Pazartesi, Eylül 17, 2012

Şimdi okullu olduk



Okullu olmanın ilk gününü hatırlayanınız var mı ? Çokkk uzun zaman geçti ben  okulun ilk gününü unuttum. Büyük ihtimalle babamla gitmişimdir. Ağlamadığımı , çok yabancılık çekmediğimi biliyorum. Öğretmenimi çok sevmiştim. Okumayı öğrenmeyi de sevmiştim, yazı da biraz sıkılsam da. Yan yana çubuklar çizmek , bir koca sayfa tarak (E) yapmak, ya da bir koca sayfa gözlük (B) yapmak , uykulu gözlerime biraz ağır geliyordu. Yani yazmasam ama okusaydım. Matematik ise tüm öğrenim hayatım boyunca beni zorladı. Cin Ali'yi çok severdim. Bir de Ayşegül kitaplarını. Hala Ayşegül'lerim var benim . Orjinal değil ama, Hürriyet gazetesi yakın tarihte vermişti. Orjinalini de alacağım.

Bu en sevdiğim : Ayşegül küçük anne
Okulda sadece okuma yazma öğrenmedim . Sosyalleştim. 19 Mayıs stadyumunun bir bölümünün açılışında (ne içindi tam hatırlamıyorum) bayrak taşıdım. İlk stadyumu orada gördüm. Ne kadar büyüktü. Hayatta  sevdiklerimden biri olan  folklörle tanıştım. Madımak oynadım, Antep yöresi oyunları oynadım. Hala davul sesi duydum mu içim coşar. Sonraki yıllarda devam ettirmesem bile hep sevdim folklörü.




Ve ve en büyük aşklarımdan biri girdi hayatıma. Tiyatro. Karga olmuştum bir oyunda. Oyun demezdik ki, o zaman bu yaptığımızın adı müsamere idi. Kostümümü özene bezene babam hazırlamıştı. 




Ve müzik. İlk kursla tanışmam. Mandolin derslerim. Büyük başarım ve hocamın ısrarlarına rağmen müziğe veda etmem. Kısacası sadece okuma yazmayı değil bir sürü şeyi kattım hayatıma , hepiniz gibi. 

Tabii karne. Bu ilk karnem. Tüm öğrencilik yaşamımda, takdirler, teşekkürler de gördüm, yedi zayıflarla ikmallere de kaldım. Çok parlak bir öğrenci olmadım, hiç sene kaybım da olmadı. Ben hep son dakikada durumu kurtardım ve tüm okulları zaman kaybı yaşamadan bitirdim.

 Karnenin ilk sayfasında yazan yazı çok güzel. Bakın ne demişler velilere.

fotoya tıklarsanız okuyabilirsiniz
Evet ilkokul birinci sınıf karnem . Ben balık burcuyum, anılarıma sahip çıkmayı ve saklamayı çok severim. 



Yeni öğrenim yılı başladı. Sizlerin * mini mini birlerine, çalışkan ikilerine,tembel üçlerine, misafir dörtlerine, kapı dışarı beşlerine, altınımı çalan altılarına, yemeğimi yiyen yedilerine, seksek olup giden sekizlerine, doktor olan dokuzlarına ve onlara bizi okutanlara başarılı bir eğitim dönemi diliyorum. 

                       Bugün, ilk harflerimi öğreten sevgili hocamı , minnet ve şükranla anıyorum. 


*Bizim ilkokul yıllarımızdaki bir tekerlemenin uyarlamasıdır. Umarım doğru hatırlamışımdır.

19 yorum:

  1. Fusun ne guzel anlatmissin. Ben de hayal meyal hatirliyorum ilk gunu. Anneannemin evi hemn okuun karsisindaydi aralarda onaseslenirdim bir de onu hatirliyorum. Ne kadar eskilerde kaldi o gunler... Benzer seylerle tanismisiz ilkolda. Ve ben de senin gibi Folklore sevdalanmistim o zamanda. Tam 18 yil araliksiz surdu bu sevda. Sonra is guc.. ayni hikaye..
    Bir de biz 10lar kirmizi donlar derdik onu hatirlattin bana.
    Sagolasin cok guzel bir yazi olmus daldim sayende eskilere...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönemim etkinlikleri onlardı işte. Ne güzel 18 yıl yapabilmişsin.
      Kırmızı donlar aklıma gelmedi bak, haklısın öylede söylerdik Gülçincim :)))
      Eskilere gitmek bazen güzel oluyor.

      Sil
  2. Ben çok net hatırlıyorum. Komikti çünkü :) Daha 5 yaşında bile değildim, mecburiyetlerden okula gitmek zorunda kalmıştım. Önlüğüm yoktu. Öğretmenim annemin bir öğretmen arkadaşı idi, onun çocuklarını da ortaokulda annem okutuyordu. Bakacak kimsesi olmayan bana, sınıfında kucak açmıştı. Sonra ki günler herkesin önlüğü olması ama benim olmaması evde ufak çaplı bir kriz çıkarmama sebep olduğundan, annecim bana göre önlük bulamadığından küçük bir erkek önlüğünün düğmelerini öne alarak, bana önlük dikmişti. Sonra okumayı, yazmayı erken sökmem sebebi ile, oyalansın diye gönderilmiş olduğum okulun kayıtlı öğrencisi olmuşum :) Mecburiyetlerden başlamış okul maceram :) Defterim ile başa çıkamadığımı ve kenarlarının hep kıvrık olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Yabancılık çekmedim, annemden dolayı okul zaten ikinci evim gibi ve öğretmenlerin çoğu zaten "amca" "teyze" kontenjanından tanıdıklarım olduğundan rahattım. Oyun gibi gelmiş bile olabilir.

