Gazete ve ekmek getirdi yine bu sabah Turgut kapıya,
"Günaydın Turgut, gazete almayacağım" dedim.
Ekmeğimi en çıtırından seçtim aldım,
"kolay gelsin Turgut, iyi günler" deyip kapımı yavaşça kapattım.
Doğru mutfağa gidip çaydanlıktan çıkan buharın sıcaklığında kahvaltı sofrasını hazırladım. Kendi kendime de fısıldandım. günün ilk kötü haber aşamasını atlattım diye.
Çok şükür, keyifle yaptık kahvaltımızı, keyifle yaptık kahvaltı sohbetimizi.
Sonrasında çayımı alıp geçtim bilgisayar başına. Facebook arkadaşlarım hayatta mı , sağlık durumları nasıl, mutlular mı bugün yoksa mutsuz mu, bir yaramazlık var mı diye göz gezdirdim. Çok şükür hepsi iyi. Fonda bana eşlik eden , Max Fm Özgür Aksuna'nın enerjik sesi, saatin 09:27 olduğunu hatırlattı o sırada. Bilkent Center'da çocuklar için çok güzel sömestr etkinlikleri varmış. Saat ikiden sonra başlıyormuş. Özgür söyledi. Kapın çocuklarınızı gidin.
Sonrasında olanlar oldu. Bu yazıyı yazmama sebep oldu. Bir arkadaşımın sayfasında kayıp ilanı vardı. Gencecik, üniversiteli bir genç kız fotoğrafı. Kayıpmış , ailesi arıyormuş. telefon numarası verilmiş, gören bilenler arasın diye. Sonrasında gözüm fotoğraf altı yorumlara kaydı. Vah vah vah, ne oldu bu insanlarımıza...
_ Yav kardeşim koca kız ,ne kaybolması herife kaçmıştır yakında haberi gelir
_ Müge Anlı'ya başvursun ailesi
_ Ne bileyim kardeşim ben bekçimiyim
.
.
Bu verdiğim örnekler devede kulak. Benzerlerini bir çok yerde okuyoruz, sizlerde biliyorsunuz. Kişilere yönelik ağır hakaretlere varan, küfürlerle dolu bir sürü yorum yapılıyor, haklarıymış gibi. Maksat yorum yapmak değil , karşı tarafı sinirlendirmek, rencide etmek ve bu arada kendi içindeki canavarı hiç susmadan konuşturmak. İnanın anlayamıyorum , anlamlandıramıyorum. Bu insanlar ve bu tür yorumlar çığ gibi büyüyor her geçen gün. Bazıları çok genç bu yorumcuların. Bu yeni bir gençlik eğlencesi ise şayet, vah ki ve vah bir kez daha. Yok eğlence değilde gerçekse, tamamen doğruysa diye düşünmeyi hiç istemiyorum.
Anne babalar uyuyor mu ? diyeceğim , onu da diyemiyorum. Biliyorum ki çoğu uyumadan bilgisayar, Ipad başında.!! Bu arada da çocuklarından bi haber. Çocuklara oyuncak olarak verdiğimiz ıpadlar, bilgisayarlar keskin bir kılıca dönüştü. Ve çocuklar, sonrasında yetişkinler, bilinçsizce sallıyor bu kılıcı. Kime denk gelirse. Çok yaralı var.
Büyüklere sesleniyorum; çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklara sesleniyorum, ana babanız sizden bi haber , kendinize sahip çıkın. !!!
Çaydanlıktan çıkan sıcacık buharın yumuşatıcı etkisi ile tatlı sohbetlerle yaptığım kahvaltı sonrası yükselen endorfin salgımın ferahlığı ile oturduğum bilgisayar başında, az sonra stres içinde kıvranıyor buluyorum kendimi. Rotamı edebiyata, güzelliklere, güzel görüntülere çeviriyorum ben şu dakikadan sonra. İnternet ortamında çok güzel şeylerde var çünkü.
Ve uçuruyorum böceğimi güne doğru,
"uç uç böceğim, bana güzellikler, güzel haberler getir "
diyerek.
Aydın olsun gününüz...
