Perşembe, Temmuz 12, 2012

Yamaha Y125 Moegi Concept

Benzin fiyatları malum her gün artmaya devam ediyor. Bisiklet mi alsam acaba diye düşünmüyor değilim. Fakat yaşadığım yer bisiklete pek uygun değil. Yokuşları olan bir semtte yaşamaktayım çünkü. Çocukluğum bisiklet üzerinde geçti, hala da fırsat buldukça binerim bisiklete, iyi sürücüyüm ama, bu yaşımda o yokuşları aşamam. Bu durumumu bilen ve beni  düşünen şirketler tek silindirli motosiklet ve scooter üretmeye hız verdiler. Ben de araştırmaya hız verdim. (Megolaman oldum itiraf ediyorum )
Yamaha yakıt tasarruflu, bisikletimsi hafif bir motosiklet modelini tanıttı Tokyo da geçen yıl. Yamaha Y125 Moegi Concept. Çok şık , zarif, hafif bir makine. Ağırlığı sadece 80 kg. Vespa'dan 25 kilo daha hafif. Yüzde doksanı aliminyum. Basit bir kayış sistemi ile arka tekerleğe bağlı, hava soğutmalı 125 cc'lik bir motorla çalışan 1955 model Ya-1 geliştirilerek, tamamen döküm aliminyum motosiklet silindiri olan Diasil'e dönüştürülmüş motoru bu yeni modelin. Henüz beygir gücü açıklanmamış. Yakıt tasarrufunun şart olduğu günümüzde bir çoğumuz tarafından tercih edilmeye başlanacağını düşünüyorum. Zaten artık arabalar gözüme gereksiz büyüklükte görünmeye başladı. Her arabada tek kişi. Ne gerek var o kadar kocamanlığa. Tek kişilik otomobillerde çıkıyor. Onlarda da sürekli araştırmalar ve yenilenmeler var. Bir başka postda onu da paylaşalım.


                                                        İşte Yamaha Y125 Moegi Concept
Foto:  http://www.haberciniz.biz

Diğer fotoğrafları görmek için tıklayınız lütfen TIK TIK





Çarşamba, Temmuz 11, 2012

Minik fikirler

Bu seferki minik fikir benden. Nevresimi yorgana geçirirken yardım edecek birini bulamadığım bir gün aklıma gelmişti. O günden sonrada bu iş için kimseye ihtiyacım olmadı. Tek lazım olan iki adet mandal. Önce yorganın uçlarını, nevresimin uçlarına yerleştiriyorum . Köşeleri mandalla tutturuyorum. İşlem tamam. Rahat rahat geri kalan kısmı yerleştiriyorum. Kolay gelsin.


Salı, Temmuz 10, 2012

Gece turu

Çekiliş varrrr !!! TIK TIK



Kız kulesi ve akşam

Dün dedim ya; bir iniyor moralim yerlerde sürünüyor, bir çıkıyor göklere. Bugün beklediğim bir haber vardı. Birazcık olumlu geldi haber. O yüzden bende olumluya doğru bir adım daha attım. Paylaşayım istedim. Mutluyum :)

İstanbul'da akşam bir başka güzel. Özledim çok. Üstelikte çocukluğum ve gençliğimde İstanbul'la arası hiç de iyi olmayan ben özledim. Daha önce size bir post hazırlamış ve bir link vermiştim İstanbul'u seyretmek için. Orada duygularımı da paylaşmıştım. Bende tekrar bir göz atayım sizlerle beraber. Neler anlatmışım size ?
TIKTIK


foto ve düzenleme : Füsun T.
Çekildiği tarih ve saat : 10 / 7 / 2012   20 : 00

Pazartesi, Temmuz 09, 2012

İstanbul'da akşam

sepetçiler kasrıdan
foto ve düzenleme : Füsun T.
09 / 07 / 2012 saat:  21:00 


Zaman öyle de geçiyor

Bu aralar biraz gergin, huzursuz , bazen mutsuz yaşayıp gidiyorum. Sevdiğim bir şarkı var "zaman öyle de geçiyor, hayat böyle de bitiyor, bitsin umudum cennetten" diyor. Umudum bitmiyor ama bazen moralim yerlerde gezebiliyor. Telkinlerle yükseltiyorum kendimi. Sonra bir bakıyorum yine yerlerde. İşte "hayat böyle de bitiyor" napalım. Belki bu çiçekler biraz mutlu eder hepimizi.



