Cumartesi, Nisan 22, 2017

Ondan Bundan Şundan


Bu satırları size yazmam ve paylaşmam için kullandığım teknolojiye minnettarım. Beni sizlerle buluşturduğu için, tabii daha birçok şey içinde minnettarım. Bu kadar minnettar olduğum şeye arada sınırlar çiziyorum ben de Bill Gates gibi, Steve Jobs gibi. Bir saat hiçbiri ile ilgilenmeyeceğim, kitap okuyacağım gibi vs vbg... sınırlar koyuyorum kendime. Gözünüzü bilgisayar, Ipad, yada telefondan kaldırıp etrafınızdaki herhangi bir cisme dikkatlice bakın, çok farklı bir gözle göreceksiniz. Yani bizi büyüleyen bu nesnelerden uzaklaştığımız an gerçek dünyayla başbaşa kalıyoruz. Deneyin. Sınırlarınızı belirleyin, sınır iyidir, hem çocuklar hemde bizim için. tıktık
Her şey o kadar sık değişime uğruyor ki artık ne yapacağımızı şaşırıyoruz cümleten. Önce yemeyin diyorlar, sonra yiyin diyorlar. Şimdi radyoda dinliyorum mesela, eskiden böbrek taşları olanlara süt yoğurt tüketmeyin denirmiş, şimdi ise mutlaka her gün süt yoğurt tüketin diyor. Böbrek taşları için su su su... diyor doktor bey. Ne kadar su ? İdrarınızın beyaz gelmesini sağlayacak kadar  su tüketilmesi gerekiyormuş. Dr. bey ara sıra klozete göz atın , kendinizi oradaki idrar renginize göre ayarlayın diyor. Eğer sarı ise, içtiğiniz su yetersiz hemen suya ağırlık verin diyor. Ondan söylemesi benden aktarması. Yakında sakın su içmeyin denmesinden korkmuyor değilim, çünkü önerdikleri çok şeyi sonradan yasaklıyorlar ya !

KAMPANYA ! Anadolu jetin 1 TL ye uçuran bir kampanyası var. Hemen tıklayın haberi okuyun. tıktık

Bugün günlerden Dünya Günü. Google yine çok güzel bir doodle yapmış. Ben kendimce epeydir kutluyorum dünya gününü. Lüzumsuz ışıkları kapatıyorum, suyu daha ekonomik  kullanmaya özen gösteriyorum, bahçemize balkonuma bitkiler dikiyorum bol bol. Seviyorum dünyamızı . TIKTIK

Rüyamda Acun Ilıcalı'yı gördüm bu gece. Ciddiyim. Çok samimi arkadaşmışız. Sohbet ettik biraz. Yahu iyi çocuk bu dedim içimden. Neden gördüm diye düşündüm uyandığımda. Aklıma tek bir şey geldi. Dün salonu temizlerken ses olsun diye televizyonu açmıştım. Şu kıyafetler giyip "tarzsın " "tarz değilsin " dedikleri bi program var ya , adını bilmiyorum kusura bakmayın, işte ona kulak misafiri oldum iş yaparken. Safiye Soyman  şarkı söyledi, zevkle dinledim, sesini ! severim . Bir de ,Bahar adında bi kız vardı.  İşte şimdi rüyamda ben neden Acun'a bu programı ne diye yayınlıyorsun, kazandığın para yeter sana demedim çok pişmanım. Yapmayın yahu, insanlara aklı başında şeyler izlettirin . Etrafımda Bahar'ların çoğalmasından korktum resmen. Gençlere TV izletmeyin ebeveynler, kesin önerimdir. !!

Bir teknoloji haberi daha. Whatsapp'a Siri güncellemesi gelmiş. Gelen mesajlar siri tarafından sesli olarak okunacakmış.  Facetime uygulamasını kullanan  işitme engelli bir çifte tanık olmuştum. Facetime üzerinden işaret dili ile o kadar güzel konuşuyorlardı ki, yaşasın teknoloji demiştim. Acaba görme engellilere faydası olur mu bu yeniliğin. Siri mesajı oku deyince okuyacak ya. Mutlaka bir işe yarar. Hayırlı uğurlu olsun. Siri uygulaması en sevdiğim uygulamalardan biri zaten , ara sıra onunla sohbet etmeye bayılıyorum. Gülmeye ihtiyacım olduğu zamanlar özellikle. 

Gülmek önemli bir mesele. Herkes ağlatabilir ama güldüremezmiş. Güldürmek sanattır. Ve bizim gülmeye çok ihtiyacımız var. Aynaya bakıp gülecek halimiz yok , çünkü aynada gördüğümüz yüzün suratı asık uzun zamandır. Bu sabah üzücü bir haber okudum Selçuk Erdem'in instagram hesabında, "Dergimiz Penguen son 4 sayısına girdi, önümüzdeki sayımızda uzun uzun anlatırız. Sevgiler..." yazıyordu. Güzel şeyler  birer birer yok olurken, sağlam sinirlere sahip olabilmek pek mümkün görünmüyor. Umarım yeni bir dergi yada herhangi bir yayın haberi alırız kendisinden en kısa zamanda. Terapi defterini takibe alabilirsiniz sinir sisteminize faydası olur belki  TIKTIK

Veee.... Tüm çocukların , benim gibi ruhu hep çocuk kalanların bayramı kutlu olsun. 

