Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 31, 2015

Pazar neşesi

Günler yağmurlu geçiyor. Yarın yaz başlıyor ama hava bahar havası. Mevsimler kaydı. 2010 yılı 24 Haziran, NTV hava durumu sayfasında şöyle yazıyor " Haziran ayı kuvvetli yaz sağanakları ile devam ediyor. " Yıl 2015 , durum benzer. Kısacası Haziran ayını da serin ve yağışlı geçirme ihtimalimiz  yüksek. An itibari ile evde kalorifer  yanıyor sabah akşam.  Bu da tarihe not olsun.

Ben halimden çok memnunum. Fazla sıcak sevmem. Limonata tadındaki bu havalara da aşığım. Yeşilin bin bir tonu taptazedir şimdi. Ve; güller, çiçekler  açtı her yerde rengarenk. Hava da doğal klimalı, insan başka ne ister diyorum; ama deniz, güneş, kumlar diye hayal eden çok kişi var tabii.

Onları bugün bir  video  ile selamlıyorum. Nasılsa yaz gelecek, ben  birazcık daha  baharımla ve yağmurlarımla mutlu olayım izninizle diyorum. Yok inatla ,  ille de deniz, güneş  ve incecik kumlar diye ısrar ediyorsanız ...  TIKTIK

nerede olursanız olun gününüzü keyifli geçirin, sevdiklerinize sıkıca sarılın..
iyi pazarlar


Küçük Moiz ilkokul çağına gelmiş. Okulda ilk günün akşamı eve dönmüş.
Annesi: “Oğlum öğretmenin bu gün neler anlattı size bakayım ?” diye sormuş.
Moiz: “Anne, Musa diye bir adam varmış, bir gün Ramses diye biriyle kapışmış, adamlarını alıp kaçmaya başlamış.
Kaçmışlar, kaçmışlar bir nehrin kenarına gelmişler. Arkadan Ramses’in ordusu geliyormuş.
Musa hemen cep telefonundan Mossad, CIA, Ordu, vs.. herkesi aramış.
Hemen helikopterlerle askerler gelmiş, nehrin üzerine bir köprü yapmışlar.
Musa ve adamları geçmiş. Ramses’in adamları köprüye girerken savaş uçakları gelmiş, köprüyü bombalamış, hepsi suya düşüp boğulmuş…”
Diye anlatırken, Anne: “İnanamıyorum !.. Öğretmenin cidden böyle mi anlattı ?” demiş.
Oğlan da: “Yaw Anne, ben sana öğretmenin anlattığı şekliyle anlatsam hiç inanmazsın..”…



Pazartesi, Ocak 26, 2015

Pazartesi

Foto: Füsun T.

Dünyada istediğim ve yaşamı bana sevdiren iki şey var: Aşk ve özgürlük. 

Aşk uğruna gerekirse yaşamımı veririm, fakat özgürlük uğruna aşkımı da feda ederim. 

Victor Hugo


Foto: Füsun T.


Temel bir kıza aşık olur, aşkından da şu şiiri yazar:
 Sabahları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Öğlenleri yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Akşamları yemek yiyemiyrum;
çünkü seni düşuniyrum,
Geceleri uyuyamıyrum;
Çünkü açum da!..

Foto: Füsun T.

Aşk başlamadan güzel, 
Kalplerde heyecan 
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... 
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, 
Başkaları görmesin diye çabalayış, 
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... 
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan

Pazar, Haziran 22, 2014

Erim de derim de

Erkekler genelde eşlerine karşı pek bir havalıdırlar. Höt pöt görünürlerde, iş ciddiye binince çok erkek eşinden tırsar hafiften. Geçenlerde internet üzerinden çok sevdiğim bir abimle, bir sohbet sırasında eşine atıp tutarken, bende ona " Ayten  ablam seni öldürür " deyince , "sorma yahu bizimkisi kuru gürültü"  diye takıldı ve bununla ilgili hoş  bir hikaye aktardı. Aynen onun ağzından, bende size naklediyorum. Çok hoşuma gitti zira.


