Pazar, Eylül 02, 2018

Pazar

Bana her gün Pazar olmasına rağmen, Pazar gününü sevmememe rağmen, Pazar sabahlarının uyku mahmurluğu ile karışık çay ve okuma saatlerini seviyorum. Özellikle ; uykuyu okumalarla mayalayıp, ikinci uykuya geçmeyi daha çok seviyorum.

Bu aralar  iki edebiyat dergisi okudum. Bunlardan birisi  Masa Dergi . Ağustos sayısını çok beğendim. Dergiyi daha önce okudum mu hatırlamıyorum. Eylül sayısını da alıp, olumlu fikrimi pekiştirmek istiyorum bu dergi hakkında. Bir diğer dergi ise Ot Dergi . Daha öncede birkaç kez almıştım. Çok sevdim diyemeyeceğim. Masa'yı okurken su gibi akıp gitti, ama Ot'un  yeşillikleri boğazıma tıkandı. Derginin sağ üst köşesinde "maksat yeşillik olsun " diyen bir inek var da . İki dergi içerik açışından birbirinin benzeri. Bir yazar / şair / sanatçı belirleyip, onun üzerinden ilerleyen bir şablon oluşturmuşlar. İnsan farklı şeyler görmek istiyor. İki benzer dergi benim için fazla, o yüzden ben şimdilik Masa ile yoluma devam etmeye karar verdim. Ot dergisini sevenlere sevgilerimle.   Amacım ahkam kesmek değil , sadece kişisel fikrimi beyan etmektir.

Şimdide biraz dertleşmek istiyorum sizinle.

Dergi okurken  bir reklama gözüm, aklım takıldı. İSTANBUL COMİCS & ART FESTIVAL reklamı. Bu yabancı kelime / dil  hayranlığımızı anlamadım, anlayamıyorum, sanırım anlamakta istemiyorum. Hatta anlamayacağım. İstanbul çizgi roman ve  sanat festivali mi demek istiyorlar ? Neden Türkçe söylemiyorlar. Neden Türkçe yazmıyorlar. Festivale katılanlar yabancı mı ? Öyle bile olsa bu festival kimlere yapılıyor, incilizlere mi ( Türk olmakla İngiliz olmak arasında kalanlar ) . Adının, içeriğinin Türkçe yazılması festivale katılım oranını değiştirir mi ?  

 İCAF adı altında bir web sayfaları var. "İstanbul Comics and Art Festival, kamusal alan yerleştirmeleri, çizgi roman ve illüstrasyon stand* ve sergileri, atölye programları, seminerler ve sanatçı konuşmalarını içeren, şehir, çizgi dünyası ve farklı sanat disiplinleri üzerinden yaratıcı deneyim alanları sunan bir açık hava festivalidir." diyor sayfanın başında. (*Stand değil stant olmalı o kelime. ) İşte o kadar karman çorman oldu ki Türkçe'miz , iki dili karıştırıp cümle kuruyoruz. Onu da yanlış kuruyoruz. Site içinde daha başka yanlışlarda var. Ben çok üzülüyorum ve benim en büyük  takıntılarımdan birisi bu. Kendi ülkemde bambaşka bir dilde yazılara maruz kalıyorum. Birçoğunu anlamıyorum. Anlamak zorunda da değilim. Bana hizmet veriyorsan , verdiğin hizmetin adını Türkçe yaz lütfen. Avukatlık bürosu bile yabancı dilde yazmış ne iş yaptığını. Memleketimize yerleşen yabancılar gözümüze batıyor da bu yabancı dil sevdası batmıyor sanırım pek çoğumuza. Lokantalarımızın, çay/kahve mekanlarımızın adları hep yabancı. Ne yiyeceğime karar verirken menüdeki isimlerin kendi dilimde olmasını istiyorum. Çok şey mi istiyorum ben acaba ?. Ulus'ta ara sokaklarda dolaşırken karşıma bir tabela çıkmıştı  .İçeri  girip sahibini tebrik etmek istemiştim ama yapamadım. Özetle, dilimize sevginin ve adı Türkçe olan  çay/ kahve evlerinin çoğalmasını diliyorum.






4 yorum:

  1. Ne kadar da haklısınız, dilimizi yobazlaştırıyor bu isim karmaşası. Oysaki bir dilin zenginliği onu konuşan milletin de zenginliğidir. Türkçe gibi güzel ve zengin bir dili hızla yoksullaştırıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen ben yaşlandım mı acaba , çağ bunu mu gerektiriyor hissine kapılmıyor değilim.

      Sil
  2. Lafı evirip çevirmeden söyleyeceğim:İnsanımızı özenti ve bilinçsiz buluyorum yoksa bir dil bu hale gelir mi?

    YanıtlaSil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...