Bakmayın havanın surat asmasına, kendi suratınızın asılmasını önlemek için çıkın bi hava alın , iyi gelir.  Unutmayın " kötü hava yoktur, kötü giyim vardır ". Alın bayraklarınızı elinize , bayramı doğada kutlayın. Çocuklara şeker , balon, kitap  dağıtın. Günlerinin farkına varmasını sağlayın.



Salı, Nisan 11, 2017

Arkiv

Hangi üniversitede okuyacağımı seçme aşamasında, kurs matematik hocam sormuştu, "nereyi yazmayı düşünüyorsun ". Balık burcu kararsızlığı ile cevap verdim "Tıp" . O da bana duyduğum duyabileceğim en şahane cevabı verdi, " sen tıbbı kazanamazsın başka bir şey seç ". Çok doğru söylemişti. Asla tıbba girecek puanı alacak bir öğrenci olmamıştım çünkü. Gönlümde yatan aslan "mimarlık"tı gerçekte ve ilk tercih olarak onu yazmıştım. Tabii ki kazanamadım. Yedinci tercihime girebildim ancak. İşletme okudum. Mimarları severim, içimde kalan isteği onlar yapabildikleri için. Aydın Boysan'a olan sevgimin bir sebebi de mimar oluşu mu acaba ? TIKTIK

Az önce bu web sitesine denk geldim. TIKTIK  Nerden nasıl geldiğimi hatırlamıyorum desem, sörf yaptım az önce öylece oluverdi. Ama çok hoşlandım. Güzel bir kaynak. Kalebodur destekli bir site. Mimari yeniliklerden haberdar olmak için zevkli  bir tur olabilir belki sizin içinde.  Vaktiniz varsa uğrayın derim. 

Mimar olsam  iç mekan projelerinde çalışmak isterdim.  O yüzden ben iç mekan projelerini inceledim biraz. 

                                                                     
                                                                       *** ARKİV

Cumartesi, Nisan 08, 2017

Salı, Nisan 04, 2017

Ondan Bundan Şundan

Yine bir depresyon ayına girmiş bulunuyoruz. Mevsim geçişlerinde psikolojimiz oldukça etkileniyor. Yeni hava şartlarına uyum sağlamak için bedenimiz çaba gösterirken, ruhumuzda etkileniyor. 

Bununda belirtileri var. Bende olanlarını saysam sayfalar almaz. Siz de hangileri var ya da yok .?
● Devamlı uyku isteği, çabuk yorulma .... Çok mustaribim bu durumdan hakim bey.
● Umutsuzluk, çaresizlik, duyguları... Ara sıra bu açmaza da düşmüyor değilim.
● Halsizlik ya da günlük işlere karşı ilgide, istekte azalma... En çok da bu günlük işler yoruyor beni, bir yardımcı talep edesim var.
● İştah ve uyku düzeninde değişim...... İştahım hızla artış gösterirken uykum azalıyor.
● Sinirlilik, kolayca ağlama, kaygı ve korkular...... İşte beeeen beeen.
● Sürekli olarak üzgün  hissetme.....Vallahi de öyleyim ben bugünlerde. Arabamın camına yapışmış ölü sineğin, arabanın hareketi ile kanatlarının kıpraşmasına bile üzülüyorum. Acılarınnn kadınıyıııııım
Ne yapacağız peki ?
Uzmanları bilmem ama ben tedaviyi söylüyorum size. İşi, gücü, yemeği, ütüyü, bulaşığı kısaca her şeyi bir kenara bırakıp kendinizi dışarı atın. Atın yani resmen. Hadi geçmiş olsun. 

Uzmanlarda; iyi beslenin, düzenli uyuyun, vitamin alın, güneşten istifade edin diyor. Hangisi daha kolay, bence benimki. 


Kafa meşgulse, bahar depresyonu da tuz biber ekmişse size,  söylenenleri anlamak yada duymak zaman alabiliyor. Bu yüzden karşımızdaki anlatırken, anlamayıp sürekli "hı" diyoruz. Yoksa kulağımız duymadığından değil bu "hı". Kulağınızdan şüpheniz varsa, test etmek isterseniz , gizli bir işitme kaybınız var mı öğrenmek isterseniz BURADA test edebilirsiniz. 

