Olcay Kavuzlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olcay Kavuzlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 14, 2013

Ben ödüyorum

Bu yıl tiyatro ile çok fazla ilgilenemedim. İlgilenmeden de sezon kapanacak belki . En son 8 Ocak'ta "Ben Ödüyorum " adlı oyunu izledim. Bugün bu oyunla ilgili fikirlerimi paylaşacağım sizinle. Ondan önce, Devlet tiyatroları internet sitesinden genel programları gözden geçirirken gördüğüm bir haberi bildireyim. Adana'lıları ilgilendiren güzel bir haber var sitede. Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nin 15'ncisi  26 Mart günü başlıyor 30 Nisan'da sona eriyormuş. Bahsedeceğim oyunda programda var. Ayrıca Hürrem Sultan'da var programda. Daha önce onunla ilgili bir yazı hazırlamıştım, o da çok beğendiğim bir oyundu. Bu iki oyunu kaçırmasın bence Adana'lı arkadaşlar. Programı görmek isterseniz Burada

Bu sezon iki oyun izledim. Birisi "Ben Ödüyorum" diğeri ise " 33 varyasyon " .  İkisini de çok çok beğendim. Canım bu aralar hiç bir şey istemiyor, hiç bir yerde, hiç bir şekilde mutlu değilim. Şartlar uygun olsa her iki  oyunu da tekrar izlerdim.



Geçtiğimiz yıllarda bir iki hayal kırıklığı yaşadığım için, artık gitmeden önce oyunlar hakkında bilgi ediniyorum .Her oyunu izlemeye gayret ediyorum ama bazı oyunların konusu beni aşabiliyor. O yüzden inceleyip gidiyorum artık. Bu oyunun bilgisi için baktığımda, oyunculardan birinin Olcay Kavuzlu olduğunu görünce ne olursa olsun izlerim dedim. Bu fikrim Kavuzlu'nun bu oyundaki oyunculuğu ile de bir kez daha pekişti.  Oyunun konusu da ilgi çekici idi. Oyunla ilgili ne anlatacağımı, hangisinden başlayacağımı şaşırdım şimdi. Yazıp yazıp siliyorum. Odaklanma sorunum hala  devam ediyor. Biraz da o yüzden bir türlü konuya giremedim. Kısa kesip, oyun şahaneydi mutlaka gidip izleyin diyerek yazıyı noktalasam mı acaba . 




Bir adam düşünün, aşkta ihanete uğramış, dostlukta satılmış, yalnız bir adam. Sizce bu adam ne yapar ? Bir çok şey yapabilir dimi .Ama bu adamın yaptığı şey kaç kişinin aklına gelir bilmem. Bu adam yediği darbelerden sonra  yüklü miktarda paralar vererek, kendine; duygu, dostluk ve aile satın alıyor. Profesyonel bir aktristi eş, bir ressamı dost ve bir kaldırım gülünü kızı olarak kiralıyor. Sözleşmede  tek bir şart var, akşam 6'dan sabah 9'a kadar herkes görevi başında olacak ve asla gerçek hayatla görev (yani bir nevi oyun )  birbirine karıştırılmayacak. 


İşte bu adamı Olcay Kavuzlu oynuyor. Ben oyunu izlediğim gece, fena halde nezle olmasına, ateşi olmasına, sesi bir parça bozuk olmasına rağmen gerçekten nefis oynadı. Yok, oyunculuğunu çok beğendiğim için kayırmıyorum, yine baya iyiydi. 
Şimdi bir itirafta bulunacağım, diğer oyunculara çok fazla bakıp inceleyemedim. O derece Kavuzlu'ya odaklanmışım. Tiyatroyu seviyorum ya ben, sahne de çok iyi oynadığını düşündüğüm bir oyuncu var, sanki ders alıyormuşum  gibi sürekli onu incelerim ben. Bu da benden bir şey işte size.

