Salı, Aralık 27, 2011

İstanbul / Belgesel


Bir İstanbul belgeseli paylaşacağım sizinle. 1964 yıllarına ait. Bu belgeseli izledikten sonra bir kez daha hissettim ki, memleketimi ve insanlarımı çok seviyorum.
Belgeseli Fransızlar hazırlamış. Tabii ki siyah _beyaz. Güzel bir belgesel. İlk başta görünen Harbiye vapuru beni benden almaya yetti zaten. Ne kadar güzeldi o eski vapurlar. Maketi var mıdır acaba.? Alıp başucuma koysam, içinde hayallerimi, hatıralarımı yüzdürsem.
Dikkatimi çeken bir şey oldu izlerken, erkeklerin çoğunluğu takım elbiseli. Kravat olmasa da , ceket ve pantolon giymişler. O zamanlar, kot pantolon ve tişört yokmuş demek ki.

Arkadaş dergisini gördüm sonra tezgahta. Çocukluğumda okuduğum dergi. Sanki yapraklarının kokusunu duydum. Elinize aldığınızda yoğun bir kokusu vardı gazetelerin, dergilerin. Şimdi daha bir farklı kokuyor. O yıllarda daha değişikti o koku. Gazete kokusu demişken BURAYA  bir göz atın.

Teksas , Tomiks de öyle , çocukluğumun dergileri. Gerçi onları şimdi de okuyorum. Yeniden yayınlanıyor. D&R dan temin ediyorum. Büyük bir keyifle de okuyorum hala. Okumayanlara öneririm. Burada

O zamanki taksilerin güzelliğide bir başka. Eski arabalara bayılırım ben. O arabalarla ilgili bir anımı anlatayım hemen.
Evimizin yakınında taksi durağı vardı. İlkokula gidiyorum. Gelip geçerken, durakta bir araba var siyah, hep o arabaya bakardım hayran hayran. Şoförü de arabaya çok güzel bakardı, hep tertemiz ve cilalı idi o taksi. Ara sıra bindiğimiz de olmuştu bir yerlere giderken. Ama çok değil. O zaman kısa mesafelere yürünür, biraz daha uzaklara da kuyruklu dolmuşlarla gidilirdi. Taksi fazla lükstü bizim için. O yıllarda  okul servisi diye bir şey yok. Herkes evinin en yakınındaki okula gidiyor. Ben de öyle tabii. Sonra günlerden bir gün, bir kaç arkadaşımdan , okula taksi ile gideceklerini öğrendim. Hangi taksi , nasıl oluyor falan derken öğrendim ki benim taksi. Kalbim çarpmadı desem yalan söylerim. Bir kaç arkadaşın babası o taksi ile anlaşmış, çocukları okula bırakması için. Bana da söylediler, sende gel diye. Tabii hemen babama anlattım. Ama ne yazık ki, o zaman servise ayıracak paramız yoktu . Benim gözüm hep o taksi ile okula giden arkadaşlarımda takılı kaldı. Ben yayan gitmeye devam ettim. Çocuk hafızama sıkışan ayrıntılardan  biri işte. Bu belgeseli izlerken , yaşı o yıllara denk gelenler iyi bir nostalji yaşayacaklar. Ve eminim benim gibi anılarını tazeleyecekler.
Sözü çok fazla uzatmayım da  belgeseli izleyin. Benim gibi o yıllara ait anıları olanları da, anıları ile başbaşa bırakayım. İyi seyirler.


İSTANBUL BELGESELİ İÇİN TIKLAYINIZ






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...