Çarşamba, Şubat 22, 2017

Bugün ağlayacağız

Ağlamak güzeldir, süzülürken  yaşlar gözünden sakın utanma..

Sabahları ilk işim radyoyu açmaktır. Gün boyu hiç kapanmaz radyom. Genellikle, sadece müzik çalan Radyo İlef'i dinlerim. İnsanı biraz fazla relax yapar ama benim için mahsuru yok, çünkü alıştım. İkinci radyomda NTV radyo. Oradan bir çok şey öğrendim yıllardır. Denk gelirsem haberleri de orada dinlerim. Normalde haber dinlemiyorum. Türkçe pop çalan radyoları ise  dinlemiyorum, onlar beni bunalıma sokuyor nedense. Sıkılıyorum bir süre dinledikten sonra. İnsan kendine iyi gelen şeyleri tercih edip, hayatına onları dahil etmeli. Bir tanecik yaşamımız var ve güzelliklerle doldurmaktan yanayım. 

Radyom açık. Bu sabah NTV ile başladım. Ve az önce enteresan bir haber vardı, Japonlar ağlamayı öğrenmek için kursa gidiyormuş.O kadar çok çalışıyor ve az uyuyorlarmış ki, stres oranları çok yükseliyormuş bunu azaltabilmek için ağlamaları sağlanıyormuş. Ana amaç ise çalışmalarında daha verimli olmalarını sağlamak. Dünya ne garip bir yer olmaya başladı. Bu kursta, duygusal bir film izletiliyor ve katılımcıların ağlaması sağlanıyor. Bir kişi de ağlayanların göz yaşlarını siliyor. Bu kişiyi internetten kendiniz seçebiliyorsunuz ama o zaman kurs ücreti artıyor. Yeni meslek, gözyaşı silicisi. 

Uzmanlar ağlamak stresi azaltıyor ve aynen uyuma gibi beyni rahatlatıyor diyor.  Allah ağlatmasın bu kısım ayrı, ama Japonların tekniğini uygulayıp , duygusal bir şeyler izleyip azcık gözyaşı dökmenin faydasından yararlansak mı, ne dersiniz ?

Canım sıkılmışsa komik şeyler izleyip rahatlama yolunu seçerim bazen. Bugün değişiklik yapıp acıklı bir Türk filmi izleyim diyorum, vücudumda biriken stresi azaltmak için. Gözyaşımı kim silecek ? Hiç alışık değilim birisinin gözyaşımı silmesine, kendim sileyim yine. 

Hangi filmi izlesem ?

Önce Sezen dinleyeceğim.. Boşa yazmamış bu satırları minik serçem. TIK

Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden sakın utanma..



Salı, Ocak 31, 2017

Ondan Bundan Şundan

Bazı şeylere kafam çalışmaz hiç. Mesela biriside, dört yanlış bir doğruyu götürür meselesi. Doğru doğrudur yanlışta yanlış. Neden götürüyor, nereye götürüyor ? Bizim zamanımızda neden yoktu ? Gidecek yerleri mi yoktu, falan filan. Anlamadığın şeylere kafa yorma boşver. İsteyen istediğini istediği yere götürsün.

Gelin, bende sizi birkaç dakikalığına bir yağmurlu güne götüreyim. Kitabınızı, battaniyenizi alın keyfinize bakın. Ben baharı özledim diyorsanız , bu da bahar yağmuru zaten . Denemesi bedava, çok rahatlayacaksınız.  TIKTIK

Grip olduğum günden beri, aklım fikrim sıcak yatak, sıcak içecek ve uyku. Hiçbir şey yorganım kadar mutlu etmiyor beni. Zaten geçmeyen grip yapmışlar, malum herkes sürünmekte bu yüzden. Çoluk çocuklu olanlar için ne zor bir durum. Sizin gözünüz yatak çeker , onlar aş ister, oyun ister. Biraz resim yapsalar oyalanırlar belki. Sizde bir süre rahat edersiniz. TIKTIK