Perşembe, Şubat 04, 2016
Pazar, Ocak 31, 2016
Pazar şarkısı
Müjde !!! Geçmeyen nezle icat etmişler, ben satın aldım. İsteyen olursa aldığım fiyattan satabilirim. Eskiler bazı hastalıklar için , yaşın kadar sürer derlerdi. 54 günün tamamlanmasına az kaldı, bekliyorum sabırla. Yoksa alerji mi bu yaşadığım yafu. İnsan üst üste kaç kez hapşurabilir. Ben kendi rekorum olan 10'u egale etmek üzereyim an itibari ile. Herkese şifa diliyorum, kendim de içinde.
Bugün nostalji yapalım istedim. 1975 Yılının Ocak ayına gideceğiz. Hey gidi günler. Çocuktum, ufacıktım. Bu yılları bilmeyen bir sürü okur arkadaşım var. Onlar nostalji yapamayacaklar ama ne tür müzikler varmış listelerde fikir edinirler en azından.
Hey dergisinin arşiv sayfalarına müracaat ettim yine. O yıllar için en sevdiğim dergi olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Ben o zamanda dergileri seviyormuşum. Ablam harçlıklarını biriktirip giyecek bir şeyler alırken, ben dergi alırdım.
Dinleyelim o zaman.
Hala en sevdiğim şarkılardan biridir benim. Demek ki güzel olan şeyler yıllar geçse de aynı zevkle dinleniyor.
Son yıllarda bunun benzeri sözlerle bir çok şarkı yapıldı. Bence bu yine güzel
Türkçesi'de yapılan ve o yıllarda ve sonraki yıllarda TV'lerde çok sık çalınan, kullanılan şarkı.
Listede alt sıralarda bulunan şarkılara dikkatinizi çekerim. Bugün hala çalınan söylenen şarkılar. İçinde çok sevdiğim bir sürü şarkı var. Bugünlerden yarınlara kalacak kaç şarkı var acaba ? Bir elin parmağı derim ben.
Ve ben bu listeden bir bonus şarkı seçtim sizler için. Anıları olan şeyler, güzel şeyler olsun hep. Güzel anılar biriktirelim geleceğe. Bu şarkıda benim anı şarkılarımdan birisi. Arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapayın dinlerken. Mutlu Pazarlar.
Pazar, Ocak 24, 2016
Top 10 listesi
Sürekli radyo dinlememe rağmen listelerden çok haberdar değilim. Bazen radyolar bi şarkıyı o kadar sık çalıyor ki, eskiyiveriyor şarkı hemencecik. Liste başı oluyor o anda şarkı da tabii. Mesela Virgin radyo Hello'nun cılkını çıkardı artık. Kanalı her açtığımda Hello ile karşılaşıyorum varın siz anlayın ne çok çaldığını, yoksa böyle bir tesadüf namümkün. Ama biz bugün Türkçe pop bir liste yapacağız. Yoksa Adele ve Hello benimde liste başı şarkım. Denk gelirsem listeleri dinliyorum radyoda. En çokta gerileyen şarkılara üzülüyorum. "Listede 8 numaradayken 10 numaraya geriledi" dediği anda "tüh" diyorum istemsiz, ne üzülmüştür şimdi sanatçı. Balık burcuyum ben, fazla söze gerek yok. Üzülecek bir şey bulamazsam buna bile üzülürüm işte.
Bugün radyoların top 10 larına baktım ve kendi top 10'umu oluşturdum. Onların listelerine sayfalarından ulaşabilirsiniz. Radyoların 10'larına göre seçip hazırladığım benim listem bu olabildi. İlk üç şarkıyı gerçekten beğeniyorum. Diğerleri ise yeni şarkılar içinde bana göre dinlenebilir olanlar. 2016'nın ilk ayları için oluştu bu liste. Ben iki albüm bekliyorum, birincisi SILA, ikincisi GRİPİN
- Mabel Matiz / Bir hadise var
- Kaan Tangöze / Bekle dedi gitti
- Aslı Demirer- Gökhan Türkmen / Korkak
- Mehmet Erdem / Olur o zaman
- 27&Birol Namoğlu / Muhtemel Aşk
- Ferhat Göçer_Volga Tamöz / Düştüm Ben Yollara
- Buray / Sen sevda mısın
- Burcu Güneş / Yakın Mesafe
- Gökhan Özen / Mis
- Kenan Doğulu / Bir ileri iki geri
![]() |
| SİZİN FAVORİ ŞARKINIZ HANGİSİ ? |
Perşembe, Ocak 21, 2016
Damladaki okyanus
Sevgili Deli Anne bir etkinlik başlattı. Damladaki okyanus. Şimdilik 130 alt başlıklı bir listeye sahip. Bu etkinlikte övünmekte_övmekte serbest bir noktada. Ben kendimle gurur duydum listeyi inceledikten sonra. Çok şükür ki listedeki bir çok maddeyi her daim uygulayan biriyim. Uygulamadıklarımı da bundan sonra tamamlayacağım inşallah. Övmeye gelince, yüreği güzel hisseden, güzel bakan, güzel gören bir anneden de bu beklenirdi. Detayları lütfen kendisinden okuyun. TIKTIK
![]() |
| sizde söyleyin |
Pazar, Ocak 17, 2016
Pazar ondan bundanı
İnsan bazen öyle bir şey yapar ki , farkında olmadan bir diğerinde iz bırakır. Bu Deeptone'da bende öyle bir iz bıraktı ki, güzelim pazar şarkıları başlığımı elimden aldı. Her pazar yazının başlığını "pazar şarkısı" diye yazıyordum, benimle dalga geçti "hangi pazar bu, sebze pazarımı " gibisinden. O gün bugündür rahatça "PAZAR ŞARKISI" başlığı atamıyor ve her seferinde kulaklarını çınlatıyorum. Sevgiler Deepciğim ...
