Pazar, Haziran 05, 2016

Seslere kulak verelim




"Emekli olunca , deniz kıyısında sakin ,sessiz bir kasabaya yerleşeceğim ."
Çalışma hayatının ya da büyük şehrin stresli, gürültülü ve yorucu temposundan sıkıldıkça bir çok arkadaşımın ve benim  bu cümleyi kurduğumuzu biliyorum. Eminim siz de yaşamınızın belli dönemlerinde bu kalıp cümleyi kullanmışsınızdır. Aslında kişi nereye giderse gitsin, kendini de beraberinde götürdüğü sürece düşlediği o huzuru, dinginliği ve sessizliği yakalaması biraz zor oluyor. Ve çoğumuz hep içsel sorunlarımızı beraberimizde her yere taşıyoruz. Sessizlik özleminin beni ziyaret ettiği günler yaşarken, bu sabah bir yazı okudum. Dünyadaki en sessiz yere ne kadar dayanabilirsiniz diyordu başlık. Yukarıda yazdıklarımla birebir örtüşmese de (çünkü hiç bir sahil kasabası okuduğum makaledeki gibi sessiz olamaz) demek ki dedim insanlar için sesin önemi büyük. Bir sahil kasabasına yerleşeyim ama çok da sessiz olmasın demeye başladım. Sonra düşünceler beni nerelere aldı götürdü bir bilseniz. Bir arkadaşımla Ege de bir sahil kasabasına yerleşip, yaşlılığımızı orada geçirmeyi düşünüyoruz. Bir anda oralara gittim. Sessiz sakin diye düşlerken; birden ,evimin etrafında bir sürü komşu ev, bahçede  tandırlar, o tandırlarda pişen mis gibi ekmek,gözleme  kokuları düşüme dahil oluverdi.  Bahçede ki domatesler, biberler. Konu komşu toplaşıp o bahçelerde beş çaylarında buluşmalar. Çoluk,-çombak( bu lafı da çok seviyorum) torun -torba sesleri ve kahkahaları. Derken sesler çoğaldı, mevzu yine dağıldı.Hemen toparlayalım.

 Dünyadaki en sessiz yerin neresi olduğunu öğrenmek ve sessizliğin insanda ne gibi sonuçlar doğurduğunu okumak isterseniz tıklayınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...