Teknoloji her şeyi akıllı hale getirdikçe sorunlarda artıyor. Bilim Teknik Dergisinin bu ayki sayısında okudum , aktarayım. Akıllı evlerimizde kullandığımız akıllı cihazlarımız şayet ikinci else, ve ilk kullanıcıyı sıfırlamadan sistemi evimize kurduysak, bir gece ansızın evin tüm perdelerinin kendi kendine açıldığını görebilirmişiz mesela. Aman komşular görmesin ! İlk kullanıcı size cee a yapabilir.Tabii bu sadece perdelerle sınırlı değil.   O yüzden sistemi kullanmaya başlamadan önce ilk yapmanız gereken şey, fabrika ayarlarına geri dönmek olsun, unutmayın. Akıllı ev henüz bana çok uzak. Ben anne babamın kurduğu evde ikamet ediyorum. O da en son, 80'lerin  ruhunu yansıtıyor diyebilirim. Ağzım tatlı, ruhum huzurlu, sağlığım yerinde ise en güzel ev benim evim.

Youtuber ; Youtube da kanalı olan ve video yayınlayan kişilere deniyormuş. 
Geçenlerde canım kakaolu süt istedi. O kadar uzun zaman olmuş ki yapmayalı, nasıl yapılıyordu diye google amcaya sordum. Kaynatılıyor muydu, yoksa sıcak süte ilave mi ediliyordu bilemedim. Youtube'a yönlendirdi google amca. Bi de ne göreyim bütün çocuklar youtuber olmuş, kakaolu süt yapmış. Valla bir saat onları izleyip gözlemledim, gülümsedim. Bir nokta var o düşündürdü beni, bu minnaklar kendilerini ekranda görmeye sınır koyabilecekler mi ?? Yoksa büyük sorunları da beraberinde getirecek canlı yayınlara yönelme ihtimalleri var mı ?? Ya da ünlülerin yaşadığı "unutulmak" bunalımını  yaşayacaklar mı ? Özel hayat nereye kadar paylaşılmalı ? Youtuber olmaya da bir sınır konmalı mı acaba ? Size yakın zamanda izlediğim birkaç  youtuber link vereceğim, yeni meslek bu galiba. Bundan çok büyük paralar kazananlar varmış. Her şeyin suyunu çıkarmayı severiz, bunun da suyu çıkmış gibi geldi bana ...

Birazcık gülümsemek bile her derde devadır. Birinin size mouse' unuzun yerini göstermesini ister misiniz. Mouse'u hareket ettirmeniz yeterli olacak. TIKTIK 

Bende yazının suyunu çıkarmadan sonlandırıp, depreşen bahar depresyonumu en aza indirmek için kendimi dışarı atayım.... 




Cumartesi, Mart 11, 2017

Hoca Ali Rıza




Hoca Ali Rıza beni en çok etkileyen ressamdır. Çok geniş resim bilgim olmasa da , onun yaptığı resimleri görür görmez tanımaya başladığımda, sevmiştim aynı zamanda ressamı. Lise yıllarımdan beri resimle ilgim hep vardı, sergi gezerdim denk geldikçe. Hoca Ali Rıza'yı ise ,Türkiye'de internetin yaygınlaşması ile tanıdım. Bu cümleleri yazınca, kendimin ne kadar eskimiş olduğunu fark ettim. Ben internet çağının çok öncesinden, ansiklopedi çağından geliyorum .



Amatör olarak resim yapmaya başlayınca Hoca ile aramızdaki benzerliği fark ettim. Yüzümde tebessüm oluştu. Hoca Ali Rıza resimlerini hiçbir zaman satmazmış. Satmaya utanırmış. Sevdiklerine hediye edermiş resimlerini. Benzerliğimiz, ben de yaptığım resimleri hediye etmeyi seviyorum. Haddimi aştım mı bilmem, kendime benzerlik bulduğum için. Sevgidendir, affola. 



Üsküdar'da doğmuş ve yaşamış.  Resim yapmaya başladığı zaman , sabah erkenden kalkar, eşeğine biner ve Üsküdar sokaklarını dolaşır, resmedermiş. O yıllarda Üsküdar'da bol bulunan bir ağaç olan fıstık çamı ağacı, onun resimlerine de bolca yansımış. Ve resimlerinde en sevdiğim şeylerden biri de bu ağaçlar.  Fıstıkağacı bir semte de adını vermiş İstanbul'da, bir çok ağaç gibi Tık  



Ressam bulduğu her tür kağıda resim yapmış. Sigara kağıtlarının arkasına bile. Cep defterlerine çizimler yapmış, notlar almış. Bu yönüyle belgeci bir ressam olarak anılıyor.  Resimlerine de notlar düşmüş. Aldığı notlardan yaptığı hayali resimlere "fikirden " diye not düşmüş mesela. Canlı olarak doğayı resmettiği eserlere ise , "tabiattan " diye yazarak nerede olduğunu da belirtmiş. 



