Pazartesi, Ekim 01, 2012

Balkon günlüğü

Bu yazı Ankara'da tamamladım. Ne yazık ki herhangi bir yere gitme imkanım olmadı. Ben de kendime bir mekan düzenledim. Mutlu olabileceğim, birazcık huzuru yakalayabileceğim şartlar oluşturdum. Bir dünya yarattım orada kendime. Özel olarak kendime zaman ayırdım. Her şeyi kulak arkası yapıp bir saat sadece ben oldum orada. Tatilde bu değil mi zaten, bazı şeylere ara vermek. Ben de miniminnacık balkonumda tatil yaptım. Kendime orada kocamannnn bir dünya yarattım. Neler yaptım koca bir yaz o dünyada.

Çiçekler yetiştirdim. 
                                                   Appleblossom rosebud sardunyam

Kendisi biraz nazlıdır. Fazla çiçek vermedi ne yazık ki bu yaz. Birde arkadaşı var Scarlet Rambler.

Her ikiside yurt dışından transfer. Çok fazla çiçek açmıyorlar ama açtıkları zamanda hem çok uzun süre kalıyor çiçekler , hem de seyrine doyulmuyor.
Bunlarda çok çiçekli normal sardunyalar. Bol bol açtılar.Neşe kattılar bana. Sardunyaların hemen altında görünen mavi çiçeğin adı Maviş(campanula). Bu yıl küstü galiba bana. Çok az ve çok geç açtı. Ömre bedel çiçeklerden birisi o da.


Petunyalar beni kokuları ile büyüleyen çiçeklerim. Özellikle geceleri onlara su verdiğim zaman, bana muhteşem bir koku ile teşekkür ederler ki, doyulmaz. Petunyaların içindeki içi boşaltılmış yumurta ise nazarlık. Rahmetli anneannemden öğrenmiştim. O takardı çiçeklerine. Sorduğumda nazar değmesin diye takıyorum demişti. E vardı bir bildiği elbet.



Bir diğer kokulu çiçeğim yasemin. Kokusuna resmen hastayım. Bu yıl dualar ettim açsın diye. Kırmadı beni. Onun kokusu ile gerçekten mest oluyorum. Yasemin kokulu sabunlarım var mesela, çamaşırların arasına koyduğum. 
Sukulent ve kaktüslerimde var balkonda. Sukulentlerin yapraklarında su biriktiği için, bazı günler susuz kalan kuşlar gagalamış zavallımı. Sağında gördüğünüz salça tenekesi de nostalji. Vita tenekem yok ne yazık ki.


Sardunyalar çok cömert çiçekler. Balkonunuzdan eksik etmeyin. Yaz boyu rengarenkti balkonum onlar sayesinde.



Bunun adını bilmiyorum ne yazık ki. Halam hediye etti ama o da bilmiyor ne çiçeği olduğunu. Bileniniz var mı acaba ?
Küçücük balkona amma çiçek sığdırmışım. Ve mevsimi geçen petunyalarım ölünce yerlerine Kasımpatılar yerleşti.
Ne güzeller ve kendilerine has ne hoş bir kokuları var. Her sabah onları koklayıp öpüyorum. Konuşuyorum, seviyorum.





İşte bu çiçeklerin içinde sabah kahveleri içtim. Kitaplar  okudum. Ayaklarımı uzatıp dinlendim, bazen güneşlendim.


Fallar baktım. Mutlu oldum hatta umutlandım.


Yunus balığımı sizde görebiliyor musunuz? Yoksa bana yunus gibi mi görünüyor.

Bulutları seyrettim bol bol. Bazen bir bulut oldum. Hatta yüklenip yağdım.
,
Güvercinlerle konuştum. Çiçeklerimi ezdiklerinde onlarla dövüştüm.



Dolunay gecelerinde kahvemi içerken bir yandan da seyre daldım beni streslere sokan  ayı.

                                         Bu da dün geceki balkon sefası ve dün geceki dolunay.


İşte ben koca bir yazı burada geçirdim. Her gün aynı şeyleri tekrar ederek. Çiçeklerimle , böceklerimle. Sıcaklar bugün yarın sona erecek, balkon sefası da tabii ki. Bugün hava yine çok güzel. O zaman ne yapmalı. Kitabımı alıp, her günkü gibi ayaklarımı uzatıp , benim tatilimin son günlerinin keyfini çıkarmalı.


