Cumartesi, Haziran 08, 2013

Bilgisayar kursu

Hayatımıza girdiğinden beri bizi kendine bağlayan alet, bilgisayar. Kimimiz bağımlı, kimimiz yarı bağımlı, kimimiz de bağımlı olma yolunda. Yolumuz mutlaka bir şekilde bu aletle kesişiyor. Yaşa bakmaksızın herkes az yada çok öğrenmek durumunda kalıyor. Bilgisayarı yeni kullanmaya başlayanlar için Chip dergisinin internet sitesinde bir online kurs olduğunu gördüm. Faydalı olacağını düşünerek paylaşıyorum. Kursa katılmak için yapmanız gereken tek şey siteye üye olmak ve dersleri takip etmek. Üyelik ücretsiz. 

                                                                 Bilgisayar kursu BURADA 

                                                 Hafta sonunuz güzel, aydınlık ve mutlu  geçsin.


Çarşamba, Haziran 05, 2013

Eve Dönüş

Kısa tatilimi bugün sonlandırıp az önce eve döndüm. Özledim blogumu ve sizlerin bloglarını okumayı. Birazcık  yol yorgunluğu dışında  çokça ruhsal dinlenmişlik var. Bir o kadar da karmaşık bir ruh durumu mevcut. Anlatırım belki size. Bugünlük kandilinizi kutluyor, dualarınızın kabul olmasını diliyorum.


Cumartesi, Haziran 01, 2013

Benden şeyler

Bir gün hatırlıyorum 
Hayal meyal uzakta 
Bir gün 
Bir gün hatırlıyorum 
Sen ve ben İstanbul'da 
Merhaba derken İstanbul 
Bir vapur çığlığında 
Sen ve ben 
Seven ve sevilen 
İstanbul o en güzel 
Bir deniz sakin sessiz 
Karşıda gülümserken 
Bir gün 
Öyle bir gündü o benzeri yaşanmamış 
Öyle mutluydum ki 
İstanbul'da ben 
Öyle mutluydum ki 
İstanbul'da ben 
İstanbul'da bir güzel 
İstanbul kadar güzel ..


Bir kaç gün sonra güzel havadisler ve fotolarla dönmek niyetiyle. 





Cuma, Mayıs 31, 2013

Alkışşşş

Sabah çayımı yeni düzenlediğim rengarenk çiçeklerimin arasındaki balkonumda içtim. Hadi bari bu arada gazeteye bir göz atayım dedim. Devlet Tiyatrolarının teşekkür ilanı ile karşılaştım. Çok kibar, çok şık nefis bir ilan olmuş. Bir tiyatro sever olarak , yürekten ,canı gönülden, aşkla, tüm oyunculara, yönetmenlere, kostümcülere, ışıkçılara, kısacası emeği geçen herkese ; ayağa kalkıyor ve kocaman bir ALKIŞŞŞŞŞŞŞŞ sunuyorum. Asıl biz teşekkür ederiz bizi bu güzelliklerle buluşturduğunuz için.


Kimden ikikumtanesi

Perşembe, Mayıs 30, 2013

Kitap sayfalarından

Kimden Kitap sayfalarından
                                         Zülfü Livaneli / Edebiyat mutluluktur adlı kitabından

Çarşamba, Mayıs 29, 2013

Yeşil

Kimden ikikumtanesi

Renklerin insan üzerinde olumlu yada olumsuz bir takım etkileri olduğunu biliyorum. Bu aralar sürekli yeşiller içinde bulunduğum için mini bir araştırma yaptım yeşil renkle ilgili. Fırsatını bulduğum her zaman diliminde kendimi bahçede buluyorum. Bazen sabah kahvaltısına gidiyorum, bazen can dostlarla öğleden sonra kahve içmeye. Buraya kadar her şey iyi güzel. Yeşilin bende ki en önemli etkisi alerji. Tabiat canlandı benim alerji tavan yaptı. Gözlerim akıyor, sürekli hapşuruyorum, boğazım kaşınıyor vs.vs. Bunlar şu ana kadar kendi bildiğim yeşil etkileri. Bundan sonrası okuyup öğrendiklerim.