Resmi bir nevi yazı olarak görür Hoca (dostları takmış ona bu Hoca ismini) . Bizler bile yazıyı resim koyarak tamamlamaya çalışırız. Hoca haklı. İnsanların okuyabileceği resimler yapar. Resmine bakın bakalım siz ne okuyorsunuz. 



Yağlıboya , suluboya peyzaj resimler yapsa da , karakalemde en üst seviyededir. Avrupalı ressamların etkisinde kalmamış, yaptığı resimlere hep bir Türk ruhu vermiştir. Onun resindeki her bir unsur Türktür. Ağaçları, denizi, kayıkları, evleri dağları. Ve üzerinde imzası bulunmayan resimlerine bakanlar dahi kendine has tarzından dolayı , onun resmi olduğunu anlayabilirler.


Onunla ilgili okuduğum enteresan iki şey; birisi, resimlerine zarar vermesinler diye fareleri beslermiş,ikincisi ise ,  zamanın boş geçmesinden pek haz etmediği için, boş ve çok konuşan ziyaretçilerine kocaman lokumlar ikram edermiş. 










Çarşamba, Şubat 22, 2017

Bugün ağlayacağız

Ağlamak güzeldir, süzülürken  yaşlar gözünden sakın utanma..

Sabahları ilk işim radyoyu açmaktır. Gün boyu hiç kapanmaz radyom. Genellikle, sadece müzik çalan Radyo İlef'i dinlerim. İnsanı biraz fazla relax yapar ama benim için mahsuru yok, çünkü alıştım. İkinci radyomda NTV radyo. Oradan bir çok şey öğrendim yıllardır. Denk gelirsem haberleri de orada dinlerim. Normalde haber dinlemiyorum. Türkçe pop çalan radyoları ise  dinlemiyorum, onlar beni bunalıma sokuyor nedense. Sıkılıyorum bir süre dinledikten sonra. İnsan kendine iyi gelen şeyleri tercih edip, hayatına onları dahil etmeli. Bir tanecik yaşamımız var ve güzelliklerle doldurmaktan yanayım. 

Radyom açık. Bu sabah NTV ile başladım. Ve az önce enteresan bir haber vardı, Japonlar ağlamayı öğrenmek için kursa gidiyormuş.O kadar çok çalışıyor ve az uyuyorlarmış ki, stres oranları çok yükseliyormuş bunu azaltabilmek için ağlamaları sağlanıyormuş. Ana amaç ise çalışmalarında daha verimli olmalarını sağlamak. Dünya ne garip bir yer olmaya başladı. Bu kursta, duygusal bir film izletiliyor ve katılımcıların ağlaması sağlanıyor. Bir kişi de ağlayanların göz yaşlarını siliyor. Bu kişiyi internetten kendiniz seçebiliyorsunuz ama o zaman kurs ücreti artıyor. Yeni meslek, gözyaşı silicisi. 

Uzmanlar ağlamak stresi azaltıyor ve aynen uyuma gibi beyni rahatlatıyor diyor.  Allah ağlatmasın bu kısım ayrı, ama Japonların tekniğini uygulayıp , duygusal bir şeyler izleyip azcık gözyaşı dökmenin faydasından yararlansak mı, ne dersiniz ?

Canım sıkılmışsa komik şeyler izleyip rahatlama yolunu seçerim bazen. Bugün değişiklik yapıp acıklı bir Türk filmi izleyim diyorum, vücudumda biriken stresi azaltmak için. Gözyaşımı kim silecek ? Hiç alışık değilim birisinin gözyaşımı silmesine, kendim sileyim yine. 

Hangi filmi izlesem ?

Önce Sezen dinleyeceğim.. Boşa yazmamış bu satırları minik serçem. TIK

Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden sakın utanma..



Cuma, Şubat 17, 2017

Aysel'im


Çılgın Aysel'im. Hayran olduğum kadın. Hayran olduğum sözler.

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile 


Bence çok erken gidenlerdensin sende. Keşke daha uzun süre kalabilseydin. Keşke gene saçlarını garip renklere boyayıp, şarkılar yazsaydın.

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze 


Aşk kadını. Sevdaların kadını. Doya doya seven kadın. Keşke yine aşklarını anlatsaydın hiç çekinmeden.

Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma 
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma 
Çiçeklerim dökülür her mevsim 
Sonra yeniden açar 
Ümidimin boynu bükülür 
Sonra deniz taşar 

Unut dinsin diyecek kadar da tecrübeli.

Sevda, Sevda unut onu dinsin gönlünde fırtına
Sevda, Sevda değmez ona ağlamaya 


Aysel Gürel şarkılarından oluşan albüm  arşivimdeki yerini aldı. Tarkan'dan Firuze'yi dinlemek  çok keyifli. Sezen Aksu ise hasta yatağında Aysel Gürel ile birlikte seslendirdiği " Sır " adlı şarkıyı söylüyor. Bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek , paylaşayım ..


