marifetli hallerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marifetli hallerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Haziran 01, 2015

Havuç sote

Yemek   yapmayı çok fazla  seven biri değilim. Elimde lezzetlidir aslında. Yaptım mı güzel yaparım yani. Yapmama sebeplerimden biri, fazla yememek için. Yani; çeşit ve lezzet ne kadar artarsa , o kadar fazla yenir diye düşünmekteyim. Bir diğer sebepse malum mesele. Tembellik. Mesela pasta börek işine hiç bulaşmamaya çalışıyorum. Bugünlerde canım fena halde kek çekiyor yalnız. Her an elimden bir kaza çıkabilir.  

Buzdolabında, ne demek olduğunu pek de anlamadığım şu durum mevcut , "fare düşse kafası yarılır " . Farenin buzdolabında işi ne ? Neden fare de , ayı değil mesela ! Anlayacağınız buzdolabı boş. Malzeme olmayınca , makarna kurtarıcıdır. O mutlaka mevcuttur bir yerlerde. Bende makarna yaptım iki gün önce. Sadece makarna tabakta hoş durmayacak diyerek, dolapta kalan bir havuç ve iki üç sivri biberi görünce, bunlarla nasıl bir lezzet oluşturabilirim diye.düşündüm. Ayyy çok uzattım , sadede geliyorum.

Bir adet havucu sebze soyacağı ile soyup yıkadım ve sonrasında soyma işlemine devam ettim. Ta ki havuç bitene kadar. Teflon tavaya iki yemek kaşığı zeytinyağı ilave ettim. 2-3 sivri biberi iri iri doğradım. Bir fiske tuz ilave ettim. Çok tuz atmayın havucun tadını bozar. Hani tatlı yaparken felan bir fiske atılır ya o kadarcık. Hepsini yağa attım ve sotelemeye başladım. Havuçlar hafif yumuşayınca içine bir çay kaşığı zerdeçal ilave edip, sotelemeye devam ettim. Havuçlar yenecek  kıvama gelene kadar yaptım bu işlemi. Sonrada makarnanın yanına artistik bir şekilde yuvarlayarak koydum. Makarna bir havalı oldu, tabak bir havalı oldu, aman Allah'ım. Ayyy o havuçtaki zerdeçallı lezzet, nasıl anlatsam bilmem ki. Makarnanın yanına bu kadar mı yakışır. 

Bunu bu şekilde yapan var mıdır bilmiyorum. Çünkü tamamen doğaçlama yaptım ben. Yani herhangi bir yerde görüp duyup yapmadım. Yapan yoksa patenti benim demek isterim. Varsa da arkamı döner giderim. 

afiyetle yerken kulağımı çınlatabilirsiniz 

Çarşamba, Nisan 08, 2015

Unlu börek


                                        

Kuzenimin tarifi ile yapmıştım ilk unlu böreğimi, onun yaptığı kadar çıtır olmamıştı. Denemelere ve tariflere devam ettim. Sonunda çok pratik ve çıtır olan tarifi  Harikalar Mutfağı  adlı sitede buldum. Kuzenin tarifine de çok benziyor. Dilim döndüğünce tarif edeyim size.

2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı sıvı yağ 
1 yemek kaşığı sirke
3 adet yufka
1 adet yumurta sarısı,böreklerin  üzeri için
Arzuya göre, Çörek otu-susam-haşhaş, yine böreklerin üzeri için

Yağın içine, unu, nişastayı ve sirkeyi ilave edip karıştırın. Un ve nişasta ölçüsü çok tepeleme değil, silme de değil. Normal bir yemek kaşığı. Bir adet yufkayı serin. Yufkanın yarısına hazırladığınız yağlı karışımdan  sürün. Yufkanın yağ sürmediğiniz kısmını, yağlı tarafa doğru kapatın ve yarım ay elde edin. Elde ettiğiniz bu yarım aya  tekrar karışımdan sürüp , yufkayı altıya bölün. Sigara böreği hazırlar gibi. Geniş tarafa istediğiniz iç malzemeyi (haşlanmış patates, peynir, kavrulmuş kıyma, kavrulmuş ıspanak olabilir )  koyup , gevşek bir şekilde sigara böreği gibi sarın, hafif yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş  tepsiye dizin. Üzerine yumurta sarısı sürüp, zevkinize göre ;susam, çöre otu yada haşhaş atabilirsiniz. önceden 200 derecede ısıtılmış fırında pişirin. 

