BAHAR GELDİ
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar
Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine
Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor
Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde
Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından
Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe
Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .
7 / Şubat / 2015
Yaşar T. *
Ankara
* Babam olur kendisi. 70 yaşından sonra şiir yazmaya başladı. 300 den fazla şiiri var. Eşe dosta hatıra olarak dağıtmak için iki kitap bastırdı. Halen yazmaya devam ediyor . Fotoğraflarda görmüş olduğunuz bahçe de kendisi tarafından dizayn edilmiştir.
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma, Mart 30, 2018
Pazar, Mart 22, 2015
Yeliz / Hoşgeldin bahar
| özledim bahçemin baharlarını |
Sene 1974 , içimde baharların her daim yaşadığı yaşlar. Hayat bana güzel. Her şey şenlik havasında, ekmek elden su gölden, ye iç eğlen gül oyna...
Çiğdem Talu o yıllarda şu sözleri yazar
hoşgeldin bahar la la la
hoşgeldin dostum la la la
neşe getirdin la la la
dünya ya la la la la la la la
hoşgeldin bahar la la la
hoşgeldin dostum la la la
yeniden doğmuş gibi şimdi bütün dünya
birden zaman dursa her gün bahar olsa
bugün açan güller hiç bir gün solmasa
kırılan kalplerin yerini sevgi alsa
kimse gücenmese kimse ağlamasa
ümitsiz günlerin sonu gelmiş olsa
yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa
dünyada..
hoşgeldin bahar.....
yüzyıllar boyunca her gün bahar olsa
gecesi gündüzü hep aydınlık olsa
yeryüzü gökyüzü neşemizi paylaşsa
dallardaki kuşlar bize örnek olsa
kimse darılmasa kimse ayrılmasa
yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa
dünyada..
hoşgeldin bahar.....
Müzikleri Faure Daniel & Albert Lucien yapar ve Yeliz yorumlar. DİNLEYELİM
Yeliz'in o yılların gençlerinde yeri ayrıdır. Bir çok şarkısı eşlik etmiştir aşklara. Mesela YALAN . Kim sanmamıştır aşkının ömür boyu süreceğini.
Sevdiği olmayanların şarkısı BU NE DÜNYA KARDEŞİM
Tüm bu satırları hazırlarken Yeliz'in son çıkan En iyileriyle Yeliz albümünü neden alıp arşivime dahil etmediğime şaşırdım. İlk alınacaklar listesine girdi.
![]() |
| bahar tüm güzelliği ve bereketiyle gelsin |
Cumartesi, Mart 21, 2015
Ekinoks
Eski bir Vega şarkısı vardır, şimdilerde yeniden dizilerle gündeme gelen, pek bi sevdiğim şarkısı " bu sabahların bir anlamı olmalı " der, bugünlerde benimde sürekli piknik fotoğrafı biriktirmemin bir anlamı olmalı mutlaka. Fotoğraf cenneti pinterestte baktığım piknik fotoğrafları beni acayip mutlu ediyor.
Sene bir hayli eski, çocukluğum, sonrasında ergen yaşlarım. Kaplumbağa bir arabamız var, içine kaç kişi sığarız diye rekor denemeler yaptığımız. O yıllarda bir evde sadece bir araba var, hatta her evde yok bile. Yani şimdiki gibi tüm aile fertlerinin altında dört teker mevcut değilken, biz de tüm aile bir vosvosa sığmaya çalışıyorduk. Annem piknik sepetimizi hazırlardı hafta sonlarında, ver elini Bayındır barajı, Çubuk barajı, Eymir gölü, Kızılcahamam, Gölbaşı... Listeye bakarsanız ille de su kenarı olduğunu fark edersiniz. Biz ailece balık burcuyuz, sudan uzak kalamıyoruz demek ki. Çoluk çombak pikniğimizi keyif içinde tamamlar, vosvosumuza aynı kadro sığmaya çalışarak evimize dönerdik . Mutluyduk biz, sevgi doluyduk. İşte o piknikler beni sandığımdan da çok mutlu ediyormuş sanırım. Şimdi piknik fotoğraflarına sarmam , o mutluluğu iliklerimde hissetmeme sebep oluyor galiba.