Son günlerin salgın furyası beni de yakaladı. Önce öksürük olup geldi, oh geçti gitti , bu seneyi böyle atlattım derken dün de nezle olarak geri geldi. Hepsi gidip, domuz olarak geri dönmesinde, ben buna razıyım. Burada bir reklamlı öneri yapayım. Nezle olduğunuzda SELPAK tuvalet kağıdı ile silin burnunuzu , hiç kızarmıyor, yara da olmuyor, çünkü yumuşacık. Ve okuduğum bir makalede, grip_nezle de en etkili çarelerden biride uyku imiş. Bol bol uyuyunca hemencecik geçiyormuş . Bu çare çok hoşuma gitti. Gazeteler, dergiler, kitaplarla geçirilecek yarı uykulu saatler eminim iyi gelecek bana da.
Biraz dedikodu yapalım mı ? Dün kahvede arkadaşlarla beraberdik. Birisi güzel fal bakar. Konu fala gelince , fincanımın fotoğrafını kahve falı bakan cep telefonu app'lerine gönderip göndermediğimi sordu. Bazen gönderiyorum dedim. O da gönderiyormuş. Öyle yorumlar geliyor ki bazen dedi, sanki telefonum dinleniyor yada mesajlarım takip ediliyor, yaşadıklarımı aynen biliyor. A aa, evet dedim , çoğunlukla benim durumumu da birebir biliyor. Ne dersiniz ? Paranoyak mı olduk ? Falıma kendisi baktı. Huzur dolu mükemmel bir yaşam bekliyormuş beni. Bir de gizli bir güç tarafından korunuyormuşum. Kocamaaann bir ağaç çıkmış çünkü.
Lodos var bugünlerde. En çok uçak seferlerini vurdu lodos. THY 95 uçak seferini iptal etti. Lodosun beni güldüreceğini düşünmezdim ama sağolsun AHMET COKA öyle bir lodos çizmiş ki , pazar gülüşümü ona borçluyum. Güzel şeyler paylaşılınca güzeldir, di mi ?
![]() |
| LODOS / ahmet coka |
Uzatmayayım , bundan sonrasını kimse okumaz artık. Pazar şarkımız var sırada elbette. Tıklayın dinleyin. Güzel, süper, şahane bi şarkı. Mutlu pazarlar. TIKTIK
Çarşamba, Ocak 13, 2016
Joy
![]() |
| severim kendisini :)) |
Dün, 2016 nın ilk ayında vizyona girmiş olan filmlerden izlemek istediklerimi bir liste olarak paylaşmıştım. İlk filmi izledim şükür. Bir özlemişim ki , pek hoşuma gitti. Joy'u izledim. Zevler farklı olsa da fikrimi yazayım dedim.
Sıkıldım mı ?
Hayır sıkılmadım, zevkle izledim.
Çok mu güzeldi ?
Hayır ama kötü de değildi. 7/10
Sürükleyici mi ?
Evet _ Hayır
Şunu bir kez daha anladım ki, kitap yada filmde biyografi seviyorum. Bu da bir biyografi filmi. Joy Mangano adlı mucit kadının yaşam hikayesinden bir kesit. Hayata tutunan, yılmayan bir kadını izlemek insana , "yürü be seni kim tutar" hissi veriyor. Bi böle, "evet yapabilirim yaa" diyorsun ki , insanı motive etmesi açısından bile izlenebilecek bir film. Film eleştirmeni moduna girmeden söylüyorum.
