Bu sabah her zamanki rutinimizi yaptık babamla. Çay demlenene kadar bizde günaydınlaştık televizyon karşısında. Bir ara benim sesim yükseldi, odayı terk etmeye kalktım. "Otur otur tamam " dedi de vazgeçtim gitmekten. Babam sıkı bir televizyon zapçısı. Bir kanalda 1 dakika konaklarsa şanslısın. Ben de tv izleyicisi olmadığım ve zaptan çok uzak bir kişilik olduğum için, o zap yaptıkça benim başım dönüyor, midem bulanıyor. Sürekli görüntü değişiyor, konu değişiyor, beynim uyum sağlayamıyor benim ve çok sıkılıyorum, mekanı terk etmek istiyorum. Neyse , sonunda bir kanalda durdu. Niğdespor maçında çıkan olayları gösteriyordu. Skor Niğdespor lehine fazlalaşınca oyuncular arasında gerginlik olmuş. Gerginlik seyircilere de sıçrayınca, tribünde koltuklar kırılmaya, sahaya atılmaya başlanmış. Polisler müdahale etmiş. Bir çok maçta yaşanan şeyler.
Kim bu kavgacı güruh ? Hangi ailelerde yetişiyor ? Neden bu kadar saldırgan olduk ? Neden daha önce bu sıklıkta değildi bu yaşananlar. ? Kamu malına zarar vermek neden ? Hatta zarar vermek neden ? Kazanmak kadar kaybetmek de olduğunu bu hayatta, neden unuttuk ? Neden hep kazanmak istiyoruz, hem de her alanda ? Yeni neslin hormonlarında bir anormallik mi var ?
"Üzülüyorum " dedim babama, hem de "çok üzülüyorum". "Ben de kızım " dedi.
Alberta Üniversitesi uzmanları bir araştırma yapmış. Yüzük parmağı , işaret parmağına göre ne kadar kısaysa, kişinin fevri olması ve şiddete eğilim göstermesi ihtimali o kadar artıyormuş. Parmakların uzunluğu bebeğin anne karnında maruz aldığı testosteron hormonu miktarı ile ilgiliymiş. İşte suçlu bulundu. Bir hormonun yaptıklarına bakın. Bu hormonun vücuda harici olarak alınması, yani harici bir doping maddesi olarak kullanılması söz konusu olabiliyormuş. Bazı sporcular vücutlarını geliştirmek için alabiliyormuş. Sebebi de şu ki; testosteron kaslarını çabucak geliştiriyor ve normal yollardan ulaşamayacağı güce erişiyormuş sporcu. Ve bunun bir sürü yan etkisi var. Karaciğer de, böbreklerde tümör bile oluşturabiliyormuş. Ama konumuzla ilgili olan yan etkisi; saldırgan davranışlara neden olabiliyormuş. Acaba tribünlerde dahil, tüm erkekler harici kullanımda mı ?
Sadece izlemek bile saldırganlığı artırıyormuş. Saldırganlığın öğrenilir bir durum olduğunu kanıtlamak için bakın ne yapmışlar. Çocuklara, oyuncak bebeğe şiddet uygulayan bir yetişkinin filmi izletilmiş. Daha sonra o çocuklar aynı bebekle bir odaya bırakılmış. Çocuklar izledikleri davranışı hatta daha fazlasını uygulamışlar oyuncak bebeğe. Bu filmi izlemeyen diğer bir grup çocukta, aynı oyuncak bebekle denemeye tabii tutulmuş ve bu çocuklar hiç bir saldırganlık belirtisi göstermeden oynamış bebekle. Bir çok anne bana kızacak biliyorum ama söylemeden geçmeyeceğim. Zamane anneleri çocukları televizyona bağımlı hale getiriyorlar. Çünkü çocuk televizyon izlediği sürece anne rahat ediyor. Anne babalar; n'olur çocuklarınıza daha çok zaman ayırın ve ne izlediklerine çok dikkat edin. Hatta bana kalırsa çocuklarınızı televizyondan uzak tutun , evde mümkün olduğunca az açın televizyonu ! Yaratıcı oyunlarla, kitaplarla ilgilenmesini sağlayın. Çocuklar için hazırlanmış her çizgi film uygun değil, unutmayın bunu. İşte konu ile ilgili daha önce yayınladığım bir bilgi. Klinik Psikolog, arkadaşım Çiğdem Çalkılıç Taylor 'ın yazısı. Çocuk oyuncakları ve saldırgan ögeler içeren çizgi filmler TIKTIK
Bu konudaki üzüntüm sadece sporla sınırlı değil. Kadına saldırganlık, protesto gösterilerinde etrafa zarar vermek, çocuklara uygulanan saldırganlık, doğaya uygulanan saldırganlık vs,vbg...
Üzgünüm; bugün, bu yüzden bir kez daha üzgünüm.!