Umarım beğenirsiniz. Buzlukta bekletilebilir mi henüz denemedim. Ama en azından misafir için, bir ya da iki gün önceden hazırlanıp buzluğa konulabilir diye düşünüyorum. 

afiyet olsun



Salı, Şubat 03, 2015

Ayva Tatlısı



Tatsız tuzsuz Brüksel lahanası için, onu yenilebilir hale getiren nefis bir tarif vermiştim dün. Bugün tatlı yiyelim tatlı konuşalım  günü. Bizim evde bir tatlı canavarı var. Her yemeğin üzerine mutlaka tatlı ister. Tatlı yoksa pekmez, o da yoksa reçel yemişliği vardır. Hurmaları, kuru kayısıları mutfaktan eksik olmaz. Böreği balla sever. Muhallebinin içine baklava koyar. Tüm bunları yaparken kontrolü de elden bırakmaz. Kısacası hepsini aşırıya kaçmadan tüketir. Dedemde tatlıyı çok severmiş, ramazanda bir kase tahin yermiş sahurda. Bir de baklavanın suyunu kaşıkla içtiğini anlatırlardı. Bugün evdeki tatlı canavarlarımız için ayva tatlısı tarifi paylaşacağım. 

Ayvalar ortadan bölününce, bir ayvadan iki porsiyon tatlı elde edeceğiz. Ayva adedimizi ve tarifi ona göre ayarlayacağız bunu unutmayalım. Ben iki adet ayva için tarif vereceğim. 

İki adet ayvayı güzelce yıkayalım. Bu işlemden sonra ayvadan çıkacak her şeyi bir köşeye ayıracağız. Çünkü pişme aşamasında ayvalara renk vermesi için kullanılacak. Kabuklarını soyup, yatay olarak iki eşit parçaya bölelim. Çekirdek yuvalarını temizleyelim. Ben bu işlem için fotoğrafını gördüğünüz aparatı kullanıyorum. Bu aslında kabak, dolma biber  oyacağı olarak satılıyor ama ben ayvaların çekirdekli kısmını da bununla çıkarıyorum, çok kolay oluyor. Bu işlemden sonra hafif kalıntılar , sert kısımlar olabilir çekirdek yuvasında, onuda bir bıçak yardımı ile alıp tertemiz yapacağız. 



Halka şeklinde ayvalarımız hazırlandı. Tencerenin dibine ayvanın kabuklarından  seriyoruz. Üzerine ayvaları yerleştiriyoruz. Ayvaların çekirdekli içlerini de aralara koyuyoruz.   2 su bardağı toz şekeri ayvaların üzerine döküyoruz. 8-10 tane karanfil atıyoruz. Bir adet çubuk tarçın koyuyoruz. 


1.5 su bardağına yakın su ilave ediyor, ocağın altını orta ateşte yakıyor, tencerenin kapağını kapatıyoruz. Su ayvaların yarı boyuna  kadar gelse yeterli oluyor. Ona göre ayarlamanızı öneririm.  Kaynamaya başlayınca ocağın altını en kısık duruma getiriyoruz. 1 saat sürebilir pişmesi. Ayvaya bağlı bu durum. O yüzden ara sıra çatalla ayvaları kontrol ediyorum ben. Ayvalar pişince tatlımız hazır. Ayvalar pişerken evi saran tarçın ve karanfil kokusu bu tatlının bonusu bana göre. 


Ayvalar pişince servis tabağına alıp, üzerine kaymağını koyuyoruz. Birazda şerbetinden üzerine döküp, afiyetle yiyoruz. Hafif ve çok kolay bir tatlı yapmış oluyoruz böylelikle. 


