Çarşamba, Aralık 19, 2012

Ne yapıyorum

Dış dünya ile bağlantım zaten sınırlıydı  kış geldi daha da sınırlandı. Ankara soğuk ve ıslak. Hava ise çok zaman gri. Evde vakit geçirmek hem pek kolay hem de pek zor. Yemek,bulaşık ev işi yaparsanız çabucak geçip gidiyor ama hem sıkıcı hem de insana bir şey katmıyor. Ben de bu yüzden ne yapsam diye araştırıyorum . Neler yapıyorum sıkılmamak, kendimi hayatın içinde tutmak ve de bilgilenmek, güncel kalabilmek için.

Film izliyorum bol bol mesela. Daha çok da gece geç saatte. Film için Sade ve derin blogundan, yani Deep'den fikir alıyorum. Fikirlerini de çok beğeniyorum genellikle. En son onun sayesinde , bildiğim ama daha önce izlemediğim "Cahil Periler" i izledim. Pek beğendim, müzikleri de çok hoşmuş. Ondan önce de yine Deep' in sayfasında görüp aklıma gelen  " Mutluluk asla yalnız gelmez " adlı filmi izledim. Sinemada izleyememiştim.  Kesinlikle izleyin. Bayıldım ben bu filme, bir kaç tekrar yapabilirim. Hoş, film zevki herkesin farklıdır, belki siz beğenmezsiniz ama deneyin derim.

Birkaç aydan fazla zamandır, zaman algılamamız değişti farkında mısınız bilmem. Hiç bir şeye yetişemez olduk. Zaman çok kısaldı gibi bir his var bende. Konuştuğum başka arkadaşlarımda da var aynı duygu. Bu yüzden de baktım olmayacak, günü saatlere ayırdım. Çay saati 16:00 -17:00 arası  mesela. Bu  saati resim yapmaya da ayırıyorum. Hem çayımı yudumlayıp , hem de boyama yapıyorum.


Bazen sabah , bazen öğlen her gün , ilave olarak da her gece istisnasız  Türk kahvesi keyfim var. Kendime ayırdığım en özel zaman o benim. Onu da kah dağları izleyerek, kah yanında kitap okuyarak, kah internette sörf yaparak , kah çok sevdiğim müziklerle taçlandırıyorum.


Fırsat bulduğumda soluğu D&R da alıyorum. Okuyamasam da kitap alıyorum. Yazamasam da defter alıyorum. Ve mutlaka bir müzik Cd si alarak çıkıyorum oradan. Bir de bu aralar kitap ayraçlarına takmışlığım var. Neredeyse her kitaba bir ayraç olacak yakında.




Defterleri alıp alıp  sonrada ne yapacağımı bilmeden oturup onları izliyorum. Şimdilerde  kahve seanslarında okuduğum kitap sayfalarından notlar düşüyorum bu defterlere. Boş boş durmasını istemiyorum çünkü. Hatta yeniden şiir yazmayı da denemeliyim. Rahatlatır belki biraz beni.


Elmadağ'ı görüyorum penceremden. Onu seyrediyorum sık sık. Baktıkça dağların ardına gidesim gelse de bayılıyorum onun her haline. Hele bazen öyle güzel bulut geçişleri oluyor ki, camdan ayrılasım gelmiyor.



     G
Güzel aileme kahvaltı sofrası hazırlayıp , onlarla bir arada keyifli bir pazar sabahı geçiriyorum bazen. Çok sık yapamasam da.. Biraz fazla kaçıyor o günlerde yeme faslı ama onlarla bir arada olmak her şeye değer tabi ki. Kahvaltının olmazsa olmazı Ankara simidi sofrada yerinin alıyor ilk önce .



Cafe Nohut'un sıkı takipçisiyim. Bayılıyorum onun yaptıklarına. Onun yaptıklarını yapamıyorum ama ondan edindiğim fikirle alelacele evde olan malzemelerle peçetelere bu şekli veriyorum gecenin bi körü , ertesi günkü kahvaltı için hazırlıyorum bunları mesela.

Fotoğraf çekiyorum, onlarla oynuyorum. Farklı versiyonlar deniyorum. Makine elimde o camdan o cama geziniyorum, bulutlar, dağ, şehir derken geçiyor zaman. Yanan ışıklarla böyle eksantrik çekimler deniyorum bazen.