Yapacak bir şey bulamazsam YouTube'da geziniyorum. Değişik müzisyenlerle ve müziklerle tanışıyorum. Onları dinliyorum. Bazen fazla dolaşmaktan olacak sanırım, bunu ben daha önce biliyordum gibi geliyor. Sonrada yok ilk kez dinliyorum duygusuna geri dönüyorum. Unutkanlık var aslında ama takılmıyorum fazla. Her şeyi bilmek hatırlamak zorunda değilim. Brenna MacCrimmon  ile tanıştım az önce. Yazarken dinlemeyi seviyorum. Nasıl çıktı bilmiyorum ama karşıma bu çıktı. İnsan hayatı enteresan, Kanadalısınız, bir kütüphaneye gideceksiniz , orada Türkçe albümlerle karşılaşacaksınız ve sonrasında yollar sizi bu şarkıyı söylemeye kadar getirecek. TIKTIK  

Çok uzun zamandır film izlemedim. Yakın zamanda duyduğum film ismi, La la land. İçeriği hakkında hiç fikrim yok. Bakmadım da niyeyse . Bazen öyle tembelliğim tutar işte.  Belki bir gün izlerim. Ama 17 Mart tarihinde vizyona girecek olan Beauty and the Beast  adlı filmi izlemek istiyorum. Ne de olsa yıllar yıllar önce TRT de Güzel ve çirkin adlı diziyi izlemiş bir neslin gençleriydik. Filmin fragmanına bi göz atma isterseniz TIKTIK  

Ve son olarak, üzülmeyin insanlık öldü diye, henüz ölmemiş. Giresun'da güvenlik kamerasında, ayakkabı hırsızının izini bulur muyuz diye kamera kayıtları incelenirken, bakın bir başka vatandaşın nasıl bir görüntüsü  ile karşılaşılmış.  TIKTIK 

Çarşamba, Ocak 18, 2017

Şubat Tatili

Daha çok hayal kurmak lazım...

Bu hafta sonu okulların tatil olması ile birlikte , tüm AVM'lerde bol çocuk sesli günler bizi bekliyor demektir. Öyle ya, tatile girmiş bir çocuk başka nereye götürülebilir !

Şöyle bir hayal ettim. Benim çocuğum olsa ne yapardım acaba diye. Hava şartları ne olursa olsun kesinlikle açık havada bir program yapardım. En basitinden "yürüyüş" olabilirdi. Eminim bir çok çocuk yaşadığı mahallenin sokaklarından bihaber. Sabah kapının önünden servise biniyor, akşam kapının önünde servisten iniyor. Elinden  tutulacak yaştaysa elinden tutar, koluna girilecek yaştaysa koluna girer mahalle sokaklarında yürüyüş yapardım onunla. Varsa; mahalle bakkalından alışveriş yapar, esnafa selam verip hal hatır sormayı öğretirdim.

Altı, yedi yaşındayım, annem cebime 2.5 T.L para verir, elime de bir liste tutuşturur. Git manavdan ve kasaptan şunları al gel derdi. Kasap amca  ile tatlı bir muhabbetten sonra bana hediye ettiği " al bu da sana, annen pişirsin de ye , büyü güçlen " diye verdiği ,böbrek bonusu ile eve dönerdim. Manav amca da meyve ikram ederdi.

 O günleri yaşamış, mahalle hayatının tüm güzelliklerini yaşamış,  o maya ile yoğrulmuş bir bakkal kızı, hayal ettiği çocuğunu ancak bu şekilde gezdirebiliyor demek ki.

İçimde uzun zamandır bir köy özlemi var. Bu hafta sonu bir köye gitsem diye düşlerken, nereye gidebilirim araştırması yaptım. Ankara civarındaki köylerden habersizim. Tıpkı sabah kapıdan servis alıp, sonra eve servisle bırakılan çocuklar gibi. Köylerimizde şehrimizin mahalleleri sayılmaz mı ? Bunlar iç sesim. Özetle, Nallıhan kuş cennetine gitmeye karar verdim hayalen. E bir ön araştırma şarttı tabii. Bu ön araştırmada çok hoş bir bilgi edindim işte.

