pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Şubat 07, 2016

Pazar ondan bundanı



Kadınlar pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum.  Ev halkının tamamına hizmet etme günüdür bugün. Mutlulukla, yorgunluk arasında bir yerlerde yaşarsınız. Herkesin gönlünü etmek kadına düşer genelde. Babalarsa, çizgili pijamaları ile televizyon karşısında, kah uyur ,kah gazete okur, kah isteklerde bulunur, uzun oturur kısa düşünür , yani  kanepe ile haşır neşir olurlar genelde. Şimdi çizgili pijamamı kaldı diyenleri duydum. Kulağımdan kaçmaz.  Buradaki çizgili pijama bir tasvirin tamamlayıcı unsuru. Ayrıca, o çizgili pijamayı yıkayıp ütülemekte kadının işidir. Almaya alışmış erkek, vermeye alışmış kadını sömürür de sömürür tüm gün boyu. Çay yap, kahve yap, börek çörek yap, suratını asma, su getir, yemekte ne var, sofra hazır mı, niye kuru fasulye pişirmedin, tuzu versene, houuuhh (esneme nidası), zortt ( pırtlatma nidası) hanııımm canıımm (şımarma nidası)...

Erkekler pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum. Ev halkının tamamı tarafından ezilme günüdür bugün. Herkesin eleştirisine maruz kalmak erkeğe düşer genelde. Çürüttün o kanepeyi, hadi alışverişe gidelim anca yatıyorsun, ben senin uşağın mıyım kalk suyunu kendin al, paşa bu paşa, bıktım çoraplarını toplamaktan, bi kerede şu sofrayı sen kursan, yemeği sen yapsan, şu saç sakalının haline bak kalk bi traş ol, üstünü değiş, niye o kazağı giydin, herkes sokakta biz evdeyiz, çok miskinsin anca uyu sen, niye yattın, niye oturdun, gazeteyi niye oraya attın, yine mi maç izliyorsun, Kadının nidaları yoktur pek, konuşmaktan esnemeye bile zamanı bulamaz. Gün boyu yanında ya adamı, bulmuş ya böyle imkanı, akşama kadar dır dır dır dır dırrrrrr dır nidası....

Bir koca gün , paylaşılamadan geçip gitmiştir sonunda. Yazdım öylesine. Öylesine şeyler yazarım ben zaten.  Mutlu pazarlar. Ne kadar mutlu olabiliyorsanız tabii. Fazlasını isteyin belki olur. En iyisi ben size bir şarkı armağan edeyim de, 4 dakika 32 saniye uzaklaşın her şeyden .

RELAX





Pazar, Ocak 17, 2016

Pazar ondan bundanı

İnsan bazen öyle bir şey yapar ki , farkında olmadan bir diğerinde  iz bırakır.  Bu Deeptone'da bende öyle bir iz bıraktı ki, güzelim pazar şarkıları başlığımı elimden aldı. Her pazar yazının başlığını "pazar şarkısı" diye yazıyordum, benimle dalga geçti "hangi pazar bu, sebze pazarımı " gibisinden. O gün bugündür rahatça "PAZAR ŞARKISI" başlığı atamıyor ve her seferinde kulaklarını çınlatıyorum. Sevgiler Deepciğim ...

Son günlerin salgın furyası beni de yakaladı. Önce öksürük olup geldi, oh geçti gitti , bu seneyi böyle atlattım derken dün de nezle olarak geri geldi. Hepsi gidip,  domuz  olarak geri dönmesinde, ben buna razıyım. Burada bir reklamlı öneri yapayım. Nezle olduğunuzda SELPAK tuvalet kağıdı ile silin burnunuzu , hiç kızarmıyor, yara da olmuyor, çünkü yumuşacık. Ve okuduğum bir makalede, grip_nezle de  en etkili çarelerden biride uyku imiş. Bol bol uyuyunca hemencecik geçiyormuş . Bu çare çok hoşuma gitti. Gazeteler, dergiler, kitaplarla geçirilecek yarı uykulu saatler eminim iyi gelecek bana da. 

Biraz dedikodu yapalım mı ? Dün kahvede arkadaşlarla beraberdik. Birisi güzel fal bakar. Konu fala gelince , fincanımın fotoğrafını kahve falı bakan cep telefonu app'lerine gönderip göndermediğimi sordu. Bazen gönderiyorum dedim. O da gönderiyormuş. Öyle yorumlar geliyor ki bazen dedi, sanki telefonum dinleniyor yada mesajlarım takip ediliyor, yaşadıklarımı aynen biliyor. A aa, evet dedim , çoğunlukla benim durumumu da birebir biliyor. Ne dersiniz ? Paranoyak mı olduk ? Falıma kendisi baktı. Huzur dolu mükemmel bir yaşam bekliyormuş beni. Bir de gizli bir güç tarafından korunuyormuşum. Kocamaaann bir ağaç çıkmış çünkü. 

