park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 31, 2012

Gizli cennet


Çankaya Bankadaki bir işim dolayısı ile yağmurlu bir günde düştüm yollara. Biraz erken çıkmışım evden. Bankaya gittiğimde kapalıydı. İçeriden yarım saat sonra gelmemi söylediler. Bu zamanı nasıl değerlendiririm diye  bir an düşündüm ve yolun karşına geçip, gizli cennetime doğru yol aldım.

Daha önce de paylaşmıştım bu parkı sizlerle.Bu merdivenleri inince parka ulaşılıyor.Çıkmaz sokak gibi di mi ?

Park

Güzellikler merdivenlerde başladı. Rengarenk yapraklardan gözümü alamadım. Hepsini tek tek fotoğraflamak istedim. Makinamı çantada taşımamın faydaları.

Merdiven

Yağmur şiddetini artırmaya başladı. Bir elimde şemsiye, bir elimde fotoğraf makinesi, kolumda çantam, zor da olsa  foto çekmek için uğraşıyorum. İlle de rengarenk yapraklar.

Yapraklar

Nihayet merdivendeki yapraklardan ayrılıp yola kavuşabildim. Yeşil ve yıkanmış ağaçlar kucakladı hemen beni. Mutluyum. Derinnn bir nefes çektim içime. Teşekkür ederim Tanrım.

Park

Ağaçlar öyle iç içe geçmiş ki, yağmur aralarından bana ulaşamıyor.  İlerde, soldaki ağacın içindeki sapsarı yaprakları görünce ilk duraklamamı yaptım. Onca yeşilin içinde harika görünüyorlardı. Duraklamalar bitmedi tabii tur boyunca.

Park

Parkta iki yürüyüş yolu var. Birisi bir hayli yokuş ve uzun, birisi daha kısa. Kısa parkurda turladım, çünkü  zaman sorunum var. Vakit daha uzun olsa, parkı daha bir doyasıya yaşamak isterdim bu güzel yağmur altında. Geldik havuz başına.

Park

Tabii yine duracağız. Damlaları izlemek için.

Damlacıklar

Yola devam. Parkta benden başka kimse yok. Korkmalı mıyım ?


Park

Korkmak istemiyorum , çünkü her şey çok keyif verici. Renkler muhteşem. Zaten 24 saat güvenlikte varmış ama hiçbiri görünmüyor ortalıkta.

Park

Tırmandıkça aşağısı daha güzel görünüyor ve renk cümbüşü göz alıyor.


Park

Parkın kocaman gövdeli ağaçlarından birisi. Orjinali böyle değil tabii ki. Fotoğrafla oynarken şahane renkler çıkınca öylece paylaşmak istedim. Tablo gibi.


Ağaç kabuğu

Parkın yanında okul var ve  okulun pencereleri parka bakıyor. Her yer kağıt uçak doluydu. Defterlerinde sayfa kalmamış kerataların. Amannn kalmazsa kalmasın. Sefaları olsun. Büyüyünce kağıttan uçak  yapamıyor insan.

Uçurtma

Çocukluğum. Pervane ağacım (bu adı ben koydum). Bayılırdım; yüksek bir yere çıkıp bu pervanemsi yaprakları atıp, sonra da döne döne yere düşmelerini izlemeye.


Pervane

O kadar çok foto çekmişim ki, bi bu kadar daha var en az. Onları da başka zaman paylaşayım.

 Bu güzelim yaprağı parktan çıkarken gördüm. Onunla bitireyim fotoları paylaşmayı.Sahi, ben bugün yaptığım yürüyüşte bir yaprak görüp cebime koymuştum, unuttum cebimde ne oldu acaba ?

Yaprak


Her zamanki gibi "farkındalık" önemli. Son günlerde bu hususta yoğunlaşıyorum. Bugün bulutları izledim mesela. Sadece bakmamayı, bakarken görmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bakıyoruz ama ne görüyoruz ? Bir çok insana göre alelade bir park olabilir, ben baktığımda cenneti görüyorum.

Pazartesi, Mayıs 21, 2012

Sabah kahvesi

Bu sabah erkenden yollara düştüm. Önce semt postanemize uğradım. Hemen hatırlatayım Emlak Vergisi ödeme ayı bu ay. Unutmayınız. Posta çeki hesabı ile emlak vergilerinizi ödeyebilirsiniz, öneririm. Belediyenin ödeme yerlerinde bir hayli kuyruk var zira. Yurdum postaneleri maşallah çok güzel çalışıyor. Benden tam not aldılar.  Ayrıca postanelerin kargo servisinden de çok  memnunum. Hem ucuz hem gayet hızlı. Sırada benden önce 15 kişi olmasına rağmen, seri bir şekilde, üç gişe, işlemleri yaptı ve yaklaşık on dakika içinde sıra bana geldi.  Kendimi uzun süre beklemeye ayarladığım için, işim çabuk bitince pek bir mutlu oldum. Artan zamanı nasıl değerlendireyim derken, kendimi bir Türk kahvesi ile ödüllendirmeye karar verdim. Yakınlarda çok beğendiğim bir pasta evi  var. Coccinella.  Sabah kahvemi orada içtim.


