyorsanız, bir yeriniz ağrımıyorsa vs,vbg daha bir çok şey, mutlu olmak için yeterli. Bu aralar hastanelerle çok haşır neşir olduğum için sanırım, en azından benim için öyle. İnsan sağlığında da teknolojinin gelişimi ile değişiklikler oldu. Yeni yeni hastalıklar türedi. Sosyal medya bağımlılığı bunlardan biri. Telefonlarını ellerinden bırakamayan bir sürü insan terapistlere başvuruyormuş. İş saatlerinde , yemekte, aile toplantılarında telefonunuzu elinizden bırakamıyor, sık sık instagram, facebook, snapchat gibi paylaşım sitelerini açıp bakma ihtiyacı duyuyor, telefonunuz kapalıyken tedirgin oluyorsanız yardım almanız gerekebilirmiş. Sosyal medya bağımlılığı , oyun bağımlılığının önüne geçmiş. Bağımlılıklara dikkat !


Yaygın olan sağlık sorunlarından biride kadınlarda polikistik over. Hastalığa bağlı olarak kadınlarda aşırı tüylenme söz konusu olabiliyor. Sihizim dininde olan ve saç sakal kesmeme kuralına uyan polikistik over hastası Harnaam Kaur çareyi sakal bırakmakta bulmuş. Sonrasında da Hindistan'da  modellik yapmaya başlamış. Çaresizsen çare sensin.



Kaynak

Zamanda yolculuk yapabilseniz hangi zaman gitmek isterdiniz ? Ben , Maltepe'de ki evimizin arka bahçesinde evcilik oynadığım ve gün boyu bisiklete bindiğim yıllara gitmek isterdim şu anda. Ama başka an, başka bir tarihi isteyebilirim. Bir uçak, kısada olsa zamana yolculuğunu başardı. 1 Ocak 2018 yılında saat 00:05 de havalandı ve 31 Aralık 2017 yılında saat 10:16 da Honolulu'ya indi. Bu da bir kısa not olarak burada dursun.

Huysuz Virjin'i sever ve beğenirim. Yaptığı iş bambaşka bir yetenek. Dün röportajını okudum. Cem Yılmaz'a seyircisi kadar gülemediğini söylemiş. Al benden de o kadar , bir türlü beni güldüremiyor Cem Yılmaz. N'apıcaz şimdi . 5 Ocak'ta yeni filmi Arif 216 vizyonda . Bakalım gişesi nasıl olacak.

Filme giderken süslenip püsleneceklere bir önerim var. Kirpiklerinize mutlaka Lancome HYPNÔSE Doll Eyes kullanın. Memnun kalacaksınız. Kirpikleriniz gür, uzun ve tek tek görünecek. Sonrada ondan bundan şundan ne varsa takıp takıştırın, sürüp sürüştürün öyle gidin.








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...