Yeşil renk insana  rahatlama duygusu veriyormuş. Sinir sistemini düzenliyormuş. İnsanı sakinleştiriyormuş. Hafta sonları bir çoğumuz bu yüzden yeşille buluşmak için çabalıyoruz demek ki. Biraz huzur. 
Şefkat duygularını artırıyormuş.
İnsana güven ve huzur hissi veriyormuş.
Bir karar mı vereceksiniz ? Yeşiller içinde verin. Çünkü doğru karar almak için en uygun ortammış yeşil olan bir mekan.
Aklın ve bilincin rengiymiş aynı zamanda. 
Fazla kullanıldığında yorgunluk ve tembellik yapıyormuş. Şimdi anladım ben niye tembelim. İş yerlerinizde yeşil renk kullanmaktan sakının. Personeli tembelleştirme riski var.
Yeşilin bir de fiziksel faydalarından söz ediliyor. Bizzat ruhsal  faydalarını deniyorum. Kendimi  yeşiller içinde huzurlu hissediyorum ama fiziksel olarak hiç dikkat etmemişim. 
Fiziksel olarak neler yapıyor bakalım mı ?
Hücre yapısı üzerinde etkisi var. Kist oluşumunu önlemekte katkısı bulunuyor bu anlamda. Ayrıca hücre onarıcı etkisi de var. Daha önce bir paylaşım yapmıştım bu konu ile ilgili. Yeşil terapi 

Kimden ikikumtanesi
Kanın akışkanlığını sağlıyor. Dolayısı ile hücrelere daha fazla oksijen gidiyor sanırsam . Hatta sandım bile. Kan basıncını düzenliyor böylelikle ve yüksek tansiyonu önlüyor. 
Nezle , baş ağrısı ve karaciğer iltihaplanmasına iyi geliyor.
Kronik bronşit ve astım hastalılarına iyi geliyormuş yeşil renk. Demek ki sanatoryumların yeşiller içinde kurulmasının sebeplerinden biri de bu. Hem temiz hava , hem de yeşil rengin iyileştirici etkisi.
Kapalı yerlerde kalmaktan korkanların tedavisinde de yeşil renk faydalıymış. 
Kur'an da İnsan suresi 21. Ayet cenetten bahseder ve burada der ki , "Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. "  Cennete ulaşabilirsek yeşil ipekler giyeceğiz inşallah.Yeşil dinimizde kutsal bir renktir. Babam ya da annem demişti, tam hatırlamıyorum ama demişti. Yeşil renk paspas kullanma demişti. Belki hurafeydi belki değildi , kullanmadım, kullanmamak hayatımı etkilemedi. Ben de mor paspas kullandım.




Kimden ikikumtanesi
Tamam yeşil olsun, olsun ama, ille de mavi-beyaz  bulutlarda olsun. Ve ben kitabımı alayım, şezlonguma uzanayım, yeşilleri, mavileri izleyerek Sunay Akın okuyayım. Dünyadan ve onun üzüntülerinden uzaklaşayım. Gökyüzüne bakıp bakıp, benim annem bir melek oldu , oradan bana bakıyor diye ona  gülümseyim.

Pazartesi, Mayıs 27, 2013

Gece turu

İçim sıkılıyor. Sıkıldıkça sıkılıyor hatta. Yani o kadar çok sıkılıyor ki neyle oyalansam da, sıkıntımı sıksam diye uğraşıp duruyorum şu anda..
Bukombin.com sevdiğim oyalanma seçeneklerinden birisi. Bir oğlum olacaktı adını "Murat" koyacaktım. Ne oğlum oldu ne de adını Murat koyabildim. Olsaydı belki bu giysileri alırdım. Daha çok dekorasyon kombini yapmayı sevsem de arada "Murat'a kombinler " de çıkıyor işte böyle.

foto kaynak

foto kaynak


foto kaynak

Bana ait diğer kombinleri görmek isterseniz işte BURADA Sizinde ilginizi çeker kombin yapmak isterseniz, piyasalarda neler var görmek isterseniz, üyeler ne tür kombinler yapmış fikir almak isterseniz üye olmanız yeterli. Ürün inceleme şansınızda var. Beğendiğiniz ürünü internet üzerinden alma şansınızda mevcut.