İstedim ki gelecek yıllara kalsın bu balkon güncesi. Ve her zamanki gibi sizlerle paylaşmak güzeldi.

*fotoların üzerine tıklarsanız büyük hallerini görebilirsiniz.

Perşembe, Eylül 27, 2012

Kıssadan hisse

                       Bugün Hz. Mevlana bana sesleniyor sanırım. "gel ne olursan ol yine gel" diyor gibi. 


                

Bloga ne yazacağım hakkında bir fikrim yoktu bu sabah ve epeydir kıssadan hisse paylaşmadım , bu sabah paylaşayım diye bir fikir oluştu. Peki ama ne paylaşacağım derken canım ney dinlemek istedi. Derken blogun sağ üst köşesinde paylaştığım sözü gördüm, hemen bloga yerleştirdim. O sırada paylaşacağım şeyi de buldum. Ben pek bir gayret göstermedim hepsi peşpeşe kendiliğinden oluverdi. Dedim ya sanırım bugün Hz. Mevlana beni çağırıyor. Bilir misiniz , Mevlana türbesine bir kere giden ömrünce yedi kez ziyaret edermiş. Ben öyle duydum. Benim kaç oldu saymadım ama bu aralar o kadar istiyorum ki tekrar gidebilmeyi, belki de ondandır bugün olanlar.
Gelelim kıssadan hissemize. Mesneviden bir öykü paylaşacağım bugün sizinle.


Gramer Bilginiyle Kayıkçı
 Bir gün, bir gramer bilgini, iskelede duran bir kayığa bi­nerek, karşı sahile geçmek istedi. Kıyıda müşteri bekleyen kayıkçılardan birine seslendi. Kayık iskeleye yanaşınca, bilgin de kayığa atladı. Kayık yavaş yavaş, deniz üzerinde seyretmekte iken, bilgin kayıkçıya sordu:
"Sen hiç gramer okudun mu?"
"Hayır, ben o dediğin şeyi bilmem."
Bilgin:
"Vah vah, çok üzüldüm. Demek yarı ömrün boşa git­miş..." diye, acıyarak kayıkçıya baktı.
Tam bu sırada, bir fırtına koptu. Kayık, denizin ortasın­da yalpalar yaparken, kayıkçı bütün gücüyle tehlikeyi at­latmak için çalışmaktaydı. Fırtına, giderek arttı. Kayık bat­mak üzereydi. O zaman kayıkçı, karşısında titreyip duran bilgine sordu: 
"Ey, benim bilgin dostum. Şimdi ben sana soruyorum. Yüzme bilir misin?"
 "Hayır!"
 Kayıkçı bu cevap üzerine konuştu:
 "Vah, vah, sen Ömrünü boşuna harcamışsın. Şimdi bü­tün ömrün gitti. Az sonra kayığın batacak. İyi bil şimdi burada nahiv (gramer) bilgisi değil, mahiv (yok olma) bil­gisi gerek. Eğer bu bilgiyi biliyorsan, benim gibi korku­suzca denize dal."
               Bu kıssadan, hissemize düşeni de aldıktan sonra eski bir post'a gönderme yapacağım. TIKTIK


      İçiniz huzur, gönlünüz sevgi dolsun. Bugün gönlünüzden geçenlerde Allah'ın izniyle sizinle olsun. 

Çarşamba, Eylül 26, 2012

Gece turu

Bu gece yine pinterest turundayım.Bugün ,o kadar gezdim tozdum alışveriş yaptım ama bi içim sıkılıyor nedense. Bari bir gece turu yapayım dedim.  Bunu beğendim dolaşırken. Bazen lazım oluveriyor. Ney mi ?  BU İŞTE :)

Allamm allammm ben seni severim. Nefis bişisin sen

BUNU denedim ben , çok şirin oluyor :)

Hahahaha şirin.

Şık ve pratikmiş.

Anneler süper bir fikir BU. Hem sessiz açılıp kapanacak, hemde çocuk kapıyı kapatıp içerde kalmayacak.

BUNU da sevdim.

İyi uykular hepinize.


