Pazartesi, Ocak 27, 2014

Çenem düştü

Bu sabah gazete okuma günümdü. Yine pişman oldum okuduğuma. Yine sinirlendirdim kendimi, kendi ellerimle ve gözlerimle. En başta şunu belirteyim; düzenli gazete okumuyor ,Tv izlemiyor olsam da, Türkiye'de olan biten önemli bir çok şeyden haberim var. Çok merak edersem detaya iniyorum. Aksi takdirde duyduğum ile yetiniyorum. Nasıl öğrendiğime gelince, sohbet ortamlarında, internet ortamında dolaşırken, evde tv izleyen babam sayesinde, yani dolaylı bir şekilde muhakkak öğreniyorum.
En çok kızdığım şeylerin başında ve gazete okumayı bırakmama sebep olansa, üçüncü sayfa haberleri. Kim kimi nasıl öldürmüş faslının , uzata uzata, en ince detaylarına kadar tv ve gazetede anlatılmasının , bu tür olayları gerçekleştirecek insanlara örnek teşkil ettiğine inanıyorum. "Filanca karısına uykusunda elektrik vererek öldürmüş. İyi fikir , bende elektrik yöntemi ile yapayım bu işi " gibi. Bir başka inancımda, bu tür olayları çok fazla okuyup duydukça , potansiyeli olan insanların etkilendiğini ve bunu olası, normal bir şeymiş gibi kanıksayıp harekete daha rahat geçtiklerini düşünüyorum. Bu tür haberler yayından kalktığında, ya da çok önemli olanlar sadece neticesi itibari ile, detaya girilmeden yayınlandığında mutlu olacağım.

Son günlerde yine " bize ne oldu böyle " cümlesini zihnim sık sık tekrar ediyor. Twitter'da Cem Mumcu'yu takip ediyorum. Geçtiğimiz günlerde bir tweet'inde şöyle yazıyordu. " Öyle pis bir düşmanlık havası sarmıştı ki zihinlerimizi, zevklerimizin farklılığı bile birbirimize saldırmamız için yeterli oluyordu."
Ne bu saldırgan ve bencil halimiz gerçekten anlamakta zorlanıyorum. İdealimiz "ben " olmuş, başka bir şey görmüyor gözlerimiz. Başka fikre, başka renge, başka zevke tahammülümüz yok. Herkes tek düze olduğunda yaşamın rengi kalır mı ? Robotlaşma böyle mi başlayacak acaba ? İnsanlar robot oluyor da farkında mı değiliz ? Çocuk olmak ne güzel ne saf. Evet bir nebze büyüdük ama keşke içimizdeki o saf, çocuk kalan yanımıza da arada bir kulak versek. Bu cümlenin sonunda aklımda şu soru uçuştu. Şimdi ki çocuklar saf mı hala, senin çocukluğun gibi ? Daha bebeklikten yarış halindeler.

Bu sabah Max Fm'de , Özgür Aksuna günün konusunu   #enbüyükşansım olarak belirlemiş. Cevap vermek için  bir an düşündüm. Gerçekten ne acaba diye . Benim cevabım şöyle oldu . 
1.mükemmel bir aileye sahip olmak.2.sıcak bir çatı altında ve karnımın doyuyor olması.3.sevgi dolu olmam
Sizin cevabınız ne olurdu acaba ?
Aile kavramının yok olma aşamasının başında olduğunu, ailede; sevgi saygının yerini "ben"liğe bıraktığını gördükçe, mükemmel bir ailem olduğu için bir kez daha şükrettim. Huzursuz ruhlarımız , her gün yeni bir şeyle savaş halinde. "O"num da olsun, "bu"numda olsun, "şu" da benim olsun, huzurumda olsun, mutlu da olayım. Nasıl olacaksa bu kadar fazla istekle beraber. ! Hiç mi ulaşmayacağız. Elbetteki ulaşacağız, elbetteki hedeflerimiz olmalı ama bu kadar "hırs" içinde değil.

