Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 24, 2024

Nurullah Genç

Sabah kahvaltılarımda YouTube'dan sohbetler dinlemeyi seviyorum. Pelin Çift ve Nurullah Genç'in sohbetine denk geldim geçen sabah. Nurullah Genç üniversitede yaşadığı tatlı bir anıyı anlattı. Bu anı benim için tatlı, oysa kendisi biraz zorlanmış yaşadığı bu anıda.

Olay Erzurum'da geçiyor. Üniversite yılları. Bir gün derste hocası "içinizde edebiyatla ilgilenen var mı?" diye sorar. Nurullah Genç ilgili olmasına rağmen elini kaldırmaya çekinir. Şiir yarışmalarında birincilikleri olduğu halde onun şiir yazdığına arkadaşları inanmaz ve dalga geçerler genellikle. O da bu sebeple alay edilme korkusuyla elini kaldırmaya çekinir. Yanındaki arkadaşı onun büyük ilgisini bildiği için, Nurullah Genç'in kolunu tutar ve zorla kaldırır. Bunu gören hocası "indir indir o eli, şair, yazar, şiirle uğraşan adam cesur olur" der. Nurullah Genç hocasına "ben cesurum ama siz benim ne yaşadığımı biliyor musunuz?" der. Alay edildiğinden bahsetmektedir. O sırada Antalyalı bir bayan arkadaşı sınıfta ayağa kalkar ve "Erzurum'daki bir kişi nasıl şiir yazacak? Yazın çamur sel, kışın fırtına kar, neye bakarak şiir yazacak?" der. Hoca, Nurullah Genç'in cevap vermesini ister. "Ben bunu arkadaşıma nasıl anlatayım, madem güneş görmekle yazılıyorsa dünyanın en güzel şiirlerini bu arkadaşımın yazması gerekir o zaman " der.

 Sonrasında aşağıdaki satırları yazıp, birkaç gün sonra sınıfa gelir. Hocaya tahtada şiir okumak istediğini söyler, şiiri okur ve hemen  sınıftan kaçar. Dayak yemekten korkar çünkü. Ne kadar kaçsa da sonunda dayağı da yer. Yazdığı dizeler şöyle ;

Bir kez olsun akşamı seyretmedim denizde

Güneşi tepelere sarılırken izledim

Soğuk istasyonlarda kahve köşelerinde

İçimde fırtınalı denizleri gizledim.

Ben ki ne sahil gezmiş ne boğaz görmüş biri

Güneşin arza uzak yerlerini bürüdüm

İnsanı hücre hücre pençeleyen zehiri

Sigaramın ucunda üfleyerek büyüdüm.

Kainatı okşadığım zamanlar at sırtında

Hep onun sahildeki yüzünü düşünürdüm

Senin o sahil görmüş suratına baktımda

Ülkülerimi saran hayalime tükürdüm.

Beni çok etkiledi bu satırlar. Bu kadar güzel anlatılabilirdi duygular. Paylaşmak istedim bu yüzden. İlginizi çekerse YouTube'dan kendi sesinden dinleyin bir de, çok güzel anlatıyor. Şiiri videodan derledim, kelimeleri yanlış anlayarak çevirdiğim satırlar varsa affediniz.


 



Cuma, Nisan 13, 2018

Orhan Veli Kanık

Bugün Orhan Veli Kanık' ın 104.  yaş günü kutlanıyor. Google Doodle Türkiye için bugünü Orhan Veli'ye ayırmış. Google'ın bu doodle'larına hayranım. Pek çoğunu çok sevdim ama bugünküne ayrı hayran oldum. Bunu çizen kim diye araştırınca Cynthia Yuan Cheng adıyla tanıştım. Ellerine sağlık, Orhan Veli ancak bu kadar güzel resmedilebilirdi. Heyecandan Yuan'ın sayfasını tam inceleyemeden hemen sizinle paylaşmak istedim. Sizde keşfetmek isterseniz TIK 

Ve bugünün doodle'ının taslaklarını  görmek isterseniz bir tık da buraya TIK
Bende google doodle'larını seviyorum arşive bir göz atayım derseniz buraya bir tık TIK

Orhan Veli'nin dilime pelesenk olan şiirini paylaşarak kutlamak istiyorum bende doğum gününü. İyi ki bu dünyadan geçerken bizlere bu eserleri bırakmışsın , kutlu olsun dünyaya gelişin.



