Cumartesi, Mayıs 15, 2021

Altı Çizili Satırlar

 Ne tuhaf, karşılıklı ses çıkarmadan oturmuştuk ve daha öncede bir iki kez hissettiğim bir şeye, ona karşı garip bir yakınlık duygusuna kapıldım; aşk veya çekim veya sempati değil kesinlikle. Ama birbirine zincirlenmiş yazgılar. Geminin batmasından sonra birlikte bir sala tutunmuş, ıssız bir adaya düşmüş gibi. Hiçbir şekilde beraber olmak istemeyerek. Ama beraber. 

Koleksiyoncu / JHON FOWLES

Çarşamba, Mayıs 05, 2021

Hıdırellez

  


Hıdrellez  toplumumuzun ortak bir kültürel değeri. Tarihin ilk toplulukları da dahil olmak üzere mevsim değişiklikleri genellikle törenlerle kutlanmış. Peki bu gece ne olacak ?   Bu gece ,Ruz_ı Hızır . Yani Hızır günü. Hızır ve İlyas peygamberler yeryüzünde buluşup yeşilliklere değnekleri ile dokunacaklar ve tüm yeşillikler hayat bulacak yarından sonra. Hıdrellez de bir mevsim değişikliği aslında.  Kışın sona erip yazın başladığının müjdecisi. Yaz ayının bir başka  müjdecisi de  dutların yaprağını açması. Ankara'da dutlar yaprağını açtı.  Anneciğim derdi ki, dut yaprağını açmadan fazla açılmayacaksın, üşütürsün. Dut yaprağını açtığına göre, bizde  açılabiliriz. Yaz geldi.

Yaşamında hemen herkesin bir şekilde hıdrellez törenlerine iştirak etmiş olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk kültüründe canlılığını koruyan geleneklerden, törenlerden  biri hıdrellez. Canlılığını koruma sebeplerinin en başında  ,o gece dilenen dileklerin gerçekleşeceğine olan inanç geliyor tabii. Özellikle son  yıllarda bu tür inanışlara daha çok yönelir olduk.  Malum güncel durumlar çaresiz bıraktı / bırakmakta bizi. Ve hepimizin bir sürü dileği var. Tabii sadece dilek dilenmiyor 5-6 Mayıs günü ve gecesi, yapılacak daha bir çok şey var. 

* Hıdırellez günü salıncakta sallanmak önemli bir şey mesela. Günahlardan ve hastalıklardan arınılacağı gibi bir inanç var. 

* Hıdrellez gecesi kızlar yatmadan önce başlarına gül yaprakları serpip dilek tutarlarmış.

* Bu gece gördüğünüz rüyalara dikkat edip, bir yere not edin. İyi bir yorumcu yoksa kimseye anlatmayın. 

* 5 Mayıs günü beyaz bir kelebek görürseniz çok şanslısınız. Kısmetinizin çok açık olacağına işaret kabul ediliyor.

Sağlık için elbisenizin bir parçasını gül dalına asmalısınız. Çimler üzerinde yuvarlanmakta şifa için yapılacaklar arasında. 

* Bekarlar aman dikkat, bugün süpürge kullanmak yok. Kısmetiniz kapanır.

*Sevdiğinizin ismini bir kağıda yazıp gül dalına asarsanız, kavuşurmuşsunuz. 

*Birde şöyle bir inanış var; Hızır peygamber farklı suretlerle yeryüzünde dolaşmaktadır. Yarın yabancı insanların sizden bir ricaları olursa  dikkatli olun, karşınızdaki Hızır peygamber olabilir!

Ve son olarak 

Ateş yakılıp üzerinden atlanırsa, içinizdeki dertlerin kederlerin ateşe döküldüğüne inanılıyor. Ayrıca nazardan ve hastalıklardan korunulduğuna da  inanılıyor. Çocukluğumda böyle bir törene katılıp, ateş üzerinden atlamıştım.

Umarım tüm dileklerimiz kabul olur, yazı sağlıkla, keyifle, özgürce tamamlar kışa ulaşırız inşallah. 

Pazar, Mayıs 02, 2021

Beyin sisi

 


Zaman yine çok hızlı akıyor ve biz "yaşayamadan" yaşlanıyoruz. Daha ne kadar yaşamdan uzak kalacağız belirsiz.  

Yaşamak nedir ?

Göz göze gelmektir yaşamak. Dokunmaktır. Sevmektir. Doğanın sesini duymaktır. Nefes almaktır. Kısıtlanmadan , özgürce konuşmaktır.  Kısacası son bir yıldır yapamadığımız her şeydir artık  bana göre yaşamak. 

