Pazar, Ekim 12, 2014

Avucumdaki kelebek

foto: Çiğdem Taylor
Biraz ahkâm kessem diyorum bugün. Sıklıkla yaptığım bir şey aslında ahkâm kesmek. Mesela desem ki , hayatımız kendi ellerimizde, nasıl istersek öyle şekillendirebiliriz. İyi bir gün geçirmek yada sıkıntıdan patlamak kendi elimizde. Mutlu olmak da aslında çok kolay. O da kendi seçimimiz. Sabah uyandığımızda karar verebiliriz, "bugün mutlu olayım" ya da "bugün çok mutsuz biri olayım" . Tamam da, "tam  mutlu oldum derken yıktın bütün dünyamı " dizeleri de boşa yazılmamış herhalde. Ya da tam mutsuz mutsuz gezerken  , "yüzümü güldürdün, başımı döndürdün, acımı dindirdin" durumları da olmuyor değil. Demek ki bir anda seçimlerimiz değişebiliyor. Zaten  kaderci bir yanım da var, ne olacak şimdi ?

Ziya Paşa  'nın dizeleri var bilir misiniz acaba. ? Babacığımın sık sık söylediği dizeler.
Allah intikâmını kul eliyle alır
İlm-i ledünni bilmeyen bunu kul yaptı sanır
Cümle alem hâlıkındır kul eliyle işlenir
Emri bâri olmayınca sanma bir çöp depreşir...

Yok yok, hiç bir şey elimizde değil. E ama kaderse her şey, mutluluk, mutsuzluk da dahil hiçbir şey  bizim elimizde değilse neye çabalıyoruz biz.?  Yalan dünya işte , çalış çabala sonrada bir gün ansızın bir başka boyuta geç. Öyle de böyle de geçecek hayat, bazen bazı şeyleri kendimiz yaptığımızı sanacağız, bazen kader diyeceğiz yaşayıp gideceğiz. Kanunu böyle bu dünyanın . Bir başka söz de var ki düşün dur.! Tam bir paradoks.
"İnsan tedbir alır, sebeplere yapışır, takdiri bilmez.  Kulun tedbiri ile takdir değişmez."
Gel çık işin içinden çıkabilirsen. Bir de kıssadan hisseler var biliyorsunuz, hayatımıza ışık tutan, bize ümit aşılayan, yol gösteren. Çok bilinen bir kıssadan hisse ama sevdiklerimden birisi. Bir kez daha okumak ve hatırlamaktan zarar gelmez. Onu paylaşacağım şimdi. Sonra da güne başlayacağım. Bugün umutlu olmayı seçmek istiyorum ben. Siz ?


Her zaman olduğu gibi, zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış. Çok  akıllı ve bilgililermiş. . Etraflarındaki ve okuldaki bilgiler artık  onlara yetmez olmuş. Bir gün, anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş. Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge adam bütün soruları doğru yanıtlamış, kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın yanında kalmışlar. Bilge adama sordukları soruların hepsinin yanıtı doğruymuş. Bir süre çok mutlu olmuşlar, ama sonra sıkılmaya başlamışlar. 
-“Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım” diye düşünmüşler. 
 Kızlardan biri bir gün
 -“Buldum!” diye sevinmiş.
 -“İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım, 
 -“Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? “ Ölü” derse kelebeği bırakacağım. “Canlı” derse avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse yanıtı bilemeyecek.”
 Kızlardan birisi kapalı tuttuğu ellerini bilge doğru uzatmış ve  sormuş: 
 -“Avucumun içinde bir kelebek var; canlı mı, ölü mü?” 
 Bilge adam yanıt vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış ve yanıtlamış: 
 -“Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde…”


foto: Füsun T.


** İlk yayın tarihi 18/ Haziran /2012

8 yorum:

  1. Etkileyici bir hikaye. Bu bilge insanlar ve verdikleri hayat dersleri olmasa yaşam (yaşam olmazdı geliba değil mi?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki yaşamışlar ve iyi ki biz onları tanımış bilmişiz. :)

      Sil
  2. vaaaaay.
    :)
    yani senin çektiğin foto için dedim hikaye için diil.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oldukça eski bir foto Deep, beğenmene sevindim :)

      Sil
  3. Bu ara en çok düşündüğüm şey, benim elimde mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çalışırsan senin elinde olabiliyor ancak , hemen olmuyor yani :)

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...