Evet, izleyin bence bu filmi.
Sinemalar.com
Salı, Ocak 12, 2016
Film izle 2016
Ben bana yetmezken, zaman bana hiç yetmez oldu. Çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapmadığım zamanlardayım yine bu aralar. Bir deli telaş hayat. Ye iç, yıka giy kirlet yıka, sev sevil, sevin üzül, uyu uyan.... Telaş demişken çarpıntım mı var yoksa ruhumda mı bir telaş var anlamıyorum, hep bir pır pır hallerdeyim. Kısacası yine ben bende değilim. Toparla beni zaman, yeter artık.
Uzun uzun süredir film izlemedim. Odaklanamıyorum. Hep bir sonraki ana çok rahat odaklanırken , şimdiki zamandaki filme zor odaklanıyorum. Tek izlediğim şey Türk filmi kıvamındaki dizi Kiralık aşk. Beni hiç yormuyor. İçinde şiddet yok, üzüntü yok. Tüm haftanın yorgun düşüncelerini alıp götürüyor. Tabii bu, film izleme isteğimi doyurmuyor. Kendime bir liste yaptım 2016 filmleri için. Umarım izlerim.
İzle Bunları Füsun Listesi
- Joy
- The hateful eight
- Heidi
- Youth
- Carol
Pazar, Ocak 03, 2016
Kişisel dönüşüm
Mutlu yıllar, hem de sonsuza dek. Yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın. 2016'ya da kavuştuk sonunda. Sayfaları her gün bir bir kopacak olan takvimimiz duvardaki yerini aldı. Ben saatli maarif takvimi meraklısıyım, babam Diyanet takvimi ister ama bu yıl her ikisi de olmadı. Nur topu gibi bir fazilet takvimimiz oldu. Bir yakınımız şirketi için hediye olarak yaptırmış bu yıl ki takvimi, bize de hediye edince, duvarda yerini almış oldu fazilet takvimimiz.
Günlerdir dilekler, temenniler havada uçuşup duruyor. Çok şey, bir sürü şey istiyoruz. Bir kısım istekler var ki, hepimiz aynı karardayız. Barış, huzur, istikrar vs. vbg. Bunları dileyip , elimizden geleni yapıp, beklemekten başka çaremiz yok gibi , bazı isteklerimiz var ki onlar için bizim çabamız çok önemli. Mesela benim kendim için isteklerim var ki, bunları bana 2016 getiremeyeceğine göre , ben çabalamalıyım. Değişmeliyim biraz ve bunun için ciddi adımlar atmalıyım. Mutlaka sizin de bir sürü isteğiniz vardır. O zaman hepimize kolay gelsin, noel babadan hayır yok, herkes işbaşına.
İş başına demişken, bu aralar kafamda işe mi başlasam diye düşünce bulutları dolaşıyor. Ne iş yaparım ki bu yaştan sonra ? Tembelliğe de son derece alışmışken, "otur oturduğun yerde" mi yapsam yoksa. Kış geldi ya, kendimi daha bir dinler oldum tabii. Bir de yeni yılda evde oturup muhasebe yapıyorum son yıllarda. Mesleğim ya muhasebecilik. Millet havai fişekler eşliğinde kikirderken , ben oturup ne yaptım ne yapacağım diye kumrular gibi düşünüyorum. Bu yüzden bu gelgitler. Neyse ki gelip gidiyorlar, bi de gelip gitmedikleri zamanlar oluveriyor alimallah.
Bu yazının başı sonu yok. Aldım başımı gidiyorum misali, yazıyorum işte. Bazen hayat bile rotadan çıkıyor. Benim yazı da öyle oldu. E toparlayalım o zaman. Bugün pazar, pazar şarkısı-şarkıları ister bu blog ve müzik ruhun gıdasıdır malum. Türk müziği makamları bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır.
Neva makamı mesela. İnsana ferahlık verirmiş.Göğsün sol tarafına, omurilik , kalça bölgelerine etkisi varmış. Gönül okşayan makam olarak biliniyor. Ve etkili olması için akşam vakti dinlenecekmiş. Bu akşam vakti, namaz saatlerine göre değerlendiriliyor sanırım. Akşamı kaçırdık ama benim gönlün ferahlamaya ihtiyacı var şahsen. Buyrun sizinde gönlünüz ferahlasın.