Pazar, Mayıs 26, 2013

Pazar şiiri


ÖZLEM

Şimdi tarlalarda güneş vardır,
Karlar donmuştur otların uçlarında,
Artık akşamları dinlenemem
Başım avuçlarında.

İçi korku dolu kış gecesi
Hiç yatağın yok mu sıcak!
Dağları dolduran kır çiçeği
Hangi rüzgârlar seni koklayacak!

Saçlarımı kesip rüzgâra atacağım!
Ta ki haber götürsün bir gün sana!
İçimde bir şeytan var, diyor ki:
Aklına ne gelirse yapsana.

Ben bu şiiri yazdım atlı talimde
Bulunduğum şehir Istanbul'du,
Ağır ağır kar yağıyordu,
Atımın yelesi bulut renginde.

**Cahit KÜLEBİ
*Teşekkürler http://www.siir.gen.tr

Perşembe, Mayıs 23, 2013

Benden şeyler

Bu dolunayla ne zaman barışacağız merak ediyorum. Yine geliyor, kapımı çalıyor, bana sinir, stres, uyuşukluk, tembellik, bunalım vs. ne varsa bırakıyor, sonrada güle güle çekip gidiyor. Ne zaman kendimde bir sıkıntılı hal hissetsem ay takvimine bakıyorum. Bakıyorum ki dolunay. Bu kadar da olmaz ki. Bi geldiğinde de güzellikler getir. Ferahlık getir. Su grubu burcum olduğu için mi oluyor bu etkileşim acaba ? Balık burcuyum. Malum burcumuzun simgesi ayrı yönlere giden balıklar. Dolunayda benim balıklar bi o yana bi bu yana kaçışıyor. Zaten huzursuz ruhum, zaten üzgün, zaten mutsuz, zaten hayata zor bela tutunmaya çalışıyor. Yapılmaz ki ama bu bana sevgili dolunay.
foto : Füsun T.
Hep senin yüzünden kendimi alışverişe verdim. Sıkıntımı atmak için çarşı pazar geziyorum. Eve eli boş dönmek olur mu ? Olmuyor işte. Ivır zıvır , ufak tefek derken bol miktarda para harcamama sebep oluyorsun. Aldım işte , yine duramadım yine aldım sayende. Peki alınca geçti mi bunalımım, hayır. 

foto kaynak


Her şeyin suçlusu sensin dolunay. Hayatımda iyi gitmeyen ne varsa hepsi senin yüzünden. Oysa ben seni izlemeyi ne çok seviyorum bi bilsen. Sırf balkonumda seni izlerken mis gibi kokular eşlik etsin bize diye, gittim bugün Koçtaş'tan mini limon servi aldım. Bi görsen minnacık ama aynı limon gibi kokuyor. Ama sen beni hiç sevmiyorsun anlaşılan. 

foto kaynak
Serviyi alınca nasıl bakılır, nasıl bir bitkidir öğrenmek istedim. Araştırırken çok güzel bir siteye denk geldim. Çiçek böcek yemek vs. her şey mevcut. BURADA

Gel anlaşalım. Bir daha ki gelişinde üzme beni, güzelliklerinle gel dolunay. Söz, en güzel fotonu çekip blogumda paylaşacağım herkes görsün güzelliğini diye. Anlaştık mı ?




Çarşamba, Mayıs 22, 2013

Evde dondurma yapımı


Bilenler bilir Magnum karadut-böğürtlen aşkımı. Yaz-kış dondurma yemeyi severim. Bir zamanlar (20 yıl kadar önce) evde kendim yapmıştım, gayet de güzel olmuştu  ama tarifi atmışım sanırım. Süt ve saleple yapılıyordu ama ölçü neydi acaba.? Sizde de unutkanlık var mı? B12 vitaminimize bi batırsak mı acaba ? Dondurma yesek unutkanlıklarımız geçer mi acaba ? Sabah sabah kendim kendimle konuşuyorum yine. Kendimin de ilgiye ihtiyacı var tabii, arada halini hatrını, isteklerini sormak gerek. Kendimin canı ev yapımı dondurma istiyor mesela. Katkısız, saf, leziz. Paket dondurmalar dondurmadan sayılmaz aslında. Gerçek dondurma yeme şerefine erişmiş bir kişi olarak ikisinin lezzetini de bildiğim için canım bu yüzden gerçeğini istiyor. Memleketimde meşhur bir dondurmacı vardı. Adı Hırış . İşte gerçek dondurmaydı onun dondurması. Bir de Aksaray'da Ağaçlı tesislerinde vardı bir dondurmacı. Ballı dondurma yapardı. Hala var mı bilmiyorum. Yolunuz düşerse oralara bi bakın varsa deneyin, lezizdir.