Adamın biri ufak tefek, karısı da azman ve de eli maşalı. Kadın birgün bulamaç pişirmiş, bulgurdan. Akşam eve biraz bozuk gelen adam sofraya oturunca çatası tutmuş karısına, "avrat bu bulamaç cıvık olmuş" diye bir hörlemiş. Kadın zaten elimaşalı, "ne diyon herif sen! diye terliği kapıp yürümüş adamın üstüne.
Gürültüye konu komşu yetişmiş. İçeri girdiklerinde manzara şu, adam kendini dar atmış yatağın altına, kadın da eğilmiş adama doğru sallıyor terliği. Adam yatağın altında büzüştüğü köşeden hala horozlanıyor, "erim de, derim de, bulamacın cıvık ta cıvık ta".



Cumartesi, Eylül 28, 2013

Bir gün Temel . . .

Temel vize kuyruğunda. Her zamanki gibi vize vermemekte direnen yabancı ve tipik suratsız elçilik çalışanlarından biri sıra Temele gelince,
- Size bir bilmece soracağım, bilirseniz vizenizi vereceğim demiş ve sormuş 
Bilin bakalım.. Karşıdan karşıya geçerken üzerinize gelen 2 adet far gördünüz, bu nedir?..
Temel Otomobil diye sevinerek cevaplamış.
-Tamam ama olmadı demiş vize memuru, Nasıl bir otomobil?.. Opel?.. Ford?.. Mercedes?.. Hangisi?..
Temel ,  durun bana bir şans daha verin diye atılmış.
-Ama bu son şansınız.. Bilemezseniz sıradakini alırım.. 
Yine karşıdan karşıya geçiyorsunuz, bu sefer tek bir far gördünüz.. Nedir bu?..
Temel .Motosiklet..! diye cevaplamış.
-Bakın yine aynı hatayı yaptınız.. Tabii ki motosiklet.. Ama ne?.. Honda?.. Suzuki?.. Harley?.. Hangisi?.. Özür dilerim, sıradakiiii..
Temel hafif sinirli biçimde..
Vizeyi boş verin ama madem meraklısınız izin verirseniz ben de size minik bir bilmece sormak istiyorum demiş. Tamam demiş vize memuru oturduğu camekanın arkasında heyecanlanarak.
-Vakit gece yarısı, kırmızı fenerli bir sokaktasınız, elektrik direğine yaslanmış, file çoraplı, kıpkırmızı rujlu bir kadın gördünüz.. Bu nedir?..
Vize memuru Hahaha.. Kolay.. Bir Fahişe..! diye cevaplamış.
-Aaaa, olmadı.. Olmadı ama demiş Temel, Tamam da kim?.. Ebeniz mi?.. Anneniz mi?.. Kız Kardeşiniz mi? .. Hangisi?.. 

Pazartesi, Ağustos 19, 2013

Trendeki Sinek

Fly by George Milabo on 500px.com
Fly by George Milabo

Bir Türk, bir Fransız, bir de İngiliz trenle yolculuk yapıyorlarmış. Trendeki odaları fazla  sıcak olunca Fransız pencereyi açmış ve içeri bir tane sinek girmiş. Fransız hünerini göstermek için kılıcını çekmişşş ve sineğe bir tane vurmuş. Sinek ortadan ikiye ayrılmış.  Diğerleri hayretle bakarken, Fransız cebinden kartvizit çıkartmış ve İngiliz'le bizim Türk'e vermiş.  Kartvizitte;
- "Fransa'nın en iyi kılıç ustası" yazıyormuş. 
Bunu gören İngiliz hemen pencereyi açmış ve içeri bir tane daha sinek girmiş. Hemen okunu çekmiş bir fırlatmış sinek duvara yapışmış. Cebinden kartvizitini çıkartmış ve diğerlerine vermiş. 
- "İngiltere'nin en usta okçusu". 
Tabi Türk altta kalır mı. Hemen pencereyi açmış içeri bir tane daha sinek girmiş. Bizim Türk cebinden bıçağı çıkarttığı gibi sineğe fırlatmış, sinek yere düşmüş . Fakat  sinek bir kaç dakika sonra yerden kalkmış ve geri uçmuş. Bunu gören İngilizle Fransız basmış kahkahayı .Bizim Türk cebinden kartvizitleri çıkartmış ve İngiliz'le Fransız'a vermiş.
- "fenni sünnetçi remzi"