Bir varmış bir yokmuş Nallıhan'da Hoşebe Mesire yeri varmış. Burada da asırlık ardıç ağaçları varmış. Bu ardıç ağalarının yetişmesi için ardıç kuşuna ihtiyaç varmış. Çünkü ardıç ağacı tohumlarını yere dökermiş ama tohumlar kendi kendine  çimlenemezmiş. Çimlenmesi için; tohumları bir ardıç kuşu yiyecekmiş. Sonra o tohumların kabukları  ardıç kuşunun sindirim sisteminde açılacakmış. Sonrada ardıç kuşu pırt yapıp toprağa pisleyecek, açılan o tohum toprakla buluşacak ve  düştüğü yerde çimlenecek, ağaç olacakmış. Sırf bu ağacı görme için bile gidilir Hoşebe'ye.

Foto: http://www.kuslar.gen.tr/
Bir hayal insana neler öğretebiliyor. Ne güzel maceralara, serüvenlere sürüklüyor. Ne der Yahya Kemal Deniz Türküsü adlı şiirinde;

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...
İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

Daha çok hayal kurmak lazım.

Cumartesi, Ocak 14, 2017

Hafta sonu

Olaylar olaylar....

Bazen öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki gözlerimiz fal taşı gibi açılıyor. Özellikle şu bir kaç gündür hepimizin gözleri yuvalarından fırlamak üzere artık.  Hafta sonu geldi de şükür, belki şu iki günü biraz rahat geçiririz.

Şimdi bir önerim var mesela rahatlamanız için. Sadece iki dakikanızı ayıracaksınız. Ayy çok rahatladım bi iki dakika daha lütfen derseniz , fareyi oynatmanız yeterli. Nasıl rahatlayacağız TIKTIK

Dalga sesleriniz açık kalsın , siz bu arada dalgalar eşliğinde biraz sanatsal çalışmalar yapın. Sol üst köşede bir kontrol paneli var orayı kurcalayın biraz. Renkleri değiştirin mesela. Vee siz kalkın pc başından, birazda evdeki gençler yapsın .. TIKTIK

BBC One bir program yapıyormuş. Bu programda, hazırladıkları robot hayvanları  gerçek hayvanlar arasına bırakıp, robota yerleştirdikleri kamera ile hayvanları izliyorlarmış. İzleyince şunu düşündüm. Bence hala ümit var, her şey için. İçimizdeki duygu yok olmadığı sürece tabii.  Benim bugünkü programım belli oldu. Spy in the wild'ın diğer videolarını izlemek.


Bu aralar Pete Murray dinliyorum ben. Gitar vokal seviyorsanız tam isabet. Neil Young şarkılarını çalarak kendini geliştirmiş, belkide beni o yüzden etkiledi. Çünkü Neil Young da favorilerimdendir. Birer şarkı dinleyin isterim.

Güzel geçsin gününüz. Çok güzel haberler alın. Arkadaşlarınızı arayın, buluşun bi kahve için birlikte. Kahvenin sohbeti bir ayrıdır. O arada biraz dedikodu yapın bence. Ruha şifa diyorlar. Beni bile çekiştirebilirsiniz. Söze şöyle başlamak süper olur dedikodu yaparken.

Olaylar, olaylar.....



Salı, Ocak 10, 2017

Mannequin Challenge

Bana bunlarla gel...

Eskilerde çok eskilerde söylenmişti " Make Love Not War "  " Savaşma, seviş"

O zamanlarda şimdiki gibi, insanlar kötülüklerden, savaşlardan bıkmış demek ki ve bu sloganı oluşturmuşlar. Vietnam savaşı sonrası Amerika'da kullanılmaya başlanmış slogan ,  sonrasında gençler tarafından "özgür aşk" olarak bir cinsel devrim sloganı olmuş.