Sabah erken ve gün batarken bulutlar daha bir güzel renklere bürünüyor. Bulutları takip ediyorum. Renklerini izliyorum. Fotoğraflıyorum o anları. Kendimi onlarla oyalıyorum. Dalıp gidiyorum onlara, unutmam gerekenleri unutuyorum biraz o anda.




Balkon mevsimi bitti , çiçeklerimi içeri aldım. Onlarla konuşuyorum, suluyorum, bakımlarını yapıyorum. Konuşmasam da ne dediğimi anlıyorlar. Bakışarak anlaşıyoruz biz bazen.


Üretimde yapıyorum. Yapraktan menekşe yetiştiriyorum. Çok zevkli oluyor onların yetiştiğini görmek. Biraz sabır işi fakat. Öyle hemen büyümüyor. Büyüyünce de sevindirik oluyor insan .







Tiyatroya gidiyorum ara sıra. Yakın zamanda yine gideceğim inşallah.Yeni bir oyun. Ben ödüyorum. Önümüzdeki hafta gideceğim, bilgi veririm ayrıca.



Neredeyse 7/24 müzik dinliyorum. Radyom devamlı açık. Müzik setimdeki  cd'lerim akşama kadar bir kaç posta dönüyor. Son günlerde ise yeni aldığım üç şahane cd çalıyor devamlı. Birisi Sıla, birisi Gripin ve bir diğeri Erkin Koray. Anlatacağım bir ara size bu cd'leri.




Tv izlemiyorum onun yerine sık sık İstanbul'u izliyorum bilgisayarımdan. Hoşuma giden görüntüleri kaydediyorum, onlarla oyalanıyorum. Özlem gideriyorum.



Uygun zamanı yakalarsam yürüyüşe gidiyorum. Uzun süredir parka gidemedim. Kar çok yağdığında ilk işim parka gitmek olacak. Bir tek karlı hali kaldı resmetmediğim. Park demişken, Deli Anne'nin parklarda çektiği fotoğraflara baktınız mı, şahane , bayılıyorum ben. Hayran hayran ve hayallere dalarak izliyorum. Çok güzel çekiyor çokkkk. 


Ne bulursam okuyorum. Bilgileniyorum. Kitap çok okuyamıyorum bu ara. Okusam da az az okuyabiliyorum. Zaten tek bir kitap okuduğum nadirdir. Üç dört kitabı okuyorum bir arada.  Dergi ve internetten okuma yapıyorum bol bol. Issuu sitesinden dergilere bakıyorum, anlamasam da fotoğrafları bile bilgi veriyor.




Bu dergiye bakıyorum mesela, görsellerine bayılıyorum.

Ve tespihim. Yaşadıklarım, yaşamakta olduklarım ve yaşayacaklarım için, rabbimin bana sabır vermesi için ,bol bol tespih çekiyorum.




*dibin notu.. Bu anlattıklarımı hiç tereddütsüz 365 ile çarpabilirsiniz.

19 yorum:

  1. Füsun'un hayatı hiçte sıkıcı değil.
    Sol alt köşedeki sevimli şeye söyledim.
    Aslında birazda kıymetini bil bunu yapmak için can atıpda yapamayanlar var(men men).
    Tesbih işi hoşuma gitti elmadağda çok güzel görünüyo ama insanı üşütüyor baktıkça.
    Hoşçakal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sol alt köşedeki biraz muzur çıktı :) Her yazdığıma laf söylemeye başladı:))
      Tespih herkese tavsiyemdir. Meditasyon bu bence :)
      Kıymetini tabii ki biliyorum bir çok kısmının, ama her gün her gün bazen geliveriyolar :))
      Şimdilik güle güle , gene gel emi..

