gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Temmuz 11, 2015

Asya Ekspedisyonu

Cemal Gülas ismini bilenler için heyecan verici bir haber. Gülas ve ekibi yaklaşık 18 ay sürecek yeni bir projeye başladı. İstanbul Boğaziçi'nden başlayacak , Bering boğazına kadar Asya'yı dolaşıp, coğrafi, kültürel, antropolojik araştırmalarını , görsel ve yazılı bir arşive dönüştürecekler. 40.000 km yol katedecekler ortalama olarak. Tüm bunları Kocaoğlan isimli özel hazırlanmış araçları ile yapacaklar, hatta yapıyorlar. Çünkü Nisan ayında yola çıktılar. İşte Kocaoğlan.




Çok çok heyecan verici şahane bir proje. Benim kalbim pır pır ediyor onların yerine. Çünkü benim hayallerim içinde, bir karavanla Türkiye'yi dolaşmak olur hep. Tam bir hayal ama hayat da her an sürprizler sunar insana malum. Ayrıca hayali bile keyifli.

Bu projeyi internet üzerinden adım adım takip edebilirsiniz.
FACEBOOK 
TWİTTER
İnstagram 
ASYA_EKSPEDISYONU
CEMALGULAS
Web sayfaları 
https://www.asyaekspedisyonu.com/anasayfa.html


                                               Cemal Gülas Kocaoğlan'da çalışırken 

Cemal Gülas'ın instagram hesabını büyük keyifle takip ederim. Çamlıhemşin de  Pogina isimli bir mahellede , orman içinde "İnim " adını verdiği muhteşem güzel bir yerde yaşıyor. Her paylaştığı fotoda oradaymış gibi ruhum dinleniyor. Allah sağlıkla, keyfile yaşamasına izin versin ki, biz de sayesinde yeni yerler keşfedelim.
İşte "İNİM"


Perşembe, Ekim 30, 2014

Termal


Latince adı Nymphaea, Türkçe adı Nilüfer. Bu yaz Yalova'nın Termal ilçesine gittiğimde çekmiştim bu fotoğrafları. Anılar var bende bir sürü. Sık sık beni ziyaret eden anılar. Yıllar yıllar önce Termal'de bir kaç gün kalıp sessizliğe ve Ağustos böceği seslerine doymuştuk ailece. Hiç esintinin olmadığı gecelerde balkonda otururken anneciğim çam ağaçlarının tepesine bakar, "ohh kıpırdadı çok şükür , esinti çıkacak " derdi. Biraz fazla ısınmış, ama ruhumuzu çok güzel dinlendirmiştik. Gecenin sessizliğinde binlerce Ağustos böceği aynı anda cırcır öterdi. İlk gün tuhaf ve birazda rahatsız edici sese, sonraki günler alışmıştık. Biz kaplıcadan faydalanmak için değil, sadece orman içinde kafa dinlemek için gitmiştik. 



Termal kaplıcaları ile ünlüdür. Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasındaki sıcak su kaynaklarından çıkan buhar nedeni ile yeraltı tanrısının burada yaşadığına inanılmış Roma devrinde . Suları şifalıdır. Samanlı dağlarının eteğindedir. Gözler yeşile doyar burada. Topraklarında ender görülen bitkiler yetişir. Ziyaret ederseniz ağaçların üzerinde bulunan künye plakalara bakın. Bitkiler hakkında bilgiler bulacaksınız. 


4000 yıl önce doğa olayları sonucu oluşan kaplıcalar, 2000 yıldır insanların şifa için geldikleri bir yer. Osmanlı zamanında, Bezm_i alem Valide Sultan romatizma ağrıları için kaplıcaya gelip, şifa bulunca , oğlu Sultan Abdülmecit eski hamamları onarmış, restore etmiş ve yeni tesisler yaptırmış .






İyi de etmiş. Dertlere deva hastalara şifa bir yer haline gelmiş. Turistik bir yer aynı zamanda. Özellikle Araplar tarafından çok tercih ediliyor. Termal'de bir sürü otel mevcut. Yaz aylarında Gökçedere köyünde pansiyonculuk da yapılıyor. Ve köy halkından çok Arap görüyorsunuz köyde.




Mide suyu, göz suyu ve ayak suyu önemli şifa suları. Şifalı sudan oluşan havuzu da romatizmal hastalıklara iyi gelir. İçilebilen suları, sindirim sistemi, böbrek hastalıkları,kadın hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Yaz günü o sıcak su havuzuna girince hamur gibi olur vücudunuz. Bi rahatlarsınız , yumuşacık olursunuz. 