Benden şeyler

Dün gece bir rüya gördüm. Bana göre oldukça enteresan  bir rüya idi. Etkilendim kısacası. Rüyaları çıkan birisi olarak, sonucu bekleyeceğim merakla. Şimdi acaba ne gördü diyeceksiniz belki, ama anlatırsam çıkmaz diye korkuyorum. Çıkarsa söz anlatacağım bunu görmüştüm işte ben diye. Bir ipucu sadece, romantik bir rüya idi. Ben bazen öyle garip rüyalarda görüyorum ki , bakın anlatayım birini. Sigara içtiğim yıllarda görmüştüm bunu. Gırtlağımı çıkarıyorum elimle. Üzerinde düğme gibi bir sürü nokta var. Onları alıp,temizleyip  gırtlağımı geri yerine takıyorum. Öyle işte. Neyse bu rüyayı unutalım romantizmin üstüne hiç gitmedi.

Rüyadan uyanmak istemezken gözümü açtım. Açar açmaz ne oldu ? Ne komik bir kadınım ben yahu, kaç kişinin bu kadar romantik bir rüyadan sonra gözünü açar açmaz aklına Hachiko gelir. Benim aklıma geldi işte. Hoş rüyayla bağlantılı tabii buda büyük ihtimal. SADAKAT. Ne tatlı bir olay ve ne tatlı bir duygu. Tüm bunların üstüne filmi izlemek istedim. Dvd lerime baktım bulamadım, sanırım birine vermişim. Yoksa şu an bu satırları yazıyor değil filmi izliyor olacaktım . İzlemeyen varsa içinizde kesinlikle izlesin. Evet eski bir film ama çok tatlı bir film. Üstelikte gerçek bir hikaye filmi. Keşke bir Hachikom olsaydı. Hem mecazen hem gerçek.



Bugün aşırı tembel günümdeyim yine. Bol kitaplı, müzikli,resimli bir gün geçirmek istiyorum. Bu arada dört gözle balkonuma güneşin gelmesini bekliyorum. Sabah kahvemi içeceğim de ,çiçeklerime baka baka. Sonbahar geldi geçecek neredeyse ama hava yazdan kalma bir gün modunda. Bende güneşin en güzeli sonbahar güneşini doya doya yaşamak için kahve saatimi değiştirdim. Balkonun güneş saatine aldım. Az sonra bu işlem gerçekleşecek. Evet kahve içerken kitabımıda okuyorum. Ortalama 20 sayfa falan. Çünkü ne kadar tembel günümde olsam da, iş güç beni bekliyor. Tanrı Daima Tebdili Kıyafet Gezer'i okuyorum. Şirin bir kitap şimdilik. Komikte geldi bana. Gülüyorum arada.





Şimdi çalan telefonla tembelliğimin sona ermesi gerekti. Canım yeğenimle,öğleden sonra dışarı çıkmaya karar verdik. Yakındaki bir alışveriş merkezine gideceğiz. Bu ay tüm paramı D&R'a yatırdım desem doğru olur. Onlarla ilgili bir post hazırlayacağım yakında. Ve yine D&R ziyareti yapacağım bugün  gidince. Çünkü Orhan Gencebay'ın yeni çıkan cd'sini alacağım.

Bunları okuyunca "hayat sana güzel" diyebilirsiniz. Ama unutmayın ki hayatımın sadece iyi anlarını ve hayatın güzelliklerini paylaşıyorum sizinle. Oysa " dışı seni yakar, içi beni".
Satırlar bitti ve o anda da balkona güneş geldi. Ne hoş tesadüf. Ben kahvemi içmeye giderken , sizi Orhan Gencebay'ın Bir Ömür adlı cd'sinden bir şarkı ile başbaşa bırakayım. Sahi, fal bakmayı bileniniz var mı ?

Hatasız kul olmaz / Tarkan 


Salı, Eylül 25, 2012

Ege Aydan



Ege Aydan kimdir . 1958 Ankara doğumlu. Annesi opera sanatçısı ve oyuncu Sevda Aydan. Yani Kaynanalar dizisinin Tijen'i. Onu o meşhur "niiii niii " nidası ile anımsamamak olmaz. Yeri gelmişken Kaynanalar dizisi Türkiye'nin ilk sitcom dizisi olma özelliği taşıyan, zamanın en tatlı dizilerinden . Ege Aydan Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünden mezun olmuş .Devlet tiyatrolarında çalışmış. Bir çok oyunda oynamış ve bir çokta oyun yönetmiş. Fakat sanatçılığı sadece tiyatro ile sınırlı değil.  Tiyatro sanatçısı olmasının yanında , film ve dizi oyuncusu, yönetmen, seslendirme sanatçısı, şair ve ressam. Aynı zamanda kısada olsa bale ile ilgisi var. Belki bilmediğimiz daha bir sürü sanatsal çalışması da mevcuttur. Sanatçı doğmuş kısacası.
Ege Aydan'ı yakın tarihte  Tv dizileri arasında ses getiren, Behzat Ç. adlı dizide , Behzat'ın abisi Şevket Ç. olarak izledik. Asmalı Konak dizisinde de oynamıştı.