Çarşamba, Ağustos 07, 2013

Borç

Adamın biri  tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu  almış olarak  kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili  çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak  bir tartışma sonrasında kadın pes eder.  Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı  iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı  x'tir. Kadın  daha selam veremeden x , "havlunuzu üzerinizden  yere düşürürseniz  size anında 300 Euro veririm" der. Kadın bir müddet  tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü  açarak havlunun  düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir  ve söze devam  eder:
"Antrede doğabilecek ufak bir  tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de  derhal" der.
Önce şaşkın, fakat daha sonra  adrenalinin verdiği heyecan ve alacağı para ile  yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir  duraksamadan  sonra kabul eder.
Yaşamış olduğu  olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş  olduğu ufak servetin  heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya  geri  döner.
Hala duşta olan eşi ona kimin  geldiğini sorar.   "Arkadaşın  x" diye cevap verir kadın.
"Çok iyi, ona borç  verdiğim 800 Euro'yu getireceğini söylemişti,  onu getirdi o  zaman."

Cumartesi, Mayıs 18, 2013

Kim asacak

Bir gün fareler bir araya  gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar.  Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.
En sonunda genç  bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu  öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada bir  köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu  önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını  belirtir.
Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim  kedinin boynuna çan asacak? ?

kim asacak ?


Cuma, Nisan 26, 2013

Postacı


  İki velet karar vermişler , bütün büyüklerin hayatlarında sakladığı en azından bir büyük sır var. Bir tanesi bu varsayımı denemeye kalkmış..
- "Anne ben her şeyi biliyorum." Annesi:
- "Tamam anladım, al şu 10 lirayı babana hiçbir şey söyleme" demiş. Ufaklık çok memnun, babasına gitmiş:
- "Baba ben her şeyi biliyorum!" Babası:
- "Sus tamam, al şu 50 lirayı annene hiçbir şey söyleme" demiş. Bizimki zevkten dört köşe, bütün büyüklere işleyen bir sistemi keşfetmenin keyfinde......
Ertesi sabah kapı çalınmış postacı gelmiş, ufaklık açmış kapıyı:
- "Postacı amca ben artık her şeyi biliyorum." Postacı dizleri üzerine çöküp, kollarını iki yana açmış, gözlerinden yaş süzülerek :
- "Madem öyle, gel bakalım baban sana bir sarılsın!"

konu mankeni posta güvercini

Perşembe, Şubat 28, 2013

Ufaktan ufaktan kaçıyorum

Delinin biri her gün vücudundan bir parça kesip tımarhanenin penceresinden aşağı atıyormuş .Bunu fark eden doktor deliye sormuş:
 -- Sen ne yapıyorsun ?
 -- Ufaktan ufaktan kaçıyorum  ..
foto: Füsun T.

Pazar, Aralık 23, 2012

İyi pazarlar


NAZİK HANIM
     İstanbul'a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına İstanbul'lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor....
     Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış :
     -Uy kocacığım, it gibi titriyisen...




Pazar, Kasım 25, 2012

Meyhaneci


Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:
- " Paranızı sokağa atıyorsunuz ! Kazanan kim ? Meyhaneci...
En büyük dükkan kimin ? Meyhanecinin...
En güzel ev kimin ? Meyhanecinin...
Ya en güzel araba ? Meyhanecinin.
Bu paraları veren kim ? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:
- " Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.."
Hoca memnun:
- " Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Adam düzeltir:
- " İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım ! "


t

Cumartesi, Ekim 06, 2012

Neşeli ol ki genç kalasın

SİNEK !!!

Farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, şehir merkezinde bir cafeye gitmişler ve birer kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu görmüşler.
İngiliz yeni bir bardakta yeni bir kola istemiş.
İsveçli ayni bardakta yeni bir kola istemiş.
Finlandiyalı sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş.
Rus kolayı sinekle birlikte içmiş.
Çinli sineği yemiş, kolayı içmemiş.
Yahudi sineği yakalayıp Çinli'ye satmış.
Yunanlı  kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş.
Norveçli kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış.
İrlandalı sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş.
Amerikalı cafeye tazminat davası açmış ve 10 milyon dolar kazanmış.
Türk ise olayı şiddetle kınamış.



Cuma, Eylül 07, 2012

Temel ve Dursun

Temel ile Dursun bir gün ava gitmişler. İri bir geyik avlayıp geri dönerlerken, çok ağır olan geyiği birer boynuzundan beraberce tutarak köylerine doğru yola koyulmuşlar. Köye beşyüz metre kala köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görüp Temel ile Dursun'u tebrik ettikten sonra, geyiği böyle taşımaları halinde etinin sertleşeceğini söyleyerek kuyruğundan çekerek taşımalarını önermiş. Temel ile Dursun da kuyruğundan çekerek taşımaya
başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulmuşlar ve Dursun Temel'e dönüp : 
- "Ula Temel biz yine eskisi gibi taşısak iyi olur. Baksana köyden epeyce uzaklaştık.



Biliyorum hiçbirimizin gülecek hali kalmadı. Sadece iki saniyede olsa tebessüm edip moral kazanmanızı istedim. Bizim, bize ihtiyacımız var çünkü. 

Salı, Ağustos 07, 2012

Oruçsal hallerim

Evettt, açım , susuzum ama mutlu ve huzurluyum. İlk günü bir hayli kötü geçen oruçsal hallerim normale bindi de çok şükür, bende orucumu tutabiliyorum. Nefsimi  onarmakla meşgulüm, terbiye edemiyorum henüz. Canım  bir şeyler çekmeye başlıyor , yapmamaya gayret ediyorum, aklıma neler neler geliyor o anda ama yine de tam olarak başaramıyor, bazılarını yapıyorum. Geçenlerde böğürtlenli muhallebiye takıp kafayı , Zeynel'den sipariş vererek isteğimi yerine getirmiştim. Dünde kendi böğürtlenli muhallebimi yapmaya karar verdim. Anne eli gibi blogunda tarifi vardı, daha önce paylaşmıştım sizinle de, oradaki tarifi uygulayacaktım sözde, ama yapamadım. Baktım biraz  karışık, onu pişir bunu ekle , o malzeme , bu malzeme derken, o formda olmadığımı anladım ve kendi böğürtlenli muhallebimi yapmaya karar verdim. Deneme amaçlı olduğu için fazla yapmadım, bir daha ki sefere tam anlamıyla yaparım inşallah. Yani benimkini değil , anne elinin tarifini .Çünkü benim yaptığım olmadı. Tadı nefisti ama sadece muhallebi tadı vardı. Böğürtlenin o ekşimsi tadı olmadı.Kısacası istediğim lezzet bu değildi fakat çok hoş bir renk elde ettim. İki renkli muhallebi oldu benimki. Nasıl yaptım ? Muhallebiyi pişirdim, kaselere bir miktar koydum, bir kısmını tencerede bıraktım. O tencerede kalan muhallebinin içine ezilmiş böğürtlenleri atıp, bi fırt kaynattım ikisini beraber. Leylak rengi oldu. Onu kaselerin içindeki muhallebilerin üzerine boşaltıp, birer de böğürtlen koydum üstlerine. Oldu Füsun usulü böğürtlenli muhallebi. İstediğim tadı bulamayınca yerken de işi iyice sapıtarak ne kadar böğürtlen varsa içine doldurdum kasenin öyle yedim . Şimdi canım fena halde sigara böreği istiyor. İlk hedef onu yapmak. Komşumda tatilde, yoksa bir ümit o bana börek getirirdi. Kısmet.