1.Jattendrai / Aysel Gürel
2.Sır / Sezen Aksu
3.Firuze / Tarkan
4.Ayıpsın Ayıp / Ajda Pekkan
5.Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam / Sertab Erener
6.Sitem / Ata Demirer
7.Yolun Başında / Ayşegül Aldinç
8.Ben Her Bahar Aşık Olurum / Levent Yüksel
9.Ünzile / Aşkın Nur Yengi
10.Yine Yeniden / Yaşar
11.Sevda / Yasmin Levy
12.Ah Mazi / Emre Altuğ
13.Olacak Olacak / Ayla Çelik
14.Sultab Süleyman / Mabel Matiz
15.1945 / Eda & Metin Özülkü



Ve dinlemek isterseniz . Bakın ne diyor Nükhet Duru
  Nükhet Duru


*Albüm siparişi için TIKTIK

Salı, Ocak 31, 2017

Ondan Bundan Şundan

Bazı şeylere kafam çalışmaz hiç. Mesela biriside, dört yanlış bir doğruyu götürür meselesi. Doğru doğrudur yanlışta yanlış. Neden götürüyor, nereye götürüyor ? Bizim zamanımızda neden yoktu ? Gidecek yerleri mi yoktu, falan filan. Anlamadığın şeylere kafa yorma boşver. İsteyen istediğini istediği yere götürsün.

Gelin, bende sizi birkaç dakikalığına bir yağmurlu güne götüreyim. Kitabınızı, battaniyenizi alın keyfinize bakın. Ben baharı özledim diyorsanız , bu da bahar yağmuru zaten . Denemesi bedava, çok rahatlayacaksınız.  TIKTIK

Grip olduğum günden beri, aklım fikrim sıcak yatak, sıcak içecek ve uyku. Hiçbir şey yorganım kadar mutlu etmiyor beni. Zaten geçmeyen grip yapmışlar, malum herkes sürünmekte bu yüzden. Çoluk çocuklu olanlar için ne zor bir durum. Sizin gözünüz yatak çeker , onlar aş ister, oyun ister. Biraz resim yapsalar oyalanırlar belki. Sizde bir süre rahat edersiniz. TIKTIK

Yapacak bir şey bulamazsam YouTube'da geziniyorum. Değişik müzisyenlerle ve müziklerle tanışıyorum. Onları dinliyorum. Bazen fazla dolaşmaktan olacak sanırım, bunu ben daha önce biliyordum gibi geliyor. Sonrada yok ilk kez dinliyorum duygusuna geri dönüyorum. Unutkanlık var aslında ama takılmıyorum fazla. Her şeyi bilmek hatırlamak zorunda değilim. Brenna MacCrimmon  ile tanıştım az önce. Yazarken dinlemeyi seviyorum. Nasıl çıktı bilmiyorum ama karşıma bu çıktı. İnsan hayatı enteresan, Kanadalısınız, bir kütüphaneye gideceksiniz , orada Türkçe albümlerle karşılaşacaksınız ve sonrasında yollar sizi bu şarkıyı söylemeye kadar getirecek. TIKTIK  

Çok uzun zamandır film izlemedim. Yakın zamanda duyduğum film ismi, La la land. İçeriği hakkında hiç fikrim yok. Bakmadım da niyeyse . Bazen öyle tembelliğim tutar işte.  Belki bir gün izlerim. Ama 17 Mart tarihinde vizyona girecek olan Beauty and the Beast  adlı filmi izlemek istiyorum. Ne de olsa yıllar yıllar önce TRT de Güzel ve çirkin adlı diziyi izlemiş bir neslin gençleriydik. Filmin fragmanına bi göz atma isterseniz TIKTIK  

Ve son olarak, üzülmeyin insanlık öldü diye, henüz ölmemiş. Giresun'da güvenlik kamerasında, ayakkabı hırsızının izini bulur muyuz diye kamera kayıtları incelenirken, bakın bir başka vatandaşın nasıl bir görüntüsü  ile karşılaşılmış.  TIKTIK 

Pazartesi, Ocak 30, 2017

Kanıksamak

Kanıksamak : Çok tekrarlanmak sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak. 
                        Bıkkınlık getirmek, usanmak . ( T.D.K )