Resme ilgisi ise çocukluğundan beri varmış. Yıllar içinde geliştirmiş ve bu ilgi profesyonelliğe dönüşmüş. 1980'li yıllarda yaptığı resimlerle Avrupa'nın ilk 10 ressamı arasına girmiş. 1982 de ilk sergisini açmış.

Tüm sanatçı yönleri içinde beni en etkileyen yönü ise yaptığı suluboya çalışmalar. Hayranım. Suluboyayı bana sevdiren ikinci kişi. Birincisi Sabri Akça  idi. Ama açıkça söyleyeyim Ege Aydan ilkini bastırdı.
Onun suluboya çalışmalarına hayran hayran bakıyordum. Sonra facebookta EGE AYDAN watercolor sayfasına üye oldum. Oradan takip etmeye başladım. Ve iyi ki üye olmuşum. Bana nefis bir sürprizle geri döndü bu üyelik. Tabii birazcık benim şımarıklığım girdi işin içine ama o kadar şeker bir insan, o kadar kibar ki, sağolsun beni kırmadı.

Sürpriz şöyle. Sayfasına üye olan ilk kişiye Çalakalem şiir ve desenler adlı  kitabını imzalayarak hediye etti. Ben ne yaptım ? Yüzsüzlük edip  ben de istedim.  İşte o şeker insanda beni kırmadı ve bana da yolladı kitabından. Kitabı D&R dan alabilirdim elbette, ama onun imzası ile bende olması benim için önemli idi. Şimdi sırada bir suluboya tablosuna sahip olma var. Umarım bir gün o da olur. Yok bu sefer şımarıklıkla değil, bir sergisini ziyaret etme şansım olursa oradan alacağım elbette.

Nasıl güzel nasılll. Resme bakınca sanki orada hissetmediniz mi sizde kendinizi ?.



İşte hediye  kitabım.




Ve kitaptan bir sayfa

                              Kitabı alın okuyun , eskizlere bakın. Çok güzel şiirler var, çok beğendim.

Ve kitaptan bir şiir.

ÖZLEM

Sabahı beklerken dün gece
beyaz bir melek gördüm ....

Uykundan kalkıp
sabah serinliğinde
sen mi geldin pencerenin önüne,

öylece...

-?-





Buradan bir kez daha o güzel kitap için teşekkürlerimi sunuyorum kendisine.

Pazartesi, Eylül 24, 2012

Cam şişe nasıl kesilir ?

Bazı şişeler o kadar güzel oluyor ki çeşitli amaçlarla kullanmak isteyebiliyorum. Mesela vazo olarak. Mesela kalemlik olarak. Tabii bunun içinde şişeyi kesmek gerekiyor. Araştırdım. Pratik yolunu buldum, denemesi kaldı. Malzemeler pratik (aseton, ip,çakmak,buzlu su ve kesilecek şişe ) teknik pratik. Bakın cam şişe nasıl kesilebiliyor.

TIK TIK

TIK TIK

Diyelim ki beğendiğimiz şişeyi kestik. Neler yapabiliriz diyorsanız şayet.




Bir başka örnek. Mum seven biri olarak bunu da çok sevdim. Ve bu aklıma gelmemişti doğrusu.


Bir diğer örnek
Source: picklee.com via Karla on Pinterest




*Görseller Pinterest'ten alınmıştır.

Pazar, Eylül 23, 2012

Pazar şarkısı


André Rieu
foto

Andre Rieu hayranıyım. Kendisi Hollandalı bir keman sanatçısı, orkestra şefi ve besteci.  Bir süre önce bu videosunu  izlemiştim. Tabii ki çok sevdim. Çocukları çok seviyorum, bir de Akim Kamara'nın tatlılığını görünce iyice bayıldım. Bu ilk video biraz eğlencelik ...
VİDEO İÇİN TIK


Gelelim bu pazar için seçtiğim parçaya. Çok güzel yaaaa çokk... TIKTIK
Bende çok beğendim daha fazla dinlemek istiyorum diyenler BURAYA

Hepimize iyi pazarlar, bu pazar biraz romantik geçsin mümkünse...