Temel'le Dursun'da oruç tutmuşlar benim gibi.
Dursun Temel'e sormuş:
 - Uşağum oruç`lu oruç`lu kaç hamsi yiyepilursun?
Temel 100 tane demiş.
 Dursun ," Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin" demiş .
Bu espri Temel'in çok hoşuna gitmiş.  Yolda Cemal'i görmüş ve hemen sormuş:
 - Uşağum oruç`lu oruç`lu kaç hamsi yiyepilursun ?
Cemal 50 demiş.
"Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum" .

Cumartesi, Haziran 23, 2012

5 dakika

İki sarhoş mezarlığın duvarına yaslanmış, içmeye devam edip, sohbet ediyorlarmış, birden karşıdan bir cenaze görünmüş.
Sarhoşlardan biri merak edip, gidip sormuş:
 -"Nesi vardı? Neden öldü?"
 -"Bu adam hep içerdi, hep sarhoş gezerdi, ayyaşın biriydi!" cevabı üzerine, hemen arkadaşının yanına gidip, 
 -"O da bizim gibi çok içiyormuş" der. 
Korkan iki arkadaş içmeye ara verirler. Canları da sıkılır.Biraz sonra  başka bir cenaze görünür köşeden, yine aynı sarhoş merak edip koşar cenazenin yanına ve sorar:
 -"Neden öldü?"
 -"Takdir-i ilahi, hiç içki içmez- sigara bilmez bir adamdı!" der beriki..
 Sarhoş, koşa koşa arkadaşının yanına gelir: 
 -"İçelim anasını satayım! İçenle içmeyenin arasında 5 dakika fark var!"



Cuma, Mayıs 25, 2012

Hidayet

OTOBÜS ŞOFÖRÜ  HİDAYET

 Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen adam pederdir. Kapıda bir melek beklemektedir.
 Melek pedere sorar:
- Hiç günahın var mı Peder?
 Peder;
-Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca hep tanrıma dua ettim. Karıma ve çocuklarıma sadık kaldım. İnsanlara ve hayvanlara hep yardım ettim.
Melek;
- Çok iyi, bunları zaten biliyorduk. Al sana cennetin gümüş anahtarı der.
 Ve sonra Hidayet'e döner:
- Senin hiç günahın var mı?
 Hidayet;
-Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım. Tanrıya dua etmedim açıkçası, İnancım da zayıftı ve bir günahım vardı. Çok sert ve hızlı otobüs kullanırdım.
 Melek Hidayet'e döner ve:
- Bunu! da biliyoruz. Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı, der..
 Peder bu olaya çok sinirlenir:
- Ben hayatımı tanrıya adadım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün tutuyorsunuz, bu haksızlık değil mi?!
 Melek  gülerek:
- Koçum sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Hidayet otobüs kullanırken herkes dua ediyordu...

Cumartesi, Mayıs 12, 2012

Yarım Kivi

kaynak



 Amerika'da bir süpermarkette, müşteri yarım kivi satın almak istiyor. Tezgâhtar bunun mümkün olmadığını söylüyor. Ama müzteri ikna olmuyor ve kavga çıkıyor. Tezgahtar koşa koşa müdürün yanına  çıkıyor:
 "Efendim, hayvanın biri yarım kivi almak istiyor" der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün, müşteri de arkasından gelmiş, ensesinde duruyor...
Tezgahtar hemen müşteriyi işaret ediyor:
 "Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim..." diyor .
Müdür durumu anlıyor, adama yarım kiviyi mecburen verip gönderiyorlar. Müdür bir saat sonra tezgahtarı çağırtıyor:
 - "Tebrik ederim, çok zeki davrandın, iyi idare ettin. Nerelisin sen? "
 - "Brezilyalıyım efendim..."
 - "Amerika'ya niye geldin?"
 - "Brezilya cazip bir yer değil efendim, orada insanlar ya fahişe, ya da futbolcu..."
 Müdür;
 - "Biliyor musun, benim karım da Brezilyalı... "
 - "Yaaaaaaaa öyle mi, Yenge hangi takımda futbol oynuyor ?"