Yoruldum. Eminim siz de yoruldunuz. Bu arada beynimizde yoruldu. Güncel tabiri ile " beyin sisi " yaşıyoruz.  Herkes dalgınlıktan, unutkanlıktan şikayetçi. Beynin yorulduğunu, sislendiğini gösteren belirtilerin kaçı var sizde ?

Unutkanlık

Odaklanamama

Algılama eksikliği

Öğrenme ve ezberleme zorluğu

Çabuk sinirlenme 

Dikkatsizlik

Uyuklama

Peki tüm  bunlardan kurtulmak için ne yapmak lazım derseniz, bir an önce şu yasaklardan kurtulmak derim. Çünkü çare ve tedavi olarak önerilenlerin en başında günde 30 dakika yürüyüş geliyor, sevdiklerinizle bir arada olmak geliyor, stresten uzak olmak  geliyor. Beni bu güzel  havalar mahvetti der Orhan Veli , bizi de bu kısıtlamalar mahvetti . 

Önümüz yaz ve  çoğunluk yine evde kalacak. Gidenleri ise ; "Dönüşünüzde kapanırız yine büyük ihtimal, o yüzden bol enerji depolayın, iyi tatiller " deyip yolcu edeceğiz. Kalanlar olarak ne yapacağız peki ?



Benim listemde ilk olarak  Sırla seramik sırlama stüdyosunda bir workshop'a katılmak var. Bu objeye bayıldım mesela, bende yapmak istiyorum. Beynimde oluşan sise de iyi geleceğini düşünüyorum. Sizde katılmak isterseniz nerede olduğunuzun önemi yok, online katılımlar da gerçekleştiriyorlar. Kendi arkadaşlarınızla özel grup olarak katılabilirsiniz. Alternatif çok.  İnstagram'dan takibe alıp, bilgi edinebilirsiniz.Derslere katılmasanız  bile Sırla sahibi Ekin hanımın fırın açışını mutlaka izleyin hikayelerinden. İnstagram adresleri BURADA  

Listemdeki ikinci seçenek Astroloji... 

Astrolog olayım diyorum. Online derslere katılayım. İnstagram'da canlı yayınlar yapayım, burçları yorumlayım. Hatta an itibari ile başlıyorum yorumlara. Okuduktan sonra  sizde bana, astrolog olup olamayacağımı yorumla bildirin olur mu ? 

İlk olarak her zaman en sona kalan ve benim de burcum olan balık burcundan başlayacağım. O kadar torpil olsun. Yükselen burçlarınızı okumayı unutmayın.

Balık ve yükselen balık

En iyi burç sensin, en güzel insan senin burcunda, en en en her şeyin en iyisisin. Mayıs ayında gönülden dilediğin ne varsa hepsi gerçekleşecek. Bol paralı, az kilolu bir ay olacak Mayıs ayı senin için. Arkandan dedikodunu yapanlara aldırma, hepsinin ayağına dolanacak ve ifşa olacaklar. Sana büyük ve büyülü bir aşk görünüyor bu ay. Hadi yine iyisin.!

Koç ve yükselen koç

Ani bir haberle hayatında değişiklik yapacaksın. Büyük bir fırsat kapını çalacak, fazla bekletme hemen aç yoksa kaçabilir. Paraları da nereye koyacağını şimdiden planlasan iyi olur. Yastık altı her zaman güzel rüya gördürür, bi düşün derim. 

Boğa ve yükselen boğa

Bu aralar tartılmadın herhalde. Yemek düşünmeyi biraz ertelesen iyi olacak. Değişim seni bekliyor. Seks ve para içinde sörf yapacaksın bu ay. Söylemesi benden. 

İkizler ve yükselen ikizler

Yeni deneyimler bekliyor seni. Entelektüel yanın çok işine yarayacak. İş yerinde seni bir sürpriz bekliyor, terfi edebilirsin. Ayın yarısını kapalı geçirmek seni çok yoracak. Kalan yarısında şans ve keyif seninle. Tadını çıkar. 

Yengeç ve yükselen yengeç

Doğa canlanırken sen uyumayacaksın tabii ki. Bol gezmeli bir ay bekliyor seni . Meditasyon sana iyi gelecek şeyler arasında birinci sırada. Maddi manevi güçleniyorsun. Ommm.

Aslan ve yükselen aslan

Çevrene dikkat et. Arkandan  dolaşanlar var, gözünü dört aç. Egonun sırası değil. Bana bir şey olmaz deme , o ancak Gülben Ergen için geçerli. Para konusunda dikkatli ol su akarken testini doldur. Şanslısın. 