İstanbul Türküsü


İstanbul'da Boğaziçi'ndeyim, 

Bir fakir Orhan Veli'yim; 
Veli'nin oğluyum, 
Tarifsiz kederler içinde. 



Urumelihisarı'na oturmuşum; 
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum; 



"İstanbulun mermer taşları; 
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; 
Gözlerimden boşanır hicran yaşları; 
Edalı'm, 
Senin yüzünden bu halim." 



"İstanbulun orta yeri sinama; 
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; 
El konuşur, sevişirmiş; bana ne? 
Sevdalı'm, 
Boynuna vebalim!" 



İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; 
Bir fakir Orhan Veli; 
Veli'nin oğlu; 
Tarifsiz kederler içindeyim.


Cuma, Mart 30, 2018

Bahar Geldi

BAHAR GELDİ 
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar

Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine

Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor

Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde

Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından

Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe

Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .

7 / Şubat / 2015 

Yaşar T. *
Ankara


* Babam olur kendisi. 70 yaşından sonra şiir yazmaya başladı. 300 den fazla şiiri var. Eşe dosta hatıra olarak dağıtmak için iki kitap bastırdı. Halen yazmaya devam ediyor . Fotoğraflarda görmüş olduğunuz bahçe de kendisi tarafından dizayn edilmiştir.

Salı, Ekim 18, 2016

Kürk Mantolu Madonna

Ortalık Kürk Mantolu Madonna ile fıkırdarken ben bahsetmesem eksik kalırım dedim. "Bilmiyorum " diyebilmenin de popüler olması dileği ile ben Sabahattin Ali'yi anmak istiyorum. bugün. Madonna'sı ile değil şiirleri ile.  Ben şiirlerinden birer kıta yazayım, siz şarkılarını mırıldanın, birlikte analım.

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi ...

...........

Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Ben gene sana vurgunum...

............

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sar beni....

.......

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma...

.........


Göklerde kartal gibiydim
Kanatlarımdan vuruldum
Mor çiçekli dal gibiydim
Bahar vaktinde kırıldım...

..........

Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır...

.........

Cuma, Ekim 07, 2016

Bir gün

Sıradan bir sabah. Tek başıma demlediğim çayın sıcaklığı dışında içimi ısıtan bir şey yok henüz. Kendime bir şarkı seçtim,yalnızlığıma eşlik etsin diye.

Bulut geçti gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Seher yeli eser, yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez kimse bilmez ....

Diyor Ömer Hayyam .

Sıradan bir sabah. Düne göre hava serin. Günü nasıl ısıtsam da üşümese yüreğim. Kimsesiz çocuklara , fakir çocuklara bir şeyler örsem mesela bugün. Hem onlar ısınsa hem de ben. Bir şiir seçtim kendime, çocukları daha çok düşüneyim, daha çok seveyim diye.

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar 
Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim, sıcacık bir emek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlükte olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler...

Diyor Nazım Hikmet.

Sıradan bir sabah. Tamamı boş, henüz doldurulmamış, henüz tamamlanmamış. Bitecek mi, yarım mı kalacak belli değil. Tekrarı, telafisi olmayacak bir gün. Gidenlerin gittiği, kalanların bana yettiği bir günün başı henüz. 

_Şimdiki zamanın sahip olduğunuz tek şey olduğunu fark edin. Şimdiyi hayatınızın odağı haline getirin.
_Zaman değerli değildir, çünkü bir illüzyondur. Zamana, yani geçmişe ve geleceğe ne kadar odaklanırsanız, şu anı o kadar kaçırırsınız. Yani asıl değerli olan şeyi.
_Geçmiş, şimdiki zaman üzerinde en ufak bir güç sahibi değildir.
_Zevk her zaman dışardaki şeylerden elde edilir. Neşe ise içten yükselir.

Diyor Echart Tolle.







