Perşembe, Mayıs 03, 2012

Selamlık

kaynak
Tarihe karşı hiç bir zaman  yakın olmamışımdır. Çok zayıf bu konuda bilgilerim. Lise yıllarından hatırladığım, tarih kitaplarındaki resimleri çok sevdiğim. İçimdeki resim sevgisi daima varmış demek ki. Yıllar önce aldığım bir kitap vardı. Bu aralar onu okuyorum. Konstantiniyye _ Dünyanın arzuladığı şehir 1453-1924. Philip Mansel tarafından kaleme alınmış (saray ve hanedan tarihçisidir) .Kitap 600 sayfadan oluşuyor. Benim için bir hayli kalın bir kitap. Çok hızlı okuyamam ben. Bir de konu tarih olunca yavaş ilerliyorum tabii ki. 
Bu kitabı okuduğumu daha önce söylediğimde sevgili Bolat, ilginç bulduğum şeyler olursa paylaşmamı istemişti. Benim için kitabın tamamı ilginç ama bir çoğunuz için ya da tarihe meraklı olanlar için  belki de  bilindik şeyler. Yinede, okuduğum andan beri herkese "biliyor musunuz Kanuni Cuma namazına kaç kişi ile gidiyormuş " diye  anlattığım, kitaptan bir paragraftan öğrendiklerimi bugün sizinle de paylaşayım istedim.   
Eski bir içoğlanı olan Luigi Bassano ,Kanuni Sultan Süleyman'ın camiye gidişini anlatmış. Bakın nasıl gidiyormuş. Kendi anlatımımla aktarayım size. 


Önde merasim asalarıyla 30 atlı yürür ve "işte ,geliyor sultan" diye bağırırlarmış. Onların arkasında kuşaklarında kılıç ve baltaları, sırtlarında tüfekleri ile iki bin yeniçeri yer alırmış. Yanlış okumadınız iki bin. Yeniçerilerin arkasında kılıçları,okları ve yayları ve eyerlerine asılı gürzleri ve atları ile iki bin kadar da sipahi yer alırmış. Etti dört bin kişi. Sessizce yürürlermiş , o kadar sessizlik hakimmiş ki  sadece yürüyenlerin ayak sesleri ve atların nal sesi duyulurmuş. Çok etkileyici imiş. Bunların arkasında ise, koşumları yakutlar, elmaslar, firuzeler ve devasa incilerle süslü fakat eyerleri kırmızı kadife ile kapatılmış  on beş ,yirmi at da yedek olarak gelirmiş. Kanuni'nin yanında mızrak mesafesinde dört hizmetkar yürürmüş. Önünde de üç içoğlanı yürür, bunlardan biri ok ve yayını, biri kılıcını, diğeri de camide sürüneceği kokulu suyu taşırmış. Camide ,dört arşın yüksekliğindeki özel bölmesine geçer namazını orada kılar, kedisini izleyen dört bin kişide arkasında yer alırmış. İfadeye göre bunu her Cuma halkını memnun etmek için yada görevi olduğu için yaparmış. Orada iki saat kaldıktan sonra geldiği yoldan, yüzünde müşfik bir ifade ile halka bakarak ve Musevi, Türk ya da kadın erkek ayırmadan başını hafif yana eğerek herkesi selamlarmış. Belki de bu sebepten törene "selamlık" deniyor. 


Bu bilgileri okuduktan sonra gözümde o manzarayı canlandırmaya çalıştım. Muhteşem olsa gerek. Töreni biliyordum ama bu ayrıntıları bilmiyordum açıkçası. Benim için ilginçti. Dört bin kişi ile Cuma namazına gitmek nasıl bir duygu idi acaba . Ağır okusamda kitap ilgimi çekti. Öneririm. Özellikle İstanbul sevenlere, İstanbul'un bugünlere nasıl geldiğini belgelerle anlatan nefis bir kaynak. 
kaynak



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki Kum Tanesi , zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumda bulunduğunuz için teşekkür eder.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...