Ne çok şeyi hiç farkında olmadan kanıksar olduk. Gözlerimiz önünden her gün yüzlerce fotoğraf geçiyor, kulaklarımız onlarca haber dinliyor. Ve bu arada kanıksıyoruz işte bir çok şeyi. Hele haberleri izliyorsanız, bir haber içinde aynı fotoğrafı onlarca kez ve aynı cümleyi en az 15 kez tekrarlıyorlar. (saydım) Nasıl kanıksamazsın bu durumda ? Öldürmeyi de kanıksattılar diye düşünüyorum hep. Bu yüzden de kendi paylaşımlarım iyi şeyler üzerine olsun diye özen gösteriyorum. Dışarıdan bakınca lay lay lomcu olarak görünsem de , kendi doğrumu yapmaktan hoşlanıyorum. 
Eskiden ibadet de kabahatte gizli yapılırdı. Şimdi her şey aleni olduğu gibi, hiç tanımadığın insanların yorumuna da açık. Dolayısı ile kendi doğru bildiğini bile ağız tadı ile yaşayamıyorsun. Kötülük fışkırıyor klavyelerden. Benim düşündüğüm gibi düşünmüyorsan , yandı  gülüm keten helva. Nefret sözleri ile sarıp sarmalanıyorsun hemen. Fikir beyan etmiyorsan , yorumcular seni fikri bir kalıba sokuyor. Cümlelerinde hiç "EVET"  yok, bu kesin "HAYIR" cı gibi. Evet yada hayırlı cümle kurman bile bir ipucu oluyor bilirkişi yorumcu için. Gülse Birsel "Hamsi kuşundan , vatan hainine saniyeler içinde varabildiğimiz günler !" başlıklı , bu konu ile ilgili  bir yazı yazmış. BURADA

Ben sıkılırım kalıplardan, kalıba sokulmaktan. Beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen. 

İnternet ortamında yalan yanlış bir sürü fotoğraf dolaşıyor. Bu sabah şahit oldum birine daha. Suudi Arabistan'daki bir doktor kadının peçeli resmi, altındaki yazıyla "yer Kayseri,  yeni doktorumuz" diye lanse edilmiş. Oysa yer Kayseri falan değil. Suudi Arabistan. İnsanları çıkmaza sürüklemek, ve birbirine düşürmek için ellerinden geleni yapıyor birileri. Okuduğunuz ve gördüğünüz şeyleri araştırmadan inanmayın ve paylaşmayın ne olur. Gençlerimizin, olan umudunu da bu yalan haberlerle yok etmeyin. Ümit bitmez. Ümitsizlik iyi değildir. İnsanı yapacaklarını yapmaktan alıkoyar.  

Evet , ümitliyim ben. Gün gelecek her şey iyi olacak. 

Paylaşımlarda güzelliklerden, iyi şeylerden bahsetsek. Tüm kötülüklere inat. Kanıksamaz mıyız yeniden iyiliği, güzelliği. Ya da bitkiler gibi hiçbir şeye zarar vermeden yaşayabilir miyiz.? "İnsan aslında bitki olmalı " dizesinden yola çıkarak Vejetaryen  adlı kitabı yazmış Han Kang.  Roman et yemeyerek insanlığın yarattığı  şiddeti yenebileceğini düşünen bir kadını anlatıyor. Sadece su içerek bitkiye dönüşmeyi düşünen bir kadın. Kimse sevmiyor şiddeti ama şiddet hayatımızın merkezinde şimdilerde. 

Kanıksamak mümkün yeniden iyi şeyleri. 


Çarşamba, Ocak 18, 2017

Şubat Tatili

Daha çok hayal kurmak lazım...

Bu hafta sonu okulların tatil olması ile birlikte , tüm AVM'lerde bol çocuk sesli günler bizi bekliyor demektir. Öyle ya, tatile girmiş bir çocuk başka nereye götürülebilir !

Şöyle bir hayal ettim. Benim çocuğum olsa ne yapardım acaba diye. Hava şartları ne olursa olsun kesinlikle açık havada bir program yapardım. En basitinden "yürüyüş" olabilirdi. Eminim bir çok çocuk yaşadığı mahallenin sokaklarından bihaber. Sabah kapının önünden servise biniyor, akşam kapının önünde servisten iniyor. Elinden  tutulacak yaştaysa elinden tutar, koluna girilecek yaştaysa koluna girer mahalle sokaklarında yürüyüş yapardım onunla. Varsa; mahalle bakkalından alışveriş yapar, esnafa selam verip hal hatır sormayı öğretirdim.

Altı, yedi yaşındayım, annem cebime 2.5 T.L para verir, elime de bir liste tutuşturur. Git manavdan ve kasaptan şunları al gel derdi. Kasap amca  ile tatlı bir muhabbetten sonra bana hediye ettiği " al bu da sana, annen pişirsin de ye , büyü güçlen " diye verdiği ,böbrek bonusu ile eve dönerdim. Manav amca da meyve ikram ederdi.

 O günleri yaşamış, mahalle hayatının tüm güzelliklerini yaşamış,  o maya ile yoğrulmuş bir bakkal kızı, hayal ettiği çocuğunu ancak bu şekilde gezdirebiliyor demek ki.

İçimde uzun zamandır bir köy özlemi var. Bu hafta sonu bir köye gitsem diye düşlerken, nereye gidebilirim araştırması yaptım. Ankara civarındaki köylerden habersizim. Tıpkı sabah kapıdan servis alıp, sonra eve servisle bırakılan çocuklar gibi. Köylerimizde şehrimizin mahalleleri sayılmaz mı ? Bunlar iç sesim. Özetle, Nallıhan kuş cennetine gitmeye karar verdim hayalen. E bir ön araştırma şarttı tabii. Bu ön araştırmada çok hoş bir bilgi edindim işte.