Cumartesi, Eylül 22, 2012

Eskilerim




İşte eskilerimden biri daha. Fotoğrafa bakınca ne olduğunu anlayabildiniz mi acaba ?  Bir hayli geçmiş zamandan geliyor bana. Annemin dedesinden yadigar. Bu da yaşanmışlığını sevdiğim bir parça.




Evet bir çakmak. Haznesine bildiğim kadarı ile benzin dolduruluyormuş. İçindeki fitil benzini emiyor ve sağ taraftaki çakmak taşı çakınca da fitil alev alıyor. Sarma sigarasını yakan atalarımın minicik kapağı kapatması ile çakmağın alevi sönüyormuş.


Perşembe, Eylül 20, 2012

Ondan bundan şundan

Devlet Tiyatroları 2 Ekim'de perdelerini açıyor. Genel programın bir haftalık bölümü açıklanmış . Hepinize iyi seyirler. TIKTIK

Türkiye’de erkeklerin evlenecekleri kişide aradıkları ilk üç özellik şöyleymiş efendim : Bekaret, dış görünüş ve ev işlerinde becerikli olmak. Türk kadınlarının evlenecekleri kişide aradıkları ilk üç özellik ise şöyle: Eğitim ve zeka, hırs ve çalışkanlık, sosyal statü. 

Çocuklarının yanında uyuyan babaların erkeklik hormonu testosteron seviyesinin düştüğü belirlenmiş. 

Bilim adamları, böceklerin mikroplardan korunmak için güneşlendiğini ortaya çıkarmış. Bu bilim adamlarına bayılıyorum :)

ladybug
foto


 
 Yeni yapılan bir genetik araştırması, insanların yaşadığı bazı bozuklukların, erkeklerin geç yaşta çocuk sahibi olmasıyla ilgili olduğu iddiasını güçlendiriyormuş.



Okullar açıldı. Okul korkusu olan çocuğunuza bu 4 cümleyi asla söylemeyin diyor uzmanlar !.Aman dikkat.

“Korkma” demeyin!" Çocuk bunu demek ki korkulacak bir şey var olarak algılıyormuş.
“Merak etme ben yan odadayım seni asla bırakmam” “Merak etmelisin, çünkü ben de çok merak ediyorum" demekmiş bu.
“Seni asla okulda unutmam ya da  bırakmam ben unutursam baban, teyzen, deden alır seni” Seni okulda unutma ihtimalim var diyormuşuz açıkça. E çocuk korkmasında ne yapsın bu durumda.
“Okula gitmek ister misin?” Çocuğun zihnindeki açılımı şuymuş. Okula gitmeme ve evde istediğin şeyleri (TV, oyuncak, oyun oynama gibi) yapma hakkın var. 


foto kaynak

Bu iyi haber işte. İsveç'te yapılan bir araştırmada, çikolatanın vücudu felçten koruyabileceği belirlenmiş. Tabii yaa, tabii daha çok yemeliyim. !



Dünyanın okuduğu roman Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey) raflarda yerini almış. Özelliğimi ne ? En hızlı satan kitap rekorunu kırmış olması. Neden hızlı sattığını ise şöyle özetleyeyim, kitabın türü "Erotik Roman". Türkiye'de kaç satar dersiniz ? TIK


Sivas'ta hırsızlık amacıyla girdiği dairede karşılaştığı ev sahibiyle bir süre boğuştuktan sonra kaçan kişi, daha sonra tekrar dönerek, ev sahibinden kaçarken düşürdüğü cep telefonunu istemiş. !!

İngiltere'de 14 aylık bebek komaya girdi. Doktorlar bebeğin durumundan umudunu kesince ailesini çağırdı. Anne babası küçük kızla vedalaştı. Anne kızını öptükten sonra minik bebeğin fişi çekildi. İşte o anda mucize oldu ve minik Alice hayata döndü. hayatın mucizelerini çok seviyorum. Bir mucizede ben istiyorum !!

