Bu pazar bahçeye kaçma fırsatım oldu. Yanıma yumurta ve peynir aldım. Yoldan da domates alırım , bahçeden de maydonoz, yeşil soğan toplarım, nefis bir piknik yaparız dedim . Ama olmadı. Yol arkadaşlarım köfte yemek istedi. "Peki" dedim aklım yumurtalarda kalsa da. Cambo'ya ( kara listeme aldım cambo'yu ) uğradık giderken. Köfteleri söyledik. Yanına bir de fasulye piyazı. Beklemeye başladık. Beklerken fasulye piyazında ki yumurtalar, yumurta arzumu gidermesi için diğerleri tarafından hemen bana verildi. Biraz sonra garson bir tabağın içinde 10 adet köfte getirdi önümüze koydu. Sofraya bir de zamanı geçmiş biber turşusu ve ekmek koydu . Tabağa bakakaldım. Garsona "hani bunun patatesi, garnisi " dedim ama aldığım cevabın ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Yuh yahu diyorum sadece . İnsan bir dilim domates koyar bari köftenin yanına tabağa. Bembeyaz bir tabakta köfteler fena halde sırıtıyordu. Bu mevzu bende uzar, o yüzden Cambo'yu şiddetle kınıyor, kara listeme alıyor ve son kez gittiğimi onlar bilmeyecek olsa da buradan söyleyerek konuyu acilen kapatıyorum.
Bahçeye ulaşır ulaşmaz elime eldivenleri takıp, daha güzel açmaları için , sardunyaların geçmiş çiçeklerini toplamaya başladım. Ne kadar güzel bir çiçek bu sardunya Allah'ım. Bütün bir yaz bizi rengarenk şenlendiriyor. Hemen hemen hiç çiçeksiz kalmayan bir bitki. Suyunu vermeyi ihmal etmediğimiz sürece , fazla bir isteği de olmuyor. Ama ben onları sevindirmek için arada sırada bitki besini veriyorum. Konuşuyoruz biz :)) Anlaşabiliyoruz.
Geçen hafta aradaşımla gittiğimizde kuşları izledik bol bol biliyorsunuz. O gün bahçede gezen sağır karatavuğu anlatmıştım size. Bir de ibibik kuşumuz var bahçede. Bu sefer sadece ibibik kuşu ile meşgul oldum. Seviniyorum bizim bahçede yuvası olduğu için. Geçmiş yıllarda sadece iki tane idi. Bu yıl daha çok göreceğiz çünkü bizim küçük evin çatısına yuva yapmış. Yavrularını büyük bir özenle besliyor. Ben de dört gözle o yavruların uçuşlarına şahit olmak istiyorum.
İbibik kuşundan söz edeceğim için hemen wikipedia'ya bir göz attım. Ben de hakkında çok fazla bilgiye sahip değilim çünkü. Okuduğum şu satırlar ibibiği daha bir sevmeme sebep oldu.
"Eşine olan bağlılığı, eşi ölünce yeni bir eş aramaması, yaşlandıklarında anne ve babasının yiyeceklerini temin etmesi, annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu başında taşıması özellikleri bulunan hüthüt hakkında, İslami gelenekte başındaki tepeliğin anne-babasına karşı olan bu hürmetkârlığı sonucu verildiği inancı görülür. Benzer inanışlar Yunanlılar ve Romalılar’da da görülür. "
Devamını ve diğer bilgileri de okumanızı öneririm.
TIKTIK
Tüm gün onu izledim bu pazar işte. Yuvaya gelişini, ağzındaki böceği yavrularına verişini, sonra acele ile uçup yeniden avlanmaya gidişini. Tabii poz poz da foto almak için çabaladım durdum. Onun yuvasının hemen altında oturduğumuz için, geliş gidişlerinde birazcık çekingendi. Önce yuvanın biraz uzağına iniyor. Sonra etrafı kollayıp birazcık yanaşıyor, uygun anda da yiyeceği bırakıp kaçıyordu. İşte o dakikalardan oluşan bir kolaj .
Kuş fotoğrafı çekmek birazcık zor oluyor. Tam odaklama yaparken , pırrrr kaçıveriyor kerata. Hatta makinayı elime almam bile yetiyor bazen kaçmasına. Ama yılmadım gün boyu uğraştım onun poz poz fotosunu çekebilmek için. Ağzındaki böcekte kocaman maşallah. Çocuklar bir öğünde doyacaklar. Ve çocuklar bu olukların içinde cik cik cik onun gelişini kutluyorlar.
Sonunda bahçeden ayrılma saati gelmişti ki, en net fotoyu çekebildim. Kıyamadı herhalde çabalarımdan dolayı beni ödüllendirdi. İşte benim güzel ibibik kuşumun son pozu. Yuvasının önünde dikkatlice beklerken.
Börtü böceklerle muhabbet bitmedi aslında. Serçeler, arılar da benimle beraberdi. Onlarında fotolarını çektim. Bir başka gün , bir başka post da paylaşırım. Gününüzün kalanı sevgi bolluğu içinde geçsin. Neşeniz ve ümidiniz hiç bitmesin derken, nıoktayı
Bekir Sıtkı Erdoğan dizeleri ile koyuyorum.
Kara gözlüm efkarlanma gül gayrı
İbibikler öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki gel gayrı
Vatan borcu biter bitmez ordayım.