Başak ve yükselen başak

Yine obsesyon tavan. Bi sakin ol canım başak burcum. Her şey yoluna giriyor bu ay , endişeye gerek yok.  İlaçlarını aldın mı ? 

Terazi ve yükselen terazi

Paranın uzak durduğu tek burç sensin bu ay. Eski sevgililerinden hangisi geri dönsün istersin.? Geliyor gelmekte olan, kendine çeki düzen verme zamanı.

Akrep ve yükselen akrep

Bol bol derin nefes al ver , al ver. Sinirlenme , sakin ol. Bu ay bir sınavın içindesin. Para yok , aşk yok, sağlık desen ; bakarsan bağ bakmazsan dağ. Bu ayı da atlatırsan seni kimse tutamaz , sabır senin göbek adın, az daha sabır. 

Yay ve yükselen yay

İnancını pekiştirdiğin , psikolojik sıkıntılardan kurtulduğun bir ay olacak Mayıs ayı senin için. Fırsatlar önünden resmi geçit yapacak ama sana bir faydası olmayacak . Ama çoookk mutlu olacaksın bu ay. Deme di deme. 

Oğlak ve yükselen oğlak

Diyetteysen küçüleceksin, değilsen hemen diyete başla. Bu ay senin ayın. İşler yolunda, keyifler keka olacak. Etrafındaki işe yaramayan insanlar ve eşyaları temizleyeceksin bu ay. Kolay gelsin. 

Kova ve yükselen kova

Aldatılmaya müsaitsiniz bu ay. Gelen önerileri iyi dinleyin, dikkatli değerlendirin. Her şeye imza atmayın. Bu imzaya evlilik de dahil. Yavaş gitmekte fayda var.  Size eş mi yok akıllı kovalar.  Beklemede kalın. 




Çarşamba, Nisan 21, 2021

Sımatiye


Bu sabah kahvaltıda çocukluğumdan bildiğim  bir dörtlüğü söyledim. Sanırım dedemden öğrenmiştim. Karnı doyup sofradan kalkarken  söylerdi diye hatırlıyorum. 

Yarabbi şükürün

Karnı doydu Bekir'in 

Yerse getirin

Yemezse ağzına yüzüne tükürün

Benim bildiğim hali ile böyleydi dörtlük. Dedem nerden öğrenmişti , başkaları da biliyor mu, devamı var mı diye düşününce minik bir araştırma yaptım. Araştırma sonucunda gördüm ki, halk edebiyatında yemek destanları olarak  mevcut olup , daha bir çok örneği varmış. Ne mutlu , bir şey daha öğrendim bugün. 

Sımatiye ne demek ?

Sımat; Yer sofrası , sofraya dizilmiş yemekler demek. Sımatiye ise ; yemek hakkında yazılan şiirlermiş. Bir çok örneği mevcut olan bu şiirlerin ilk örnekleri Kaygusuz Abdal'a aitmiş. 

Yemek destanlarının çoğu onbir heceli oluyormuş. Üç tür özellikleri var. Çeşitli yemekleri konu edinenleri, sadece bir yemek, içecek, tatlı ya da meyveyi konu edinenleri ve mizahi olanları. 

Anonim halk şiirinde sofradan kalkarken tekerleme niteliğinde yemek duası edilirmiş. İşte bu duanın içinde geçiyor benim bildiğim dörtlük. 

Rabbi yessir 

Vela tüassir

 Rabbi Temmim

 Bi 'l-hayr

 Erenler erliğine 

Şükür Hakk 'ın birliğine 

Dostların varlığına 

Lokma nur 

Kaza bela dur 

Nimete bereket 

Geçmişe rahmet 


Elhamdürüsüyle 

Kızlar sürüsüyle 

Babam karısıyla 

Ben de birisiyle 


Elhamdülillah Ya Rabbi şükür 

Doymadıysam yüzüme tükür 


Elhamdülillahi Şakirin 

Karnı doydu fakirin 

Daha varsa getirin 

Yemezsem yüzüme tükürün 

Amin ecmain 

Ya Rabbi şükürün 

Evi yıkılsın Bekir 'in 

Bir tas çorba getirin 

Yemezsem yüzüme tükürün 

Amin dedik 

Dilli düdük 

Bunu bulduk 

Bunu yedik 

Daha olsa 

Daha yerdik...

Bir başka örnek ise kahve ile ilgili. Bir kahve sever olarak bu  dizeleri de bilir ve söylerim bazen. 