Madrid'de gece sokakta yürüyen bir adamın pantolon fermuarına yıldırım düşmüş. Adam iyi merak etmeyin. !


Durex'in yaptığı bir araştırmaya göre, düzenli sekste ilk beşe girmişiz. Türkiye’de 18 yaş üstünde her hafta düzenli seks yapanların oranı yüzde 84 müş. Fakat ön sevişmede geride kalmışız.Dünya ortalama olarak 17 dakika ön sevişme devresi yaşıyormuş . Türkiye ortalaması 16.2 dakikaymış.  




Çarşamba, Eylül 19, 2012

Gidesim var

                     Benim yine gidesim geldi. Umarsızca yollara düşesim ,o yollarda kaybolasım geldi.

Spotted a sweet ride tonight on my way to #PHOTO101 at @UGM.
foto

              Bazı zamanlar oluyor bana böyle işte. Atlayım arabama, yol nereye götürürse gideyim istiyorum.

The Lane.



                       Dağlar dereler aşayım. Bir dere kenarında mola verip biraz şekerleme yapayım.

The river.



                                                           Denize uzanan bir yol bulayım

5.24.2010


                                        Sonra  içimi dökeyim denize mesela. Diyemediklerimi diyeyim.

5.24.2010


                                                 Ve anlatırken güneşi batırayım o sahilde.
foto: Füsun T.

Günün ilk ışıklarında doğanın içinde yer alayım, huzurlu, dingin ve içimi dökmüş olarak. 


season of mists ...


                                          Ve tüm kararlarımı gözden geçireyim dönmeden önce.

another place


                                    Sonra maskemi takıp geri döneyim yaşamam gereken hayatın içine.


the mask


*Bir önceki gidesim var postu için Tıktık

Salı, Eylül 18, 2012

Bak burada ne var !

                                  TIK TIK



Bunu yapalım mı ?

foto kaynak
                       
                                 Hem kolay hem şirin. Yapalım mı ne dersiniz ? Evetse   tıktık
Çocuğunuzun adını yazıp , odasının kapısına asabilirsiniz mesela diye uzayıp giden fikirler geliyor aklıma. Yada banyo yazıp banyo kapısına misal ...

Pazartesi, Eylül 17, 2012

Şimdi okullu olduk



Okullu olmanın ilk gününü hatırlayanınız var mı ? Çokkk uzun zaman geçti ben  okulun ilk gününü unuttum. Büyük ihtimalle babamla gitmişimdir. Ağlamadığımı , çok yabancılık çekmediğimi biliyorum. Öğretmenimi çok sevmiştim. Okumayı öğrenmeyi de sevmiştim, yazı da biraz sıkılsam da. Yan yana çubuklar çizmek , bir koca sayfa tarak (E) yapmak, ya da bir koca sayfa gözlük (B) yapmak , uykulu gözlerime biraz ağır geliyordu. Yani yazmasam ama okusaydım. Matematik ise tüm öğrenim hayatım boyunca beni zorladı. Cin Ali'yi çok severdim. Bir de Ayşegül kitaplarını. Hala Ayşegül'lerim var benim . Orjinal değil ama, Hürriyet gazetesi yakın tarihte vermişti. Orjinalini de alacağım.

Bu en sevdiğim : Ayşegül küçük anne
Okulda sadece okuma yazma öğrenmedim . Sosyalleştim. 19 Mayıs stadyumunun bir bölümünün açılışında (ne içindi tam hatırlamıyorum) bayrak taşıdım. İlk stadyumu orada gördüm. Ne kadar büyüktü. Hayatta  sevdiklerimden biri olan  folklörle tanıştım. Madımak oynadım, Antep yöresi oyunları oynadım. Hala davul sesi duydum mu içim coşar. Sonraki yıllarda devam ettirmesem bile hep sevdim folklörü.




Ve ve en büyük aşklarımdan biri girdi hayatıma. Tiyatro. Karga olmuştum bir oyunda. Oyun demezdik ki, o zaman bu yaptığımızın adı müsamere idi. Kostümümü özene bezene babam hazırlamıştı. 




Ve müzik. İlk kursla tanışmam. Mandolin derslerim. Büyük başarım ve hocamın ısrarlarına rağmen müziğe veda etmem. Kısacası sadece okuma yazmayı değil bir sürü şeyi kattım hayatıma , hepiniz gibi. 