Ayvanın renginin  kırmızı olması için şeker boyası atılıyor. Biz sağlıklı beslenelim diyor ve aynı işlemi doğal yoldan yapıyoruz. Fotoğraflar daha önce yapmış olduğum tariften. O zaman ayvalardan çıkan kabuk ve çekirdeklerin ayvaya renk verdiğini bilmiyordum, sonradan öğrendim. Şimdi hep bu tarifi kullanıyorum. Varsın çok kırmızı olmasın , bize bu renkte yeter diyorum ben. Afiyet olsun.

Pazartesi, Şubat 02, 2015

Brüksel lahanası

Bugünden sonra blogum yemek blogu olacak. Korkun benden yemek blogcuları, Füsun sahalara iniyor.!!! Şaka şakaaa . Benden çıksa çıksa bir haftalık yemek tarifi çıkar. Deneyip beğendiğim bir kaç tarif var onları paylaşırım ve biter. Baya bi lezzetlidir elim oysa . Tembel olmasam neler neler yaparım da, tembelliğin romanını yazıyorum resmen. Neyse  yemeğimize geçelim biz en iyisi.

Soframızda çok fazla kullanılan bir sebze değil Brüksel lahanası. Mevsiminde bir kaç  kez pişiririm. Genellikle garnitür olarak kullanılıyor mutfaklarda. Ben zeytinyağlı yemeğini seviyorum. Zeytinyağlı pişiriyordum ama içine havuç ve patates koymuyordum, tadı da pek iştah açıcı olmuyordu.  Portakal ağacı sitesindeki tarife rastladığım günden beri de havuçlu ve patatesli pişiriyorum.

foto: Füsun T.
Lezzeti çok fazla sevilmediği için sofralarda pek tercih edilmiyor ama faydaları çok. Bu tarifle bir kere pişirip denemenizi öneririm. Mımmm nefis oluyor valla. Yerken bolca limon da sıkabilirsiniz, daha bir leziz oluyor.



                                                                       Nasıl pişireceğiz. ?

Manavlarda ve marketlerde paketlenmiş şekilde satılıyor. Bir paket Brüksel lahanası  almak yeterli. Lahanaların en üst kabuklarını koparıp alıyoruz ve sapını da kesip temizliyoruz. Güzelce yıkıyoruz. İki adet havucu soyup, yıkayıp yarım ay şeklinde doğruyoruz. Havuçlar ince ise yarım aya gerek yok, bir santim kalınlığında doğrayabilirsiniz. Ben arpacık soğanı çok sevdiğim için bolca koyarım. Zevkinize göre bir miktar arpacık soğanın da  kabuklarını temizleyip yıkayın. Bir adet patatesi de güzelce soyup, yıkayıp, küp küp doğrayın. 

Üç yemek kaşığı zeytinyağını tencereye koyun, içine silme bir tatlı kaşığı tuz ilave edin. Bir çay kaşığı toz şeker atın. Havuç ve patates var, şeker de neyin nesi diyorsanız, ben şekerin yağda karamelize olduğunda yemeklere ayrı bir tat kattığını düşünüyorum. Et yemeklerinde eti kavururken , sotelerken de bazen ilave ederim. Tencereye soğanları koyun, orta ateşte karıştıra karıştıra birazcık öldürürken, havuçları da ilave edin. Bir sürede havuçlarla beraber çevirin. Bir tatlı kaşığı dolusu domates salçası ile birlikte, Brüksel lahanalarını da tencereye alın. Bir kaç kez karıştırıp ocağın altını kısın, patatesleri de ilave edip tencerenin kapağını kapatın ve ara ara karıştırarak lahanaların hafifçe yumuşamasını bekleyin. Lahanalar yumuşayınca, sebzelerle aynı hizaya gelecek kadar sıcak su ilave edin. Su sebzelerin üstüne çıkmasın. Lahanalar yumuşayana, yemek suyunu çekene  kadar pişirin. 

Umarım beğenirsiniz, afiyetle yersiniz. 



