Perşembe, Ekim 18, 2012

Antika pazarı

Ankara'da, Ayrancı pazar yerinde, her ayın ilk pazar günü antika pazarı kurulur. Bilirim de, şimdiye kadar gitmemiştim hiç. İstedim istedim bir türlü olmadı. Bu pazar stand açan arkadaşlarımı ziyaret etmek için oradaydım. İyi ki gitmişim tam bana göre bir yer. Eskiler, yeniler, bir sürü şey iç içe. Adı antika pazarı ama içindeki ürünlerin antika özelliği var mı acaba. Sanırım daha çok eski ürünler pazarı denmeliydi. Bir ürün öyle kolay kolay antika olmuyor.Çokta anladığım bir şey değil ama eski eşya seviyorum.  En çok zamanı plaklara harcadım ben. Bir sürü plak, hem de 10 TL. ile 20 TL. arası fiyatlara.

Ne alacağımı bilmeden gittiğim için, ilk olarak plakları karıştırmakla işe başladım. Bilmediğim bir sürü sanatçı olduğunu fark ettim. Bildiklerimde vardı tabii. Onları daha bir dikkatle inceledim.

Acemi antikacının hali pek bir belli oldu yalnız. Plakların başında bu işi bilinçli yapan bir grup orta yaş üzeri beyefendi vardı. Baktılar ben şapşallaşmış bir halde sürekli karıştırıyorum plakları "aradığınız bir şey var mı " diye sordular tabii ki. "Yok öyle bakıyorum işte , önereceğiniz bir şey var mı" dedim bende napim. Hay allah, bir daha ki sefere çalışıp gitmeliyim dedim içimdende. Şaka tabii ki, kime ne şapşalda baksam. Daldım gittim tekrar plaklara.



O da ne? Sahibinin Sesi. Bir taş plak. Ferahnak şarkı, Aşkınla Harap Olduğum. Nebile hanım seslendiriyor. Gramafonum yok ki. Olsa alırdım. Epeyce bir kurcalamadan sonra kendime alacak bir plak buldum.
Julio Iglesias. Severim kendilerini. Baktım Nathalie'de var şarkılar arasında. Hemen bir kenara ayırdım.



Yanımda, benim gibi plaklara bakan ben yaştaki beyle sohbete başladık bu arada.  Pikabımdaki sorunu bile paylaştık. Bana tamirci buldu sağolsun.  Baktım anlıyor bu işten, aldığım plaktaki hafif çiziği gösterdim, bir sorun olur mu acaba diye. Ciddiyetle inceledi ve olmayacağını söyledi. Sonrada bana bir plak önerdi.
"Hemde içinde iki plak birden var, madem bu tarzı seviyorsunuz bunu kaçırmayın ,ayrıca temiz bir plak" dedi. Jhonny Mathis'le tanıştım böylece.


Onuda aldım tabii ki. Aman bir mutlu oldum o anda. Demek ki dedim 20 TL. karşılığı aldığım iki plakla mutlu olabilmekte varmış hayatta. Demek ki, kolay mutlu olabiliyorum ben.


Bu plağı henüz dinleyemedim. Fikir beyan edemiyorum o yüzden. Ama Julio'yu almakla isabetli bir iş yapmışım. Mevsim itibari ile balkondan içeriye dönüş oldu  ve cam önü çay saatlerim başladı .Bu ritüelde bana şahane eşlik etti Julio .
Plaklardan kendimi zor bela kurtardıktan sonra pazarı dolaşmaya başladım. Fotoğraf makinaları. Hepsi benim olsa.

Eski oyuncaklar. Bazısı benim olabilir. Bu stand'da teneke kutularda vardı. Her şeyi fotoğraflayamadım tabii ki. 
Bu oyuncaklara bakarken foto çekmek için izin istedim. Oturmakta olan iki beyefendi, kendilerini çekmezsem sorun olmayacağını, oyuncakları çekebileceğimi söylediler. O sırada gülüşmeler ve şakalaşmalar başladı kendi aralarında. Arkalarında ayakta duran bir diğer arkadaşlarını işaret ederek. "Bunu çekebilirsin, buda 2nci el " diye arkadaşları ile kafa buldular. Benim için mahsuru olmadığını söyledim. Beyefendi poz verdi bana. Fotoğrafın altına adını da yazıp 2nci el felanca dememi istediler ama ben adını unuttum beyefendinin. Komik insanlardı. İşte fotoğrafı. 

                              Bunlarda eski oyuncak arabalar.  Bu arabaların hepsini Seda'ya alacağım.


Pazara gidiyorsun Füsun. Yanına para almadan gider mi insan. Kredi kartı kullanırım ben hep. Nakit param olmaz çok zaman cüzdanımda. Pazarda çok yerde pos makinası yok tabii ki. O yüzden bir kaç almak istediğimi alamadım. Fotolarını çektim bende. İşte onlardan birisi fotoğraftaki pembe kahve fincanı. 40 TL. idi ama param yoktu.

Çok güzeldi çokkk. İncecik bir porselen. Rengine bayıldım, şekline bayıldım. Belki bu ayki pazarda yakalarım kendisini. Bir diğer beğendiğim yine aynı masada, kuşlu bir porselen tabaktı. Kuşları sevdiğimi bilmeyen kaldı mı ?