süsenkolaj


Pazar, Temmuz 08, 2012

Pazar şarkısı


Bu pazarın şarkısı Iyeoka'dan geliyor. Dün gece dinledim şarkıyı ilk kez. Ses güzel, yorum güzel, ritm güzel, kısacası cezbetti beni. Öyle olunca da paylaşmak lazım geldi bugün. Kendim ve benim gibi ilk kez dinleyecek olanlar için mini bir araştırma yaptım kimdir diye.  Iyeoka Okoawo ,Nijerya doğumlu Amerikalı bir sanatçı . Şiir yazıyor, şarkı söylüyor. Müziğe Funk Tribe The Rock adlı grubu kurarak başlamış. Müzik kariyerine başlamadan önce eczacılık yapıyormuş.  İlk solo albümü Black & Blues . İkinci albümü Hum The Bass Line. 2010 yılında ise Say Yes adlı albümü piyasaya çıkmış. Albümle aynı adı taşıyan şarkısı da fena değil ama benim favorim o olmadı ne yazık ki. Ben hakkında ancak bu kadarcık bilgiye sahip olabildim. Onu da google translate sayesinde kendi sitesindeki biyografisinden toparlamaya çalıştım. Siz detaylar için ziyaret etmek istersiniz belki siteyi TIKTIK 
Yine kendi sitesinden diğer şarkılarını dinleyebilirsiniz ,üç albümünü de paylaşmış burada  TIKTIK


Ve benim beğendiğim, bu pazar için seçtiğim şarkısını, hepinize güzel, neşeli ve sevgi dolu bir pazar dileyerek paylaşıyorum.


Alıntı : http://www.iyeoka.com/gallery-2/
                                      Simply Falling    DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Simply Falling Türkçe Çeviri

Basitçe düşme

There goes my heart again
Kalbim yine oraya gidiyor,
All of this time I thought we were pretending
Bunca zaman rol yaptığımızı sanıyordum
Nothing looks the same when your eyes are open
Senin gözlerin açıkken hiçbirşey aynı gözükmüyor
Now youre playing these games to keep my heartbeat spinning
Şimdi sen bu oyunları oynuyorsun, kalp atışlarımın ipini tutmak için 
You show me love, you show me love
Bana aşkı göster, bana aşkı göster
You show me everything my heart is capable of
Bana herşeyi göster, kalbimin yetebileceği kadar
You reshape me like butterfly origami
Beni kağıttan kelebek gibi yeniden şekillendirdin,
You have broken into my heart
Kalbimin içine kırdın
This time i feel the blues have departed
Şimdi ayrıldığının hüznünü hissediyorum,
Nothing can keep me away from this feeling
Hiçbirşey beni bu hislerimden uzaklaştıramaz
I know i am simply falling for you
Biliyorum, ben sadece senin için düşüyorum
Im taking time to envision where your heart is
Kalbinin nerede olduğunu hayal etmeye zaman ayırıyorum
And justify why youre gone for the moment
Ve şu an gitmiş olduğunun haklılığına da
I tumble sometimes, looking for sunshine
Bazen tepetaklak oluyorum , gün ışığına bakıyorum
And you know this is right when you look into my eyes
Ve gözlerimin içine baktığında bunun doğru olduğunu bilirsin
You show me love, you show me love
Bana aşkı göster, bana aşkı göster
You show me everything my heart is capable of
Bana herşeyi göster, kalbimin yetebileceği kadar
And now I cant break away from this fire that we started
Ve şimdi başlattığımız bu yangından uzak kalamayacağım
There my heart goes again,
Kalbim yine oraya gidiyor,
In your arms Im falling deeper
Senin kollarında derin duygulara düşüyorum
And theres nothing to break me away from this..
Ve hiçbirşey beni bundan alıkoyamaz