Bir de güzel sunum yaptılar ki , değme keyfime oldu. Coccinella'nın bütün ürünlerine bayılıyorum. O yüzden hazırladım bu post'u. Siz de deneyin ve bayılın diye. Bir kaç yerde şubesi var. Mekan çok şirin. Sıcacık bir atmosferi var. Elemanları da çok güler yüzlü. Benim için tek kötü şey adının Türkçe olmayışı. Bende fena halde takıntı oluştu bu hususta. Neredeyse, protesto etmek için alışverişi keseceğim yabancı isimli mekanlarla. Fakat aç kalma riskim var. Türkçe adlı mekan bulmak çok zor.


Öğlenleri yemek menüleri de var. Yemeklerini denemedim . Ama diğer ürünleri ile aram çok iyi. Hele geçen gün bir limonata içtim. Of of of. Süperdi. Tatlı da değildi. Tam kıvamlı. En çok da bu hoşuma gitti.


Hele biscottileri . Ben çok seviyorum bu biscotti olayını . Ama yerken sınır koyamamaktan şikayetim var. Aslında evde yapması da çok zor değil. Araştırmıştım bir ara. Ama tembelliğimi yenemiyorum. Hazır alıyorum. Sevdiğim ürünlerin fotolarını koymaya başlarsam bitmez. O yüzden diğerlerini pasta evinin web sayfasından  siz inceleyin.



Kahvemi içtim, biscottimi yedim, dergimi okudum. Dergi eski sayı idi yalnız. Dergileri yenilemeleri gerektiğini söylemeyi de ihmal etmedim. Hiç çekinmem bu tür şeylerden. Yararlı olduğuna inanıyorum. Beğenmediklerimizi bildirelim ki düzelsin. Beğendiklerimizi bildirmeyi de ihmal etmeyelim tabii ki. Her ikisini de sık sık yaparım. Aile içinde bu hususta eleştirilere de maruz kalırım. Olsun. Ben de buyum . Biraz arabesk ama, beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen.

Öğleden sonra tekrar yollara düştüm. Bugün dışarılarda işlerim vardı. Normalde ev kuşuyumdur. İşimi halledince biraz da yürüyüş yapayım dedim. Bu sefer başka bir istikamete doğru yürüdüm . Yine yolumun üstünde minik bir park var. Orada banka oturup biraz güneşlendim.



 Bir tek ben vardım parkta. O anda düşündüm. Belediyelerden semtimize park yapmalarını istiyoruz. Ellerinden geldiği kadar yapıyorlar. Peki biz bu parkları ne kadar değerlendiriyoruz ? Neden parklar boş.


Bu parklarda oturup kitabını okuyan, termosundan çay içen , çimlerin üzerine sergisini serip oturan, öğle yemeği molasında dinlenmek için uğrayan kimse neden yok ? Çevremizdeki parkları, yeşil alanları neden yeterince kullanamıyoruz ? Oysa AVM ler dolup taşıyor.


Yeni başladığım kitabımı  parklarda okumaya karar verdim. Çevremde bildiğim beş park var. Sizin çevrenizde oturabileceğiniz kaç park var ? Geçen park yürüyüşümde iki dergi almıştım. Bilim ve Teknik dergisinin konularından biriside Yeşil terapi_ iyileştiren doğa. Sağlık ve doğa arasındaki bağlantıyı ele almış. Hastane bahçelerine artık terapi bahçesi adı altında bahçeler yapılıyormuş. Yeşile bakmak insanı daha çabuk iyileştiriyormuş. Bu terapi bahçelerinin olması gereken bir takım şartları var tabii ki. Her yeşil alan terapi bahçesi olmuyor. Konuyu Bilim Teknik dergisinden okumanızı tavsiye ederim. Dergide hepimizin sık sık kullandığı bitki çayları ve zararları da ele alınmış. İçerken dikkatttt !!! Kanser, karaciğer ve böbrek yetmezliği de dahil bir çok yan etkisi var.
Madem ki yeşilin iyileştirici gücü keşfedilmiş , neden daha çok yeşille iç içe olmayalım. Haydi çevremizdeki parkları dolduralım. Alın konuyu komşuyu , doluşun parklara. parkkolik mi oldum ne ? Hahahaha, sloganımı da attım yani. Amannn ne çok yazmışım. Çenem düştü. Demek ki bir de çok gezen birisi olsam, dıv dıv dıv uzuuun uzunnnn postlar hazırlayacağım. Sürç_i lisan ettimse affola, okumadan yayınlıyorum.

