coğrafya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
coğrafya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ekim 15, 2016

Ülke sınırları

Sınırlarım(n)ız nereye kadar ?

Psikolojideki sınırlardan bahsetmeyeceğim. Ama bir gün o konu hakkında da konuşabiliriz elbette. Yeni öğrendiğim bir ülke sınırından bahsedeceğim bugün. Ülkeleri yeni öğrenmedim ama aralarındaki sınırın bu kadar şirin olduğunu yeni öğrendim doğrusu. Hollanda ve Belçika sınırı. 


O kadar enteresan ki, yemeğinizi Belçika'da yiyip, duşunuzu Hollanda'da alabiliyorsunuz mesela bu evde. Ya da gittiğiniz bir markette domatesi Belçika'dan, havucu Hollanda'dan alıyorsunuz. Diğer enteresan görüntüler için TIKTIK

Dünya sınırlar haritası . Haritanın üzerine tıklayıp büyük halini görebilir, coğrafya bilgilerinizi tazeleyebilirsiniz. Dünya iyice küçüldü galiba. İnsan oğlu kuş misali oldu. Bir gün orada bir gün burada derken, bu durum Hollanda_ Belçika arasında farklı gördüğünüz gibi. Sadece bir adım. Bir adımda orda, bir adımda burda insanoğlu. 





Cuma, Temmuz 05, 2013

Akçakoca


Untitled by Pierre Muller (pe_muller)) on 500px.com
Untitled by Pierre Muller

Yıllarrrr yıllar önce, iki aile, iki kaplumbağa araba ile yola çıkmıştık. Anne baba gencecikti, biz de minnak çocuklardık. Güle oynaya gidiyorduk. İki araba birbirini solluyordu zaman zaman. Kim öne geçerse diğerindeki çocuklar üzülüyordu. Beraber gittiğimiz ailenin çocukları erkek olduğu için daha çok etkileniyordu bu durumdan ve hep önde olmak istiyorlardı. Hatta babalarına neden bizim önde olduğumuzu soruyorlar ve şu cevabı alıyorlardı " Yaşar amcan zeytinyağ koymuş arabaya , ondan hızlı gidiyor". Çocuklarda bu duruma inanıp ille biz de koyalım diye vızırdanmaya başlamışlar ve bu aramızda yıllarca espri olmuştu. Bu keyifle yola devam ederken bizim arabanın sağ iki tekeri aynı anda patladı. Bir ucuz atlatma durumu yaşadık o gün. Bazı anılar hafızaya kazınır ya, buda benim aklıma kazınmışlardan biri işte.

Biz o gün Akçakoca'ya gidiyorduk. O günden sonra bir daha gitmedim . Gazetede bir yazı okudum yeniden aklıma geldi Akçakoca. Sibel Can Akçakoca Sky Tower otelde konaklıyor,tatil yapıyormuş. Sibel Can gelecek diye otel yönetimi Mısır'dan 500 ton kum getirip plaja dökmüş. Kumun özeliği beyaz oluşu ve ayakları yakmamasıymış. Hazır kumlar dökülmüşken yeniden gitsek mi diye geçirdim içimden. Sonra başka bir yazı okudum. Hava sıcaklıkları güneyde çok yüksek malum. Karadeniz  serin olduğu için Arap turistler artık buraları tercih etmeye başlamış. Suudi Arabistan'dan Trabzona direk uçuşların başlaması ile Trabzon, Rize, İkizdere, Ayder yaylası çokça tercih edilir olmuş. Doğal klimalı yaylalarımız. Dönelim Akçakoca'ya. Neler değişmiş, nereler gezilir diye ben minik bir araştırma yaptım. İlgilenmeyenler yazıya burada veda edebilir.

Ankara _ Akçakoca arası 275 km. İstanbul _ Akçakoca ise 243 km. Her iki tarafta ortalama 3 saat. Kumluk ve doğal plajlar olmak üzere 30 km'lik bir sahil şeridi var. İçinden Melen çayı geçiyor ve Melenağzı köyünden denize dökülüyor. Temmuz - Ağustos ve Eylül aylarında poyraz esiyor, ki bu da serinlik demek. Çok bunalırsanız kaçın Akçakoca'ya efil efil esen rüzgarla serinleyin. Nereleri gezebiliriz gidince acaba. ?

Kurugöl kanyon ve şelalesi. Merkeze 14 km. Yol asfalt. Ah kanyonlar, şelaleler ne güzel yerler.




















Sarıyayla şelalesi. Merkeze 10 km . uzaklıkta.



Aktaş şelalesi . Şehir merkezine 11 km uzaklıkta.























foto kaynak




Uzun plajlara sahip Akçakoca da, bir yan orman bir yan deniz. Benimde en sevdiklerimden birisi bu. Yeşil ve mavi iç içe olacak.


Ceneviz kalesi plajı Avrupa çevre eğitim vakfı tarafından Karadeniz sahillerine verilen tek mavi bayraklı plajmış.



Burası da dalgaların oluşturduğu yalıyarın olduğu , Yalıyar plajı.



Sıcaklardan bunaldım, yapacak bir şey bulamıyorum diyenlere belki bir fikir olur, bir hafta sonu kaçıverirsiniz.  Ben istiyorum, bakalım gidebilecek miyim. ?

**Foto kaynakları ve bilgiler : tık tık  ve tık tık

Pazartesi, Aralık 24, 2012

Tombolo

Bir adayı karaya ya da diğer adalara bağlayan jeomorfolojik yapılara tombolo deniyormuş. Ben bilmiyordum, lise yıllarında öğrendiysem de unutmuşum . Benim bildiğim adı yarımada idi .  Bilim teknik dergisinde karşıma çıktı geçenlerde. Sevdim ben bu adı .

Bir ada şayet karaya yakınsa, zamanla dalgaların getirdiği malzemeler ada ile kara arasında birikip , adanın karaya bağlanmasına sebep oluyor ve böylece tombolo oluşuyor. Tombololar çok küçük olabildiği gibi üzerinde yerleşilecek kadar büyükte olabiliyormuş. Geniş plajlar oluşturduğu için turizm açısından da önemliymiş. Tombolo deyip geçmemek gerek demek ki.

Ülkemizde 11.000 yıl gibi bir zamanda oluştuğu varsayılan 30 adet tombolo bulunmaktaymış. Yerleşim olanlar şöyle. Bodrum, Sinop, Amasra, Marmara Ereğlisi, Alanya. Çeşitli sebeplerle zaman içinde yerleşimin kalktığı yerler ise şunlar. Belkıs,Yılancı burnu, Knidos, Ovacık.

Ve adalar, bir ya da birden fazla uzantıyla karaya bağlanırsa , buna da çift tombolo deniyormuş. Ülkemizde bunun örneği ,Kapıdağ yarımadası imiş.
Cennet vatanımın tombololarına bakalım mı ?

SİNOP
Foto kaynak
SİNOP


AMASRA

fotokaynak


AMASRA
fotokaynak
ALANYA
fotokaynak

BODRUM


Daha nice güzellikler barındırıyor içinde bu cennet vatan. Tombolo'nun bir diğer adı da saplı ada. Karaya tutunduğu için böyle demişler anlaşılan. Didim Akbük'de bulunan saplı ada ise henüz oluşumunu tamamlamamış. İncecik bir yol ile karaya bağlanmış.

fotokaynak

fotokaynak

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...