Bob Marley ve Jhon Lenon şarkılarında kullanmışlar bu sloganı. Uzun zamandır şarkı paylaşmadım sizinle. O zaman bu zaman olsun.


Savaşlardan bende çok sıkıldım sizin gibi. Uzmanlarda benim gibi düşünüyor. Hiç değilse belli zamanlarda iyi ve güzel olan şeylerle ruhumuzu rahatlatalım. Ve ne enteresan bir duruma düşürüldük ki, mutlu olmak "ayıp" oldu şu günlerde. İnsanlar iyi, mutlu, güzel bir şeyler paylaşacakları zaman yanına bir de dip not iliştiriyorlar, "aslında moralim çok bozuk, yurdumun durumuna çok üzülüyorum "vbg şeyler. Bu vatanda yaşayıp , duruma üzülmeyen birinin olabileceğini sanmıyorum. Ayrıca mutlu olmak hepimizin en doğal hakkı ve gereksinimi. Eğer anlık da olsa mutlu olmaz isek halimiz ne olur. Psikolojimiz ne olur. Vatan için sorumluluklarımızı bilip, elimizden geleni yerine getirip , kalanında mutlu da olacağız.Yoksa nasıl başa çıkarız tüm bu olanlarla. Enerjimiz tükenir, nasıl savaşırız ruhumuza işleyen kötülüklerle. Devam etmek zorundayız yaşamaya.

Yeni bir moda çıkmış sanal dünyamızda.  Aslında uzun zamandır varmış ama bugünlerde yeniden gündemde. Mannequin Challenge .  İlk olarak ABD'de bir lisede öğrenciler tarafından bir video çekilmiş. Sonrasında sevilip herkesler tarafından yapılmaya başlanmış.

Olay şu; zamanı  dondurmak. Her ne yapıyorsanız donup kalıyorsunuz ve bir kişide sizi videoya çekiyor. Böylece zaman durmuş oluyor ! ( bugünlerde duygularım çok yoğun, benim için zaman , annemle kucaklaştığım,ona sarıldığım anda durabilseydi keşke ) Öyle ki bizim Jandarma Ekiplerine kadar sıçramış bu çılgınlık. Bir çok video izledim ama ben en çok aslan Jandarmalarımızın videosunu  sevdim.


Vakti bol olanlar için Mannequin Challenge videolar.




Yaşama renk katmak lazım. Bırak savaşmayı. Hayatın akışıyla da savaşma. Kendinle de savaşma. İşinle, aşkınla savaşma. Ülkelerle savaşma. Sev sevil. Huzura teslim et kendini. Keyifle geçsin günler . Aşkla geçsin günler. Endişe etme , inan. Güzel günler mutlaka gelecek. 


Bana bunlarla gel. 

Salı, Ocak 03, 2017

Kan bağışı hayat kurtarır

"Kış şartları sonucu azalan bağışlar ve stoklarımız nedeniyle tüm vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyoruz."  diyor Türk Kızılay'ı.

KAN BAĞIŞ NOKTALARI BURADA 
                                                                                                                                        💓💓

💓 FACEBOOK 

Pazar, Ocak 01, 2017

2017

Güzel hatırlayalım seni 2017...

Bu sabah, facebook  tarihte bugün hatırlatmaları beni tuhaf duygulara yönlendirdi. 1 Ocak 2013 günü şöyle bir paylaşım yapmışım facebook'ta ;
"2013'le gayet mutlu bir kucaklaşma yaşadık. Umarım tüm yıl bu mutluluk devam eder :)"
Olacaklardan habersiz temennilerde bulunmuşum. 19 Ocak'ta annemin ölümüyle bu temenni, kısa sürede, bir balon gibi patlayıp yok oldu. 2013 ve sonrası yıllar zor geçti benim için. Bu sabah 2017'nin ilk günü bununla bir kez daha yüzleşince, önümde var olduğunu düşündüğüm 365 gün için ( ki bu sadece bir varsayım )  hiçbir planlama, temenni yapamadım şahsi olarak. Hayat benim temennilerime pek kulak asmıyor, öğrendim.