Rakamlara tıklayınız...
Çarşamba, Aralık 30, 2015
Peçete katlama teknikleri
Yarın akşam için ve diğer akşamlar için lazım olabilir. Öğrenelim bir kenarda dursun. Pratik şıklıklar derledim sizin için. Bu çok basit ve benim çok sevdiğim ponponları kağıt peçeteden ve bir kurdele yardımı ile hazırlayıp bağlayabilirsiniz. Ponpon yapımı için TIKTIK
Çok bilinen bir katlama şekli belki ama şık görünüyor. Katlama için TIKTIK
Genç misafirler için ne kadar sevimli olmuş, bunu çok sevdim ben. TIKTIK
Ve bir kaç video izleyip katlama tekniklerine göz atalım mı ?..
Çok bilinen bir katlama şekli belki ama şık görünüyor. Katlama için TIKTIK
Pazar, Aralık 27, 2015
Pazar ondan bundanı
Az önce çayı demlerken, çaydanlıktan çıkan buharın gönlümü ısıttığına bir kez daha şahit oldum. Var bunun çözemediğim bir hikmeti. Kim bilir nerelerden, hangi, tam hatırlayamadığım anılardan geliyor. Her gün binlerce şükrettiğim güzel ailemde, güzel sabah kahvaltılarının sıcaklığıdır belki de sadece. Mutluluk da, hüzün de hayatımıza en derin haliyle giriyor fark ettirmeden. Sonrada fark ettirerek çıkıveriyor ortaya. Hep mutluluklar çıksa keşke, hep onları hatırlatsa bize. Olmuyor. Mutlulukta , hüzünde sonsuza kadar sürmüyor malum. Biraz ondan, biraz bundan olunca anlam kazanıyor hayat. Yine de temenni ediyorum, mutlu anılar biriktirelim bu yıl bol bol. Mesela üstteki fotoğraf, bahçede yaptığımız bir sabah kahvaltısının mutlu anısına ait.
Yağmadı, yağmıyor, yağacak gibi de görünmüyor. 31 Aralık gecesi İstanbul kar yağışlı görünüyor ama Ankara'da yağış yok. Hatta Uludağ'da bile kar yok halihazırda. Kar yağsın diye isterken bencillik yapıyorum, biliyorum istemeyenlerin sebebini ama susuz kalmamak içinde kar lazım. Ayrıca bir şükür de buraya konduruyorum; sıcak bir evim, ayağımı ısıtan bir ayakkabım, giyecek kabanım var, ne kadar şükretsem az. Allah'ım olmayanların yardımcısı olsun, zor şartlara dayanma gücü versin. Dünya böyle bir yer işte, seni sevindiren başkasını üzer. Tamam vazgeçtim kar istemekten, bu kar giflerine bakarım ben bol bol. Yeter ki çocuklar üşümesin. Siz de kar giflerini seviyorsanız facebook sayfama üye olun, orada bol bol var. Daldan dala atlıyorum, çünkü anlık yazıyorum, planlamadan.
Ve, az önceki şükre bağlantı olarak , bu yıl ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almamaya niyetliyim. Mesela evde en az 5 kutu krem var, onlar bitmeden krem almayacağım. Buna benzer bir sürü şey. Nerden mi çıktı bu fikir, İŞTE BURADAN Çok şükür mevcutlar beni bir yıl idare edecek kadar çok zira.
Uzun süredir uçmamıştım. Olmadı, zira kanatlarım yok. Uzun süredir uçağa binmemiştim. Gökyüzünü özlemişim. Bulut meraklısı olarak doya doya izledim bulutları. Ve İstanbul'a gökyüzünden bakmak ayrı güzeldi. Havada da en az yerdeki kadar insan var maşallah. Artık herkes uçuyor. Biletler son derece ucuz, otobüsle hemen hemen aynı fiyat. Hatta uzun mesafe taksi fiyatına. Havaalanındaki tekerlekli sandalye hizmetinden yararlandık ve arabadan alıp uçağa, uçaktan alıp arabamıza kadar getirdiler sağ olsunlar. Aksamadan işliyor. Benim seyahatimde tek aksayan, hava trafiğinin yoğun olması sebebi ile yarım saatlik rötarla uçmak oldu. Kara yolları gibi artık hava yolları da yetmiyor trafiğe.