Cuma, Mayıs 18, 2012

Yürüdüm

Dün gizli cennetimde yürüyüşe çıktım. Nefes almaya ihtiyacım vardı. Attım kendimi sokaklara ve ayaklarım beni oraya sürükledi. Baharda çiçekler açtığında gitmiştim en son. Sonrada hava şartları dolayısı ile pek fırsatım olmadı. Merdivenleri iner inmez iyi ki gelmişim dedim.

Son geldiğimde henüz ağaçlarda yaprak yoktu. Trafiğin sesi, keşmekeşi ve şehrin gri evlerinden sıyrılıp yeşile boyanınca gözlerim, mutluluğum bir anda tavan yaptı.. Bıraktım kendimi yokuş aşağı. Lay lay lom. Ve biraz sonra havuza ulaştım. Suları açmışlar , havuzu yeni doldurmaya başlamışlar.



Şırıl şırıl su sesi. Yanımda,gelirken kitapçıdan aldığım taze taze hiç açılmamış iki dergi. oturup okusam mı ?




Havuzun kenarında otursam mı oturmasam mı ikilemini kısa sürede ,"oturmayım" olarak noktaladıktan sonra, yürüyüşe devam ettim. Çünkü gözlüklerim yanımda yoktu. Dergileri okuyamayacaktım. Gözlüksüz bir hiç oluveriyor insan. İçimden içimden "köprüden geçti gelin " türküsünü mırıldanarak tahta köprüyüde geride bıraktım.


Yola devam... Benim cennetin inişli çıkışlı bir parkuru var. Bu da yürürken insana ayrı bir hoşluk katıyor. Bugi bugi gibi. Hoppp iniyorsunuzz, hopppp tırmanıyorsunuz.
Tırmanışa geçtik işte. Çimlerden aşağı yuvarlana yuvarlana inmeli. Havuz , köprü her şey aşağıda kaldı. Bakalım ilerde neler göreceğiz.


Bu kırmızı ağaç çıktı karşıma. Yeşillerin arasında fena halde albenili duruyordu. "Burdayım, baksana ne kadar alımlı ve güzelim. Fotoğrafımı çeker misin ?" dedi bana. Evet dedi , ben duydum . Kırmak olmazdı onu. Çektim hemen fotoğrafını.
Tırmandım tırmandım tırmandım. Yoruldum ama ben . Belim ağrıyor. Uzun süre yürüyemeyeceğim.

Kısa bir mola. Bu bankları çok seviyorum. Nesini mi ?. Ahşap olmalarını. Sıcacık. Metal banklar gibi buz gibi değil. Yaşıyor onlar. Üzerinde ne hikayeler saklı. Bir sürü isim yazıyor. Yok, bankla konuşmadım.  Ben oturunca kuşlar etrafımda dolaşmaya başladı. Yanıma onlar için yiyecek bir şey almamış olduğuma üzüldüm. Neyse bir daha ki sefere telafi ederim. Mor menekşeler de nefis. Şu ana kadar parkta ben, güvenlik görevlisi ve bir de kuşlar, kuşlar, kuşlar var. Sessizlik.

O da kim ? Aşağıda ağaçların arasında birisi var. A a, napıyor o. ? Kayaların yanındaki minik taşı kaldırdı ve altından naylona sarılmış bir paket çıkardı. Güvenliğe mi haber vermem gerek acaba. Ne saklamış oraya ? 

Benim gizli cennet bir liseye çok yakın.  Ve tabii ki  bu delikanlı taşların altına naylon poşete sarıp sigara saklamış. Okuldan çıkıp parka uğradı anlaşılan. Eve gitmeden bir son sigara. Poşeti açtı, kayaların üzerine oturdu, sigarasını yaktı ve dumanını savurdu keyifle. Benimde objektifime takıldı farkında olmadan. Tanınmasın diye fotoğrafla oynadım biraz. E madem gizli yapıyor bu işi, biz de gizleyelim kendisini.
Lise yıllarında bir yerlere bu şekilde sigara saklayanlar, kulaklarınız çınlasın.


Delikanlıyı, efkarı ve  hayalleri ile başbaşa bırakıp yola devam .  Veee inişe geçtik. Güneş ağaçların arasından  bana gülümsüyor.

Kalpli bir şeyle karşılaşmamak bana yakışmazdı ve bu ağaçla karşılaştım.  Ağacın adını "kalp ağacı" koydum. Yürüyüşü kalp ağacının orada, elimi kalbime koyup, gönlümden ufak bir reverans yaparak noktaladım. Bugünlerde belim ağrıyor ve yoruldum.  Evden uzaklaşma zamanımda doldu bu arada. Tekrar geleceğim gizli cennetim. Bekle beni.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...