O yüzden bir kez daha "hayat çok kısa , kuşlar uçuyor" ve bir kez daha " hayat bir gündür o da bugündür " diyebiliyorum.

2017' nin ilk sabahına da hiç  iyi uyanmadık zaten. Ki onlarda eminim birbirlerine sarılıp ne güzel şeyler dilemişlerdi saat 00:00 olduğunda. Önlerinde koca bir yıl var sanıyorlardı sevinçle ama ne yazık ki yeni gelen yılda çok kısa bir saat dilimi yaşayabildiler. Yurdumda olan tüm kötü şeyler için, çok üzgünüm.!

Temennilerimi rafa kaldırdım. Yaşadığım süre içinde vatanım için, ailem için, kendim için ne yapabileceksem, en iyi nasıl davranabilecek, sükunetimi, aklımı, kendimi ve ailemi nasıl en iyi şekilde koruyabileceksem ona odaklanıp, başladığım günü bu doğrultularda tamamlamayı hedefliyorum sadece. Zaten kötülüklerden söz etmeyi pek sevmem, şimdi daha da çok sevgiye ve iyiliğe yönelmem gerektiğini  biliyorum.

Birbirinizin kıymetini bilin, ufacık sorunları büyütüp size verilen ömrü sıkıntılarla geçirmeyin, sevin çok çok sevin her şeyi , sevdiğinizi söyleyin içinizde hapsetmeyin, yardımlaşın, bana ne demekten uzak durun, iyi olan, güzel olan ne varsa onu tercih edin, sıkıca sarılın birbirinize, bencil olmayın , paylaşın...... Uzaarrr gider....

Ölmez sağ kalırsak, yani sıra bizde değilse ...
Güzel hatırlayalım seni 2017...









Cuma, Aralık 30, 2016

Cuma, Aralık 16, 2016

Çocuklar için etkinlikler

Yeşil, kırmızı, sarı, mavi ....

Kıpır kıpır kıpraşan bu dört renk ışığın bana mutluluk verdiğinden eminim. Daha da çocuk gibi (zaten çocuk gibiyim de ) oluyorum onların kıpraşmasına baktıkça . Çocuk mutluluğuna erişiyorum. Saf , temiz, her şeyden bi haber. Bence bir iksir, bu yemyeşil çam ağacı üzerinde kıpraşan renkli ışıklar. Ve çam ağacının tepesindeki neol babanın kırmızı rengi "haydi canlan " der gibi. 

Tam bunları hissederken bir anda Beşiktaş'ta ki patlamaya gidiyor aklım. Ölenlerin geride bıraktıkları geliyor aklıma. Onların acıları sarıyor içimi. Nasıl kabullenecekler bu kabullenilmezi diyorum. Ardından  "Halep" i düşünüyorum. Tüm mutluluğum alt üst oluyor. 15 Temmuz gecesine gidiyor aklım.  Biz, yaşadığımız o korku dolu "bir" geceyi ne zor geçirdik derken, her gün ateş altında yaşayan, ölen insanlar geliyor  aklıma. Kıpraşan ışıkları seyrederken yudumladığım sıcacık çay, boğazımdan zor geçiyor. Hakkım yok gibi geliyor onlar acı çekerken bu mutlu anı yaşamaya. Bir an aklımdan  daha da tuhaf düşünceler geçiyor. Türkiye'nin başına böyle bir şey gelse , kaç Avrupalı, kaç Asyalı benim düşündüklerimi yaşar , içtiği çay boğazına düğümlenirdi, diyorum. 

Biliyorum, pek çoğumuz aynı durumdayız. Bir tahterevalliye binmişiz, sürekli bir tepedeyiz bir altta. 