      Sil
  2. ourken resmen huzur buldum Fusun. Harika geciyor gunler aynilarindan hepimize diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülçincim, bu şartları yaratmaya mecburdum. O dediğin huzuru bulabilmek için. Yoksa baya bir zorlanacaktım. Hayat zor be Gülçincim :)

      Sil
  3. Senin bir gününde sana eşlik edebilmeyi ne çok isterdim. Hepsi de çok keyifli.
    Hele masaya bayıldım:) peçetelikler konuşuyor kalpli kalpli:)O defter olayı bende de aynı, öyle güzel defterler görüyorum ki almak istiyorum ama içlerine ne yazacağım bilemiyorum, evde içi boş bir yığın defter var... Sonra kendimi rahatlatıyorum; baktıkça mutlu ediyorlar ya seni bu bile yeter diyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He he he peçetelikler uydurmasyon ama şirinlik kattı masaya sayende :) Aynen katılıyorum son cümlene, mutlu olmanın yolu buysa tüm defterleri alalım dimi Nohutcum :))
      Gel ne zaman istersen, keyifleniriz beraber :)

      Sil
  4. Bulutlara ben de bayılırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok çok güzeller bence de :)

      Sil
  5. çarptım ben 365le, 6 saati de ekledim, çok ama çok keyifli geldi bana, ah ben bu yaptıklarını yapabilmek için zaman bulabilsem, en çok da biriktirdiğim filmleri izlemek ve kitap okuyabilmek için vakte ihtiyacım var...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eby sanırım çalışıyorsun. Ben de çalışırken çok keyifli geliyordu bu fikirler. Ama bal yiyen baldan usanır derler ya, emekli olunca anladım ki pek o kadar da iyi bişi değilmiş. :) Tabii ki çok şükür, bunları yapıyor olabilmemi de seviyorum ama keşke hem çalışıp hem bunları yapabilsek, tadından yenmez o zaman :)

      Sil
  6. Sıkılmaya vaktin yok ki!
    Bazen arkadaşlar bana da sorarlar, sıkılmıyor musun hiç? Çok anlamsız gelir bu soru bana. Aklımdan hiç geçirmediğim bir ifade, sıkılmak! Evet, zamanınım daha çok olmamasından sıkılıyor belki canım:)))

    Günü verimli kullanmak için yaptığın gibi birazcık bölümlere ayırmak iyi bir fikir. Yoksa ev işi arasında yuvarlanırken zaman eriyor boşu boşuna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk paragrafı aynen bende yazabilirim Semicim. Bana da sorarlar, "hayır sıkılmıyorum" demeye bazen çekiniyorum. :))) Sıkılanların sıkıntısı bence televizyon çok izlemelerinden kaynaklanıyor.

      Bölümlerden biri için bir öneri de vereyim bak. Sana uyar mı bilmem tabii.Gün aydınlıkken istediğim şeylere zaman ayırıyorum. Yemek işini ise, benim için günün en sıkıcı saati olan havanın kararması ile başlayan saatlere aldım. 5'de yemek yapamaya başlıyorum, kış depresyonunu azcık daha az hissediyorum :))) Bu da benim kendimce formülüm.

      Sil
  7. O alttaki şirin şey pek doğruyu söylemiyor.

    Sizi gününüz 24 saat mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O alttaki afacan bütün kış uyumayı seviyor sanırım, belki ondan sıkıcı gelmiştir.
      Şimdi siz öyle söyleyince bi düşünmek gereği duydum :)))

      Sil
  8. yapmak istediklerin ve yapmaktan zevk aldıklarını yapabiliyor oldugun için çok şanslısın. Resimlerinin bir kısmını önceki postlarında gormuştum. Harikalar. Ailen için hazırladığın sofraya ve pecetelerine bayıldım. Ah ben de Ankara da olsam. Özellikle sabahları ortalık sakinden tunali da yürüsem. Kuğulara simit atsam. Çıksam tunali Dr ye girsem kitaplara cd lere baksam baksam. Keske.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Lilacım. Evet çok şükür ki istediğim şeyleri yapabiliyorum. Bir çok istediğimi yapamıyorum ama onu da tespih çekerek hallediyorum işte :))))
      Kocaeli de güzeldir yaa, sen de martılara simit at ne güzel.Bayılırım deniz ve martıya. Baharda gel Ankara'ya şimdi tadı yok, soğuk. Bi gün senin için gideyim onları yapayım ben inşallah .Kulaklarını da çınlatayım. :)

      Sil
  9. yürekten damlalar kayboldu di miiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nerden buldun bu postu :)) Pek paylaşımda bulunmuyor. Arada instagram'da görüyorum :)

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...