Cumartesi, Kasım 14, 2015

Orhan Veli Kanık





HÜRRİYETE DOĞRU 
Gün doğmadan, 
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. 
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, 
Gideceksin 
İçinde bir iş görmenin saadeti, 
Gideceksin ırıpların çalkantısında. 
Deniz gelecek eline pul pul; 
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; 
Sevineceksin. 
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. 
Ağları silkeledikçe 
Ruhları sustuğu vakit martıların, 
Birden 
Kayalıklardaki mezarlarında, 
Gelin alayları, teller, duvaklar,  
Deniz kızları mı dersin, kuşlar mı dersin; 
Bayramlar seyranlar mı dersin, 
Şenlikler cümbüşler mi? 
Donanmalar mı? 
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; 
Heeey 
Ne duruyorsun be, at kendini denize: 
Geride bekleyenin varmış, aldırma; 
Git gidebildiğin yere...  
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
.......
Orhan Veli KANIK   / 13 Nisan 1914 _ 14 Kasım 1950

Pazar, Ağustos 30, 2015

Otuz Ağustos




OTUZ AĞUSTOS

Babam anlatırdı 1.nci Cihan harbindeki askerlik hatıralarını
Sekiz sene askerlik  yapıp  ,dört cephede savaştıklarını
Balkanlar, Kafkas cephesi, Süveyş kanalı ve de Conk Bayırı
Buralarda kâh yaya, kâh atlı, aç susuz, kalmazdı insanın hayrı.
Anlatırken o günleri heyecanlanır bir hoş olurdu
Bazı yerde tutamazdı kendi kalkar kalkar otururdu
Hatırına gelince ekmek bulamayıp ot, çöp yedikleri
Bazı zamanda yemek için at pisliğinden arpa seçtikleri
Ailesine cephede öldü diye haber gelince mevlit okutulduğu
İki sene sonra geldiğinde memlekete,  anlaşılmıştı ölümünün gerçek dışı olduğu
Balkanlarda askerler yakalanmıştı kolera hastalığına
Her gün birçoğu hastalanıp düşüyordu ölüm batağına
Bu zorluklarla geçmiş yıllar savaşarak dört cephede
Kurtarmışlar bu vatanı silah arkadaşları ile birlikte
Bize düşen kurtarılan bu vatanı layıkıyla korumak
İlelebet yaşatmak için Cumhuriyetimizi bütün gücümüzle çalışmak
Kimseler şüphe etmesin, elbette çalışıp koruyacağız
Gerektiğinde ecdadımız gibi son damlasına kadar kanımızı akıtacağız.

30 / Ağustos / 2015, ANKARA

YAŞAR T.

DEDEM

Pazartesi, Ocak 26, 2015

Pazartesi

Foto: Füsun T.

Dünyada istediğim ve yaşamı bana sevdiren iki şey var: Aşk ve özgürlük. 

Aşk uğruna gerekirse yaşamımı veririm, fakat özgürlük uğruna aşkımı da feda ederim. 

Victor Hugo


Foto: Füsun T.


Temel bir kıza aşık olur, aşkından da şu şiiri yazar:
 Sabahları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Öğlenleri yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Akşamları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Geceleri uyuyamıyrum;
Çünkü açum da!..

Foto: Füsun T.

Aşk başlamadan güzel, 
Kalplerde heyecan 
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... 
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, 
Başkaları görmesin diye çabalayış, 
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... 
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan

Pazartesi, Ocak 19, 2015

Demiş ki şair









İKİ YIL OLDU

Aramızdan ayrılalı iki yıl oldu, nede çabuk geçiyor zaman
Bir sen yoksun, her şey bıraktığın gibi tastamam
Cismin yok ama hayalin bırakmadı bizi, hep buralarda
Evet, buralardasın, ya salonda , ya mutfakta, yada odalarda

Bazen sesin geliyor sanki çok uzaklardan
Kulak veriyorum hemen, acaba ses nereden geldi, hangi taraftan
Bazende yanımdasın, bir şeyler fısıldar gibi 
Bir de bakıyorum, ne ses var, ne görüntü, hepside hayal idi

Hasretin eksilmedi arttı, gerçeği söylüyorum
Zaman oluyor  sabrım tükeniyor, seni çok özlüyorum
Elden bir şey gelmiyor, Yaşar, sabır sabır diyorum
Rabbimin takdiridir deyip, dualar ediyor, Fatiha okuyorum.