Ehl-i keyfe kahve verse tazeler 

Ehl-i keyfin keyfini yelpazeler 

Ehl-i keyfin keyfini bilmem ki kimler tazeler 

Taze elden taze pişmiş taze kahve tazeler 

Gönül ne kahve ister ne kahvehane 

Gönül sohbet ister kahve bahane

Evlere kapanmış olsak da , zamanımız bol gibi görünse de, uzun yazılar okumak bana bazen zor geliyor. Bir çoğunuzda da aynı şekilde olduğunu düşünüyorum.   O yüzden; bu konu hakkında anlatılacak çok şey olsada ben burada noktalayacağım. Sizlere benim okuduğum linkleri bırakıyorum. İlginizi çektiyse, daha detaylı öğrenmek isterseniz vereceğim linklere tıklayınız. 

Link 1

Link 2

Link 3 




Salı, Mart 02, 2021

Güçlü kadınlar

Yazarının kendi sesinden Instagram canlı yayınında dinlediğim ve sonrasında okuduğum bir yazı paylaşıyorum sizinle. Okuyun istedim. Ömür Kahraman yazmış bu yazıyı. Katıldığım ve katılmadığım yerleri olan bu yazıyı  okuyup, hissettiklerinizi değerlendirmenizi istedim. 

******

Hayatım boyunca hep güçlü kadın dediler. Oysa bana hiç sormadılar güçlü kadın olmayı ben mi istedim ya da bu benim tercihim mi diye. Etrafımdaki güçlü kadınlara da...

 
Gördüğünüz o güçlü kadınların kaçı güçlü doğdu? Güçlü doğulmaz ayrıca, güçlü olunur. Hayat ya sizi güçlü yapar ya da zayıf. Hayatın bizi tek başına dimdik olmaya mecbur bıraktığını düşünmez kimse... Kim istemez güvenli bir limana, bir omuza yaslamayı?
 
İş hayatının tuttuğunu koparan, her soruna çözümü olan, çalışan, üreten, becerikli, marifetli, konuştuğu dinlenen, pişirdiği yenen, giydiğinde yakıştıran, alımlı kadın olmalarının yanında aslında en büyük özellikleri fedakar annelerdir onlar. 
 
Duruşları, bakışları kendinden emindir. Yüzlerine dikkatli bakanların bile hissedemeyeceği hüzünlü bir gülümseme vardır. Kimseye dertlerini anlatmadıkları için dertsiz, her zorluğu aşar diye görünürler. Sorumluluk ve başkasından bir şey isteyememe, kendi işlerini kendileri yapmaları onları güçlü kılar. Herkes onlara imrenirken onlar kocası tarafından sevilen başka da dikkat çeken bir vasfı olmayan kadınlara özenirler. 
 
Onların yanına yakışacak erkek bulmak da zordur. “Seni taşıyan erkek zor bulunur” der herkes onlara; çünkü, her işini kendi yapmayı kendi seçmiş gibi birde zor kadın denir. Herkes kaldıramaz tabii dürüstlüklerini, kariyerlerini, mertliklerini, zekalarını, pervasızlıklarını, her şeyi görmüş geçirmişliklerini, beceriklilikleri ve kendi kendine yetmeyi öğrenmişliklerini. İşte bu yüzden güçlü kadınlıkta yetmez bir de üstüne zor kadın oluruz. Sanki kolay bir hayat vardı da biz zoru seçtik gibi. Oysa zor hayatlı kadınlar dense çok daha adil olur.
 
Evet farklı; ama, her şeyin farkındadır bu güçlü ve zor kadınlar. Güçlü kadınların aklında ve beyninde olabilirsiniz; ama yüreklerinde olabilmeniz hiç kolay değildir. Yüreğine dokunursanız şefkati, sevgisi, anlayışı sonsuzdur. Size sevmeyi, mutlu olmayı, merhameti, şefkati, anaçlığı ve huzuru verirler. Varlıkları sizi sonsuz mutlu ederken yoklukları ıstırap verir. Kimin ne amaçla yaklaştığını bilir. Yalan söylendiğini, kandırılmaya çalışıldığını, değer görüp görmediğini fark eder. Unutmayın bir çoğu çocuğunun babasını bile gözü bir şeyi görmeden bırakmıştır. Ona yanlış yaptığınızda arkasına bakmadan kaçarlar. 
 