Tabii karne. Bu ilk karnem. Tüm öğrencilik yaşamımda, takdirler, teşekkürler de gördüm, yedi zayıflarla ikmallere de kaldım. Çok parlak bir öğrenci olmadım, hiç sene kaybım da olmadı. Ben hep son dakikada durumu kurtardım ve tüm okulları zaman kaybı yaşamadan bitirdim.

 Karnenin ilk sayfasında yazan yazı çok güzel. Bakın ne demişler velilere.

fotoya tıklarsanız okuyabilirsiniz
Evet ilkokul birinci sınıf karnem . Ben balık burcuyum, anılarıma sahip çıkmayı ve saklamayı çok severim. 



Yeni öğrenim yılı başladı. Sizlerin * mini mini birlerine, çalışkan ikilerine,tembel üçlerine, misafir dörtlerine, kapı dışarı beşlerine, altınımı çalan altılarına, yemeğimi yiyen yedilerine, seksek olup giden sekizlerine, doktor olan dokuzlarına ve onlara bizi okutanlara başarılı bir eğitim dönemi diliyorum. 

                       Bugün, ilk harflerimi öğreten sevgili hocamı , minnet ve şükranla anıyorum. 


*Bizim ilkokul yıllarımızdaki bir tekerlemenin uyarlamasıdır. Umarım doğru hatırlamışımdır.

Pazar, Eylül 16, 2012

Pazar şarkısı

Film müziklerinin tadı bir başkadır. Dinlediğinizde, o filmi izlerken neler hissettiğinizi bile anımsatacak güce sahiptir bazıları.  Bir de filmi beraber izlediğiniz kişi sizin için önemli ise, o filmin müzikleri kulağınızda hep yankılanır durur. 


Geçen yıl almıştım bu cd'yi. Tüm zamanların en sevilen 101 film müziği. Beş ayrı bölüme ayırmışlar müzikleri ve beş cd de toplamışlar. Bu pazar bende size bu film müziklerinden beş adet paylaşacağım.
Buradan seçtiğim şarkıları dinlemeye hazır mısınız? Evet mi ? Ama ben öyle görmüyorum, Ayşe biraz daha aç pc'nin sesini, Deep, ekrana bakıp durma, yaslan arkana, Füsuncuğum bi kahve yapsan daha lezziz olabilirdi, Başak hava serin üzerine bir şey alsaydın, üşürken ruhunu veremezsin müziğe. . Neyse siz toparlanadurun ben başlayayım. Füsun burada kendini Adile Naşit sanmaktadır .kuzucuklarım

Birinci cd çağdaş film müziklerini kapsıyor. Bu cd den seçtiğim parça Schindler'in listesi filminden. Bu filmi kaç kez izlediğimi unuttum. Hala izlemediyseniz kesinlikle öneririm.

Schindler List

İkinci cd Yıldızlar geçidine ayrılmış. Benim buradaki tercihim Damdaki Kemancı. Filmi izledim mi hatırlamıyorum ama bana bu şarkıyı sevdiren Cüneyt Gökçer'di. Tv'de ondan izlemiştim. Hatta çok uzun yıllar geçti o yüzden net hatırlayamıyorum ama sanki sahnede de izlemiştim. Filmden bir sahneyle birlikte ....

If I Were A Rich Man

Üçüncü cd'de romantikler var. Top Gun / Take my Breath Away unutulur mu ?

Take My Breath Away

Geldik dördüncü cd'ye. Burada unutulmaz şarkılar bölümü. Ve ve ve benim şarkım ,bunu benim için dinliyorsunuz . Filmi de çok severim. Nothing Hill . Peki şarkı ne ?

She

Sıkıldınız mı? Biraz kıpırdandınız sanki. Tamam bitti, son şarkı . Pazara yakışır , neşeli bir şarkı olsun. Bu bölüm zamanın eskitemedikleri adı altında toplanıyor. Ve bu şarkı sürpriz olsun.

TIK TIK

Ruhumuzda şenlendi, artık dağılabiliriz. Nereye ? Tabii ki son sıcakların tadını çıkarmak için doğanın kollarına. Sakın alışveriş merkezine gitmeyin, sakın. Kışın bol bol gidersiniz. Doğğğru açık havaya. Ben de tabii.

                                                        Neşeniz daim olsun, mutlu pazarlar.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...