Yaşar T.


Pazartesi, Kasım 03, 2014

Aslında

ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ 

 Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil, 
 Onda seni kokladığımdan bunca güzel. 
 Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer, 
 Orda seni öptüğümden bunca güzel. 
 Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya, 
 Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel. 
 Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen, 
 Sevince seni delilik bile bak ne güzel. 
 Aslında sen dünya güzeli değilsin, 
 Sevdiğim için dünyada tek güzelsin... 
 AZİZ NESİN



Çarşamba, Ekim 22, 2014

Julia'ya sesleniş

Geçen gün size bahsettiğim "İyi hayat" adlı kitabın ön sözünde yer alır aşağıdaki dizeler.   İspanyol yazar José Agustin Goytisolo tarafından, kızı Julia'ya yazılmış. Aslında annesinin adı Julia. Fakat kötü bir şekilde annesi ölünce yazar derinden etkilenmiş ve  doğan kızına annesinin adını vermiş.
Yazarın kardeşi de çağdaş yazarlardan  Juan Goytisolo. Dilimize çevrilmiş kitapları var. Bir tanesi de Osmanlı'nın İstanbul'u. Bende de mevcut olan bir kitap. Okunası bir kitap aynı zamanda. Osmanlı'nın günlük hayatını farklı ve eleştirel bir yorumla yazmış.
Gelelim yazarımıza. Kızına;  "ve yarı yolda deme asla pes ediyorum, benden bu kadar. " diyen yazar , hayatı fazlasıyla özgürce ve hareketli  yaşamış. Fakat ne yazık ki , geçirdiği buhranlar sonucu 1999 da intihar ederek hayatına son vermiş. Bu da böyle bir çelişki ama hayat da böyle bir şey işte. Hiçbir şey  aynı kalmıyor.

Julia'ya Sesleniş

Geriye dönemezsin artık
çünkü hayat hep ileri savurur seni
tıpkı bitimsiz bir uluma gibi.

İnsana özgü neşeyle yaşamalı kızım
ağlayıp durmaktansa
çıkışsız bir duvara karşı.

Köşeye sıkışmış duyacaksın
yitik, kimsesiz duyacaksın kendini
belki hiç doğmamış olmayı dileyeceksin.

Ne diyeceklerinden kuşkum yok sana
bir anlamı olmadığını hayatın
uğursuz bir şey olduğunu söyleyecekler.

O zaman daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

Yalnız bir adam, bir kadın
nedir ki tek başına
bir toz zerresinden başka?

Oysa sana seslenirken ben
bu sözleri yazarken sana
diğer insanlar da var benim aklımda.

Yazgın sende başlayıp sende bitmiyor
geleceğin kendi hayatın
onurun herkesin onuru.

Direnmeni umuyor onlar
neşenle güç vermeni
karışmasını şarkının şarkılarına.

O zaman daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

Ne kendini kaptır, ne dışında kal
ve yarı yolda deme asla
pes ediyorum, benden bu kadar.

Hayat güzel, göreceksin
her şeye karşın nasıl da
seveceksin, dostların olacak.

Sonunda bir bakacaksın ki
iyisiyle kötüsüyle
tüm varlığın olmuş bu dünya.

Bağışla beni, sana başka
ne diyeceğimi bilmediğim için
ama anla lütfen, hala yoldayım ben de.

Ve daima, daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

José Agustin Goytisolo

Şiiri İspanyolca sözlerle dinlemek isterseniz. TIK . Ayrıca şiir , şarkı sözü olarak da kullanılmış. Şarkıyıda dinleyim derseniz Paco İbanez söylüyor. Bir TIK da onun için o zaman.