    Eskilere götürdün beni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun iyi olmuş işte, çabucak bitirmişsindir okulları.:) Amca teyze kontenjanı iyiymiş Sedacım .

      Sil
  3. Velilere hitaben yazılmış olan yazıyı "sözde" 21. yüzyıl idarecilerine göndermek/hatırlatmak ve ufacık bir umut dahilinde onları vicdan muhasebesine davet etmek ne kadar elzem! İçim sızladı okurken Füsun'cum...
    Bak Yunus'un başına ne geldi,sırası gelmişken paylaşmak istiyorum: Öğretmen tahtaya kaldırmış ve Yunus cevabı bilememiş. Öğretmen çok kızmış ve bağırmaya başlamış sonra da kulağını çekmiş. Yunus, "Ben öğrenmeye çalışıyorum ama siz sürekli bağırıyorsunuz. Yanlış yapma hakkına sahibim!" demiş. Bu sefer öğretmen daha ileri giderek Yunus'u sınıftan atmış.
    Şimdi ben evde konuşma özgürlüğü sağlamaya çalışan tek ebeveyn konumundayım.
    Eve son derece aklı karışmış olarak gelen Yunus'a hangi cümleleri kullanarak konuşacağımı düşünürken epeyce bocaladım ama Yunus beni benden önce rahatlattı, "okul yönetimiyle zaten konuşursun biliyorum, ben bir süre sonra bu olayı daha az düşünürüm ama kimbilir öğretmenim için hayat ne kadar zor, düşünsene" dedi ve ben kilitlendim elbette.

    Keşke bize hissettirilen sıcacık okul atmosferi şimdi de olsa.
    Soyadımızı taşıyan bir ilkokulda okuduğum için ben şanslıydım. Evin yan tarafıydı okul ve kolalı yakamı takıp, okul bahçesinde soluğu almam sadece otuz saniyeydi. Hafta sonlarında bile o bahçeden çıkmak istemezdim. Gevrekle (simit) mandalin yerdik tenefüslerde! Antalya'dan tayin olup gelmiş bir Sami hocamız vardı, ona çok aşıktım =) El yazım çok kötüydü ama beşinci sınıfta birden bire herkesin gıptayla baktığı bir yazı oldu çıktı!
    Kız arkadaşlarıma haksızlık yapan erkekleri döverdim. Sonra erkek babaları, babama gidip beni şikayet ederdi. Babam her hafta 1-2 kez "yapma kızım" diye başlayan konuşmalar yapardı bana =)
    Hey Tanrım, ne kadar reddettiğim bir utançtı o!

    Tekerlemeye bayıldım bu arada =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen o oglanla gurur duy diyorum, dinlemiyorsun beni!!!Aslan Yunusaki!

      Sil
    2. Yunusaki, sen bi tanesin.
      Gerçekten bizim okullarımız sıcacıktı o zamanlar Özlemcim. Kısacası okul seninmiş yaw, nasıl benimsemişsen :))
      Erkekleri dövmesem de, benden tırsarlardı :))))

      Sil
    3. dövmenin ötesinde çocuklarının olmama ihtimalini ortaya çıkarıyormuşum bir de! Babam o yüzden hep sakin sakin, "yapma çocuğum" diye sabırla konuşuyordu habire =)
      (Neyse ki hepsinin çocuğu oldu, vebali bana kalmadı!)
      Yunus çocuk, umarım bundan sonrasında daha aklı selim öğretmenlerle denk gelir. Lise 1 olduğuna hala inanamıyorum =)

      Sil
    4. Amannnnn :)))))
      Yunus için her şeyin iyisi olsun.

      Sil
  4. ama bu çok güzel olmuş.
    ama ben güldüm ama gülcek bişi yoksa da.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel için teşekkür ederim. Gülcek bir sürü şey var. Birincisi benim folklör oynarken ki suratım :)))) Ben de çok güldüm kendime.

      Sil
  5. Harika bir yazi olmus, cok begendim :-) tekerleme de cok guzelmis, ben Turkiye'de okumus olmama ragmen bunlari hatirlamiyorum ne komik degil mi???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başakcım belkide bu tekerleme Ankara çocuklarının tekerlemesidir. Bir de,belki yaşın tutmuyor. Belki sizin zamanınızda yoktu. Üzülme yani hatırlamıyorum diye :)))

      Sil
  6. Yazı harika, Fotoğraflar şahane:)

    YanıtlaSil
  7. Süper, gittim eskilere...
    Benim karnelerim de bir yerlerde duruyor, sakladım onları. Bir ara çıkarıp çocuklara göstereyim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, biz de görelim hatta :)

      Sil
  8. Bende oğlağım ama bende hatıraları unutmamakta inatçıyım Ve ilk öğretmenimi..Çok güzel bir yazı füsuncum. Çokkk.

    YanıtlaSil

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...