Çarşamba, Eylül 28, 2011

Eymir gölü

Geçen ay bir pazar kahvaltısını Eymir gölünde yapmıştım. Fotoğraflar çektim ama paylaşmakta biraz tembellik yaptım. Zamanı şimdi imiş demek ki. Uzun süredir gitmediğim için gölü epeyce özlemişim. Oysa gençliğimin hemen her hafta sonu Eymir gölünde geçmiştir. Hasır piknik sepetimizi hazırlar ailece göle giderdik.   Bu seferde ailece gittik ama sepetsiz. Kahvaltıyı gölde bulunan bağ evinde yaptık.



Mekan güzeldi, bir de aksaklıklar olmasa. Mesela temizlik problemi gibi. Semaverde çay istedik. Semaver bi geldi, iştahım kaçtı. Ama iş hayatından kalma bir alışkanlıkla kendime, '' sakin ol Füsun bir kere kirli bir semaverden çay içmekle ölmezsin görmemezlikten gel ,bak onlarca kişi gık demeden içiyor'' telkininde bulunarak kahvaltıyı tamamlayabildim.








Gözlemelerde '' eh işte'' idi. Sonra açık büfeyi merak ettim neler var diye. Mini bir teftiş yaptım. Teftiş sonunda açık büfeye iştirak etmediğime ayrıca sevindim. Sigara böreği istedik çayın yanına, o da iyi değildi, gözlemelerde iyi değildi. Kısacası, piknik sepetini hazırlayıp, çayıda termosa doldurup gitmek daha iyi galiba . Herşeye rağmen yer yoktu.








 Ankara için az bulunan bu güzel mekanda neden daha çok özenilmez ki, neden daha iyi şeyler yapılmaz ki. Doğru ya, öyle yada böyle mekan dolu idi. Önemli olan da bu değilmi işletenler için.
Allahtan ,Sevim'in evden getirdiği su böreği herşeyi unutturdu bize. Karnımız doydu sayesinde. İyi ki çantasına o börekleri koymuş. E karnım doyunca gözüm sağda solda dolanmaya başladı tabii.




Ve objektife takılanlar....




Öğlene doğru bağevinden ayrılıp , gölün diğer kıyısına geçtik. Niyetimiz balık ekmek yemekdi çünkü. Göl kenarında yerimizi aldık. Sergiler serildi, üzerine yayıldık. Sergiyi oradaki işletmeden veriyorlar. Çim alana şezlong açmak yasak. Balık ekmek siparişleride verildi. İşlem tamam. Biraz daha temizlik ne olurrr..


 Sevgili ablam büfeden bayat ekmek isteyip karabatakları beslemeye başlayınca , ortalık şenlendi.. En ileride gördüğünüz karabatak, ekmeği alıp uzaklaşan uyanık oluyor. Ama ekmeği almakla iş bitmiyor, aksine yeni başlıyor. Peşine takılan diğer ördeklerden bir an önce kaçması lazım. Yoksa ekmek elden gidecek. Bir telaş suda, pür telaş.






Bir grup, minicik motorlu oyuncak yelkenlilerini, sürat teknelerini yarıştıryor.



Minik motorluları görünce benim için yeni bir nostalji, bir geçmişe dönüş daha yaşandı. Çünkü geçmiş yıllarda benimde vardı mini motorlu bir sürat teknem. Ben de babacığımla bu sularda onu kullanmıştım. Bir süre sonra ne yazık ki arabamızın bagajından çalınmış  ve o hevesde orada sona ermişti.
Gölün keyfini karabataklar çıkartıyor.



 Ankara içinde , nefes alınabilen sayılı yerlerden birinde güzel bir gün geçti. Bir sonrakine evde hazırlanmış piknik sepeti ile gitmek üzere.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...