Kötü günlerdeyiz. Gördüğünüz gibi, asanlar, kesenler, elektrik verenler, her şeyi kendilerine hak bilenler, başkalarına saygı duymayı unutanlar,yalan haberler, sanal ortamda ağzına geleni söyleyenler, kadına şiddet, çocuk istismarı ! Kendimizi ancak kendimiz koruyacağız bu tür şeylerden. Öyle anlaşılıyor. İçimdeki ebeveyn harekete geçti şu anda. Dün yazmaktan vazgeçtiğim yazıyı , pazartesi sendromunun üzerine, bende hafiften karabiber ekeyim diyerek bugün yazıyorum işte.
Dedim ya kendimizi kendimiz koruyacağız. Dikkatimi çeken ve üzüldüğüm bir şey var. Bir çok kişinin çocuklarının sosyal ortam sitelerinde sayfaları, üyelikleri var ve fotoğrafları da dahil herkese açık konumdalar. Çocuklarınızın fotoğraflarını herkesin görmesi demek, o fotoğrafları kendi bilgisayarlarına kaydedip, başka amaçlarla kullanabilecekleri anlamına da geliyor. "Bunu unutmayın" diye, her bir aileyi uyarmak geliyor içimden. Yakınımda yaşadığım bir iki olayı kısaca özetlemek istiyorum. Güzel bir genç kızımızın fotoğraflarını kaydedip , sonrada o fotoğraflarla sahte bir kimlik oluşturup, o kişiymiş gibi başkaları ile sohbet ettiler. Bir yetişkin arkadaşımın fotoğrafını ise , porno sitelere  üyelikte avatar fotoğrafı olarak kullandılar. Bunlar dışında olabilen binlerce kötü sonuçta vardır. Olmaz demeyin.!
Sevgili aileler, sizin için önem arz ediyorsa bu durum; lütfen çocuklarınızın hesaplarını sık sık kontrol edin, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını takip edin ve fotoğraflarını herkese açık konumdan sadece arkadaşlarına görünebilir konuma almaya hassasiyet gösterin. İçimdeki ebeveyn sizden rica ediyor. Bakın "benim içimdeki ebeveyn nasıl harekete geçebiliyorsa, başkalarının içindeki canavarda öyle harekete geçebilir " diye minik bir espri ile de konuyu noktalamakta fayda görüyorum.

Eee , n'oldu şimdi, sonuç ne ? Sonuç; ben gazete okumamaya devam edeyim. Aksi takdirde hem sinirleniyorum , hem de çenem düşüyor.



Bu Karatay Teyze insanı şeker yedi diye öldürebilir gibi görünmüyor mu size de?

6 yorum:

  1. Çok haklısın Füsuncum.. Sen oncusun, buncusun, şuncusun..Benden ol..İnsanlarda bir hırs. Beni etkilesin tarafına çeksin.. Sanki benim aklım yok karar veremem. Sen oncu ol ben buncu..Başka konularda da ben oncu sen bunce ne fark eder ki. Soluk aldığımız hava ortak, ısındığımız güneş aynı, yaşadığımız gezegen bu olduktan sonra.. Paylaşamadığımız ne var, evler arabalar makamlar mı?..Hepsine sahip olmak isteyen de çırılçıplak gitmedi mi?..İhtiyacımız olan şey 5 metre kefen ve dua eden seven canlar..
    Çenesi düşüğün çenesi düşük arkadaşından kucak dolusu sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sıkıldım oncudan buncudan :)) çenemi düşürüyo işte :)) sevgiler canım benim.

      Sil
  2. gazetelerden bilmem internetten daha doğrusu o güncelden uzak durmak istiyor insan.
    ama bu kez de duyarsız olduğunu hissediyor içten içe.
    napılır bilinmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Az duyarlısından iyi geliyor bana :)

      Sil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...