** İlk yayın tarihi 26 /08/ 2013 

Pazartesi, Ekim 13, 2014

Asık surat Maria

Maria idi adı, lakabı asık surat
Hiç yüzü gülmezdi, arkadaşları koymuştu böyle bir ad
Her şeye olumsuz bakar, negatif düşünürdü
Ne yaparsan yap, güldürmek ne mümkündü

Böyle geçti aylar, seneler
Maria'da değişiklik ne gezer
Bütün çabalar boşa gitti, fayda etmedi
Ne yazık ki Maria geldiği gibi gitti.

17 / Şubat / 2014 Yaşar T. **Şiir babama aittir

*İllüstrasyon temsilidir.

Cumartesi, Eylül 27, 2014

Demiş ki şair




sâkiyâ mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider
çün irür fasl-ı hazân bâğ ü bahâr elden gider

her nice zühd ü salâha mâil olur hâtırım
gördügince ol nigârı ihtiyâr elden gider

şöyle hâk oldum ki âh itmeye havf eyler gönül
lânecem bâd-ı sabâ ile gubâr elden gider

gırne olma dilberâ hüsn-ü cemâle kıl vefâ
bâki kalmaz kimseye naks u nigâr elden gider

yâr içün ağyâr ile merdâne ceng itsem gerek
it gibi murdâr rakîb ölmezse yâr elden gider

AVNÎ

Avnî mahlası ile şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet'in bu şiiri bugünlerde gönlümde nedense. Türkçe açıklamasını; bilgi paylaşılmalıdır diyerek ,İTÜ sözlükten kopyala yapıştır yaptım affola, açıklayanın da eline sağlık ola. 

1-sonbahar geldiğinde bağ ve bahar mevsimi elden gider ey saki şarap sun çünkü bir gün lale bahçesi elden gider

(saki, mey, lalezar, bağ, bahar=tenasüp, bir bahar mazmunu verilmek istenmiş.çünkü içki meclisleri baharda olur.saki ve mey sözcükleriyle meclis anlatmak istenmiş.
sakiya=nida sanatı

yada

bağ ü bahar= açık istiare (sevgili)
fasl-ı hazan=açık istiare (orta yaşılık)
bahar=tevriye (mevsim, koku)

gençlik en güzel çağlarımızdır, onu çok iyi değerlendirmeliyiz, çünkü yaşlandığımız zaman o en güzel çağlarımız elden gider.

2-gönlüm her ne kadar zühd ve salaha ilgili olsa da o (resme benzeyen) nigarı gördüğümde iradem elden gider.

nigar=resme benzeyen sevgili (açık istiare)
zühd ü salah-nigar=tezat

3-hiç süphe yok ki saba yeli ile toz yok olur ben de öylesine toprağa dönüştüm ki gönül bu nedenle ah etmeye korkar.

şair, toprağa dönüşmüştür.gönlü öyle bir ah eder ki o ah bir fırtına koparır.bu nedenle şair, ah etmeye korkar.hüsn-ü talil

hak oldum--ah itmeye
bad-ı saba--gubar düzensiz left ü neşr

şair gönlüne başkasının gönlü gibi sesleniyor.tecrit sanatı vardır.
gönlün korkması=teşhis

4-ey sevgili güzelliğin ile gururlanma vefalı ol çünkü kimseye güzellik baki kalmaz, elden gider.

dilbera=nida sanatı

5-yar için rakiplerle yiğitçe savaşmalıyım (çünkü) köpek gibi pis olan rakip ölmezse yar elden gider.

rakip, köpeğe benzetilmiş (teşbih-i beliğ)
murdar, it=iham-ı tenasüp (rakip)

Cumartesi, Ağustos 23, 2014

Boncuk

Biz yazlık evde yazı geçirirken boş durmuyoruz, sanatsal çalışmalara devam ediyoruz. Babam şiir yazıyor ben resim yapıyorum. İnternet bağlantımın zayıf ve sınırlı olması sebebi ile uzun uzun  paylaşımda bulunamıyorum ama , instagram'da bol bol foto paylaşıyorum.
 Bu gecede babamın yazdığı şiiri paylaşıvereyim dedim iki arada bi derede .. Hepinize sevgiler.

