güzel sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Aralık 08, 2014

Günaydın

Bir özlü sözler modası aldı başını gidiyor. Neredeyse, özlü söz paylaşmayan bu toplumdan sayılmayacak. Tamam kabul, özlü sözleri bende seviyorum ama kişilerin kendilerine ait sözleri, kendi fikirlerini  daha çok seviyorum aslında.

 Diyelim ki sevgilimizden ayrıldık hemen facebook, twitter , instagram ve bilumum sosyal mecradan özlü söz paylaşımlarına başlıyoruz. Oysa ki yüreğimizin sözlerini yazsak oralara , her şey daha bir güzel olacak sanki. Oralara yazdığımız o güzel sözler, yüreğinin sesini yansıtabilen insanların sözleri. Çekinmemiş yazmışlar hislerini. Bizim de yapmamız gereken bu işte. Ne hissediyorsan karşındakine açık açık söylemek. Başkasının sözünü paylaşmak bir kaçış. Karşı tarafa; o sözler bana ait değil, bir yazarın, düşünürün sözünü paylaştım sadece, sen benim umurumda değilsin aslında kaçışı. Bizim yaptığımızın adına eskiler "kızım sana söylüyorum , gelinim  sen anla " demişler.

Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter. Charles Bukowski
Sana çok kırıldım, kalbimi onarmanı o kadar çok istiyorum ki...

Senin için yapraklarını kopardığım papatyalardan özür diledim dün gece. “Haklısınız dedim, ne sevdiği belli, ne sevmediği.” Pablo Neruda
"Seni seviyorum " sözünü duymak istiyorum senden.

Ben özlemedim ki seni kedi özledi, çağır onu gelsin diye bana kedi söyledi..
Seni çok özledim.

Açık açık söylesen ya bunları, özlü sözlerle anlatmak yerine. Konuşmayı beceremiyoruz işte. Ah bir konuşabilsek çok şey yoluna girecek ama konuşmadan anlaşmaya çalışıyoruz ne yazık ki. Gel de anla kolaysa. Anlayamıyorsan da kusura bakma ben anlattım, suç senin.
Kadın/Erkek'in canı bir şeye sıkılmıştır. Suratını asar.
- Ne oldu ?
- Yok bi şey !!
Bu, triple söylenen "yok bi şey" çok şey anlattır ama karşı taraf hiç bir şey anlamaz.

İtiraf ediyorum, özlü sözlerde yazdım, triple "yok bi şey" de dedim. Ben de konuşayamıyorum bazen.

Foto ve düzenleme : Füsun T.




Pazartesi, Mayıs 20, 2013

Halil Cibran

Bugün Halil Cibran okumak ve kendime onun sözlerinden ders çıkarmak istediğim bir gün. Kederliyim. Yaşadıklarım tokat atıyor bana bugün. Sıyrılmak için ihtiyaç duyduğum şey belki de Cibran'ın sözlerindedir. Beraber okuyalım istedim. Ben kendi payıma düşenlerin altını çizdim.



foto ve düzenleme : Füsun T.

Düşünceler

Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.


Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.

Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

Sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.

Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.

Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
İşte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.

İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

Şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

Gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.

Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

Cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?

Bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.

Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.

Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.

Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.

Bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.

İçimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.

İçimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
Yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.

Sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

Yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.

Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

Eğer kış,
'Baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?

Her tohum bir özlemdir.


Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
Arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.

Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.

Neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.

Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

Hayır, boşuna yaşamadık biz!
Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

Özel ve ayrımcı olmayalım.
Unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.

Evim der ki, 'Beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'Benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.

Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'

Daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
Şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.

Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.

Ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
Ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.

Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.

Esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.

En büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

Eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
Ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

Sözler zamansızdır.
Onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..



Kum ve Köpük - 1926
Halil Cibran

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...