Bugün ekinoks , baharın ilk günü. Gece ve gündüz eşit. İstedim ki güzel fotoğraflara bakarak bizde içimizdeki mutluluk ve mutsuzluğu, tüm dengesiz duygu durumlarını bir nebze eşitleyelim. Huzur bulalım.
***fotoğraflar pinterestten alınmıştır. Üzerlerine tıklarsanız kaynaklarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca tıkladığınızda farklı bloglar, web sayfaları da keşfedeceksiniz.
![]() |
Perşembe, Mart 12, 2015
Perşembe, Şubat 06, 2014
Baharın ayak sesleri
Baharın ayak seslerini duyuyor musunuz ? İçinizde bi pıtırtılar, bi kıpırtılar başlamadı mı ? Çiçekler canlanmaya başladı , siz başlamadınız mı ? Güneş daha gibi güzel parlamadı mı ?
Ben sanki hafiften yakaladım bu durumu. Ne kaldı ki zaten. Mart demek bahar başlıyor demek. "Yaşasın" dedim kendim kendime, "atarsın artık bu ataleti üstünden". Bahar da yorgunluk yapar ama hiç değilse umutlarını çoğaltır insanın. Kendimi üstüne ölü toprağı serilmiş gibi hissediyorum yılbaşından bu yana. Bir ağırlık ki, zorlamalara bile kulak asmıyor. Neyse ki bugün kahvemi içerken bi umutlandım geleceğe dair. Geleceği düşünmemek , şimdiki anı yaşamak lazım ama çok kolay bir şey değil. Biraz çalışmak lazım. Şu an o çalışmayı yapayım bari.
Sabah kahvesi beni yeterince mutlu etti. Mutfağıma gelen güneş, umutlarımı çoğalttı, içimi ısıttı. Kalbim bir farklı çarptı. Çok şükür. Gelecek bildiği gibi gelsin o zaman. "İşimiz bu yaşamak". Sezen Aksu'nun Ceza ile birlikte söylediği şarkının , Sezen Aksu tarafından söylenen nakaratında şöyle der ve çok severim.
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak
Unuttum bildiğimi doğarken ,umudum ölmeden hatırlamak.
Pazar, Mart 31, 2013
Pazar şarkısı
Perşembe, Mart 21, 2013
Bahar
Bugün dünya şiir günü imiş. Sevgili Leylak Dalı , Kitaplık Kurdu sitesinde paylaşmış , bende sayesinde öğrendim. Onun paylaştıklarını okuyunca ,madem bugün şiir günü bende bir dize paylaşayım istedim.
Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
*********
ATAOL BEHRAMOĞLU
Çarşamba, Nisan 25, 2012
Güzel bir günden kalanlar
Pazartesi gün havanın güzel olmasından faydalanarak bahçenin yolunu tuttuk. Kendimizi çayır çimene attık sonunda. Keyifli bir gün oldu. Bayramın coşkusu bize de yansıdı ve 23 Nisan çocuk bayramını biz de hoplaya zıplaya kutladık. Yaşça en büyük ben olduğum için zıplamakta bir hayli zorlansamda sonunda ayaklarımı yerden kesmeyi başardım.
Bahçe baharın güzelliklerini bize sunmaya başlamış. Çiçekler birer birer açıyor artık. Ağaçlarda sonunda çiçeklerini açmış. Ankara'nın soğuk havasından dolayı anca açabildi zavallılar. Girişte bizi bu güzel laleler karşıladı. Yeğenim Hollanda'dan getirmişti soğanlarını. Her sene açarak bizi şenlendiriyor. Lale hakkında bir kaç bilgi paylaşalım bu arada.