Lodos var bugünlerde. En çok uçak seferlerini vurdu lodos. THY 95 uçak seferini iptal etti. Lodosun beni güldüreceğini düşünmezdim ama sağolsun AHMET COKA öyle bir lodos çizmiş ki , pazar gülüşümü ona borçluyum. Güzel şeyler paylaşılınca güzeldir, di mi ?

LODOS / ahmet coka

Uzatmayayım , bundan sonrasını kimse okumaz artık. Pazar şarkımız var sırada elbette. Tıklayın dinleyin. Güzel, süper, şahane bi şarkı. Mutlu pazarlar. TIKTIK 



Pazar, Aralık 27, 2015

Pazar ondan bundanı


Az önce çayı demlerken, çaydanlıktan çıkan buharın  gönlümü ısıttığına bir kez daha şahit oldum. Var bunun çözemediğim bir hikmeti. Kim bilir nerelerden, hangi, tam hatırlayamadığım anılardan geliyor. Her gün binlerce şükrettiğim güzel ailemde, güzel sabah kahvaltılarının sıcaklığıdır belki de sadece. Mutluluk da, hüzün de hayatımıza en derin haliyle giriyor fark ettirmeden. Sonrada fark ettirerek çıkıveriyor ortaya. Hep mutluluklar çıksa keşke, hep onları hatırlatsa bize. Olmuyor. Mutlulukta , hüzünde sonsuza kadar sürmüyor malum. Biraz ondan, biraz bundan olunca anlam kazanıyor hayat. Yine de temenni ediyorum, mutlu anılar biriktirelim bu yıl bol bol. Mesela üstteki fotoğraf, bahçede yaptığımız bir sabah kahvaltısının mutlu anısına ait.

Yağmadı, yağmıyor, yağacak gibi de görünmüyor. 31 Aralık gecesi İstanbul kar yağışlı görünüyor ama Ankara'da yağış yok. Hatta Uludağ'da bile kar yok halihazırda. Kar yağsın diye isterken bencillik yapıyorum, biliyorum istemeyenlerin sebebini ama susuz kalmamak içinde kar lazım. Ayrıca bir şükür de buraya konduruyorum; sıcak bir evim, ayağımı ısıtan bir ayakkabım, giyecek kabanım var, ne kadar şükretsem az. Allah'ım olmayanların yardımcısı olsun, zor şartlara dayanma gücü versin. Dünya böyle bir yer işte, seni sevindiren başkasını üzer. Tamam vazgeçtim kar istemekten, bu kar giflerine bakarım ben bol bol. Yeter ki çocuklar üşümesin. Siz de kar giflerini seviyorsanız facebook sayfama üye olun, orada bol bol var. Daldan dala atlıyorum, çünkü anlık yazıyorum, planlamadan. 

Ve, az önceki şükre bağlantı olarak , bu yıl ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almamaya niyetliyim. Mesela evde en az 5 kutu krem var, onlar bitmeden krem almayacağım. Buna benzer bir sürü şey. Nerden mi çıktı bu fikir, İŞTE BURADAN  Çok şükür mevcutlar beni bir yıl idare edecek kadar çok zira. 


Uzun süredir uçmamıştım. Olmadı, zira kanatlarım yok. Uzun süredir uçağa binmemiştim. Gökyüzünü özlemişim. Bulut meraklısı olarak doya doya izledim bulutları. Ve İstanbul'a gökyüzünden bakmak ayrı güzeldi. Havada da en az yerdeki kadar insan var maşallah. Artık herkes uçuyor. Biletler son derece ucuz, otobüsle hemen hemen aynı fiyat. Hatta uzun mesafe taksi fiyatına. Havaalanındaki tekerlekli sandalye hizmetinden yararlandık ve arabadan alıp uçağa, uçaktan alıp arabamıza kadar getirdiler sağ olsunlar. Aksamadan işliyor. Benim seyahatimde tek aksayan, hava trafiğinin yoğun olması sebebi ile yarım saatlik rötarla uçmak oldu. Kara yolları gibi artık hava yolları da yetmiyor trafiğe.

Genç is adamı uçağa binmek üzere havalananına gelir ve bilet kontrolü yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. 

Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der. 

Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceğiniz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdiğim yeşil valizin Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum." 

Görevli kız şaşkınlıkla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün değil". 
 Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduğuma çok sevindim. Geçen sene yapmıştınız da!"


Çenem düştü yine. Amannn, laflıyoruz işte şuracıkta biz bize. Yeni yıl hediyelerinizi aldınız mı ? Ben kendime bu ajandayı aldım. Elime aldığım anda bu benim olmalı dedim ,çünkü içinde mektuplardan cümleler ve pullar var. Pulları da, mektupları da çok severim. Daha ne olsun. Sizde hediyelerinizi aldınız ve kendiniz paketlemek istiyorsanız, çok eğlenceli ve çok şık bir paketleme örneği izleteceğim size. Buyrun TIKTIK layın. 


Ve Pazar günü elbette sizi müziksiz bırakmayacağım. Bu kadın  yaptı yine yapacağını. Bayılıyorum bu şarkıya. Bu kadar güzel söylenir mi yahu.  TIKTIKTIK

Çok güzel geçsin gününüz.