E güzel ama ben napim. Ah benim olsan kuşlu tabak. Bu pazar benim için biraz tehlikeli. Fiyatlar pek ucuz değil çünkü. Porselen biblolarda güzeldi. Çok çok güzeli yoktu ama olanlar içinden iki tane beğendim.

Kızın yüzü çirkindi ama kompozisyon değişik geldi bana. Ceylan kızdan daha güzeldi. Bu fotoyu buraya koyunca arkada uçan kazı keşfettim. O da baya hoşmuş ama gözümden kaçmış. Hepsi bir arada olunca dikkatli bakmak gerekiyor ve zaman lazım.

İşte bu çiçekli bayanı çok beğendim. Bunu büyük ihtimalle alırım. Kazı gördünüz mü, güzelmiş dimi ? Bu ara porselen biblolara bakıyorum zaten nereye gitsem. Ama çok pahalılar çokkk. Mağazalarda en ufağı 100 TL. den başlıyor.
Evet sevdim antika pazarını. Bir aksilik olmaz ise bu ayda giderim. Ve kendime aldığım bir diğer şeyle noktalıyorum yazıyı. Arkadaşlarımı ziyarete gittim aslında. Ve onlardan aldığım seramik baykuşlar. Minik olan bana hediye edildi. Yuppiii yanii. Hediye geri çevrilir mi.









18 yorum:

  1. Harikasınnn :)
    plak bende severim ama gramafonum yok :(
    Keyifli günler dilerim canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gramofon alasım geldi orada :) Sanada keyifli günler İlknurcum.

      Sil
  2. Ayrancı antika pazarı, birkaç defa gittim acele etmeden bakmak lazım o zaman ilginç bir sürü şey bulunabilir. 2. el abimize çok güldüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet dikkatli bakmak gerek , çünkü bir sürü obje var ve insan birine bakayım derken diğerini atlıyor.
      2nci el abi ve arkadaşları şirindi. Abi diyorum ama belkide benden küçüktü :)))))

      Sil
  3. çok güzelmiş.. burayı bilmiyordum.. ankaraya gelince uğrarım ben buraya..
    teşekkürler bu güzel paylaşım için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim Serkan. Uğra tabii, her ayın ilk pazarı kuruluyor.:)

      Sil
  4. Merhaba, harika bir zaman geçirmişsiniz :) İyi olan şeyler pahalı oluyor maalesef. Belki böylesi daha iyi insanı frenliyor. En beğendiğini almaya çalışıp, seçici oluyorsun. Her beğendiğimizi almaya kalksak evde bize yer kalmaz.
    Julio Iglesias'ın Nathalie şarkısını ben de severdim. Julio'nun bir filmini de seyretmişliğim vardır. Konu hak getire de bol bol Julio'nun şarkılarını dinlemiştik.
    İyi günler dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, ev zaten minnacık, alsam nereye koyacağım derdi var. Almanında sonu yok :)Natalie güzel şarkı, Ajda Pekkan uyarlamasıda güzel.
      Sizede iyi günler sevgili Rabia .

      Sil
  5. Yazıyı görünce ve fotoğraflara bakmaya başlayınca kocaman hiiii dedim :) Efekti yazamıyorum ama anlamışsındır :) Eskileri bende seviyorum biliyorsun ve önce fotoğraf makinelerini görünce benim olsun derken, oyuncaklara gelince hayırrr bunlar benim olsun diye çığlık attım :)) Baktım ki zaten onlar benimmiş.. Böyle düşünmen çok mutlu ediyor beni, aklına gelmek çok güzel. İstanbul da nerede acaba bu pazarlar, gitsem de talan etsem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O "hiiii" yi tahmin edebiliyorum :))Arabaları görünce direk "Seda'nın olsun bunlar" dedim :) Sevgiler

      Sil
  6. Kesin gitmeliyim 4 kasımda:))) İnşallah da giderim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bencede git dolaş Vuslatcım. Güzel objeler var. :)Pikabın varsa bir sürü plak var, ben plak için tekrar uğrayacağım.

      Sil
  7. Beni birak oraya ve unut....:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He he he, çok hoşsun Başakcım. Gel beraber unutulalım :)))

      Sil
  8. Muhtesemmis! Ince porselen cay fincanlarina bayilirim, kale civarinda sormustum 200 tl gibi bir sey demislerdi iki tanesine. Tabi ki almamistim. Bu pazar cok guzelmis, hem de cok yakinmis, kasimdakine gitmem lazim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harika dimi. Renkte süperdi.Ben de gidicem inşallah yine :)

      Sil
  9. Harikaymış! Keşke paran olsaymış...(ya da olmaması iyi olmuş belki de:))
    Plaklara içim eridi, ben hiç çıkamazdım sanırım oradan:)

    YanıtlaSil
  10. Semicim, iyi ki param yokmuş diyorum şimdi :))) Yoksa baya bi içeri girebilirdi bütçe :))Ah o plaklar ah, onların yüzünden bu ay yine gidicem :) Bide biblolar. Gitti paralarrr gittii ..

    YanıtlaSil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...