Hele kırkını geçmiş bir güçlü kadın ne istemediğini iyi bilir. Sakın onun sabrını denemeyin. Dürüst olun bu kadınlara. Bu kadınları üzebilirsiniz ama yıkamazsınız. Ne zaman gideceğini, ne kadar kalacağını bilirler. Gittiklerinde boşlukları dolmaz bu kadınların. Kırılmaktan, hayal kırıklığına uğramaktan çoktan sevmekten vazgeçmiştir. Bir başkasını mutlu edeceğime yalnızlığın keyfini sürer kendimi mutlu ederim der çoğu. Hayatta en eksik tarafıdır sevilip sahiplenilmek ve ederi kadar değer görmek. 
 
Şimdi gidin etrafınızdaki güçlü kadınlara sarılın ve onları sevdiğinizi söyleyin. Onlara sahip çıkın, yanlarında olun ve asla onları kaybetmeyin.

Ömür Kahraman

Pazar, Ocak 03, 2021

Altı Çizili Satırlar

 Dünyada hem iyimsere, hem de kötümsere ihtiyaç vardır. İkisinden biri olmasaydı dünyada denge kurulamazdı. İyimserler uçağı icat ettiler, kötümserler paraşütü. 

                                                                                                                                   La Edri 

Çarşamba, Kasım 04, 2020

Sınırlar

 


Bir fil bir tonluk yükü hortumuyla kolayca kaldırabilir. Ama siz hiçbir sirke gidip bu dev yaratıkların sessizce küçük bir kazığa bağlandıklarını gördünüz mü?

Bir fil küçük ve güçsüzken bir zincirle hareketsiz bir demir kazığa bağlanır. Ne kadar çok zorlarsa zorlasın zinciri kıramayıp kazığı yerinden oynatamadığını keşfeder.

Sonradan fil ne kadar büyük ve güçlü hale gelirse gelsin yerde yanı başında duran kazığı gördüğü sürece hareket edemeyeceğine inanmaya devam eder.

Birçok akıllı yetişkin de sirkteki fil gibi davranır. Düşüncelere hareketlere ve sonuçlara hapsolmuşlardır. Asla kendi koydukları sınırların ötesine geçemezler.






Cumartesi, Ekim 31, 2020

Altı çizili satırlar

" Çünkü sabah günün gençliğidir; her şey neşeli, ferah ve kolaydır: Kendimizi güçlü duyumsarız ve  tüm yeteneklerimiz tam bir düzen içindedir. Sabah saatlerini geç uyanarak kısaltmamak ,uygunsuz işlerle yada konuşmalarla harcamamak gerekir; sabahı yaşamın özü olarak görmek ve bir ölçüde kutsal saymak gerekir. Buna karşılık , akşam, günün yaşlılığıdır : Akşamları bitkin, boşboğaz ve dikkatsiz oluruz. Her gün, küçük bir yaşamdır, her uyanış ve yataktan kalkış küçük bir doğumdur, her taze sabah küçük bir gençlik ve her yatağa gidiş ve uyuyuş küçük bir ölümdür. "

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar / Arthur Schopenhauer


Salı, Ağustos 25, 2020

Hikikomori

Yakın zamanda bir arkadaşımla telefon konuşmamızda bana " ben artık hiç dışarı çıkmayacağım, hayatım evde yemek yapmak, temizlik yapmakla geçecek ve sanki bu hayattan başka bildiğim bir hayat yoktu gibi gelmeye başladı " dedi. Evde kal modunu o kadar benimsedik ki, bazen bende hep böyle yaşayacağım gibi hissediyorum gerçekten. Üstelikte, yaz olması dolayısı ile açık havada çokça vakit geçirmeme rağmen. Ya kış nasıl geçecek.? Daha çok eve kapalı kalacağız. Biz  eve kapalı kalmaktan hoşlanmazken, kara kara kış nasıl geçecek diye düşünürken,  bunu hastalık olarak yaşayanlar olduğunu öğrendim iki gün önce. 

Hikikomori ;  Japonca'da "sosyal çekilme " anlamına geliyor. Japonya'da bir çok genci etkisi altına alan  bir hastalığın adı bu. Kişi odasına çekiliyor, zamanının çoğunu bilgisayar başında geçiriyor, sürekli oyun oynuyor, müzik dinliyor, film izliyor.  Yeme-içme-uyuma gibi  tüm ihtiyaçlarını odasında bilgisayar başında gerçekleştiriyor. Hatta bazıları tuvalet ihtiyacını bile odasında , pet şişe kullanarak karşılıyormuş. Sanal bağımlılık gibi görünse de, ondan farklı olarak bu insanlar yıllarca odalarından çıkmıyorlar anladığım kadarı ile.  Hastalık sadece Japonya'da değil elbette. Görülme sıklığı olarak en çok orada olması ve Japon  doktorların bu adı vermesi dolayısı ile Hikikomori olmuş. Türkiye'de de mevcut bu hastalık, gençler en çok etkilenen grup. Bu corona bitmezse artış gösterebilir gibi geldi bana. Ne dersiniz?