Pazartesi, Aralık 22, 2014

Kendin yap










Kendi mumluğunu kendin yap demiş atalarımız. Dememiş mi ? Peki , ben diyorum o zaman. Benim gibi, bir çoğunuzun da bolca mumluk sahibi olduğunu tahmin ediyorum. Hala da doymuyorum ,  doymuyoruz. Evde koyacak yerde yok ki, daha da çok alsam, hepsini alıversem. Hele yılbaşına yakın zamanda daha bir artıyor çeşitler, gel de alma.  








Bu aralar bir de melek figürlü objeler almaya taktım kafayı. Koleksiyon yapıyorum. Bakalım bu heves ne kadar sürecek. Hercaiyim ne de olsa. Bir heves başlar, bir heves bırakıveririm takıldığım şeyi. Boyner'e bi giriyorum, " onu da alayım bunu da alayım " diyor iç sesim. Sonra dış sesimle , "al al nereye kadar sonu yok , stop !!! "diye azarlıyorum kendimi.

















Evde bi tek kendi yaptığım mumluk eksik sanki. Hadi onu da yapayım dedim. Daha önceki yaptıklarım dolap içine hapsedilmiş vaziyette. Olsun. Fazla mumluktan insana asla zarar gelmez. Çok aceleci bir insan oluyorum böyle şeyleri yaparken. Bir an önce bitmeli. Haldur huldur yapıp, fotoğrafını çekiverdim. Biraz yamuk yumuk oldu, ama iş görüyor. Sakın orijinalleri ile kıyaslamayın. Bu yetenek işi.  Melek koleksiyonumun bir kısmını görün diye çektim bu fotoyu da. 














Nasıl mı yaptım bu mumlukları ? Sağ olsun Cafe Nohut. Bilenler bilir bilmeyenler için yazıyorum; kendisi benim için , orta doğu ve balkanların en iyi, en zarif, en zevkli bloggerlarındandır. Hatta ünü, başarısı, taaa Avrupalara ulaşmış, dergilerde yer almıştır. Gurur duyuyorum. Sitesini dolaşırken ruhunuz dinlenir, yazılarını okurken de içiniz ısınır. İşte bende bu mumlukları yapmayı ondan öğrendim Şimdi sizi onun bloguna  yönlendireceğim. Hem yapılışını öğrenin , hem de çekmiş olduğu şahane fotoğrafları görün diye. 

CAFE NOHUT 

MUMLUĞUN YAPILIŞI




Perşembe, Kasım 21, 2013

Askıda ekmek var

foto kaynak


Bir çoğunuzun belki duyduğu, gördüğü, uyguladığı bir etkinlik ama ben buna dün şahit oldum. Yoksa ben bunu görüp uygulamış mıydım. Unutkan oldum ben. Neye mi ? "Askıda ekmek var" geleneğine. Yürüyüşten dönerken, halk ekmek bayii camındaki yazı dikkatimi çekti. Askıda ekmek var. İtalya'daki askıda kahveyi duymuştum. Anladım durumu ama yine de bayiye sordum. Sistem hemen hemen aynı, madde ekmek. Bayiye, askıya ne kadar ekmek bırakmak istediğinizi söyleyip parasını ödüyorsunuz, daha sonra ihtiyaç sahibi kişiler o bayiden askıdaki ekmeklerden alıyorlar. Bizim bayii, parasını alıp, listeye adedi işliyor. Bazı yerlerde ekmek dolapları ayrılmış, alıp o dolaba koyuyorsunuz, bazı yerlerde de fırın önüne askılık koyuyorlarmış, aldığınız ekmeği poşetle oraya asıyorsunuz. Bayideki beyefendi, bu adetin Osmanlı zamanından kalma bir adet olduğunu anlattı.Sevdim bu uygulamayı. Belki sizin oralarda da vardır. Yoksa da belki yakınınızdaki fırına bu uygulamayı anlatır , katkıda bulunmuş olursunuz. Bu uygulamayı tanıtmaya çalışan birisi var. Furkan Çallıalp. Yüreğine sağlık. Bakın neler anlatıyor, kendisinden dinleyin. TIK 
Ve konu ile ilgili bir başka video TIK

İşte bu da bizim ekmek bayii
Gördüğünüz gibi benim sayfa başlığı resmim yine değişti. Bunalımda olan hanımlar bol bol kuaföre gidip,saç boyatır, saç kestirir, habire saçlarını değiştirirler. Sanırım ben de sayfa resmimi bu yüzden sık sık değişmeye başladım.. Malum yeni yıla az bir zaman kaldı, hindilerimi şimdiden besleyip büyüteyim dedim. Hindi ailesi bunlar. Evin miniği en tatlı yaramazı aynı zamanda. E harfimin üstüne tüneyiverdi.