Alıntı : http://www.sarkicevirileri.com/36827-Iyeoka-Okoawo-Simply-Falling-ceviri.html



Gece turu

                                                         Şeftalili kek yapmaya var mısnız ?
tık tık



                               Tarif için Saliha Erozan'a teşekkürler

Çarşamba, Temmuz 04, 2012

Dolunay

Sürekli dolunaydan şikayetlenen birisi olarak dün epeyce bir şaşırdım. Odanın perdesini çekmek üzere cama doğru yöneldiğimde ayın doğduğunu gördüm. O da ne ? Dolunay. Ve ben gayet sakin ve dinginim. Allah Allah ! Pek olası bir durum değil ama hayır olsun. Evet aynen bunları düşündüm. Çünkü ay takvimini takip etmesem bile , kendi duygusal takvimim dolunay günlerinde hiç şaşmaz. Bana muhakkak bildirir dolunayı. Bir gerginlik, bir stres sıkıntı, bir baş ağrısı durumu yaşarım genellikle. Bu sefer hiç bir şey hissetmemiş olmamı yadırgadım.
Karar veremedim bak şimdi , önce dolunayın etkilerine mi değinsem , yoksa fotoları nasıl çektiğimi mi anlatsam . Hımmm. Önce etkilerden kısaca söz edeyim ben sonra fotolara geçeyim. 


Dolunay insanlar üzerinde bir çok değişime ve etkileşime sebep oluyor. Yaşayan bilir çok sıkıcı bir durumdur bu. ! Efendim, denizlerdeki med _ cezir lere sebep olan ayın bu hali, insanlarda da med_cezirler oluşturuyor. İnsan vücudundaki sularda da gel git ler olunca denge bozuluyor tabiiki. Sıvı dengesi bozulunca, kalp atım hızı da, beyindeki düzenli işleyişte aksamakta. Birbiri ile bağlantılı insan vücudunun işleyişi şaşmakta. Ve bakın neler olmakta öncelikle.
Doğumlar da artış oluyor bu günde. Vaktini bekleyemiyor bebişler. Sıkıntıdan hemen dışarı atıyor kendini.
Eee, med-cezir halindeki su kesesinde beklemek kolay mı o gece. At kendini dışarı.

Kadınlar dolunay günü aşırı hassas oluyor ve gözyaşlarında bariz bir artışla karşıya karşıya kalıyor . Sonrada durumu anlayamayan beylerle münakaşalar " ne var da ağlıyorsun şimdi ? ". "Dolunay var da ondan desem" Şaşkın bakışlar altında devam eden gözyaşları ve beyefendinin pofurtuları.

Migren artıyor o gün. Baş ağrısından kıvranan insan dolunay hakkında olumlu düşünebilir mi sizce ? Dolunay'ın bana olumlu etkisi var diyenlere selam olsun.

Adam öldürme, cinnet geçirme, intihar olayları dolunaylı gecelerde her zamankinden fazla oluyor. Polis kayıtları ile onaylanan bir durum bu. Şu meşhur "kurt adam " hikayesi geliyor hemen insanın aklına.

Kanamalarda artış oluyor dolunayda. Ameliyatlara dikkat bu gece de. Kadınların ay halinde de önemli etkileşimler oluyor.

İnsanların cinsel istekleri artıyor dolunayda. Tarlaların verimi de artıyormuş. Üreme ile ilişkili bir bereketli yönü var demek ki.