Belirtileri neler ?

* Zamanın büyük kısmını evde geçiriyorlar ve dışarı çıkmak istemiyorlar.

* İnsanlarla ilişkiden kaçınıyorlar hatta arkadaşlıklarını sonlandırıyorlar. Daha da fenası aile bireyleri ile bile konuşmak istemiyorlar.

*Aşırı yalnızlıktan dolayı zaman içinde kaygı bozukluğu ve stres artışı gözlemleniyor.

*Bir şey sorulduğunda  bağırarak cevap veriyorlar.

*Saldırganlık gösteriyorlar.

*Bilgisayar başında yemek yemeye başlıyorlar ve sürekli bilgisayarla meşgul oluyorlar.

Nedenleri daha çok çocukluk ve ergenlikte geçirilen ruhsal travmalar teşkil ediyor. Beğenilmemek, sevilmemek , sevgiliden ayrılmak, arkadaşlar tarafından dışlanmak, kendini çirkin yada beceriksiz görmek gibi bir çok şey güven duygusunu azaltırken, kişinin çevresinden uzaklaşmasına sebep oluyor. Çocuklarımızı iyi gözlemlememiz gerek anlaşılan.

Pazar, Haziran 14, 2020

Ondan Bundan Şundan

Eskiciyim ben. Eski olan şeyleri sever, onların yaşanmışlığından hikayeler uydururum kafamda. Birkaç parça eskinin de sahibiyim. 

1949-1950 yılları arasında çıkmış Yaprak dergisi varmış. Bilmiyordum , öğrendim. Orhan Veli Kanık öncülüğünde çıkmış dergi. Orhan Veli; derginin yayını sürdürebilmesi için önce ceketini, sonrada Abidin Dino'nun kendisine hediye ettiği resimleri satmış. İşte bu eski derginin tüm sayıları erişime açılmış. Edebiyatın eskisi yenisi olmaz ama derginin eski, tozlu sayfaları arasında dolaşmak isterseniz buradan  erişebilirsiniz. Derginin son sayısı Orhan Veli öldükten sonra  Son Yaprak olarak yayınlanmış. Ve şairin ölümünden sonra ele geçen bir şiirini basmışlar bu son sayıda. Eski dedik madem , eskilerden bir ses okusun o zaman bize şiiri, hem de şiirin hikayesini. Aşk resmi geçidi  Dinleyelim 


Restorasyon baya emek ve zevk isteyen bir iş  benim gözümde. Bazen öyle tuhaf örneklere denk geliyorum ki, eski sever olarak hayal kırıklığımı anlatmam zor . Haydarpaşa garının restorasyon sonu halini çok merak ediyorum mesela ve korkuyorum. Eskiyi olduğu gibi korumak çok mu zor acaba ? Mesela söylentiye göre Eyüp ve Balat semtinde bulunan tarihi eserlerin sayısı, Floransa'dan fazlaymış. Acaba korunur mu, bir Floransa olur mu turistik  açıdan.? İyi restore edilir mi oradaki binalar ve tarih ? Yapılaşma önlenebilir, hatta yasaklanır mı ? Kalır mı olduğu gibi acaba ? Gezmek isterseniz burada 



Eski güzeldir. Eski insanlarda güzeldi. Sahiciydi. Şimdiki insanlar gibi tek tip değildi. Kültürel zenginlik  vardı. Çok çeşitli karakterler ve fiziki görüntülere sahiptiler. Şimdi çoğunluk birbirinin benzeri her açıdan. Eski fotoğraflara bakarken ruhum dinleniyor benim. Sevdiğim şeylerden biri de eski sanatçıların siyah beyaz fotoğrafları. Kartpostallarını alırdım gençken. Özellikle de  Kadir İnanır kartpostallarını. Eski Türk filmlerini de severim. Buraya bir tanesinin linkini bırakacağım. İyi seyirler. Buradan izleyin 





 Eski diye diye sıra eski oyuncaklara geldi. Sakladığınız oyuncaklarınız var mı ? Benim iki plastik bebeğim var sakladığım. Zaten fazla oyuncağım da yoktu. Sokakta oynamayı severdim ben, bisiklete binmeyi, lastik atlamayı, misket,  top oynamayı. Eski oyuncakları toplayıp değerlendiren bir anne oğul var. Harika insanlar. Sizi onlarla tanıştırarak noktalıyorum yazıyı. Buradalar    






Pazar, Mayıs 31, 2020

Geceler

Bir gece ansızın değişti her şey. Sabaha uzanan saatlerde , sonsuz seyahatin için hazırlıklara başladın. Ve on gün sonra gittin, dönmemek üzere. Gideceğini bilmeme rağmen, zor oldu kabullenmek. 

