eymir gölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eymir gölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 12, 2016

Korkuyorum


Kim korkmuyor ki ?

Son sıcakları en iyi şekilde değerlendirme çabasındayım. Fırsat buldukça kendimi güneşle buluşturuyorum. Kışa hazırlık olarak domates kavanozlarım yok benim, bunun yerine salçayı tercih ediyorum , bir de son güneşleri.


Hava güzelse, Ankara'da doğayla iç içe olunabilecek, nefes alınabilecek tek yer bana göre Eymir gölü. Özellikle denize bu yıl doyamayan ben için, en güzel yer.
Gölün tadı ayrıdır. O sadece sizindir . Sınırları bellidir, sakindir. Deniz öyle mi ? Hepsi birbirine bağlanır , sonu yoktur. Çok zaman hırçındır.


Uzun uzun seyrettim dün Eymir'i. Gözlerimi kapatıp doğanın sesini dinledim. Sakarmeke'lerin bisiklet kornasına  benzer seslerine kulak verdim. Kanat çırpışlarını, dalıp çıkışlarını seyrettim.


Yediğim gözlemenin bir kısmını minik serçelerle paylaştım. Onlara "sizi çok seviyorum " dedim. Anladılar sanırım, yanımdan ayrılmadılar. Hatta fotoğrafta gördüğünüz ufaklık "bizde seni seviyoruz " dedi gibi geldi bana. 


Bol bol fotoğraf çektim. Kendimi doğal yaşama o kadar kaptırmışım ki, kentsel yaşamın çirkinliğini bir fotoğraf sırasında fark ettim. Gölü görebilmek için tepelerden uzatmışlardı kafalarını .



Lafı uzatmayacağım, korkuyorum.!!!!  Nefes alabileceğimiz bir avuç su parçası ve doğa kaldı. Lütfen kirletmeyin kocaman kulelerinizle. Gidin başka yerlere yapın çirkin binalarınızı. Doğadan başka bir şey görmek istemiyorum. Siz tepelerden gölü göreceksiniz diye bencillik yapmayın, benim göz zevkimi bozmayın. O bir parça alanı elimizden almanızdan çok korkuyorum. Yüksek kulelerinizle çepeçevre sarmanızdan çok çok korkuyorum.

Boğuluyoruz farkında mısınız ???


Çarşamba, Aralık 03, 2014

Günaydın

Olan olmayan bir sürü şeye üzülüyorum ben. Bazı şeylerin olup olmayacağını bile bilmiyorken, ya öyle olursa deyip  üzüle biliyorum. Endişeli halim henüz geçmedi. Antidepresanımla olan seviyeli ilişkiden ümitliyim , geçecek. 

Bir de gerçek olanlara üzüntüm var elbette. Sadece vesveselere üzülmüyorum. Mesela dün bir yazı okudum, Eymir gölü çevresinin imara açılması ile ilgili. Ankara'nın tek nefes alınabilen, kafa dinlenebilen, ruhun çirkinliklerden arınabildiği saklı bir cennet olan Eymir gölü

Bana göre insanlar iyi şeylere layıktır, oysa son yıllarda insanlar sadece tüketime ve AVM'lere layık görülüyor. Ankara zaten gri binaların arasına sıkışmış bir şehir. Şimdi kırk  katlı binaları ile gökyüzüne yaklaşırken, kent daha bir çirkin hal almaya başladı. Çarpık kentleşme görmek istiyorsanız bir tepeden Ankara'ya bakmak yeterli. Yıkılan her eski binanın yerine, ben daha yükseğini yaparım deyip kuleleri dikiyorlar. Çirkinler bana göre, çok çirkin hemde. 

İşte bu çirkin kulelerin arasında bir vaha olan Eymir gölüne Ankara'lılar sahip çıkma kararı almışlar. Dilerim göl ve çevresi olduğu gibi muhafaza edilir. Göl ve çevresini, kulelerle donatılmış olarak düşündükçe çok çok üzülüyorum. İçimin sızladığını içtenlikle söylüyorum. 

Yeşil ve mavinin bir arada olduğu yerlerde güne günaydın diyebilenlere ve Eymir'i sevip koruyanlara olsun bu sabah ki günaydın. 

Foto: Füsun T.

Çarşamba, Nisan 02, 2014

Benden şeyler

Kıskanç mıyım neyim diye sordum kendime.?
I ıh , dedi kendim, kıskanç değilsin ama özendin işte.

Yeğenime özendim. Sürekli Eymir gölüne gidip fotoğraflarını paylaşıyor. Gördükçe canım çekiyordu. Beni de götür dedim. Kırmadı. Bütün kızlar toplandık gittik. Kuziler, yeğenler, ablalar. Gençlerle gençleştik, gülüştük, güzel bir gün geçirdik. Öğlen gitmiş olsak da hava kapalı ve soğuktu. O soğukta yılmadık kat kat kat kat polarlara sarılıp göl kenarında oturduk.  Ben biraz keyfime düşkün olduğum için sandalyemin altına da bir polar yerleştirince hepsinin hedefi oldum. 



