Pazartesi, Mayıs 05, 2014

Üzgünüm

Bu sabah her zamanki rutinimizi yaptık  babamla. Çay demlenene kadar biz de günaydınlaştık televizyon karşısında. Bir ara benim sesim yükseldi, odayı terk etmeye kalktım. "Otur otur tamam " dedi de vazgeçtim gitmekten. Babam sıkı bir televizyon zapçısı. Bir kanalda 1 dakika konaklarsa şanslısın. Ben de tv izleyicisi olmadığım ve zaptan çok uzak bir kişilik olduğum için, o zap yaptıkça benim başım dönüyor, midem bulanıyor. Sürekli görüntü değişiyor, konu değişiyor, beynim uyum sağlayamıyor benim ve çok sıkılıyorum, mekanı terk etmek istiyorum. Neyse , sonunda bir kanalda durdu. Niğdespor maçında çıkan olayları gösteriyordu. Skor Niğdespor lehine fazlalaşınca oyuncular arasında gerginlik olmuş. Gerginlik seyircilere de sıçrayınca, tribünde koltuklar kırılmaya, sahaya atılmaya başlanmış. Polisler müdahale etmiş. Bir çok maçta yaşanan şeyler.

Kim bu kavgacı güruh ? Hangi ailelerde yetişiyor ? Neden bu kadar saldırgan olduk ? Neden daha önce bu sıklıkta değildi bu yaşananlar. ? Kamu malına zarar vermek neden ? Hatta zarar vermek neden ? Kazanmak kadar kaybetmek de olduğunu bu hayatta, neden unuttuk ? Neden hep kazanmak istiyoruz, hem de her alanda ? Yeni neslin hormonlarında bir anormallik mi var ? 

"Üzülüyorum " dedim babama, hem de "çok üzülüyorum". "Ben de kızım " dedi. 

Alberta Üniversitesi uzmanları bir araştırma yapmış. Yüzük parmağı , işaret parmağına göre ne kadar kısaysa, kişinin fevri olması ve şiddete eğilim göstermesi ihtimali o kadar artıyormuş. Parmakların uzunluğu bebeğin anne karnında maruz aldığı testosteron hormonu miktarı ile ilgiliymiş. İşte suçlu bulundu. Bir hormonun yaptıklarına bakın. Bu hormonun vücuda harici olarak alınması, yani harici bir doping maddesi olarak kullanılması söz konusu olabiliyormuş. Bazı sporcular vücutlarını geliştirmek için alabiliyormuş. Sebebi de şu ki; testosteron kaslarını çabucak geliştiriyor ve normal yollardan ulaşamayacağı güce erişiyormuş sporcu. Ve bunun bir sürü yan etkisi var. Karaciğer de, böbreklerde tümör bile oluşturabiliyormuş. Ama konumuzla ilgili olan yan etkisi; saldırgan davranışlara neden olabiliyormuş. Acaba tribünlerde dahil, tüm erkekler harici kullanımda mı ?



Sadece izlemek bile saldırganlığı artırıyormuş. Saldırganlığın öğrenilir bir durum olduğunu kanıtlamak için bakın ne yapmışlar. Çocuklara, oyuncak bebeğe şiddet uygulayan bir yetişkinin filmi izletilmiş. Daha sonra o çocuklar aynı bebekle bir odaya bırakılmış. Çocuklar izledikleri davranışı hatta daha fazlasını uygulamışlar oyuncak bebeğe. Bu filmi izlemeyen diğer bir grup çocukta, aynı oyuncak bebekle denemeye tabii tutulmuş ve bu çocuklar hiç bir saldırganlık belirtisi göstermeden oynamış bebekle. Bir çok anne bana kızacak biliyorum ama söylemeden geçmeyeceğim. Zamane anneleri çocukları televizyona bağımlı hale getiriyorlar. Çünkü çocuk televizyon izlediği sürece anne rahat ediyor. Anne babalar; n'olur çocuklarınıza daha çok zaman ayırın ve ne izlediklerine çok dikkat edin. Hatta bana kalırsa çocuklarınızı televizyondan uzak tutun , evde mümkün olduğunca az açın televizyonu ! Yaratıcı oyunlarla, kitaplarla ilgilenmesini sağlayın. Çocuklar için hazırlanmış her çizgi film uygun değil, unutmayın bunu. İşte konu ile ilgili daha önce yayınladığım bir bilgi. Klinik Psikolog, arkadaşım Çiğdem Çalkılıç Taylor 'ın yazısı. Çocuk oyuncakları ve saldırgan ögeler içeren çizgi filmler  TIKTIK

Bu konudaki üzüntüm sadece sporla sınırlı değil. Kadına saldırganlık, protesto gösterilerinde etrafa zarar vermek, çocuklara uygulanan saldırganlık, doğaya uygulanan saldırganlık vs,vbg...