Oyunda müzikte var, dansta var. Aşkın dansı tango. Dansı çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Daha iyi olmalıydı bence. Müzik nefisti yalnız. Yazdıklarım tamamen kendi zevkime ait yorumlar. Eleştirmen değilim malumunuz, sadece oyun izlemeyi ve önermeyi seven bir blog yazarıyım. 
Bu da oyundaki tangonun müziği tık tık

Oyun da yok yok anlayacağınız. Dram, romantizm, kahkaha, dostluk, aşk .. kısacası yönetmenin deyimi ile, "yaşamak için gerekli olan  37 derece insan sıcaklığı" ile ilgili her şey mevcut. Oyunun finali beni bir hayli şaşırttı. Hatta  farkında olmadan sanırım şaşkınlığımı sesli de belli ettim. Yok anlatmayacağım merak etmeyin, aslında merak edin ve oyunu izleyin. Oyun çıkışı içinizde hissedeceğiniz şeylere de dikkat edin. 



   OYUNCULAR

OLCAY KAVUZLU
ŞEVKİ ÇEPA
SİNEM ŞAHİN
AYŞE AKINSAL
CEREN NARİNOĞLU
NUMAN AYDIN
Hepsinin emeğine sağlık, iyi ki varlar.

**Fotoğraflar Devlet Tiyatroları internet sitesinden alınmıştır. Teşekkürlerimle.

Pazartesi, Ekim 03, 2011

Olcay Kavuzlu

Öylesine bir gündür. Her şey normal devam etmektedir. Gayet sakin ve dinginsinizdir. Bir anda öyle bir şey yaşarsınız ki , hayatınıza bir çizik atar o an , izini bırakır. Zaman zaman o çiziğin yerinde bir kıpırdanma hafif bir sızı hissedersiniz sonraları ve aklınıza geri düşer yaşadığınız o an. Sızı deyince illede kötü bir  yaşanmışlık değildir bu. Güzelde olsa sızlatır, acı da olsa.
Atılmış çiziklerin aklınıza dahilidir o sızı.
Bir çok an var benim hayatımda da iz bırakan. Kimi an  bir kişi ile izini bıraktı, kimi bir koku ile, kimi bir renk ile , kimi bir korku ile, kimi bir tebessüm ile, kimi kahkaha ile, kimi özlemle... Uzar gider böyle.  İşte bunlardan birisi Olcay Kavuzlu.


Kaynak : http://www.sahnetozu.net/

Kimdir Olcay Kavuzlu . 

1970 doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu. Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu ve seslendirme sanatçısı.
Detaylı bilgileri  buradan  okuyabilirsiniz.
Tiyatro sevdiklerim arasındadır. Sezonlarda mümkün olduğunca izlemeye çalışıyorum. Geçen kış da nasıl bir oyun olduğunu hiç incelemeden Soğuk Bir Berlin Gecesi adlı oyuna gittim. Benim bir huyum var, oyunun içine fazla giriyorum. Aşığım ya tiyatroya, kaptırıyorum kendimi. Oyun Barış Eren 'e ait. Yazmış ve yönetmiş. Oyunculardan birisi Olcay Kavuzlu idi, yani oyundaki adı ile Tarık. Oyunun konusu kısaca şöyle.
  Devlet Tiyatroları yorumu  :
''Bir yanda; Avrupa’nın ortasında uygar bir kentte, uygar insanlar arasında dili, dini ve kültürü farklı olduğu için yabancı konumuna düşen daha doğrusu düşürülen, dışlanan, ötekileştirilen Tarık’ın bu insanlara sorduğu soru.
Neyi seversiniz siz? Arabalarınızı seversiniz, köpeklerinizi seversiniz, ha birde biralarınızı yudumlamayı seversiniz.
Diğer yanda; yine aynı Tarık’ın kendisini tutkulu bir aşkla seven, çevre baskısına karşı onu kanatları altına alan Katrine, zaman zaman ilkellik boyutuna varabilecek zaafları yüzünden pis kokan bir aşk yaşatan olaylar örgüsü… ''