İlk kim tarafından yetiştirildiği ve anavatanı hakkında sık sık farklı şeyler söylenen zambakgillerden olan bir çiçek Lale. Bir sap üzerinde bir adet çiçek açar. Değişik renkleri vardır. Lale'nin Türkler tarafından Orta Asya'dan getirildiği söylenir. Bir rivayete göre anavatanı Kazakistandır. Bir başka rivayet Konya'da yetiştiği hakkında. Hollanda ise lale bizimdir diyor. Selçuklular laleyi çinilerde, halılarda, kumaşlarda, mücevherlerde, camilerde bolca kullanmışlar. Demek ki bu figür o zamanlar kullanıldığına göre lale o zaman mevcutmuş. Lale devrinin yaşandığı yıllarda çıkarılan bir mecmuada lalenin kayıtlı 500, tahmini 2000'e yakın çeşidi olduğu söyleniyor. Mevlana hazretleri ise rubailerinde laleden söz etmiş.
“Bir göz ki, bakışı o güle ve lâleye dönmüştür”
“Can, hep o lâle bahçesinden söz açmaktadır”
“Ey lâle gel de sen yanağımdan renk al”
Konyalılarda en güzel lalelerin orada yetiştiğini söylüyorlar ve günümüzde lale üretimi yapılan yerlerin başında geliyor Konya.
İstanbul'da ıslah edilmiş laleyi ilk yetiştiren kişi Kanûnî’nin şeyhülislamı Ebussuud Efendi’dir. Avrupaya gidişi ise; ilk lâle soğanını, 1562‘de Alman diplomat Busbecq İstanbul’dan Viyana’ya götürmüştür ve böylece Avrupa'ya ulaşmıştır. Oralardan Hollanda'ya ulaşmış ve büyük rağbet görmüştür. Bir lale soğanı bir malikane parasına satılmış, hatta lale borsası ekonomide söz sahibi olmuştur. Biz daima sonradan akıllandığımız için, bir ara laleyi Hollanda'dan almaya başlamıştık. Hollanda kısırlaştırılmış soğanlar verdiği için tekrar üremesi mümkün olmuyordu. Oysa lale çok yıllık soğanlı bir bitkidir. Son yıllarda ise İstanbul, bir devre adını vermiş olan bu çiçeğe tekrar sahip çıkıp üretimine başladı çok şükür.
Keşke tüm mevsim boyunca açabilse ama ne yazık ki kısa bir ömrü var lalenin. Sarısı henüz açmamıştı, açtığında görebilirim umarım.
Japon elmaları da açmış. İyi ki fotoğraf makinam yanımdaydı da onları da fotoğraflayabildim. Pembe rengine bayılıyorum çünkü. "Bahar üstüme gelme ne olur " diyesim geldi çiçeklerine baktıkça .
İşte böyle, neşeli bir günden geriye bunlar kaldı. Bir daha ki neşeli güne kadar esen kalın, baharı doya doya yaşayın. İçinizdeki baharlar daimi olsun.
“Bir göz ki, bakışı o güle ve lâleye dönmüştür”
“Can, hep o lâle bahçesinden söz açmaktadır”
“Ey lâle gel de sen yanağımdan renk al”
Konyalılarda en güzel lalelerin orada yetiştiğini söylüyorlar ve günümüzde lale üretimi yapılan yerlerin başında geliyor Konya.
İstanbul'da ıslah edilmiş laleyi ilk yetiştiren kişi Kanûnî’nin şeyhülislamı Ebussuud Efendi’dir. Avrupaya gidişi ise; ilk lâle soğanını, 1562‘de Alman diplomat Busbecq İstanbul’dan Viyana’ya götürmüştür ve böylece Avrupa'ya ulaşmıştır. Oralardan Hollanda'ya ulaşmış ve büyük rağbet görmüştür. Bir lale soğanı bir malikane parasına satılmış, hatta lale borsası ekonomide söz sahibi olmuştur. Biz daima sonradan akıllandığımız için, bir ara laleyi Hollanda'dan almaya başlamıştık. Hollanda kısırlaştırılmış soğanlar verdiği için tekrar üremesi mümkün olmuyordu. Oysa lale çok yıllık soğanlı bir bitkidir. Son yıllarda ise İstanbul, bir devre adını vermiş olan bu çiçeğe tekrar sahip çıkıp üretimine başladı çok şükür.
Keşke tüm mevsim boyunca açabilse ama ne yazık ki kısa bir ömrü var lalenin. Sarısı henüz açmamıştı, açtığında görebilirim umarım.