 Bir de bu sabah uyandım, hemen başucumda yeni aldığım çerçevelere peçetelerden resimler kesip yerleştirdim. Çerçeveler kaçacak sanki. Gün geçtikçe tuhaf hallerim mi artıyorrr , bana mı öyle geliyor anlamadım henüz.

Güzel geçsin gününüz e mi ..

Cuma, Eylül 27, 2013

Marifetli hallerim


Ara sıra marifetli olduğum zamanlar olabiliyor. Tığ işi akımında bir ben eksik kalmıştım ki, ucundan kıyısından yakaladım bu akımı. Evdeki artık yünlerden ancak bu kadarını yapabildim. Bir de sabır işi tabii ki. Sabırlı olmama rağmen başladığım işi bitiremediğim çok olur nedense. Hadi itiraf  edeyim, bunu da bitiremedim. Ablama devrettim. İşte bir elin nesi iki elin sesi dedik ve yastığı tamamladık. İki yüzü farklı renklerde böyle bir yastığım oldu. Aslında diz için şal istiyorum ama bakalım sıkılmadan yapabilir miyim.?
Bugün Cuma, dileklerim var başkalarına dair, onların olmasını can_ı gönülden diliyorum. Biraz mutsuzum bu yüzden. İnşallah istediğim şey gerçekleşir. Pozitif enerjilerinizi yollayın hadi bu taraflara. :) Ben de sizlere yolluyorum . Sevgiler hepinize, sizin de dilekleriniz varsa kabul olsun inşallah bugün.



Salı, Temmuz 02, 2013

Portakallı kek


Size de oluyor mu acaba.? Portakal kelimesini duyunca  " portakalı soydum başucuma koydum, ben bir yalan uydurdum, duma duma dum" diyesiniz geliyor mu ?

Portakallı keki geçtiğimiz ay yedim. Bir bahçe toplantısında Sevimciğim yapmış, getirdi sağolsun. Nefis olmuştu . Aklıma kazındı tadı. Aradan zaman geçti canım çekti. Sevim Bodrum'da bu sıralar, kim yapacak bu tembele keki. Arkadaşlara "canım portakallı kek istiyor " dedim. I ıh , o da işe yaramadı. Hatta birisi "yap da yiyelim" dedi. Baktım çare yok, Sevim'i aradım tarifi aldım hemen. Attım üzerimdeki tembelliği bi çırpıda,  marifetli hallerime büründüm hemen. Girdim mutfağa yaptım bende. 

Tarifi çok beğendiğim için, denemek isteyen olur belki diye paylaşıyorum. Hatta deneyin diyorum, pişman olmazsınız. Şimdi bir çoğunuz " ben bu tarifi biliyorum " dersiniz. Bilenler bilmeyenlere aktarsın.
Malzeme :
3 yumurta
6 kaşık toz şeker
6 kaşık un
2 portakalın suyu ve rendelenmiş kabuğu
1 paket kabartma tozu

Sosu için malzeme:
3 portakal suyu ve rendelenmiş kabuğu
3 kaşık toz şeker


Yapılışı :
Yumurta ve şekeri beyazlaşana kadar çırpın. Daha sonra içine portakal suyunu ve rendelenmiş kabuklarını atın, hafifçe karıştırın. Unu ve kabartma tozunu da ilave edin ve hepsini birden bir kez daha karıştırın.  Boza kıvamında bir karışım oluyor. Yağlanmış,unlanmış kek kalıbına dökün. 160 derece de ortalama 40- 45 dakika pişirin. 
Kek pişerken sosunu hazırlayın. 3 portakalı ve kabuklarını ve de 3 kaşık şekeri bir kaba alın ve ocakta bir iki  dakika kaynatın. Çok kaynatırsanız sos acıyabilir. 
Fırından çıkardığınız kek ılıdığında , sıcak olan sosu kekin üzerine yavaş yavaş dökün. Sosu iyice içine alması için , üzerine bıçakla ya da çatalla delikler açıp, buralardan da dökebilirsiniz. Geriye afiyetle yemek kalıyor.