Cumartesi, Nisan 21, 2012

Neşeli günler

Zamanında Padişahın biri;
 - Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim! demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
 - Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
 - Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..
 - Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.. - Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..
kaynak

 - Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
 - Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
 Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
 - Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!

Pazar, Nisan 01, 2012

Pazar neşesi

Zengin bir iş adamının kızı, kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadaşını anne ve babasıyla tanıştırmak için evlerine yemeğe çağırdı. Yemekten sonra zengin iş adamı damat adayıyla baş başa konuşmak istedi ve onu çalışma odasına götürdü.
Senle şöyle erkek erkeğe konuşalım yavrum, dedi.
- Evlendikten sonra aileni geçindirmek için ne iş yapmayı düşünüyorsun?
Damat adayı duraksamadan yanıt verdi:
- Aslında benim elimden her iş gelir efendim, evlendikten sonra bir yerde kesinlikle bir iş bulurum. Sonra da nasıl olsa, Tanrı yardım eder.
Damat adayının bu yanıtını kuşkuyla karşılayan iş adamı, bu kez daha somut bir soru sordu:
- Peki içinde kızımı oturtabileceğin bir eve nasıl sahip olmayı düşünüyorsun?
Damat adayı yine duraksamadan cevap verdi:
 - Ben aslında çok çalışkan bir insanımdır, dedi. Gece gündüz demez çalışır, para biriktiririm. Sonra da nasıl olsa Tanrı yardım eder, bizde bir ev sahibi oluruz.
Kız babasının neşesi iyice kaçtı. Bu kez sesini yükselterek sordu:
 - Peki oğlum ilerde çocuklarınız olunca onlara nasıl bakacaksınız?
Damat adayı o soruyu da yanıtladı:
- Biraz önce söyledim ya, gece gündüz çalışır kazandığım tüm parayı biriktiririm. Sonrada nasıl olsa Tanrı'nın yardımıyla çocuklarımızı büyütürüz.
Damat gittikten sonra kızı koşarak babasının yanına geldi:
- Damadını beğendiğini gözlerinden anlıyorum babacığım, lütfen söyler misin onun en çok neyini beğendin? Babası kızının yüzüne dik dik baktı:
- Onun en çok hoşuma giden yanı benim hakkımdaki görüşü, dedi ve ekledi: -
  Beni Tanrı sanıyor!..

Pazar, Mart 04, 2012

Pazar neşesi


Yaşlı çift yataklarına girmişler, koca uykuya geçmek üzere... Ama  hanımı aniden bastıran bir romantik dalganın
 tesirinde... Kocasıyla  sohbet etmek istiyor... Dudaklarında hülyalı bir gülümseme, gözleri uzaklardaki zamanlarda:
- Bana kur yapacağında elimi tutardın...
 Koca, gözleri hâlâ uykuda, elini uzatır, elini hanımının elinin üzerine koyar.Birkaç dakika geçer.
- Sonra beni öperdin...
Koca uykusu ile hanımı arasında bocalar, uykusunu kaçırmaktan imtina ederek uzanır ve yanağına bir öpücük kondurur, aynı ağır çekimle başını yastığına tekrar yerleştirir. Artık huzurlu bir uykuya geçmeye tamamen hazır...
- Sonra boynumdan hafifçe ısırırdın...
- ?
Koca oyuncağı elinden alınmış çocuk huzursuzluğuyla yorganı kaldırır, yataktan kalkar.
Hanımı sorar:
- Nereye gidiyorsun?
- Dişlerimi takmaya.



Gününüz neşe içinde geçsin, hepimize iyi pazarlar. . .

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...