termal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
termal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 17, 2014

Günaydın

Bu sene yaz aylarını, ruhsal olarak bir hayli sıkıntılı geçirdim. Aman ne bunalım, ne keyifsizlik. Baktığım her şeyin en kötü tarafını gördüm yaz boyu. Ay ne pis, ay ne kötü, ay ne çirkin, ay ne bayat, ay ne tatsız, ay ne sıcak, ay ne kalabalık, ay ay ay.... diye diye, koca bir yazı yaşamadan bitirdim. Kendime de , çevreme de rahatsızlık verdim. Oysa ki  ne Pollyanna idim ben bir zamanlar. Haydi mutlu olalım lay lay lom.

Fotoğrafları düzenliyorum yavaş yavaş. Dün akşam, Termal dönüşü çektiğim fotoğrafları görünce bugünün konusuna da karar vermiş oldum.

Kısaltmaları seviyorum ben. Mesela kuzene "kuzi" , Zuhal'e "Zuzi" diyerek kuzenimin yeni adını "kuzi Zuzi"  olarak tespit ettim. Bu pek kısaltma olmadı di mi ? Ali isimli bir arkadaşım var ona da Aliş diyorum kısaca. Kısaltma kavramımı gözden geçirmem gerek. 

Kuzi Zuzi ile Termal'den dönerken yol üzerinde bir teyzeye rastladık. Bahçesinden toplamış olduğu incirleri satıyordu. Aaaa, organik incirrrr nidaları ile yavaşladık, yolun kenarına park ettik. Koştuk dalından yeni koparılmış,  tezgahta yerini almış incirlerin yanına. Kuzi Zuzi incirlerle ilgilenip tadına bakarken , ben habire fotoğraf çekiyorum. Tadına baksana diyor, şahane. Yok ben hala fotoğraf peşinde. Teyze ise, incirleri açıp açıp bize uzatıyor, "yiyin " diye. Bonkör teyzem, canım teyzem.



Teyzemin elinde eski bir terazi, incirleri tartmaya çalışırken, ben hala fotoğraf peşinde. O sırada teyze seslendi bana, "beni çekme olur mu, öyle internete falan koyma. " Tamam dedim merak etme koymam. O yüzden fotoğrafların yüz kısımlarını kırptım.



Yurdum insanı çok çok güzel. Çok ver elli, misafirperver, olduğu gibi. Bizi bahçesine davet etti şeker teyze. Gelin dedi dalından yiyin. Düştük peşine , tahta kapıdan geçip bahçeye doğru yol aldık.


Tahtadan yapılmış, hiç bir dayanağı olmayan merdiveni ağaca dayayıp "çık hadi, kendi elinle topla " dedi. "Ah be teyzem ben kimm, o merdivene çıkmak kim " deyince , bir anda teyzeyi merdivenin tepesinde gördüm. Nasıl çevik, nasıl atak maşallah. Bu arada merdiven yaylanıyor. "Amman düşeceksin" diyor kuzi Zuzi. Aldırmıyor bile, dalında koparıp koparıp bize uzatıyor  incirleri. 


Bahçede kalan bir salkım üzümü de koparıveriyor hemen, yapma etme bir tane kalmış dememize aldırmadan. Bi çırpıda domateslerde yerini alıyor kevgirde. O sırada böğürtlenler takılıyor gözüme. En sevdiğim şeylerden biri böğürtlen.  Sağ olsun onu da elleriyle toplayıp yediriyor bize. 


İlle oturun ayran yapayım faslı başlıyor. Ne kadar içten, ne kadar sıcak, samimi söylüyor bir bilseniz. Teşekkür edip tartıdaki incirlerin başına dönüyoruz. Hesabı ödeyip, eksiği, fazlası için helallik istiyoruz. İkramlarına teşekkür ediyoruz. "Yine gelin" diye davet etmeyi ihmal etmiyor. Tam arabaya bineceğimiz sırada ise;
"buradan geçerseniz, ben evde olmazsam, yola sarkan meyvelerden koparıp yiyin, selametle gidin" diyerek bizi uğurluyor. 

Bunalımlı geçen yaz aylarında , böyle hoşluklardı bana nefes aldıran. İyi ki varsın kuzi Zuzi ve iyi ki rastlaştık can teyze, güzel teyze...