Fotoğraf,  mide suyu çeşmesine ait. Su ılık, içmesi pek zevkli değil ama şifa olunca doldurup doldurup içiyor herkes. Abdülmecit tarafından canlandırılan halkın hizmetine sunulan Termal, Kurtuluş savaşı yıllarında kaderine terk edilir. Kimseler uğramaz olur. Termal'in bundan sonraki en büyük değişimi ise Ulu Önderimiz Atatürk'ümüzün 19 Ağustos 1929 da Termal'e gelmesi ile başlar. Termal'i çok beğenen Atatürk buraya bir köşk yaptırır. Köşk 38 günde tamamlanır. Mimarı Prof. Sedad Hakkı Eldem'dir. Cumhuriyet dönemi mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Köşk döneminde kullanılan eşyaları ile müze haline getirilmiştir. Bu gittiğimde köşkün fotoğrafını çekmemiştim. Eski çektiğim fotoğrafları da bulamadım ne yazık ki. Fotoğraf görmek için TIK  Termal sağlık bakanlığı tarafından işletiliyormuş. Bu yıl gittiğimde her şeyi ve her yeri çok bakımsız buldum. Bi kahve içeriz demiştim ama bakımsızlıktan  kahve içecek bir yer de bulamadım açık havada.  Köşkün yanında bir çay bahçesi vardı, temiz güzel bir yerdi. Bir ümit oraya yöneldim ama ne yazık ki onu da kapatmışlar. Merkezdeki çay bahçesi ise çok pis göründü gözüme. Bir revizyon daha gerekiyor bence. 


Kafa dinlemeye gitmiştik demiştim ya yıllar yıllar önce. Daha sonraki yıllarda da her sene uğradık Termal'e. Çünkü yazlık evimize çok yakın. Anneciğim Nilüfer havuzunu çok severdi. Onun kenarındaki banklarda oturur Nilüferler'i seyrederken dondurma yerdik. Eski eski yıllarda çok güzel bir dondurmacı vardı orada. Kaymaklı dondurması şahaneydi. Ortancaları da çok güzledi Termal'in. Onlara da bayılırdı anacım.Yani bu nilüfer çiçeklerinin anısı var ya bende, bu yıl sırf o yüzden yine gittim. Dondurmacı artık yok ama çiçekler hala mevcut. Tabii  o günler yeniden yaşandı nilüfer çiçekleri önünde, gözler doldu, sonra biraz taştı. Sonra hayata geri dönüldü.



Cuma, Temmuz 05, 2013

Akçakoca


Untitled by Pierre Muller (pe_muller)) on 500px.com
Untitled by Pierre Muller

Yıllarrrr yıllar önce, iki aile, iki kaplumbağa araba ile yola çıkmıştık. Anne baba gencecikti, biz de minnak çocuklardık. Güle oynaya gidiyorduk. İki araba birbirini solluyordu zaman zaman. Kim öne geçerse diğerindeki çocuklar üzülüyordu. Beraber gittiğimiz ailenin çocukları erkek olduğu için daha çok etkileniyordu bu durumdan ve hep önde olmak istiyorlardı. Hatta babalarına neden bizim önde olduğumuzu soruyorlar ve şu cevabı alıyorlardı " Yaşar amcan zeytinyağ koymuş arabaya , ondan hızlı gidiyor". Çocuklarda bu duruma inanıp ille biz de koyalım diye vızırdanmaya başlamışlar ve bu aramızda yıllarca espri olmuştu. Bu keyifle yola devam ederken bizim arabanın sağ iki tekeri aynı anda patladı. Bir ucuz atlatma durumu yaşadık o gün. Bazı anılar hafızaya kazınır ya, buda benim aklıma kazınmışlardan biri işte.

Biz o gün Akçakoca'ya gidiyorduk. O günden sonra bir daha gitmedim . Gazetede bir yazı okudum yeniden aklıma geldi Akçakoca. Sibel Can Akçakoca Sky Tower otelde konaklıyor,tatil yapıyormuş. Sibel Can gelecek diye otel yönetimi Mısır'dan 500 ton kum getirip plaja dökmüş. Kumun özeliği beyaz oluşu ve ayakları yakmamasıymış. Hazır kumlar dökülmüşken yeniden gitsek mi diye geçirdim içimden. Sonra başka bir yazı okudum. Hava sıcaklıkları güneyde çok yüksek malum. Karadeniz  serin olduğu için Arap turistler artık buraları tercih etmeye başlamış. Suudi Arabistan'dan Trabzona direk uçuşların başlaması ile Trabzon, Rize, İkizdere, Ayder yaylası çokça tercih edilir olmuş. Doğal klimalı yaylalarımız. Dönelim Akçakoca'ya. Neler değişmiş, nereler gezilir diye ben minik bir araştırma yaptım. İlgilenmeyenler yazıya burada veda edebilir.