Genç is adamı uçağa binmek üzere havalananına gelir ve bilet kontrolü yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der.
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceğiniz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdiğim yeşil valizin Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum."
Görevli kız şaşkınlıkla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün değil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduğuma çok sevindim. Geçen sene yapmıştınız da!"
Çenem düştü yine. Amannn, laflıyoruz işte şuracıkta biz bize. Yeni yıl hediyelerinizi aldınız mı ? Ben kendime bu ajandayı aldım. Elime aldığım anda bu benim olmalı dedim ,çünkü içinde mektuplardan cümleler ve pullar var. Pulları da, mektupları da çok severim. Daha ne olsun. Sizde hediyelerinizi aldınız ve kendiniz paketlemek istiyorsanız, çok eğlenceli ve çok şık bir paketleme örneği izleteceğim size. Buyrun TIKTIK layın.
Ve Pazar günü elbette sizi müziksiz bırakmayacağım. Bu kadın yaptı yine yapacağını. Bayılıyorum bu şarkıya. Bu kadar güzel söylenir mi yahu. TIKTIKTIK
Cumartesi, Aralık 26, 2015
Yılbaşı sofrası
Sofralara renk katmaya devam. Yeni yıl sofrasına kırmızı bir şeyler yakışır. Bu bir salata olunca anca bu kadar güzel yapılabilir. Onu da portakal ağacının annesi yapar. Kırmızı biberi de çok severim. TARİF BURADA
İkinci kırmızı da yine portakal ağacının annesinin elinden çıkmış. TARİF BURADA
Üçüncü kırmızı biraz uzak diyarlardan bir blogdan geliyor. Çok şirin bir aileden. Belki siz de evdeki minikleri bu sofra renklendirme işine dahil etmek istersiniz. TARİF BURADA
Dördüncü kırmızı Gülay Mutfakta adlı blogdan . İnanılmaz güzel bir manzara, sofrada bunu görsem başka bir şey yemem. Rahmetli annecimde bu tarife benzer bir salata yapardı. Tarifi yazmamışım bir kenara ama buna çok benzerdi. Bunu bulmak mutlu etti bir anda beni. TARİF BURADA
| foto : Portakal ağacına aittir |
İkinci kırmızı da yine portakal ağacının annesinin elinden çıkmış. TARİF BURADA
| foto: Portakal ağacına aittir |
| foto : tık |
| foto:Gülay mutfakta bloguna aittir |
Bunları kendime notlar olarak bir araya getirdim. Ben sonuncusunu en kısa sürede yapacağım.
Sizinle paylaşmakta ayrı bir keyif her zamanki gibi. Ve emek verip yapanların ve bizimle paylaşanların ellerine sağlık.
**** Geçmiş yıllara ait bir paylaşım, yine yeniden ...
**** Geçmiş yıllara ait bir paylaşım, yine yeniden ...
Pazar, Aralık 20, 2015
Teoman
Uzun süredir bozuk olan müzik setim dolayısı ile bende uzun zamandır cd almıyordum. D&R da vakit geçirirken kulağım bir yandan da çalan müziktedir her zaman. Bu sayede severek dinlediğim bir sürü albüme sahip oldum. Müzik setimi tamir ettirmiştim, artık mutlu mesuttum, cd de alabilirdim. Aldım da.
İşte; kulağım müzikte D&R da kitaplar arasında dolaştığım mutlu saatlerden birinde, fonda Teoman çalıyordu. "N'apim tabiatim böyle" diyordu. Ay bi hoşuma gitti. Evet yaa dedim "benimde tabiatım böyle n'apim ". Hooop doğru kasaya gittim, çalan cd'yi istiyorum dedim, parayı ödedim. Sırıta kırıta oradan çıktım. Mutluyum ya. Kırıta, burada sırıta'ya uysun diye kullanılmıştır. Kırıtmayı öğrenemedim ama kırıtarak, özgüvenle yürüyen hatunlara saygı duyarım. Dönüp bakar ve " bi şöle kırıtamadım " derim. Bide havalı ve tarz giyinenlerin ardından yaparım bunu. Doğma büyüme, kot pantolon, tişört, kazak modunda yaşadığım için, erişemediğim ciğere mundaaarrrrr mundaaarrr demektense, helal olsun deyip saygı duymayı seviyorum. İnsanları seviyorum ben yaaa. Severim ben, çok sevecenim. O kadar ki; bazen bi otu bile kocaaaa bir ağaçmışcasına sevebilirim.