Bu blogda hep iyi şeyler paylaştım. Zaten içimiz dışımız kasvet ve acı olmuşken, bloguma geldiğinizde azcık da olsa tüm bunlardan uzaklaşın istedim. Evet hepimiz zor günlerden geçiyoruz, bunlardan çocuklarımız etkilenmesin. Tüm umutsuzluklara rağmen onlara umut ve mutluluk verelim, çocukluğun o güzel , saf duygularını yaşasınlar. 


Benimde minicik bir yeğenim var. Onunla ne yapabiliriz diye araştırırken bunları buldum. Üstteki resmi görür görmez de ilkokul yıllarıma doğru bir yolculuk yapıverdim. Severdim ben bu yerli malı haftasını. 😊 Bunu da kim yaptıysa ellerine sağlık, harika olmuş. 


Kar da yağmışken, bir karton ve iki renk gazlı kalemle yapılabilecek bu şirin kardan adamı severler diye düşündüm. 


Yılbaşı gecesi minik misafirleriniz varsa ( büyük ama ruhu miniklere bile olabilir ) onlara kağıt tabaklardan yapılmış bu şapkalarla sürpriz yapabilirsiniz belki. 


Bir miktar sert plastik bardaklarla yılbaşı gecesini keyifli ve sizden biraz olsun uzak geçirmelerini de sağlayabilirsiniz bu etkinlikle. 

Bizim minik ancak bunu yapabilir diye düşündüm. Henüz 1.5 yaşında çünkü. Bu onu en azından beş dakika oyalar. 

Yeşil, kırmızı, sarı , mavi kıpraşan ışıkların etrafında çoluk çombağınızla keyifli dakikalar geçirmeniz dileğimle. 

                                                                         Malum;
HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR


** Fotoğrafların üzerine tıklayıp kaynağına ulaşabilirsiniz. Pintersetten alınmıştır.

Salı, Aralık 13, 2016

İllüstrasyon / Burak Ağdemir

İllüstrasyon her zaman ilgimi çekmiştir. Kitaplardaki çizimlere bayılırım mesela. Karikatürde aynen. Lise yıllarımda Gırgır dergisi alır ve Oğuz Aral 'ın Avanak Avni çizimlerine bakarak, bende çizmeye çalışırdım. Bir yerlerde Avni çizimlerim olacak , bulursam paylaşırım. Ayrıca; belki grafik sanatının bu  dalını da öğrenmeyi denerim bir gün.

İllüstrasyonun en eski ismi İhap Hulusi Görey. Türkiye de bu sanatın öncüsü. 1932 yılında Atatürk'ün isteği ile, okullarda okutulan Alfabe'nin kapak tasarımını yapmış dersem, eminim gözünüzün önüne gelecektir eseri.

Son tanıdığım illüstratör  ise Burak Ağdemir.  Yeşilçam Üniversitesi çizimleri ile gündemde epeydir. Kafa dergisi yazar ve çizeri kendisi.  Yazımı okur belki diyerek, kendisini tebrik ediyor ve Yeşilçam çizimlerinin hayranı olduğumu belirtiyorum . Başarıları ödüllenir umarım yaşamı boyunca.

O kadar çok ki beğendiğim, hangisini paylaşacağım bilemedim. Benim paylaşmadıklarımı siz İNSATGRAM ve FACEBOOK hesaplarından görebilirsiniz.

BABA

















**Ülkemizin içinde bulunduğu son derece üzüntülü bu günlerde, ben yine sanata tutunup, "güzel günler göreceğiz çocuklar ,güneşli günler göreceğiz " diyen Nazım Hikmet dizelerinde umut buluyorum.

Pazar, Aralık 04, 2016

Benden şeyler

Sabah, güzel ve mutlu bir kahvaltının hemen ardından yolum salona düştü. Annemden yadigar orkidem iki daldan çiçeğe durmuşken onu sevmemek olmaz diye yanına gittiğimde bir de ne göreyim, pis Ziya ( cennet papağanım ) çiçeğimin bütün tomurcuklarını tek tek düşürmüş , bi dalıda ortasından koparmış atmış. Çok üzüldüm. Çiçeğin tomurcuklarını toplayıp elime aldığımda ağlayacaktım neredeyse. Döndüm kafese yüzümü , anlamasa da bağırdım, "cezalısın Ziya, kafesten çıkmak yok bir hafta ". 