Birazcık araştırdım ve süzme yoğurtla yapılan bir iki dondurma tarifi buldum. Çok kolay görünüyor.  Gerçi içinde hazır krema var tarifin. E onda da katkı var. Pakete giren hemen her şeyde katkı var dimi ? Neyse yinede deneyeceğim bir ara. Denemek istersiniz belki siz de.
Tarifleri buraya aktarmıyorum. Sizi bulduğum  sitelere yönlendireceğim. Hem de bana not olur, yapacağım zaman açar bakarım.

İlki limonlu dondurma. Tarif  BURADA  . Görünüm gayet sağlıklı. Denemeden bilinmez elbette. Deneyen denemeyene bildirsin sonucu. Limonluya da bayılırım.

İkincisi kakaolu dondurma tarifi.  BURADA ....Yapımları birbirine çok yakın. Birazcık ölçüler değişik. Birinde şeker oranı daha fazla . 

Evde dondurma yapma isteğimin yegane sebebi içindeki zararlı maddelerden dolayı değil sadece, dedim ya tadı da farklı saleple yapılan dondurmanın.İşte şimdi onun tarifi geliyor. BURADA 

Sizin de tarifleriniz varsa öğrenmekten keyif alırım. Tüm bunlar denenene kadar Magnuma devam. 



Salı, Mayıs 21, 2013

Ölümcül bahçe bitkileri

Bahçemizdeki bitkilerin ne işe yaradığını, yarar ve zararlarını pek bilmiyorum. Aklıma geldikçe, bakımı nasıldır, yararı zararı nedir araştırıyorum. Bir de baktım ki bahçemizde olan pek çok bitki zehirli imiş. Hatta bazıları o kadar zehirli ki anında insanı şoka sokabiliyor. Zararlı olabilmesi için bitkinin yenmesi gerekiyor elbette. Büyükler olarak belki yemeyiz ama çocuklar varsa onların ne yapacağını kestirmek her zaman kolay olmuyor. Bu yüzden küçük çocuklu aileler bahçenize çiçek dikerken, ya da park ve bahçelerde çocuklarınızı oynatırken dikkatli  olmanız gerek.  İşte bende okuyup zararlı olduklarını öğrendiğim bu bitkilerden bazılarını sizlere tanıtmak istedim.

                                  Rhododendron (Rhododendron ponticum) Orman gülü (Komar)
foto
Bahçemizde mevcut. Arıların bu çiçekten yaptığı balı yiyenlerin başı dönüyor yada bayılıyorlarmış. Delibal diyorlar buna. Bitkinin yenilmesi halinde öldürücü etkisi var.

                                               Lily-of-the-Valley (Convallaria majalis) Müge

foto


                                                  Hydrangea (Hydrangea macrophylla)Ortanca
foto
Yazlığın  bahçesinde şahane renkleri ile yaz boyu güzelliklerini izlediğim bu bitkinin de zehirli olduğunu duyunca, anladım ki güzel çiçekli bitkilere biraz dikkatli yaklaşmak gerek. 


                                                 Poet's Narcissus (Narcissus poeticus)Nergis


foto: Füsun T.

Bizim bahçede mevcut bitkilerden. Fazla miktarda nergis bir odada bulundurulursa baş ağrısı ve kusmaya neden olabilirmiş. Yenilmesi ise öldürücü etki yapıyor.


                                                 Larkspur (Delphinium consolida) Hezaren
foto


Bu da bahçemizde kendiliğinden çıkan bir kır çiçeği. Dünkü şiirde fotosunu paylaşmıştım hatta. İzlemeye doyamıyorum rengini ve vakur duruşunu. O da zehirli imiş ne yazık ki. Neyse ki bizde çocuk yok. Ben çocukta bilgilendiğime göre sorun kalmadı.