Oyun başladı iyi hoş, Olcay kavuzlu'yu  da Fulya Koçak'ı da ilk kez izliyorum. Onlara odaklandım ilkin.
Nasıl oynuyorlar diye. Muhteşem oynuyorlar. Hatta oynamıyorlar, yaşıyorlar ve yaşatıyorlar. Sonra sonra oyun ilerledikçe ben bi gerilmeye başladım yavaştan. İkinci perde de koltukta dimdik oturmaya başladım. Nefesim daralmaya başladı sonra sonra. Katrine' i öldürdüğünde , Tarık'ın ölümün kokusunu yok etmek için sahneye sıktığı o iğrenç oda spreyi kokusu burnumdan beynime doldu. Üstelikte en ön sıradayım. Üstüme bile sindi o koku.   Oyun bittiğinde alkışlayacak halim kalmamıştı. Eve geldiğimde sarsıntıdaydım. Ertesi gün, tüm günü burnumda ölümün o tiksindirici kokusu ile  yatarak geçirdim. Şaka değil o derece etkilendim. Hassasım napim. Neden mi bu kadar çok etkilendim. Konu çok güzel işlenmiş. Yabancılığın yabanlığı Tarık tarafından mükemmel oynandı. Aşk pis mi kokar ? Kokarmış. Kokuttular vallahi.Tarık'ın saplantıları kokuttu aşkı. İşte öyle ki oyunda bir anda ben Katrine oldum. Olcay Kavuzlu ile karşılıklı oynadık sanki. Hatta oynamadık yaşadık. Bu derece gerçekçi oynanır mı , oynanırmış. Helal olsun. 
Ve perde kapandığında hayatımda bir çizik oluşmuştu işte.

Sonra , kendimi tuhaf bulmaya başladım. Bu kadar etkilenilir mi diye. Oyunu izleyen başka kişilerin fikirlerini araştırdım. Bir ben değildim. Bana paralel duygular ve fikirler vardı .  İçim rahatladı :)
Olcay Kavuzlu ve Fulya Koçak  bu oyunla; Sanat Kurumu Tiyatro ödüllerinde , en iyi oyuncu ödülünü aldılar. Haklarıydı gerçekten. Müthiştiler çünkü. Abartmıyorum.
Şimdi bana Olcay Kavuzlu dendiğinde, ben de iz bırakan mükemmel bir oyuncu diyorum. Oynamıyor yaşatıyor.  Soğuk bir Berlin gecesi içinse , bir kez daha asla izlemem diyorum. !!! Bir kez yeter bana :)  Bazı seyirciler oyunun +18 olması gerektiğinden söz etmiş. Aynen katılıyorum. Bazı seyirciler çocukları ile gitme gafletinde  bulunmuş ne yazık ki, ve eve döndüklerinden beri  kızları onlarla birlikte yatıyormuş. Ve eminim ki aşkın o kötü kokusu , o çocuğun burnundan asla gitmeyecektir. Aşktan kaçacaktır. Aslında oyunda genel konu bir Türk erkeğinin , Berlinde yaşadığı yabancılık, dışlanma ve ötekileşme gibi görünse de, yaşanan pis kokulu aşk her şeyin önüne geçiyor ikinci perde de . Ve akılda kalan tek şey Tarık'ın kokuttuğu aşk oluyor. Tabii oyunun bu kadar ağır algılanma sebeplerinden birisi de bana göre Olcay Kavuzlu'nun oyunculuk gücü. Tüm izleyenleri oyunun içine çekip yaşatması. Geçen yıl devlet tiyatroları oyunları biraz ağırdı gerçekten. O yüzden çocuklarla , gençlerle tiyatroya gideceksek ,oyun seçerken dikkat etmek lazım. Ben de bu yıl daha seçici olacağım sanırım ..

                      

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...