Sonra anlık bir düşünceyle, hayat bu duruma öfkelenecek kadar uzun değil, n'apalım olmuş bi kere, boşa üzme kendini , boşa bağlanma bu kadar dünya hallerine deyip yoluma devam ettim. Öyle ya , zaman su gibi akıp gidiyor, bu kadar küçük bir şeye öfkelenecek zaman yok. Metin Hara'nın  Yol kitabında dediği gibi;
"Stres , tehlike varken seni yaşatır, yokken seni öldürür "

İnsan yaşamanın özünü küçük yaşlarda anlayabilse keşke. Yaş ilerleyince anladım ben birçok şeyin güzel ve kısalığını. Daha farklı bakıyorum şimdi , yapabildiğim kadarı ile tabii. Bazen rotadan çıkıyorum yinede. Yaşlılar gençlere öğütler verir  " gençliğinizin kıymetini bilin" diye, ne çok haklılarmış da geç anlamışız. Ve geç anlayacak yeni gençlikte. 

Yeni gençlikten hiç ümidim yok benim. Sizin var mı bilmem ? İnsan gözlemlemeyi çok severim, bakıyorum ve gördüğüm gençlerden korkuyorum. İnşallah göremediğim gençlerde vardır ümit. Sıfır küfürlü bir ailede büyüdüm belkide ondadır yadırgamam ama nedir bu kadar küfürlü konuşmak, kızlar erkeklerden daha küfürbaz olmuş. Evliliklerinde de küfürbazlar ve saygı bekliyorlar. Karmaşık.... İki gün önce şahit oldum bir AVM'nin yemek katında iki genç sevgilinin kavgasına. Birbirlerine o. çocuğu diyorlardı ve kız masanın altından oğlanın bacaklarını tekmeliyordu. Sizce evlendiklerinde ne yapar bu iki genç evin içindeki kavgalarında. ??

Pazar sabahı ruhunuzu daralttım di mi ? 

Emre Aydın şarkılarını severim. İki gün önce yeni single'ı çıktı. Sen beni unutamazsın. Blogumda sağ sütunda "müzik ruhun gıdasıdır" başlığı altında yayınladım. O, bugünün bonus şarkısı olsun. Malum, pazar günü müzik günü bu blogda. Neler seçtim sizin için dinlemek için şarkı adlarına tıklamanız yeterli. 

Bryan Adams / You Belong To Me   Bu parçada sesi biraz fazla açıp, tüm aile piste fırlayıp dilediği gibi şımarıp dans edecek, böyle bir şart var !!

John Legend / Love me Now  Şimdi sev beni ... Bu şarkının şartı da herkes birbirini sevdiğini söyleyip sarılacak. !!

Rihanna / This is What You Came Bu şarkı ise , güncel olanı takip etmeyi ihmal etmeyin öğüdünde bulunan sevgili Betül Mardin'in bu şahane önerisine uymak için. !!

Vücudunuz yaşlansa da siz daima genç bir ruha sahip olun. Mutlu pazarlar. 
                                                          


Pazartesi, Kasım 28, 2016

Ondan Bundan Şundan

Gabriel Garcia Marquez ünlü veda mektubunun bir yerinde şöyle der:

Yeni doğan küçük bir bebeğin , babasının parmağını sıkarken  aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Aileye katılan her bebek, sadece babaya değil tüm aileye kelepçe takıyor bence. Bir buçuk yıl önce ailemize katılan minik Eylül hepimizi kendine kilitledi. Eylül, yeğenimin kızı. İki yeğenimde doğduklarında kelepçeledi beni yıllar önce. Şimdide aynı şeyi çocukları yapıyor. "Yaşlanıyorum" diyorum onların çoğaldıklarını gördükçe.