Cep telefonlarının fotoğraf makineleri olması ve internette paylaşım imkanı çok kolay olduğu için, diğer minik fotoğraf makinemi yanıma almamışım. Ama ekran biraz parladığı için ne çektiğimi fazla görmeden çektim. E malum gözler bozuk artık. O yüzden çektiğim fotolardan memnun kalmadım. Yine de paylaşacağım.


Hava soğuk Bırrr. Isınmak için bol çay. Garsonnn, çayları tazele lütfen. Ben bile iki bardak içtim.


Ah ah şu gördüğünüz manzarayı belki 50 kere çektim, yine doyamadım. İzlemeye hiç hiç doyamadım. Biz Ankara'lılar şu minicik gölle mutlu olabiliyoruz işte. Suya hasretimizi giderebiliyoruz. Ve göl o gün çok güzeldi .

Çalışkan kanocularımız . Durmadılar kürek çektiler. Biz de takibe aldık onları. Bir tanesi biraz tembeldi yalnız. O fazla sıkı sarılmıyordu küreklere. Di mi kızlar ?


Çok kalabalık değildi tabii ki o gün. Çünkü hafta ortası idi. Yine de; sofralarını kurmuş demlenen abiler, bisiklete binen gençler, balık tutan yalnız delikanlılar, şaraplarını açmış şezlonglarına yerleşmiş, tatlı bir sohbete dalmış sevgililer mevcuttu. 


Çektiğim fotoların içinde sevdiklerimden biri bu oldu. Camdan yansıma çok hoştu, bu kadarda olsa yakaladım. Ve fotoda gördüğünüz gibi sohbete dalmış hoş bir arkadaş grubu vardı.


Hava açtığında yürüyüşe başlamıştık. Boş yollarda yürürken, geçen arabaların 30 km hız sınırına uyuyor olması , "yaşasın hala aklı başında insanlar yaşıyor canım Ankara'm da" dememe sebep oldu. Yaşasınnn !!


Her ölümsüzleştirdiğim anla dualarda ettim. " Allah'ım sen burayı rantçılardan koru. Gelişmesin , bu doğal hali ile kalsın bu göl "diye adeta yalvardım. 


Ah canımmm vakvaklar, siz oranın neşesi en tatlı varlıklarısınız. Balık bol herhalde, verdiğim ekmekleri yemediler.


Mavi hep güzel. Hep favori rengim. Belki de balık burcu olmam sebebi ile suyu , suyun mavisini seviyorum.


Baharlar gelmiş. Çiçek çiçek açmış. Neymiş, hayat sevilince sevince güzelmiş. Sevmeyi sevenlere selam olsun. Kucak dolusu bahar çiçeği size. 


Güneş içimizi, ruhumuzu ısıttın . Bize enerji verdin yaşama sarılmak için. Umudu yaşatmak için. 


Ama sürekli uyuyorsunuz. Nerde köpek görsem uykuda. Bahar erken çarptı sizi galiba. Hoş o manzara da bende mayışırdım. Huzurdan galiba uyuşukluğunuz . 

Boz tepeler ve nazlı nazlı sessiz sakin salınan sandallar. Gözümün sevdikleri, gönlümü rahatlatanlar.


Bu yansıma suluboya çalışma isteği uyandırdı bende o anda. Fotoğrafladım sonra yaparım belki diye. 


Güzeldi, sevdiklerimle olunca çok daha güzeldi, keyifliydi. Hoşçakalın vakvak kardeşler. Yine geleceğim.


Ve kendimle özdeşleştirdiğim kahve fincanı. Bu güzel güne bir sade kahve eşliğindeki hoş muhabbetle, Orfoz restoranın sıcacık iç mekanında nokta koyduk. 



Eymir, hep böyle kal lütfen .. . .

Çarşamba, Eylül 28, 2011

Eymir gölü

Geçen ay bir pazar kahvaltısını Eymir gölünde yapmıştım. Fotoğraflar çektim ama paylaşmakta biraz tembellik yaptım. Zamanı şimdi imiş demek ki. Uzun süredir gitmediğim için gölü epeyce özlemişim. Oysa gençliğimin hemen her hafta sonu Eymir gölünde geçmiştir. Hasır piknik sepetimizi hazırlar ailece göle giderdik.   Bu seferde ailece gittik ama sepetsiz. Kahvaltıyı gölde bulunan bağ evinde yaptık.



Mekan güzeldi, bir de aksaklıklar olmasa. Mesela temizlik problemi gibi. Semaverde çay istedik. Semaver bi geldi, iştahım kaçtı. Ama iş hayatından kalma bir alışkanlıkla kendime, '' sakin ol Füsun bir kere kirli bir semaverden çay içmekle ölmezsin görmemezlikten gel ,bak onlarca kişi gık demeden içiyor'' telkininde bulunarak kahvaltıyı tamamlayabildim.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...