Albüm hakkında eleştiriler pek olumlu değil. Beklenen kadar güzel olmadığı söylense de, ben baya bi beğendim, zevkle dinliyorum. Beni yormuyor şarkılar, üst üste dinlemekte bıktırmıyor. Mühim olanda bu benim için. Tek sorun, müzik setimin albümü aldığım günün ertesinde tekrar bozulması. Öyle işte, hayat her güzelliği aynı anda vermiyor insana. Elindeki imkanlarla mutlu olmayı öğrenmelisin diyor. Belki de mutluluğun sırrı bu. Hayat da, işte size mutlu olmanın sırrı deyip, iki güzellikten birini elimizden alıyor. Hepsini birden almadan, elindekilerle mutlu ol demeye çalışıyor da, anlamıyoruz galiba. Nirvana'ya doğru gider bu söylemin sonu.
Ne seçtim albümden sizin için.
Rakamlara tıklayın keyifle dinleyin, güzel bir pazar günü geçirin. Bu temennilerde, pek klasik görünse de içten söylüyorum bilesiniz. Bonus şarkımı dinlemeyi de ihmal etmeyin. Yanına bir sade Türk kahvesi ile çok iyi gider.
BONUS
![]() |
| foto ve düzenleme: Füsun T. |
İşte; kulağım müzikte D&R da kitaplar arasında dolaştığım mutlu saatlerden birinde, fonda Teoman çalıyordu. "N'apim tabiatim böyle" diyordu. Ay bi hoşuma gitti. Evet yaa dedim "benimde tabiatım böyle n'apim ". Hooop doğru kasaya gittim, çalan cd'yi istiyorum dedim, parayı ödedim. Sırıta kırıta oradan çıktım. Mutluyum ya. Kırıta, burada sırıta'ya uysun diye kullanılmıştır. Kırıtmayı öğrenemedim ama kırıtarak, özgüvenle yürüyen hatunlara saygı duyarım. Dönüp bakar ve " bi şöle kırıtamadım " derim. Bide havalı ve tarz giyinenlerin ardından yaparım bunu. Doğma büyüme, kot pantolon, tişört, kazak modunda yaşadığım için, erişemediğim ciğere mundaaarrrrr mundaaarrr demektense, helal olsun deyip saygı duymayı seviyorum. İnsanları seviyorum ben yaaa. Severim ben, çok sevecenim. O kadar ki; bazen bi otu bile kocaaaa bir ağaçmışcasına sevebilirim.
Albüm hakkında eleştiriler pek olumlu değil. Beklenen kadar güzel olmadığı söylense de, ben baya bi beğendim, zevkle dinliyorum. Beni yormuyor şarkılar, üst üste dinlemekte bıktırmıyor. Mühim olanda bu benim için. Tek sorun, müzik setimin albümü aldığım günün ertesinde tekrar bozulması. Öyle işte, hayat her güzelliği aynı anda vermiyor insana. Elindeki imkanlarla mutlu olmayı öğrenmelisin diyor. Belki de mutluluğun sırrı bu. Hayat da, işte size mutlu olmanın sırrı deyip, iki güzellikten birini elimizden alıyor. Hepsini birden almadan, elindekilerle mutlu ol demeye çalışıyor da, anlamıyoruz galiba. Nirvana'ya doğru gider bu söylemin sonu.
Ne seçtim albümden sizin için.
Rakamlara tıklayın keyifle dinleyin, güzel bir pazar günü geçirin. Bu temennilerde, pek klasik görünse de içten söylüyorum bilesiniz. Bonus şarkımı dinlemeyi de ihmal etmeyin. Yanına bir sade Türk kahvesi ile çok iyi gider.
BONUS
Cuma, Aralık 18, 2015
Köysel dönüşüm
Ben bu kentsel dönüşümden hiç mi hiç hoşnut değilim. Evimin 5-10 km. ötesine yapılan , içinde kayıklarla gezilen siteler sayesinde, kapımın önündeki trafik tamamen çekilmez bir hal aldı. Henüz tamamı taşınmadı bu insanların. Tamamı yerleşince sanırım arabalarda birbirinin üstünden geçip gidecek, çünkü gidebilecekleri yol yok. Olmayan yollara bu kadar yerleşimi sıkıştırmanın mantığını aklım hiç bir şekilde almıyor. Hadi onu aklım aldı diyelim, sevmiyorum 300 katlı binaları, sanırım hiçbir zamanda sevemeyeceğim. Yakın zamanda İstanbul'daydım. Ah cağnım İstanbul. Yaşam hem çok hızlı, hemde durmuş. Yollarda geçen ömre yaşamak deniyor artık. Bu nasıl yaşamaksa ! Köyüme (ANKARA) dönünce nispeten, henüz şanslı olduğumu idrak ettim. Daha iş işten geçmemişken biri dur dese Ankara'ya keşke.