Japon elmaları da açmış. İyi ki fotoğraf makinam yanımdaydı da onları da fotoğraflayabildim. Pembe rengine bayılıyorum çünkü. "Bahar üstüme gelme ne olur " diyesim geldi çiçeklerine baktıkça .
İşte böyle, neşeli bir günden geriye bunlar kaldı. Bir daha ki neşeli güne kadar esen kalın, baharı doya doya yaşayın. İçinizdeki baharlar daimi olsun.
Pazar, Nisan 08, 2012
Pazar şarkısı
| kaynak |
Ve sonunda bizim hayallerimizin baharı da geldi. Gerçi Ankara'ya henüz tam olarak intikal edemedi ama güneyde, batıda ve marmara da insanlar kendini bahara teslim etmiş görünüyor. Bahar gelince her şey yeniden canlanıyor ve bu müthiş bir şey. Yeniden doğuşun her adımına şahit oluyor insan. Tomurlar oluşuyor ağaçlarda, yağmurlar yağıyor, kışın koyu rengini yıkıyor ve yeşillere bırakıyor griler yerini. Sonra; pembeler, lilalar, sarılar, morlar, kırmızılar kuşatıyor evreni. İnsanlarda da değişimler oluyor, umutlar artıyor, neşe artıyor, hareket artıyor, aşk artıyor. Sarılın sevdiklerinize, çıkın doğaya, koklayın, gözleyin, içinize doldurun baharı . Sizi Vivaldi ile başbaşa bırakayım artık.
vivaldi / four seasons
Baharı doya doya yaşayabilmeniz dileği ile , hepinize iyi pazarlar.
Perşembe, Ağustos 18, 2011
Özledim
Bu yaz aylarının miskinliğinden bunaldım ben. Belkide yaklaşan sonbaharı hissettiğimden bilemiyorum ama baharı özledim ben, yüreğimin kıpır kıpır etmesini, o kışdan çıkan tüm tabiatın canlanışı gibi ruhumun canlanışını özledim.
Can Dündar'ın bu yazısını çok severim. Bahar aklıma gelince bu yazı aklıma geldi hemen. Bu yazıyı ara sıra okumayı seviyorum.
BAHAR GELME ÜSTÜME!..
Bahar, yalvarırım çek git işine..!
Salma üstüme çiçeklerini,
… aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek…
Kavaklar kıpır kıpır ıslık ıslığa meltem…
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek…
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme..!
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı…
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime…
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir…
Bir de sen çıldırtma beni
Krizdeyim ben… tembelliğin sırası değil, uyamam sana…
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni…
Bulutların üşüşmesin başıma…
Girme kanıma benim…
… yoldan çıkarma..!
Sen ki en cilvelisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi.
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana…!
Biliyorum çünkü; yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin…
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman…
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin
uçuştuğu gün batımları…
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin korkmaktan…
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında…
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz…
Hayat bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden… yüreğim viraneye…
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da…
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar…
İş açma başıma…
Git işine!..
Yoldan çıkarma beni!..
Can Dündar
Can Dündar'ın bu yazısını çok severim. Bahar aklıma gelince bu yazı aklıma geldi hemen. Bu yazıyı ara sıra okumayı seviyorum.
| Fotoğraf : Füsun T. |
BAHAR GELME ÜSTÜME!..
Bahar, yalvarırım çek git işine..!
Salma üstüme çiçeklerini,
… aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek…
Kavaklar kıpır kıpır ıslık ıslığa meltem…
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek…
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme..!
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı…
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime…
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir…
Bir de sen çıldırtma beni
Krizdeyim ben… tembelliğin sırası değil, uyamam sana…
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni…
Bulutların üşüşmesin başıma…
Girme kanıma benim…
… yoldan çıkarma..!
Sen ki en cilvelisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi.
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana…!
Biliyorum çünkü; yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin…
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman…
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin
uçuştuğu gün batımları…
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin korkmaktan…
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında…
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz…
Hayat bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden… yüreğim viraneye…
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da…
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar…
İş açma başıma…
Git işine!..
Yoldan çıkarma beni!..
Can Dündar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















