Cumartesi, Ocak 10, 2015

Günaydın

Günaydın . Yine soğuk bugün Ankara, inceden kar da yağıyor. Güvercinlere ikramiye çıktı bugün. Kuru ekmek yerine buğday attım bugün onlara. Sevindiler tabii. Saniyede tükettiler. Arkasından bulgur koydum. Şimdi onu yiyecekler. Yiyecekler karların altında kaldı ulaşamıyorlar, açlar, lüffen siz de cam önlerine, balkonlara bir şeyler bırakın. Benimki de laf, siz zaten yapıyorsunuzdur. 

Şimdi bir masal anlatacağım size. Daha önceden paylaştığım bir yazıyı yeniden paylaşmak istedim bugün.  Bazen tekrarlar iyidir derim ben. 

"Evvel zaman içinde kalbur saman içinde , eski eski zamanlar içinde bir zamanda, insanlar birbirine yardım ederdi yine. Bayramda seyranda değil, her an her zaman yapılan bir yardım şekli vardı o zamanda. Müslümanlara sadaka farzdır. Ve Allah rızası için ihtiyacı olanlara verilen paraya "sadaka" denir. Makbul olanı sadakanın gizli olarak verilmesidir. İşte o eski zamanlarda bu gizliliği sağlayabilmek ve fakir olan insanlara erişebilmek için yollara Sadaka taşı denilen taşlar koyarlarmış. Bir buçuk ,iki metre yüksekliğinde , yanında basamaklar bulunan , ortasında paranın konulacağı çanak biçiminde bir oyuk olan mermer taşlardı bunlar. Yardımda bulunmak isteyenler bu mermer taşın üzerindeki oyuğa para koyar, yardıma ihtiyacı olanlarda oradan para alırlardı. İşte o zamanlarda insanlar hala vicdanlı ve iyi niyetli olduğu için, para alacak olan fakir orada bulunan paranın hepsini değil, sadece ihtiyacı olan kadarını alırdı. Burada içimden hey yurdum insanı neden böyle oldun diyesim geldi! 


foto kaynak için üzerine tıklayınız
O zamanlarda bir başka yardım şeklide zimem (borç) defterleri vasıtası ile yapılan yardımdı. Bayram öncesi varlıklı kişiler kendi semtleri dışında , bakkal yada manavlara, tenha oldukları zamanları tercih ederek girer ve sorarlarmış, " zimem defteriniz var mı?" diye. Zimem defteri esnafın müşteriden alacaklarını tuttuğu , şimdilerde "bakkal defteri"  ya da " veresiye defteri " diye geçen defter. Eğer defter varsa, varlığa göre defterin ya tamamında yazılı olan borcu  ya da kendi imkanlarının elverdiği kadar kısmı defterden sildirirmiş bu varlıklı insanlar. Başka mahallede olduğu için, borçtan kurtulan, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borçları ödeyen, kimleri borçtan kurtardığını bilmezdi tabii. Dolayısı ile kimse incinmeden sadaka verilmiş ve alınmış olurdu." 

Ne kadar güzelmişsiz di mi bir zamanlar. Hala güzellerimiz, güzelliklerimiz var tabii ki, ama eskisi kadar fazla değil gibime geliyor. Ne dersiniz ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...