Pazartesi, Ekim 19, 2015

Günaydın


Bu mevsimde genelde doğduğum toprakları ziyarete giderdim. Bu yıl olmadı ne yazık ki. 

Her sabah uyandığımda kendimi orada hissediyorum bugünlerde. Sabahın o güzel  sessizliğini yaşıyorum hayalimde. Kokusu geliyor burnuma toprağın. Bağ yollarında yürüyorum huzurla. Sonbaharın sarı yaprakları görünüyor çok yerde. Çalı çırpı yakılmış, salçalar kaynıyor, pekmezler yapılıyor sanki. Dumanın kokusu bile hoş. Sessizliğin muhteşem güzelliğinde ilerlerken, bir yavru kedinin cılız miyavlamasını duyuyorum. Bir kuş ötüyor dalda ve bir arı kulağımın dibinde vızıldıyor. Karşıdan bir teyze geliyor elinde güğümler, belli ki çeşmeye gidiyor. Tozlu yollarda huzurla ilerlerken bu sefer de heybeleri elma dolu bir eşeğin tıkır tıkır ayak sesleri yankılanıyor kulağımda . Dumanı tütüyor bacanın incecik, ve dumanı tüten çaydanlığı elinde bir kadın sesleniyor sanki ev halkına " dudun altına geliiinn " . 



Tüm bu huzurlu hayalin bir de buruk yanı var ki, o ana gelince doluyor işte gözlerim. Yitirdiklerimi hatırlıyorum hasretle. Onlarla yaşanan anlar bugün huzurla bu hayale dalma sebebim. Onlarla yaşanan o şahane, yeri doldurulamayan dakikalar olmasaydı, bu kadar hasretle ve huzurla dalarmıydım hayallere. Sonra tek tek hatırlıyorum hepsiyle geçen günleri. İşte bu karmaşık duygu başka nerede yaşanır bilmiyorum. Hem çok mutlusun hem çok üzgün. 

                                     
Sonbahar romantiklere, duygusallara daha bir ağır gelir. 

2 yorum:

  1. Off hemşerim ya Niğde yazlarında geçen çocukluk günlerim geldi aklıma, burnumun direği sızladı ya da Niğdeli söyleyişiyle: Bunnumun diree sızıladı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah sorma benimde bunnumun direği sızım sızım sızılıyo. Çok güzel günlerdi çok.

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...