BONCUK
Evin küçük çocuğu
Yere düşürdü boncuğu
Boncuk kaçtı deliğe
Çocuk döndü deliye

Ev halkı toplandılar
Boncuğu çıkartırız sandılar
Uğraşlar fayda etmedi
Ümitler eridi gitti

Yıllar geçti çocuk büyüdü
Ama aklı boncukta takılı idi
Bazen dalar giderdi derinlere
Sorardı kendi kendine acaba boncuk nerelerde

Çıkartsaydı boncuğu delikten
Sanki hiç düşmeyecek miydi boncuk elinden
Belki de atacaktı bir köşeye
Aklına bile gelmeyecekti ölesiye

Boncuk bildi işini
Kaybettirdi izini
Şimdi anılıyor hasretle
Özlemi duyuluyor sevgi ve muhabbetle

12/ 08 / 2014 




Cuma, Haziran 13, 2014

Demiş ki şair

Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
...
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.

özdemir asaf

Salı, Nisan 22, 2014

Esirgeme kendini


Kendinizi esirgemediğiniz , mutlu bir Cumartesi diliyorum hepinize. Gönlünüzdeki sevgi daim olsun ve paylaşmayı unutmayın. 

Esirgeme Kendini

Öylesine kalakalma
yolun kıyısında
dondurma sevincini
isteksiz sevme
esirgeme kendini şimdi
ne de hiç bir zaman.
esirgeme kendini
çalma, dinginlikle dolmasın için
ayırma dünyadan kendine
yalnızca sakin bir köşe
gözkapakların inmesin, bırakma
yargılar gibi ağırlaşmasın
dudaksız kalma sakın
düşsüz uyuyakalma 
kendini kansız sanma
yargılama kendini zamansız

ancak eğer
her şeye karşın
engelleyemezsen bunu
ve dondurursan sevincini
ve isteksiz seversen
ve esirgersen şimdi kendini
çalma ve dinginlikle dolarsa için
ve dünyadan ayırırsan kendine
yalnızca sakin bir köşe
ve bırakırsan gözkapaklarını insin
yargılar gibi ağır
ve dudaksız kurur kalırsan
ve düşsüz uyuyakalırsan 
ve kendini sanırsan kansız
ve yargılarsan kendini zamansız
ve öylesine kalakalırsan
yolun kıyısında
ve esirgersen kendini

o zaman
kalamazsın benimle.


Mario Benedetti 

*Şiir buradan alınmıştır. Teşekkürlerimle

Çarşamba, Kasım 27, 2013

Demiş ki şair








Aşk; Görmekten çok özlemeyi sever,
Dokunmaktan çok düşlemeyi.. 
Ve aşk öyle haindir ki;
Nerde imkansız varsa gider onu sever..

Özdemir Asaf

Cumartesi, Ağustos 24, 2013

Karalamalar


Fotoğraf: Füsun T.


Görmedim seni,
Ne gözlerimiz konuştu
Ne de dudaklarımız.
Özledim seni,
Ne sen gittin
Ne de ben.
Alıştım sana,
Sen ayrı
Ben ayrı insanlardık.
Paylaştım seni,
Ben yalnız
Sen kalabalıklarda.
Etkilendim senden,
Ben etkilenen
Sen etkileyici.
Sevdim seni
Ne kalplerimiz çarptı
Ne de ellerimiz tutuştu. . .

... / 03 / 2002 Ankara, Füsun T.  © Her hakkı saklıdır.



Pazartesi, Mayıs 20, 2013

Halil Cibran

Bugün Halil Cibran okumak ve kendime onun sözlerinden ders çıkarmak istediğim bir gün. Kederliyim. Yaşadıklarım tokat atıyor bana bugün. Sıyrılmak için ihtiyaç duyduğum şey belki de Cibran'ın sözlerindedir. Beraber okuyalım istedim. Ben kendi payıma düşenlerin altını çizdim.



foto ve düzenleme : Füsun T.

Düşünceler

Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.


Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.

Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

Sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.

Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.

Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
İşte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.

İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

Şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

Gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.

Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

Cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?

Bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.

Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.

Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.

Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.

Bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.

İçimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.

İçimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
Yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.

Sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

Yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.

Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

Eğer kış,
'Baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?

Her tohum bir özlemdir.


Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
Arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.

Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.

Neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.

Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

Hayır, boşuna yaşamadık biz!
Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

Özel ve ayrımcı olmayalım.
Unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.

Evim der ki, 'Beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'Benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.

Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'

Daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
Şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.

Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.

Ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
Ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.

Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.

Esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.

En büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

Eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
Ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

Sözler zamansızdır.
Onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..



Kum ve Köpük - 1926
Halil Cibran

Pazartesi, Nisan 22, 2013

Benden şeyler

Bilmiyorum ki size ne desem ne anlatsam bugün. Doğaçlama yapayım yine en iyisi. Klavyeme geldiği gibi yazayım. Beni resim yapmam için sürekli teşvik eden Çiğdemim, yazmam içinde her zaman teşvik eder sağolsun. Çiğdem, İstanbul'da yaşıyor.  Biz onunla yıllarca mektuplaştık. O zamanlar , mail, cep telefonu falan yoktu. Sık sık birbirimize mektup yazar, kart atardık. Hala da, çok seyrek olsa da yazarız birbirimize. Benim mektuplarım biraz komik, karışık olurdu. O da mektuplarımı okudukça bana " sen yaz muhakkak, hikaye yaz, roman yaz, yaz bişeyler " derdi. Ara sıra minicik bir şeyler yazdım ama çok çok az. Resimdeki yeteneğimi fark eden Çiğdem'im belki bunda da haklıdır. Yaz demek kolay ama yazmak zor. Yazmak demişken; canım babacığım bir süredir şiir yazıyordu, sonunda biriken şiirleri eşe dosta dağıtılmak üzere minik bir kitapçık olarak basıldı. 76 yaşında bir şiir kitabı oldu. Dün ilk imzasını yeğenime verdiği kitaba attı. Çokta güzel bir yazı yazmış , şimdi tam metni hatırlamıyorum ama içinde geçen bir kelime derin bir anlam taşıyor. "ebedi hatıra" Bu kitapçıkta bizlere yazdığı şiirlerde var. Anneciğime yazdıkları var. Onları okumaya pek kimse cesaret  ( Cesaret. Ben de annemin resimlerine bakmaya cesaret edemiyorum. Fotoğraflarla oynamayı çok severim. Onlarla uğraşırken arada annemin fotoğrafları çıkıyor. Hemen geçiyorum, bakamıyorum) edemiyor henüz. Bana da yazdı elbette. Paylaşırım belki bir gün sizlerle.  Ben de yıllarca şiir yazdım. Hemen hemen her Türk gibi genç yaşlarımda kağıtlar doldurdum. Her Türk biraz şair mi ne ? Eminim siz de yazmışsınızdır bir kaç satır bile olsa.
Şimdi defterimi aldım çekmecemden. Size, yazdıklarımdan birini aktarayım. Rastgele açtım bir sayfayı.

21 / 03 / 1983  Way way way.. 30 yıl öncesine ait bir şiir. Yanına not düşmüşüm. Funda Pastanesi diye. Çankaya lisesinin yanında idi o yıllarda . O günü hatırladım evet. Bir veda şiiri . Bakalım 30 yıl önce neler hissetmişim.

SANA

İşte bitti diyeceğiz
Gözlerimizde anlamsız bakışlarla
"İşte gidiyorum" diyeceksin
Sonu gelmeyecek, sonsuza.
Ayrılık buysa eğer;
Anlamsız bakışlarla söylenen bir kaç kelime ise
İnanmıyorum ağlamak gibi bir şeye.
Unutulacak ve unutacağız
Geçmişin güzel hatıralarını
Yırtıp atacağız sararmış resimleri
Yıllanmış mektupları
Sadece bir burukluk saracak içimizi bir an
Güzeldi diyebileceğiz
Her şeyiyle güzeldi
Çok pek çok güzeldi
Söyleyemediklerimiz...




              Ne anladım biliyor musunuz şu an; o güne gittim ve şiirin gerçekten ebedi bir hatıra olduğunu.

konu mankeni:  kısa İstanbul kaçamağından 

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...