Bir gece ansızın girdin hayatıma. Tam da bal kabağına dönüşmek üzereydi arabam, o saatlerdi. Kimse görmedi, kimse bilmedi. Bir ben. 

Bir gece ansızın maskelendi dünya. O kadar kötü konuşuyorduk ki, kapandı ağızlar, iyi söz söylemek üzere açılana kadar. 

Bir gecede olmuştu  olanlar. Bir gece de olacaktı olacaklar.
Hiçbir şey bilmeden, çok şey bildiğimizi sanıyoruz. Bildiklerimizi de unutturuyor bazı geceler. 

Gerçek bizi  kaybettiğimizden  beri sahte hayatlar yaşıyoruz. Mutsuz olunca da kendimizi  arıyoruz ama biz bizden gideli çok olmuş.  Oysa ne kolaydı yaşamak az ve özle, sadece kendin olarak. O yüzden beyaz maskeler; maskeli, sahte yüzlerimize bir damga gibi takılı kaldı  belkide. 
"Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol. " diyerek şifreyi vermişti oysa Hz. Mevlana. 

Gözümüzün önünde dolarlar uçuşuyordu sıkça. Kapanınca evlere aylarca, işsiz kalınca anladık ki, para en başta karın doyurmak içindi . "Azıcık aşım kaygısız  başım" atasözünündeki gibi azıcık aşlarımızla dört duvar içinde huzuru bulduk. Dışarısı huzursuzdu. 

Ve geceleri paylaştık canlı yayınlarla BİZ

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözü dilden dile söylenip, kulaktan kulağa yayılmakta. Öyle çok isterim ki; her şey eskisi gibi değil ama çok eskisi gibi olsa. 



Bir gece ansızın sen gelsen, mesela


 Füsun T. 31.05.2020, Ankara
           Corona Günlükleri







Cuma, Mayıs 01, 2020

Benden şeyler

Gün aydı...

Derin sessizlik biraz ürkütsede , bir yandan da hoşuma gidiyor. Ne yaman çelişki. Sakinliği ile özlenen sahil kasabası şehrime gelmiş, ama mutlu etmiyor. Sarılamıyorum sevdiklerime, gülüşleri uzakta, yüreğim buruk. Biliyorum geçecek. Tek tek çıkartıyorum hayatımdan gereksiz şeyleri. Çıkardıkça fazla geliyor kalanlar. Sadeleşelim. Gün aydı.

Sevgi ...

Koşulsuz sevdiklerimi, koşullara bağlıyorum. Kendime döndükçe bu sessizlikte, kendi kıymetimi buluyorum. Almadan vermeye alışmışken, alma isteğine kapılıyorum derinlerde. Sen bana bir değil, artık beş adım gel diyorum. Ben yorgunum  yol almaktan. Kırıklarımı tamir etmeye çalışmıyorum. Kaldırıp çöpe atıyorum. Açılmayan telefonları, dönülmeyen mesajları siliyorum rehberimden. Çünkü benim için  önemlisin, severim yaratılanı yaratandan ötürü ne de olsa. Rahatsız etmek istemem bir daha. Üzülüyorum çok üzülüyorum, kimsenin olmadığı yerlerde "seni seviyorum" diye seslenenlere. Çocuklar güzel günler görmeli, sevgi dolu güneşli günler görmeli  diye, tüm sevgimi onlara veriyorum. Sevgi.

Yaşamak...

Ne kalıyor geriye bizden, yaşanmışlıklardan başka . Yaşadığım değil  ama yaşayamadıklarım pişmanlığım oluyor hep. Alacaklıyım kalan zamandan ve daima alacaklı kalacağım biliyorum. Yine de  "Gelsin hayat bildiği gelsin, işimiz bu yaşamak" diyorum, yaşayabilmek ümidiyle.



      Füsun T. 01.05.2020, Ankara
           Corona Günlükleri

Pazartesi, Nisan 06, 2020

Ondan Bundan Şundan

"Hayat sürprizlerle dolu" sözünü  kanıtlamak için geldi sanırım bu yıl Mart ayı  .  Unuttuysanız hatırlatayım dedi, bu hayatta her an her şey olabilir. Birçok şeyi unutmuşuz meğer, sadece sürprizleri değil. Hepsini bol bol hatırladık. Sınava çekti bizi. Bu sınavı en kısa zamanda tamamlarız inşallah ve daha kötüleriyle sınanmayız, tek dileğim bu.