Bir varmış bir yokmuş Nallıhan'da Hoşebe Mesire yeri varmış. Burada da asırlık ardıç ağaçları varmış. Bu ardıç ağalarının yetişmesi için ardıç kuşuna ihtiyaç varmış. Çünkü ardıç ağacı tohumlarını yere dökermiş ama tohumlar kendi kendine  çimlenemezmiş. Çimlenmesi için; tohumları bir ardıç kuşu yiyecekmiş. Sonra o tohumların kabukları  ardıç kuşunun sindirim sisteminde açılacakmış. Sonrada ardıç kuşu pırt yapıp toprağa pisleyecek, açılan o tohum toprakla buluşacak ve  düştüğü yerde çimlenecek, ağaç olacakmış. Sırf bu ağacı görme için bile gidilir Hoşebe'ye.

Foto: http://www.kuslar.gen.tr/
Bir hayal insana neler öğretebiliyor. Ne güzel maceralara, serüvenlere sürüklüyor. Ne der Yahya Kemal Deniz Türküsü adlı şiirinde;

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...
İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

Daha çok hayal kurmak lazım.

Cumartesi, Ocak 14, 2017

Hafta sonu

Olaylar olaylar....

Bazen öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki gözlerimiz fal taşı gibi açılıyor. Özellikle şu bir kaç gündür hepimizin gözleri yuvalarından fırlamak üzere artık.  Hafta sonu geldi de şükür, belki şu iki günü biraz rahat geçiririz.

Şimdi bir önerim var mesela rahatlamanız için. Sadece iki dakikanızı ayıracaksınız. Ayy çok rahatladım bi iki dakika daha lütfen derseniz , fareyi oynatmanız yeterli. Nasıl rahatlayacağız TIKTIK

Dalga sesleriniz açık kalsın , siz bu arada dalgalar eşliğinde biraz sanatsal çalışmalar yapın. Sol üst köşede bir kontrol paneli var orayı kurcalayın biraz. Renkleri değiştirin mesela. Vee siz kalkın pc başından, birazda evdeki gençler yapsın .. TIKTIK

BBC One bir program yapıyormuş. Bu programda, hazırladıkları robot hayvanları  gerçek hayvanlar arasına bırakıp, robota yerleştirdikleri kamera ile hayvanları izliyorlarmış. İzleyince şunu düşündüm. Bence hala ümit var, her şey için. İçimizdeki duygu yok olmadığı sürece tabii.  Benim bugünkü programım belli oldu. Spy in the wild'ın diğer videolarını izlemek.


Bu aralar Pete Murray dinliyorum ben. Gitar vokal seviyorsanız tam isabet. Neil Young şarkılarını çalarak kendini geliştirmiş, belkide beni o yüzden etkiledi. Çünkü Neil Young da favorilerimdendir. Birer şarkı dinleyin isterim.

Güzel geçsin gününüz. Çok güzel haberler alın. Arkadaşlarınızı arayın, buluşun bi kahve için birlikte. Kahvenin sohbeti bir ayrıdır. O arada biraz dedikodu yapın bence. Ruha şifa diyorlar. Beni bile çekiştirebilirsiniz. Söze şöyle başlamak süper olur dedikodu yaparken.

Olaylar, olaylar.....



Salı, Ocak 10, 2017

Mannequin Challenge

Bana bunlarla gel...

Eskilerde çok eskilerde söylenmişti " Make Love Not War "  " Savaşma, seviş"

O zamanlarda şimdiki gibi, insanlar kötülüklerden, savaşlardan bıkmış demek ki ve bu sloganı oluşturmuşlar. Vietnam savaşı sonrası Amerika'da kullanılmaya başlanmış slogan ,  sonrasında gençler tarafından "özgür aşk" olarak bir cinsel devrim sloganı olmuş.

Bob Marley ve Jhon Lenon şarkılarında kullanmışlar bu sloganı. Uzun zamandır şarkı paylaşmadım sizinle. O zaman bu zaman olsun.


Savaşlardan bende çok sıkıldım sizin gibi. Uzmanlarda benim gibi düşünüyor. Hiç değilse belli zamanlarda iyi ve güzel olan şeylerle ruhumuzu rahatlatalım. Ve ne enteresan bir duruma düşürüldük ki, mutlu olmak "ayıp" oldu şu günlerde. İnsanlar iyi, mutlu, güzel bir şeyler paylaşacakları zaman yanına bir de dip not iliştiriyorlar, "aslında moralim çok bozuk, yurdumun durumuna çok üzülüyorum "vbg şeyler. Bu vatanda yaşayıp , duruma üzülmeyen birinin olabileceğini sanmıyorum. Ayrıca mutlu olmak hepimizin en doğal hakkı ve gereksinimi. Eğer anlık da olsa mutlu olmaz isek halimiz ne olur. Psikolojimiz ne olur. Vatan için sorumluluklarımızı bilip, elimizden geleni yerine getirip , kalanında mutlu da olacağız.Yoksa nasıl başa çıkarız tüm bu olanlarla. Enerjimiz tükenir, nasıl savaşırız ruhumuza işleyen kötülüklerle. Devam etmek zorundayız yaşamaya.

