Pazartesi, Haziran 29, 2015

Benden şeyler

Yine bir rehavet, bir rehavet. Blog'a uğrayamaz oldum. Yaz geldi böyle oldu. Kış gelir başka türlü olur. Bahane arayan bir sürü bahane bulur.

Geçen yıl ramazanın ilk günü komalık olunca , bir daha oruç tutmamıştım. Bu yılda henüz siftahım yok. Tutanların Ramazanları mübarek olsun. Duaları ve ibadetleri kabul olsun. Oruç tutmasam da , bende edebildiğim kadar nefsimi terbiye edeyim. Gıybetten uzak durayım, israftan kaçayım, sabırlı olmaya çalışayım, öfkemi kontrol edeyim, cömert olayım, şükrümü artırayım, teslimiyet ve tahammülü öğreneyim, şefkatli ve merhametli olmaya gayret edeyim inşallah.

Buralara uğramadığım sürede kısa bir mekan değişimi yaptım. Biraz deniz havası aldım geldim. Hiç iyi gelmez mi deniz havası,  iyi geldi tabii.

                                   


Havalar malum. Yaz gelmek istemiyor, kış gitmek istemiyor. Israr etmeyelim biz de daha fazla. Yoksa, bir gelir pir gelir. Limonata , şerbet tadında geçsin gitsin işte. Bu yıl da ısınmayalım. Hem sıcak ne öyle, eziyet insana. E herkes soluğu tatilde , deniz kenarında da alamıyor. Kalsın böyle havalar diyeceğim, Allah'ın işine karışmak olur. O zaman bize düşen, "gelsin, hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu , yaşamak " ilkesi ışığında hareket edelim. Akışına kürek çekelim.



Bir gece ay ve yıldız pek bir mutlu etti beni. Çok güzeldi manzara. Ama ,bu ay-yıldız fotoğrafını çekene kadar , balkonda donuyordum neredeyse. Tarih 20 haziran 2015 . 


Kısa mekan değişimi sonucu döndüğüm asıl mekanımda beni ailemize yeni katılan Eylül bebeğin heyecanı sardı. Onun doğumu için döndük. Yeğenimin bebişi. Yaşlandırıyor bu çocuklar beni, şikayetçiyim. Nene oldum.  Nıck, yakışmaz bana nenelik, ben çocuk kalmalıyım. Zaten ruhumdaki çocuk son zamanlarda pek nazlanmaya başladı, bir de nene lafını duyunca. Amannn neyse bakalım, belki Eylül'le bir çocukluk daha yaşarım. Evcilik oynarım belki. Çocuklara aşırı düşkün olan ben, ne halt edeceğimi düşünüp duruyorum. Eylül bugün 5 günlük. Her dakika özlüyorum onu. Uğur böceğimiz o bizim. Artık evimizin neşesi, gönlümüzün bir köşesi.

                                                  
Fotoyu kırpmayı unutmuşum. Daha neler neler unutuyorum bir bilseniz. Antidepresan hikayeleri bunlar. İçsen bi sürü şeyi unutuyorsun, içmesen yaşadığını unutuyorsun. İki ara bi dere. Hadi biraz şikayetleneyim. Kendimi acındırayım okuyucuya. Belim tutuldu. Evin içinde robotik hareketlerle dolaşıyorum. Yemek bile yapamıyorum. Yapan olursa çok güzel yiyebiliyorum ama. Acıyın bana....Sokağa çıkamıyorum, bahçeye bile gidemiyorum. Çok acıyın bana.


Durmayan yağmurlar bahçede çimleri güzelleştirirken, çiçekleri biraz hırpaladı. Oysa ne hayallerle dönmüştüm Ankara'ya. Günün tamamını bahçede geçirecektim. Ne mümkün. Bugün yine asık suratlı bir Ankara havası var, soğuk. Belim çok ağrıyor. Hayallerim suya düştü. 


Güzel bir hafta geçirmek için; tüm şartlar uygun , keyfiniz bol ve daim, keseniz de dolu olsun.. Yürekten sevgiler.<3

3 yorum:

  1. ayyyy eylülü öp kokla benim için de :) senin bahçe son iki foto çok güzel yaaa. neydi o çiçeğin adı. ay o iki fotoyu alıp sona bloguma koyabilir miyim. çook sevdim deee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayyyyy öptüm kokladımmm, çok pek tatlı maşallah :) alabilirsin fotoyu Deepciğim :) Çiçeklerden kırmızı olanı ateş çiçeği, altta ki pembe de sardunya ..

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...