Kendi kasabamda , doğduğum memlekette (BOR) bile her yanı residencelar ( bu yabancı kelimeleri hayatımıza dahil eden kişilere içimden konuşuyorum burada ) kaplamış. Bağlar, bahçeler, apartman yapılmış, taş yığını çağdaş mezarlar oluşmuş her yerde. Diyemem artık " hadi gel köyümüze geri dönelim". Köyüm köylükten çıkmış.
Köy hayatı hiç kolay değil, çocukluğumda, yazları azcık da olsa yaşadım biliyorum. Tamam onların kentleşme çabalarını da anlıyorum ama biz kentte boğulmaya başladık, önünüzde örnek var , gelin vazgeçin bu sevdadan, oturun bağınızda bahçenizde diyesim geliyor. Şimdilerde yurdumun bazı yörelerinde, ucundan kıyısından köysel dönüşüm yapılıyor ama yetmiyor ki.
Ahkam kesme faslını daha da fazla uzatmadan gönlümün köysel dönüşümünde kaybolmak istiyorum. Gelin beraber kaybolalım. Bu fotoğraflar; kulağımda araba motorlarının ve kornalarının sesleri hakimken, ruhumu dinlendiriyor çok şükür.
Dinlenen ruhumuzla yola devam. Keyif alacağınız saatler yaratın kendinize. Güzel geçsin gününüz.
Pazar, Aralık 13, 2015
Pazar
Yahu kadın!
Ben seni darmadağın seviyorum.
Nedir bu derlitoplu olacağım derdi?
Saçın dağınıkmış
Üstün başın berbatmış
Yüzün gözlerin yorgunmuş
Bunlardan bana ne?
Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki!
Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim.
Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki?
Hangi dağ bir öbürünün hizasında?
Hangi göl kıvrım kıvrım değil?
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık?
Onlar kadar güzelsin diyorum.
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum
...Dinletemiyorum.
BAHADIR ÜGE
Ben seni darmadağın seviyorum.
Nedir bu derlitoplu olacağım derdi?
Saçın dağınıkmış
Üstün başın berbatmış
Yüzün gözlerin yorgunmuş
Bunlardan bana ne?
Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki!
Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim.
Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki?
Hangi dağ bir öbürünün hizasında?
Hangi göl kıvrım kıvrım değil?
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık?
Onlar kadar güzelsin diyorum.
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum
...Dinletemiyorum.
BAHADIR ÜGE
Ne güzel anlatmış şair kadınından istediğini. Bazen boş yere çabalarız ikili ilişkimizde. Süslü olalım, güzel olalım, iyi giyinelim diye. Bi kendimiz olabilsek yetecek oysa.
Hayatın her alanında kendimiz olabilsek yetecek her şeye. Kendimiz olabilsek mutluluğu daha sık tadacağız belkide. Mutluluk; ucu bucağı yok gibi görünen, oysa belkide bir saniye süren, işte o kısa an için hep peşinden koşulan bir duygu. Bu yüzden kendimiz olmamız bile onu sürekli kılamayacak. Kendi olabilen insanlarla zaman geçirmek gerçekten çok zevkli. Kendi olabileni bulabilmek ise bugünlerde çok zor. Var bir kaç tanıdığım ama bir elin parmaklarını geçmez. Herkes bir başkası.
Dağılmadan toparlayalım, bugün pazar , şarkı günü. Kadınına hayran, kadınına tutkulu, kadınına aşık bir başka şairin, Nazım Hikmet'in dizelerini Volkan Konak seslendirmişti. Hoşgeldin Kadınım . Güzel duygular bunlar. Yok toparlayamadım yine, duygusala bağladım . Tamam tamam sıra günün şarkısında. İki kum tanesi çiçeğine tıklayın dinleyin. Sevin, sevilin, güzel pazarlar geçirin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