Üzgünüm; bugün, bu yüzden bir kez daha üzgünüm.!



12 yorum:

  1. evet,çok güzel bi konu ve milyon kere parmak basılsa az kalır.
    biz çocukken akranlarımız vardı,onlarla oyun oynuyorduk hiçbişeyimizi yarıştırmadan:)annelerimiz çok meşguldü,bütün ev işleri neredeyse elde yapılıyordu,bizi birbirimizle yarışmaya değil,oynamaya bırakıyorlardı.kavga edersek alınıp birbiriyle tartışmıyor,gülüp geçiyorlardı:)
    eskiden böyleydi,koruma içgüdüseldi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havvacım, uzun uzun yazmayım diye ,klavyemin ucuna gelen bu cümleleri es geçmiştim. Sen tamamlamış oldun. Cümlelerine sağlık :)

      Sil
  2. Ne kadarda doğru yazdıklarınız.Televizyonu pek sevmeyen bir insanım.Ama neler varmış diye arada bir göz atarım.Hele o sabah başlayıp akşam üzerine kadar devam eden içler acısı kadın programları yok mu?Her gördüğümde kadınlığımdan utanırım.Kadınlar ; izliyor yazık ki bu programları.Ve bu kadınlar çocuk bakıyor bir yandan.Söylecek çok söz var aslında ama inanın hepsi birbirinden tatsız.Arkadaşlarım kimi öğretmen, kimi mühendis, kimi doktor...daha bebekleri konuşmayı öğrenmeden tv nin oyalayıcılığına sığındılar.Yazık ki savunmaları da bir o kadar yanlış.Ama bir yerlerde sizin gibi düşünen birilerinin varlığını bilmek çok güzel.Ben bir merhaba demek istedim yazınızı okuyunca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden de size yürekten bir merhaba. Ne iyi ettiniz de selam verdiniz. Tanışmış olduk.

      Tv programı seyredenleri kınamayalım biz yine de istersen. Herkes özgür, herkesin zevkine ve tercihine de saygı duymalı . Biz önerilerimizi paylaşalım elbette. Tv de bazen çok güzel programlarda oluyor çünkü. Seçerek izlemek, izletmek ve uzun saatleri boş yere harcamamak ve çocuklarımıza daha fazla özen göstermek gerek diye düşünüyorum.

      Sil
  3. sen üzgünsün ama ben güldüm yaaa. parmaklar ha :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parmağına baktın ve saldırgan çıktın , di mi :))) ondan mı gülüyorsun :)) sen niye giremiyorsun benim bloguma acaba. ?

      Sil
  4. evde girince sorun olmuyor. ama gündüz iş saatlerinde farklı yerlerden girince, uygunsuz içerik nedeniyle filtreli diyor. yıllardır hep oluyo bu senin blogda. ben diyom ki, bazen kullandığın fotolar kullanılmaması gereken fotolar mı oluyo acaba yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uygunsuz içerik miiii. ?? O zaman benim blog otomatikman seni engelliyor, girme sakın diye :)) Şaka şakaaa.. Fotolarda genelde hassas davranıyorum, izinli yerlerden kendi embed kodları ile yayınlıyorum . Kaçanlar oluyordur arada belki. Ama öyle olsa hiç bir yerden giremezsin. Ben deniyorum sen öyle deyince, bakıyorum herhangi bir sorun yok. :(

      Sil
  5. Öncelikle Merhaba, Tesadüfleri seven birisi olarak, şuradan o yazı, aa burada ne varmış edasında geziyordum ki yazını gördüm. iyi ki de gördüm :) Gerçekten çok keyifli bir üslubun var ama bence az aralıklarla yazıyorsun galiba. Diğer paylaşımlara baktım şöyle bir ama genelde bilgilendirme tarzında. Bence bu tarz yazılara devam etmelisin. "daha sık" :) Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hayatın en çok sevdiğim yönüdür tesadüfler. Beğenmen beni mutlu etti. Ben de daha sık yazmayı arzu ediyorum ama ah keşke yazabilsem :)
      Bu sabah blogunuza kısacık bakma şansım oldu, daha sonra uzun uzun okurum. Ben de daha sık beklerim. Sevgiler. :)

      Sil
  6. selam yazınınzı çok beğendim... içimdeki duygulara tercüman oldunuz desem yeridir... teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hepimiz aynı duyguları hissediyoruz biliyorum ama duruma müdahele edemiyoruz.. Ziyaret ve yorumunuza ben teşekkür ederim.

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...