Çarşamba, Ağustos 29, 2012

Kıssadan hisse

Bugün kıssadan hisselere sarıldığım günlerden bir gün yine. İhtiyacım olanı da buldum . Tevekkül edip günü tamamlayacağım inşallah.

Paylaşacağım kıssadan hisse Laozi yada Lao Tzu adlı Çinli bir filozofun anlattığı  bir hikaye olarak geçiyor internette. Laozi,  Taoizm'in kurucusu olarak kabul ediliyormuş. Bunu da böylelikle öğrenmiş olup bilgi dağarcığıma ekledim. Gelelim hikayemize. Beni bir nebze ferahlattı, umarım sizde payınıza düşeni alırsınız.





Bir köyde ihtiyar bir adam varmış. Çok fakirmiş lakin öyle bir atı varmış ki kral bile onun peşindeymiş. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama ihtiyar adam satmaya yanaşmamış.
- "Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı"  dermiş her zaman.
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış;
 - "Seni ihtiyar bunak. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.
İhtiyar; - "Karar vermek için acele etmeyin. Sadece "At kayıp" deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." demiş.
Köylüler ihtiyar adama kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.
 - "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var. "
 - "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz ?."
 Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden
– "Bu herif sahiden bunamış.." diye geçirmişler.
 Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
 - "Bir kez daha haklı çıktın. Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.
 İhtiyar ;
 - "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz. O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.
 - "Gene haklı olduğun kanıtlandı. Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.."
- " Siz erken karar vermeye devam edin. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor. "

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış: " Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."


Dipteki not: Bu yazıyı yayınladıktan sonra  , az önce hatırladım ki ben bunu daha önce de paylaşmıştım. Affola. Bazı şeylerin tekrarı bazen iyi olabilir dimi.

14 yorum:

  1. Eline ,emeğine sağlık canım. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyan gözüne sağlık seninde Lilacım. Sevgiler canım.

      Sil
  2. Olsun ikinciye okumuş olduk:) böylece unutmayız,
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok naziksin siyah kuğu, ben teşekkür ederim :)

      Sil
  3. merhaba uzun bir müddet ara vermiştim ...şu dönemde pek ilgilenemeyeceğim bloğumla fırsat buldukça sevdiğim bloglara giriş yapıp yayın okuyacağım sık olmasada neyse...
    hikayeyyi daha öncede okumuştum ama unutmuştum daha doğrusu hatırımda değildi..tekrar yayınlaman iyi olmuş bu tür bir kıssadan hisseye ihtiyacım vardı...çok şey anlattı benim için...teşekkür ediyorum..
    görüşmek üzere şimdi ne yapacağım biliyormusun geçen haftalarda kaçırmış olduğum pazar şarkılarına bakacağım...bakalım ben yokken neler olmuş...hangi şarkılar günyüzüne çıkmış...
    sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçinden sana gerekeni almış olmana sevindim. Yokluğunun farkındayım, umarım her şey, en kısa zamanda dilediğin gibi olur. Bazen ben de benden ve her şeyden uzaklaşırım. Kısa zamanda dönmen ümidi ile sevgiler.

      Sil
  4. E ben okumamistim bak iyi olmus! neymis hemen yargilamayacakmisiz kendimizi? degilmi? canim benim, paylastigin icin sagol, bazen bizdeki 'her iste bir hayir vardir' lafina ya cok ya da az pirim veriyoruz, isin ozeti budur!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak bu iyi olmuş işte Başakcım. Okumana sevindim. Özeti de gayet güzel yapmışsın. :))

      Sil
  5. baksana ben bunları çok severim.
    zen de tao da.
    hatta yazılarımda bazen zen'den söz ederim.
    şu dünyada en ilgimi çeken konulardan biri bu zen ve tao.
    bilirsin çok kitap var.
    tzu'nun biblos yayınlarından, tao te king adlı kitabını okuyabilirsin.
    minik bir el kitabı.
    amaaaaa bu öykülerin en güzelleri, paul reps'in zen eti, zen kemiği adlı kitabında. al oku bak. benim ders kitabım o. ne öyküler var.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep'cim, bu ara kitap okuyamıyorum ben. Aklıma yazdım söylediğin kitapları. Bakacağım. Zen ve motosiklet bakımı adlı kitabın ilk 50 sayfasını zor tamamlamıştım. Tekrar denemek istiyorum bakalım. Çok anlamam zen ve tao'dan. Adlarını bilirim o kadar. :)) Bak şimdi oturup öğrenme gereği hissettim sayende :))

      Sil
  6. Hagakure'de böyle leziz öykülerle dolu. O kitabı çevirmek çok büyük keyifti benim için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alınacaklar listesine ekleyeyim hemen Özlemcim. Eline , emeğine sağlık. Deeptone mademki Zen seviyorsun, duydun mu bak böyle bir kitap çevirmiş Özlemcim. Alalım okuyalım.

      Sil
  7. e oldu olacak "Sınırsız Zihin" T. Soho'ya da bakın =)

    YanıtlaSil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...