Corona ve sonrası...
Günler evde, gönüllü karantina ile geçiyor. Yaşamımızdaki  birçok şeyden mahrum kaldık malumunuz. Yapılması gerekenler dijital ortama kaydı. Enteresan şeyler de ortaya çıkmaya başladı dolayısı ile. Bunlar içinde beni mutlu eden şeylerden birisi, İnstagram'da yapılan canlı yayınlar. Konserlerine gidemeyeceğim sanatçıları canlı olarak izleme olanağı buluyorum. Güzel sohbetlere tanık oluyorum. Bir diğeri ; Kültür bakanlığı bazı tiyatro oyunlarını, opera ve baleyi YouTube'a yükledi. Oradan izleme şansına sahip oldum. Ünlü Bolşoy Tiyatrosu bile gösterilerini YouTube'da bizlere sunmaya başladı ki bu da ayrı bir şans. Bazı şeyleride şaşkınlıkla karşılıyorum. Hastaneye gitmeden, ücret karşılığı doktorunuzla telefonda görüşüp danışabiliyorsunuz. Kendi divanınıza uzanıp, psikoterapistinizle online seans yapıyorsunuz.

Bu ara bloglarda da bir canlanma oldu. Ondan bundan şundan serisi ile bende katılayım istedim  bu canlılığa. Az önce internet sörfü yaparken  Prenses Qajar çıktı karşıma. Corona günlerinde hem stresten , hemde aşırı yeme içmeye düşmekten dolayı bir çok kişi kadınların sonunun bu şekilde olacağını resmetti. Üzülmeyelim. Prenses Qajar; adına şiirler yazılmış, uğruna intiharlar  edilmiş bir kadınmış. Kim bilir Corona sonrası  belki moda değişir. Yemeye ve boş vermişliğe  devam derim ben. 


Corona günleri sonunda evlerine kapanan insanlar , kişiye özel zamanların kıymetini daha da çok anladı herhalde. Evlerde şiddet ve kavgalar çoğalmış. Benim tahminim boşanmalar artacak yönünde. Umarım yanılırım. Tabii büyük bir ümitle evlenenler hala var bu hayatta. Alınmış tarihlerin bir kısmı ertelenirken, bir kısmı da düğünlerine değişik organizasyonlar hazırlamışlar. Amerikalı çiftimizin erkek olanı, nişanlısının boş kilise koridorunda yürümesini istemediği için kartondan davetliler hazırlatmış. Bir yastıkta kocasınlar. 




Coronanın kısıtladığı şeyler arasında seyahat de var malum. Bir çok yüreğin kıpır kıpır ettiğini ben uzaklardan bile duyuyorum. Sabır. Az kaldı inşallah özgürce yol alınacak günlere. Ben pek seyahat edemiyorum bazı sebeplerden dolayı. Genelde sanal seyahat yapar ve seyahat edenleri izlerim. Dışarı çıkma engelim olmasa da kendi engelimi kendim koydum tabii ki. Ve evde kalıyorum.  Bu dönemde tek üzüldüğüm şey baharı kaçırıyor olmak. Şehrimdeki rengarenk çiçeklenen ağaçları görememek üzüyor beni. O zaman buraya bir kaç güzel bahar fotoğrafı ,iliştireyim. Gözümüz şenlensin. 










 Siz yine de hazır tutun piknik sepetlerini, inşallah bir ucundan yakalarız baharı...

Çocukluğumdan beri bir sürü arkadaşım oldu. Ama içlerinde biri var ki onunla bağım hiç kopmadı. Ve bu Corona günlerinde yine, her daim benimle. KENDİM. Kendimle  çok iyi arkadaştık her zaman. Çok kahveler içtik , çok kitaplar okuduk, çiçekler yetiştirdik, bir sürü  manzaraya birlikte baktık  hayran hayran , ve çok sevdik. O yüzden genelde kendimi  yalnız hissetmedim. Tabii onunda benden bezip uzaklaştığı dönemler olmadı değil. O zaman da yalnızlığımızı yaşadık. Corona günlerinde herkes çok sıkıldı. Biz henüz çok sıkılmadık şükür. Kendimize yetmeyi çok küçük yaşta öğrendiğimizden sanırım. Ondan bundan şundan derken bu da benden olsun istedim. 



Cumartesi, Şubat 01, 2020

Vintage










                                                                  ➤➤➤

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...