                                yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz


Perşembe, Ekim 30, 2014

Termal


Latince adı Nymphaea, Türkçe adı Nilüfer. Bu yaz Yalova'nın Termal ilçesine gittiğimde çekmiştim bu fotoğrafları. Anılar var bende bir sürü. Sık sık beni ziyaret eden anılar. Yıllar yıllar önce Termal'de bir kaç gün kalıp sessizliğe ve Ağustos böceği seslerine doymuştuk ailece. Hiç esintinin olmadığı gecelerde balkonda otururken anneciğim çam ağaçlarının tepesine bakar, "ohh kıpırdadı çok şükür , esinti çıkacak " derdi. Biraz fazla ısınmış, ama ruhumuzu çok güzel dinlendirmiştik. Gecenin sessizliğinde binlerce Ağustos böceği aynı anda cırcır öterdi. İlk gün tuhaf ve birazda rahatsız edici sese, sonraki günler alışmıştık. Biz kaplıcadan faydalanmak için değil, sadece orman içinde kafa dinlemek için gitmiştik. 



Termal kaplıcaları ile ünlüdür. Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasındaki sıcak su kaynaklarından çıkan buhar nedeni ile yeraltı tanrısının burada yaşadığına inanılmış Roma devrinde . Suları şifalıdır. Samanlı dağlarının eteğindedir. Gözler yeşile doyar burada. Topraklarında ender görülen bitkiler yetişir. Ziyaret ederseniz ağaçların üzerinde bulunan künye plakalara bakın. Bitkiler hakkında bilgiler bulacaksınız. 


4000 yıl önce doğa olayları sonucu oluşan kaplıcalar, 2000 yıldır insanların şifa için geldikleri bir yer. Osmanlı zamanında, Bezm_i alem Valide Sultan romatizma ağrıları için kaplıcaya gelip, şifa bulunca , oğlu Sultan Abdülmecit eski hamamları onarmış, restore etmiş ve yeni tesisler yaptırmış .






İyi de etmiş. Dertlere deva hastalara şifa bir yer haline gelmiş. Turistik bir yer aynı zamanda. Özellikle Araplar tarafından çok tercih ediliyor. Termal'de bir sürü otel mevcut. Yaz aylarında Gökçedere köyünde pansiyonculuk da yapılıyor. Ve köy halkından çok Arap görüyorsunuz köyde.




Mide suyu, göz suyu ve ayak suyu önemli şifa suları. Şifalı sudan oluşan havuzu da romatizmal hastalıklara iyi gelir. İçilebilen suları, sindirim sistemi, böbrek hastalıkları,kadın hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Yaz günü o sıcak su havuzuna girince hamur gibi olur vücudunuz. Bi rahatlarsınız , yumuşacık olursunuz. 


Fotoğraf,  mide suyu çeşmesine ait. Su ılık, içmesi pek zevkli değil ama şifa olunca doldurup doldurup içiyor herkes. Abdülmecit tarafından canlandırılan halkın hizmetine sunulan Termal, Kurtuluş savaşı yıllarında kaderine terk edilir. Kimseler uğramaz olur. Termal'in bundan sonraki en büyük değişimi ise Ulu Önderimiz Atatürk'ümüzün 19 Ağustos 1929 da Termal'e gelmesi ile başlar. Termal'i çok beğenen Atatürk buraya bir köşk yaptırır. Köşk 38 günde tamamlanır. Mimarı Prof. Sedad Hakkı Eldem'dir. Cumhuriyet dönemi mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Köşk döneminde kullanılan eşyaları ile müze haline getirilmiştir. Bu gittiğimde köşkün fotoğrafını çekmemiştim. Eski çektiğim fotoğrafları da bulamadım ne yazık ki. Fotoğraf görmek için TIK  Termal sağlık bakanlığı tarafından işletiliyormuş. Bu yıl gittiğimde her şeyi ve her yeri çok bakımsız buldum. Bi kahve içeriz demiştim ama bakımsızlıktan  kahve içecek bir yer de bulamadım açık havada.  Köşkün yanında bir çay bahçesi vardı, temiz güzel bir yerdi. Bir ümit oraya yöneldim ama ne yazık ki onu da kapatmışlar. Merkezdeki çay bahçesi ise çok pis göründü gözüme. Bir revizyon daha gerekiyor bence. 


Kafa dinlemeye gitmiştik demiştim ya yıllar yıllar önce. Daha sonraki yıllarda da her sene uğradık Termal'e. Çünkü yazlık evimize çok yakın. Anneciğim Nilüfer havuzunu çok severdi. Onun kenarındaki banklarda oturur Nilüferler'i seyrederken dondurma yerdik. Eski eski yıllarda çok güzel bir dondurmacı vardı orada. Kaymaklı dondurması şahaneydi. Ortancaları da çok güzledi Termal'in. Onlara da bayılırdı anacım.Yani bu nilüfer çiçeklerinin anısı var ya bende, bu yıl sırf o yüzden yine gittim. Dondurmacı artık yok ama çiçekler hala mevcut. Tabii  o günler yeniden yaşandı nilüfer çiçekleri önünde, gözler doldu, sonra biraz taştı. Sonra hayata geri dönüldü.



.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...