Say say bitmez bir duruma girmek üzereyken konuyu toparlıyorum. Dün gece dolunaydı ve  ben bu fotoları çektim odamın penceresinden. Doyumsuzdu seyri.






Salı, Temmuz 03, 2012

Bir pazar günü ibibik kuşu

Bu pazar bahçeye kaçma fırsatım oldu. Yanıma yumurta ve peynir aldım. Yoldan da domates alırım , bahçeden de  maydonoz, yeşil soğan toplarım, nefis bir piknik yaparız dedim . Ama olmadı. Yol arkadaşlarım köfte yemek istedi. "Peki" dedim aklım yumurtalarda kalsa da. Cambo'ya ( kara listeme aldım cambo'yu ) uğradık giderken. Köfteleri söyledik. Yanına bir de fasulye piyazı. Beklemeye başladık. Beklerken fasulye piyazında ki yumurtalar, yumurta arzumu gidermesi için  diğerleri tarafından  hemen bana verildi. Biraz sonra garson bir tabağın içinde 10 adet köfte getirdi önümüze koydu. Sofraya bir de zamanı geçmiş biber turşusu ve ekmek  koydu . Tabağa bakakaldım. Garsona "hani bunun patatesi, garnisi " dedim ama aldığım cevabın ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Yuh yahu diyorum sadece . İnsan bir dilim domates koyar bari köftenin yanına tabağa. Bembeyaz bir tabakta köfteler fena halde sırıtıyordu. Bu mevzu bende uzar, o yüzden Cambo'yu şiddetle kınıyor, kara listeme alıyor ve son kez gittiğimi onlar bilmeyecek olsa da buradan söyleyerek konuyu acilen kapatıyorum. 


Bahçeye ulaşır ulaşmaz elime eldivenleri takıp, daha güzel açmaları için , sardunyaların geçmiş çiçeklerini toplamaya başladım. Ne kadar güzel bir çiçek bu sardunya Allah'ım. Bütün bir yaz bizi rengarenk şenlendiriyor. Hemen hemen hiç çiçeksiz kalmayan bir bitki. Suyunu vermeyi ihmal etmediğimiz sürece , fazla bir isteği de olmuyor. Ama ben onları sevindirmek için arada sırada bitki besini veriyorum. Konuşuyoruz biz :)) Anlaşabiliyoruz. 

Geçen hafta aradaşımla gittiğimizde kuşları izledik bol bol biliyorsunuz. O gün bahçede gezen sağır karatavuğu anlatmıştım size. Bir de ibibik kuşumuz var bahçede. Bu sefer sadece ibibik kuşu ile meşgul oldum. Seviniyorum bizim bahçede yuvası olduğu için. Geçmiş yıllarda sadece iki tane idi. Bu yıl daha çok göreceğiz çünkü bizim küçük evin çatısına yuva yapmış. Yavrularını büyük bir özenle besliyor. Ben de dört gözle o yavruların uçuşlarına şahit olmak istiyorum.
İbibik kuşundan söz edeceğim için hemen wikipedia'ya bir göz attım. Ben de hakkında çok fazla bilgiye sahip değilim çünkü.  Okuduğum şu satırlar ibibiği daha bir sevmeme sebep oldu.

"Eşine olan bağlılığı, eşi ölünce yeni bir eş aramaması, yaşlandıklarında anne ve babasının yiyeceklerini temin etmesi, annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu başında taşıması özellikleri bulunan hüthüt hakkında, İslami gelenekte başındaki tepeliğin anne-babasına karşı olan bu hürmetkârlığı sonucu verildiği inancı görülür. Benzer inanışlar Yunanlılar ve Romalılar’da da görülür. "
Devamını ve diğer bilgileri de okumanızı öneririm. TIKTIK

Tüm gün onu izledim bu pazar işte. Yuvaya gelişini, ağzındaki böceği yavrularına verişini, sonra acele ile uçup yeniden avlanmaya gidişini. Tabii poz poz da foto almak için çabaladım durdum. Onun yuvasının hemen altında oturduğumuz için, geliş gidişlerinde birazcık çekingendi. Önce yuvanın biraz uzağına iniyor. Sonra etrafı kollayıp birazcık yanaşıyor, uygun anda da yiyeceği bırakıp kaçıyordu. İşte o dakikalardan oluşan bir kolaj .