Ankara _ Akçakoca arası 275 km. İstanbul _ Akçakoca ise 243 km. Her iki tarafta ortalama 3 saat. Kumluk ve doğal plajlar olmak üzere 30 km'lik bir sahil şeridi var. İçinden Melen çayı geçiyor ve Melenağzı köyünden denize dökülüyor. Temmuz - Ağustos ve Eylül aylarında poyraz esiyor, ki bu da serinlik demek. Çok bunalırsanız kaçın Akçakoca'ya efil efil esen rüzgarla serinleyin. Nereleri gezebiliriz gidince acaba. ?

Kurugöl kanyon ve şelalesi. Merkeze 14 km. Yol asfalt. Ah kanyonlar, şelaleler ne güzel yerler.




















Sarıyayla şelalesi. Merkeze 10 km . uzaklıkta.



Aktaş şelalesi . Şehir merkezine 11 km uzaklıkta.























foto kaynak




Uzun plajlara sahip Akçakoca da, bir yan orman bir yan deniz. Benimde en sevdiklerimden birisi bu. Yeşil ve mavi iç içe olacak.


Ceneviz kalesi plajı Avrupa çevre eğitim vakfı tarafından Karadeniz sahillerine verilen tek mavi bayraklı plajmış.



Burası da dalgaların oluşturduğu yalıyarın olduğu , Yalıyar plajı.



Sıcaklardan bunaldım, yapacak bir şey bulamıyorum diyenlere belki bir fikir olur, bir hafta sonu kaçıverirsiniz.  Ben istiyorum, bakalım gidebilecek miyim. ?

**Foto kaynakları ve bilgiler : tık tık  ve tık tık

Perşembe, Ekim 06, 2011

Gürkan Genç

Fotoğraf için Gürkan Genç'e teşekkürler.

Hedefleri olan insanlara imrenirim hep. Benim çok büyük hedeflerim olmadı hiç bir zaman. Hep kendi kabuğumda yaşadım. Küçücük dünyamda. Gezmeyi de sevemedim çok , bazı şartlardan dolayı. Buna rağmen gezenleri sevdim hep. Ama gitmeyi istemeyi de ihmal etmedim hiç. Hep istedim durdum kendi kendime. Özellikle dağlara gitmeyi .  Hala da isterim.
İnternette dolaşırken gezginlerin yol mecaralarını okudum. Motosiklet,  forumlarını takip ettim. Onların gezilerini ve fotoğraflarını zevkle izledim. Ama sadece izledim durdum. 2 tekerlekli şeyleri seviyorum. Uzak diyarlara gitmesem bile, uygun bulduğum alanlarda bisiklete ve mobilete biniyorum. Keşke bizde de sokaklar bisikletli insanlarla dolsa. Mavi bir bisikletim vardı 10 lu yaşlarda. Sabah başlardım binmeye , akşam eve geri dönene kadar onun üzerindeydim. Bütün mahalleyi turlardım akşama kadar. Orta okul bitmek üzere idi, bir gün ilkokul öğretmenimi gördüm yolda. Ben gene bisikletin üzerindeydim. Çok sevdiğim öğretmenim bana "büyüdün artık, hala bisikletemi biniyorsun, ayıp " dedi. E o zaman genç kızların bisiklete binmesi ayıptı. Öylelikle anladım ki bisikletten inme yaşım gelmişti, büyümüştüm. Hele öyle Japonya'ya bisikletle gitmek gibi şeyleri değil istemek  rüyasını bile görmek mümkün değildi. Ben de zaten o kadarını düşünemezdim o yıllarda.  Ama bu rüyaları görenleri , hedefleri olanları ve onları gerçekleştirenleri her zaman gönülden tebrik ettim, onlar bilmese ve duymasada.
Gürkan Genç'i de canı  gönülden kutluyorum. O, bisikleti ile Japonya'ya gitmiş. Onun yol maceralarının bir kısmını  zevkle okudum, izledim. İzlemeye de devam ediyorum. Ve şimdi dünya turuna hazırlanıyor.  Merakla o kısmı da izleyeceğim. Burada sözü uzatmayacağım, uzun uzun onun yaşadıklarını ben anlatmayacağım. Sizi onunla baş başa bırakacağım.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...