Yeni bir moda çıkmış sanal dünyamızda.  Aslında uzun zamandır varmış ama bugünlerde yeniden gündemde. Mannequin Challenge .  İlk olarak ABD'de bir lisede öğrenciler tarafından bir video çekilmiş. Sonrasında sevilip herkesler tarafından yapılmaya başlanmış.

Olay şu; zamanı  dondurmak. Her ne yapıyorsanız donup kalıyorsunuz ve bir kişide sizi videoya çekiyor. Böylece zaman durmuş oluyor ! ( bugünlerde duygularım çok yoğun, benim için zaman , annemle kucaklaştığım,ona sarıldığım anda durabilseydi keşke ) Öyle ki bizim Jandarma Ekiplerine kadar sıçramış bu çılgınlık. Bir çok video izledim ama ben en çok aslan Jandarmalarımızın videosunu  sevdim.


Vakti bol olanlar için Mannequin Challenge videolar.




Yaşama renk katmak lazım. Bırak savaşmayı. Hayatın akışıyla da savaşma. Kendinle de savaşma. İşinle, aşkınla savaşma. Ülkelerle savaşma. Sev sevil. Huzura teslim et kendini. Keyifle geçsin günler . Aşkla geçsin günler. Endişe etme , inan. Güzel günler mutlaka gelecek. 


Bana bunlarla gel. 

Salı, Ocak 03, 2017

Kan bağışı hayat kurtarır

"Kış şartları sonucu azalan bağışlar ve stoklarımız nedeniyle tüm vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyoruz."  diyor Türk Kızılay'ı.

KAN BAĞIŞ NOKTALARI BURADA 
                                                                                                                                        💓💓

💓 FACEBOOK 

Pazar, Ocak 01, 2017

2017

Güzel hatırlayalım seni 2017...

Bu sabah, facebook  tarihte bugün hatırlatmaları beni tuhaf duygulara yönlendirdi. 1 Ocak 2013 günü şöyle bir paylaşım yapmışım facebook'ta ;
"2013'le gayet mutlu bir kucaklaşma yaşadık. Umarım tüm yıl bu mutluluk devam eder :)"
Olacaklardan habersiz temennilerde bulunmuşum. 19 Ocak'ta annemin ölümüyle bu temenni, kısa sürede, bir balon gibi patlayıp yok oldu. 2013 ve sonrası yıllar zor geçti benim için. Bu sabah 2017'nin ilk günü bununla bir kez daha yüzleşince, önümde var olduğunu düşündüğüm 365 gün için ( ki bu sadece bir varsayım )  hiçbir planlama, temenni yapamadım şahsi olarak. Hayat benim temennilerime pek kulak asmıyor, öğrendim.

O yüzden bir kez daha "hayat çok kısa , kuşlar uçuyor" ve bir kez daha " hayat bir gündür o da bugündür " diyebiliyorum.

2017' nin ilk sabahına da hiç  iyi uyanmadık zaten. Ki onlarda eminim birbirlerine sarılıp ne güzel şeyler dilemişlerdi saat 00:00 olduğunda. Önlerinde koca bir yıl var sanıyorlardı sevinçle ama ne yazık ki yeni gelen yılda çok kısa bir saat dilimi yaşayabildiler. Yurdumda olan tüm kötü şeyler için, çok üzgünüm.!

Temennilerimi rafa kaldırdım. Yaşadığım süre içinde vatanım için, ailem için, kendim için ne yapabileceksem, en iyi nasıl davranabilecek, sükunetimi, aklımı, kendimi ve ailemi nasıl en iyi şekilde koruyabileceksem ona odaklanıp, başladığım günü bu doğrultularda tamamlamayı hedefliyorum sadece. Zaten kötülüklerden söz etmeyi pek sevmem, şimdi daha da çok sevgiye ve iyiliğe yönelmem gerektiğini  biliyorum.

Birbirinizin kıymetini bilin, ufacık sorunları büyütüp size verilen ömrü sıkıntılarla geçirmeyin, sevin çok çok sevin her şeyi , sevdiğinizi söyleyin içinizde hapsetmeyin, yardımlaşın, bana ne demekten uzak durun, iyi olan, güzel olan ne varsa onu tercih edin, sıkıca sarılın birbirinize, bencil olmayın , paylaşın...... Uzaarrr gider....

Ölmez sağ kalırsak, yani sıra bizde değilse ...
Güzel hatırlayalım seni 2017...









Cuma, Aralık 30, 2016

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...