Pazar, Aralık 13, 2015

Pazar

Yahu kadın!
Ben seni darmadağın seviyorum.
Nedir bu derlitoplu olacağım derdi?
Saçın dağınıkmış
Üstün başın berbatmış
Yüzün gözlerin yorgunmuş
Bunlardan bana ne?

Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki!

Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim.
Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki?
Hangi dağ bir öbürünün hizasında?
Hangi göl kıvrım kıvrım değil?
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık?

Onlar kadar güzelsin diyorum.
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum
...Dinletemiyorum.

BAHADIR ÜGE

Ne güzel anlatmış şair kadınından istediğini. Bazen boş yere çabalarız ikili ilişkimizde.  Süslü olalım, güzel olalım, iyi giyinelim diye. Bi kendimiz olabilsek yetecek oysa. 

Hayatın her alanında kendimiz olabilsek yetecek her şeye. Kendimiz olabilsek  mutluluğu  daha sık tadacağız belkide. Mutluluk; ucu bucağı yok gibi görünen, oysa belkide bir saniye süren, işte o kısa an için  hep peşinden koşulan bir duygu. Bu yüzden kendimiz olmamız bile onu sürekli kılamayacak. Kendi olabilen insanlarla zaman geçirmek gerçekten çok zevkli. Kendi olabileni bulabilmek ise bugünlerde çok zor. Var bir kaç tanıdığım ama bir elin parmaklarını geçmez. Herkes bir başkası. 

Dağılmadan toparlayalım, bugün pazar , şarkı günü. Kadınına hayran, kadınına tutkulu, kadınına aşık  bir başka şairin, Nazım Hikmet'in dizelerini Volkan Konak seslendirmişti. Hoşgeldin Kadınım . Güzel duygular bunlar. Yok toparlayamadım yine, duygusala bağladım . Tamam tamam sıra günün şarkısında. İki kum tanesi çiçeğine tıklayın dinleyin. Sevin, sevilin, güzel pazarlar geçirin. 




Pazar, Şubat 01, 2015

Pazar


Pazar. Müzik günü. Keyif günü. Ocakta çayın mis gibi koktuğu, buharının mutfağı sıcacık yaptığı, simitli kahvaltıların günü, Evde kahkahaların , çocuk seslerinin daha bir  yükseldiği gün. 
Hastalık, üzüntülü bir durum olmadığı sürece pazar kahvaltılarımız, hatta tüm sofralarımız  hep keyifli geçti çok şükür. Geçmişteki ve şimdiki sofralarımızı düşününce içimin huzur dolması bu yüzdendir. 

Keyif gününde keyifli  klipler izleyelim istedim. İlk klip, şarkıyı  bilenleri gençlik yıllarına götürecek.
Veysel Zaloğlu /Cici Kızlar . 

Bir zamanlar Pharrell Williams'ın "Happy" adlı şarkısına klip çekmek modaydı. İstanbul'da dahil olmuştu  bu modaya. Siz de katılın dansa. Mutluyum deyin, mutlu olun.
Pharrell Willams / Happy / İstanbul

Hız kesmeyelim derim ben  Shakira / Ojos Asi



Pazar, Ocak 06, 2013

Pazar

foto ve düzenleme : Füsun T.
Bir şehir ol..
Mesela İstanbul gibi..
Uzaktan bakanlar seni hiç bilmesinler.
Sen İstanbul gibi dur olduğun yerde ama sana gelmeye çalışanlar sana gelemesinler.
Uzaktan güzel görün herkese ama hiç kimse bilmesin içini.
Sen bir şehir ol
İstanbul gibi ; herkes imrensin sana ama feth edemesin hiç kimse benden başka..
Sen İstanbul gibi bir şehir ol..
Sahillerinde martılar öterek alsın simitleri ellerimden.
Kız Kulesi kıskansın beni bu sefer senin gözlerinden.
Köprünün üstünden bakarken şehre sadece diz çökeyim Ortaköy için, Sultanahmet için.
İstanbul ol mesela..
Konuş benimle ve her kurduğun cümle için Galata’dan Çelebi’ler uçsun gökyüzüne.
İki yaka bir kez olsun bir araya gelsin.
Sen konuş.. Susma..
İstanbul ol mesela..
İstanbul ol, sahip olduğun tüm merdivenleri önce ben çıkayım.
Üç aşağı beş yukarı..
Sonra sen çık ardımdan eksiklerimi tamamla.
Gülerek tartışalım 6′yı, 7′yi..
Sonra sen kazan ve ben tüm merdivenleri bir daha sayayım fazla fazla..

Sen İstanbul ol mesela..
Bir şehir ol..
İstanbul ol..
Bu kez boğazların kuruyana kadar ben seveyim seni..

Ayaz Şamil

*İnternette okuduğum ama yazanını bulamadığım şiir. Kime ait olduğunu bilen varsa lütfen bildirsin.
** Şair sonunda bulundu, Ayaz Şamil'e aitmiş şiir.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...