Marquez bir de şöyle diyor mektubunda :
Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır .
Çok şükür hala içimde bitmeyen bir aşk var. Demek ki yaşlandığımı düşünmem yanlış. Bir yanlış daha varmış, bu alıntılar yaptığım veda mektubunu, aslında pek tanınmamış bir vantrilok olan Jhonny Welch yazmış, Marquez değil.  İnternette okuduğunuz şeylere kesin bilgiye erişmeden inanmayın. Özellikle yayınlanan yalanlar bile var çünkü.

Uniqe İstanbul da Astroloji festivali vardı. Siyaset astrolojisi uzmanı Dinçer Güner 2017 yılında terörle ilgili olacaklara ilişkin demiş ki :
1 Şubat
15 Temmuz
7 Ağustos
Bu tarihlere (+ / - 6 ) terör bakımından dikkat.
Astroloji ile aranız nasıl neye ne kadar inanırsınız bilmem ama BURADA detaylar ve burçlar için 2017 ye ilişkin bir sürü yorum var. Benim burcum Balık . 2017 'nin  balıklar için Sakın Ha ! durumu şu :
Aşk seni değiştirecek. Sakın direnme ve bunu kaçırma.
Balıklar dikkat.


Bu da selfie'cilerin dikkatine. Selfie  çubukları da tarihe karışıyor sonunda. Bu ne hız bu teknolojide, ben daha selfie çubuğu bile almamışken uçan selfie kameraları çıkmış. İyi olmuş , özellikle toplu çekimleri ben yapıyor ve kurbağa gibi görünüyordum, üstelikte tüm kırışıklarımla beraber.
Uçan kameramızın adı AİRSELFİE . Kamera özel bir kılıf içinde, kılıfından çıkartıp özel Android yada IOS uygulaması ile çalıştırıp kontrol ediyor, uçuruyorsunuz. Sonra işiniz bitince yine program sayesinde elinize indiriyor ve kılıfına geri koyuyorsunuz. Çektiğiniz fotoğraflar anında akıllı telefonunuzda yerini alıyor. Nasıl kullanılıyor diyenler videoyu izleyecek.




Cuma, Kasım 25, 2016

Suluboya / Ruhiye Yalgın

Resim yapmak güzeldir. Sizde deneyin . 💓

Birkaç yıldır resim yapıyorum . Belediyelerin açmış olduğu ücretsiz kurslarda eğitim aldım. En çok suluboya çalışıyorum. Hobi olarak yapıyorum resmi. Çalışmalarımın bir kısmı BURADA

Resim sergilerini gezmeye üniversite yıllarında başladım. Zafer çarşısındaki sergileri takip ederdim en çok. Şimdilerde de fırsat buldukça resim sergilerini dolaşırım. En büyük kaynak olan internet ortamında da sürekli resim ve fotoğraf bakarım. Görsel hafızam bunlarla dolu. Sizinle, baktığım resimlerin bazılarını paylaşmaya karar verdim. Ara ara bu seride yayınlar yapacağım. 

Bugün Ruhiye Yalgın'ın birkaç suluboya eserini paylaşıyorum. 



Diğer resimlerini görmek için FACEBOOK sayfasını ziyaret edip takibe alabilirsiniz. 

Biraz ilginiz varsa lütfen sizde resim yapın. Gönlünüze göre yapın sizin resminiz olsun. Çerçeveletip duvarınıza asın keyfini çıkarın. Suluboya için malzemeler , iyi bir suluboya fırçası, 300 gr. ağırlığında suluboya kağıdı, bir bardak su ve suluboya. Çocuk olan her evde suluboya vardır. Çocuklar okula gidince hemen geçin başına. Çocuksuz evlerde, doğru kırtasiyeye suluboya malzemesi almaya. Hatta ona bile gerek yok. Azcık nescafe klasiği, birazcık su ile sulandırın, başlayın boyamaya. 

Resim yapmak güzeldir. Sizde deneyin . 💓

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...