Kuş fotoğrafı çekmek birazcık zor oluyor. Tam odaklama yaparken , pırrrr kaçıveriyor kerata. Hatta makinayı elime almam bile yetiyor bazen kaçmasına.  Ama yılmadım gün boyu uğraştım onun poz poz fotosunu çekebilmek için.  Ağzındaki böcekte kocaman maşallah. Çocuklar bir öğünde doyacaklar. Ve çocuklar bu olukların içinde cik cik cik onun gelişini kutluyorlar. 

Sonunda bahçeden ayrılma saati gelmişti ki, en net fotoyu çekebildim. Kıyamadı herhalde çabalarımdan dolayı beni ödüllendirdi. İşte benim güzel ibibik kuşumun son pozu. Yuvasının önünde dikkatlice beklerken.


Börtü böceklerle muhabbet bitmedi aslında. Serçeler, arılar da benimle beraberdi. Onlarında fotolarını çektim. Bir başka gün , bir başka  post da paylaşırım. Gününüzün kalanı sevgi bolluğu içinde geçsin. Neşeniz ve ümidiniz hiç bitmesin derken, nıoktayı Bekir Sıtkı Erdoğan dizeleri ile koyuyorum.


       Kara gözlüm efkarlanma gül gayrı
İbibikler öter ötmez ordayım
        Mektubunda diyorsun ki gel gayrı
        Vatan borcu biter bitmez ordayım.

Pazartesi, Temmuz 02, 2012

Ben yaptım

Bir çok şey yapmak istiyorum ama ne yazık ki eski yapıcılığım kalmadı. Bir zamanlar neler neler yapardım. Ama bir zamanlarla yaşanmıyor değil mi ? O bir zamanlarla yaşanabilseydi o hoooo...

Alışveriş düşkünü bir insan değilim, çok sık çarşı pazar gezmem. Gezersem de tabak, çanak gibi ev eşyası, aksesuar satan yerlerde kendimi daha mutlu hissederim. Bir de D&R da mutlu mesut olurum. İşte bu seyrek gezmelerden birinde bir mumluk gördüm. Ay ne kolaymış bu deyip hafızama yerleştirdim. Sonra günlerden bir gün evde bir kavanoz boşaldı ve ben o gördüğüm mumluğu kendi hayatıma kendi malzemelerimle katmaya karar verdim. Ortaya ne mi çıktı ? İşte böyle bir şey çıktı.


Gördüğüm mumluk şöyle idi.  Bir cam bardağın içine sadece mum konmuş ve üzerine sicimle bir çuval parçası bağlanmıştı. Ben değişiklik yaptım. Deniz kabuklarından ve birazcık kumdan faydalandım. Bir ara şöyle bir şekilde verdim. Tabii sonra oturdum poz poz resmini çektim.

Ben bunu balkonumda kullanmak için yaptım. Açık havada duracağı için kavanozdan yapmış olmamın bir avantajı oldu. Kullanmayacağım zaman kavanozun kapağını  kapatıyorum, içine toz dolmuyor böylelikle.
Netice mi ? Zamanımı değerlendirdim. Evdeki kavanozu değerlendirdim. Ve şimdi onu kullandıkça , minikte olsa bir şey yapabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Balkonum mu ?


*Dipteki not : Dualarınıza ihtiyacım var bugün !


**Daha da dip not : Yayınladıktan sonra fark ettim ki başlık çok bi "ben " olmuş :))) İdare edin bir hoşum bu aralar !!


.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...