                                                          Oleander (Nerium oleander) Zakkum
foto

                                         Poinsettia (Euphorbia pulcherrima) Atatürk çiçeği
foto
                                  Purple Nightshade (Atropa belladonna) Güzelavrat otu
foto

                                              Mountain Laurel (Kalmia latifolia) Dağ defnesi
foto

                                               Mistletoe (Phoradendron flavescens) ökse otu
foto

                                  Water Hemlock/Spotted Parsley(Cicuta maculata)Baldıran
foto
Bizim bahçede mevcut bitkilerden bir de baldıran. Kendi kendine yetişiyor.. İçeriğindeki Conine maddesinin 1 mg'ı yetişkin bir insanı öldürebiliyormuş. Nefes yollarını felce uğratabiliyor. 

Bahçesi ve çocuğu olan arkadaşlarıma sevgiler .. Dikkatli olmakta fayda var. Tabii bu kadarla bitmiyor zehirli bitkiler. Daha detaylı bilgiler edinmek için Ağaçlar.net sitesindeki BU sayfadan da yararlanabilirsiniz. 

*Fotoğraflar bilgilendirme amacı ile kullanılmıştır, sahiplerine teşekkürler..

Pazartesi, Mayıs 20, 2013

Halil Cibran

Bugün Halil Cibran okumak ve kendime onun sözlerinden ders çıkarmak istediğim bir gün. Kederliyim. Yaşadıklarım tokat atıyor bana bugün. Sıyrılmak için ihtiyaç duyduğum şey belki de Cibran'ın sözlerindedir. Beraber okuyalım istedim. Ben kendi payıma düşenlerin altını çizdim.



foto ve düzenleme : Füsun T.

Düşünceler

Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.


Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.

Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

Sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.

Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.

Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
İşte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.

İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

Şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

Gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.

Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

Cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?

Bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.

Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.

Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.

Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.

Bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.

İçimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.

İçimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
Yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.

Sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

Yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.

Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

Eğer kış,
'Baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?

Her tohum bir özlemdir.


Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
Arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.

Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.

Neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.

Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

Hayır, boşuna yaşamadık biz!
Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

Özel ve ayrımcı olmayalım.
Unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.

Evim der ki, 'Beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'Benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.

Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'

Daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
Şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.

Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.

Ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
Ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.

Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.

Esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.

En büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

Eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
Ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

Sözler zamansızdır.
Onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..



Kum ve Köpük - 1926
Halil Cibran

Pazar, Mayıs 19, 2013

Pazar şarkısı


"Django Unchained" adlı filmi izleyip çok beğenmiştim. Babamdan kalan bir Western  film merakı var zaten. Country müzik de çok severim. Kararsız kaldım şimdi, Tom Wait's mi paylaşsam yoksa Django soundtrack mi. En iyisi ikisini de paylaşmak bugün için. Hatta bir üçüncüsü.


Film "Zincirsiz " adı ile geçiyor bizde. İzlemediyseniz bi bakın derim. En azından fragmanını izleyin. Sinemanın dahi çocuğu Tarantino ne yapmış bi bakın. Ve pazar şarkısının ilk tıkını bu filmin soundtrack albümü için yapın. TIKTIK  
Tom Waits den ne dinlesek acaba ? BUNU dinleyelim 
BUNU da dinleyelim lütfen Jhonny Cash dinlemeden country dinlemiş olmayız. 

You are my sunshine, my only sunshine
Sen benim gün ışığımsın, benim tek gün ışığım 
You make me happy when skies are gray
Gökyüzü griyken beni mutlu ediyorsun 
You'll never know dear, how much I love you 
Asla öğrenemeyeceksin sevgilim, seni ne kadar sevdiğimi 
Please don't take my sunshine away 
Lütfen gün ışığımı alıp götürme



                                Hepinize iyi pazarlar, gün ışıklarınıza sıkıca sarılmayı unutmayın.

Cumartesi, Mayıs 18, 2013

Kim asacak

Bir gün fareler bir araya  gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar.  Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.
En sonunda genç  bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu  öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada bir  köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu  önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını  belirtir.
Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim  kedinin boynuna çan asacak? ?

kim asacak ?


.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...