Afiyet olsun. Eviniz portakal kokularıyla dolsun

Perşembe, Kasım 15, 2012

Marifetli hallerim



Herkes gül böreği yapıyor tabii ki. Marifet bunun neresinde demeyin sakın küserim. :)))

Tarifte  vereceğim bu sefer. Çünkü her gül böreği tarifi bunun kadar güzel olmayabiliyor. Gül börekçiler bir de bunu deneyin derim. Mantı şeklinde yemeyecekseniz, ertesi gün börek şekli daha da muhteşem oluyor, yumuşacık.

3 yaprak yufka
2 yumurta 
1 bardak süt
1 yemek kaşığı yoğurt
1 çay bardağından birazcık az zeytinyağı
Peynir yada kıyma
Çörek otu
 Yoğurt, süt ve yumurtayı çırpın. Bir adet yufkayı serip üzerine bu karışımın bir kısmını sürün. 3 yufkada bu karışımla ıslanacak, ona göre göz kararı pay edin.Çok ıslandı bu demeyin öyle olacak. Tamamına yayın karışımı 
Yufkayı 4' e bölünecek şekilde bıçakla kesin.Artı işareti yapacaksınız yani. Sigara böreği sarar gibi karışımı ( arzuya göre soğanla kavrulmuş kıyma yada peynir ) geniş kenara koyup yuvarlayın. Sonra döndürerek gül şeklini verin. 3 yufkayı da bu şekilde yaptıktan sonra bir süre buzdolabında bekletin. Pişireceğiniz zaman, üzerine yumurta sarısı- zeytinyağı karışımı sürün. Börek olarak yiyecekseniz üzerine çörek otu serpin. Mantı olacaksa çörek otu koymuyorum ben.  Bir de kıymayı kavururken çok çok azcık yağ koyun. 150 derece fırında pembeleşene kadar pişirin. Afiyetle yiyin, kulaklarımı çınlatın.






Pazartesi, Ekim 08, 2012

Marifetli hallerim

Evet , yoğurt yaptım. Gene aştım kendimi. Blog arkadaşlarım o kadar marifetli ki maşallah, göre göre, ucundan kıyısından ben de aşka geliyorum. Geçen gece Cemik'in annesi Elfony'nin blogunu dolaşırken yoğurt tarifini gördüm. O kadar güzel anlatmış ki, "e kolaymış, bu iş bende deneyim" dedim ve denedim. Hem ne yediğimi de bilirim dedim. Çünkü bir rivayete göre bazı yoğurtların üzerindeki kaymak kağıt peçete imiş dedim. Dedim de dedim. Denedim işte bende, sağlıklı yoğurt yiyebilelim diye. Ve sonuç.


Oldu yahu. Olmaz, yapamam sanıyordum ama oldu. Azcık daha katı olsa daha iyi olacakmış. Tüm öneri ve tarife uydum ama çok çok katı yapamamışım. O sağ üstteki boşluk mu ? Tadına baktım fotoyu çekmeden önce. Neticeyi yazabilmek için. Tadı süper valla. Oysaki ben fazla yoğurt sevmem bide . Sağdaki kayısı kuruları mı ? Onları biraz ıslatıp yumuşatacağım,sarı kuru  üzümle beraber yoğurdun içine katıp öyle yiyeceğim. Ya da reçel katarım yoğurda, öyle seviyorum işte. Yoksa pek yiyemem. Buradan Elif'e sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletiyorum . Elfony bloga uğrayın, hem tarife bakın hem Cemik'e, hemde yeni doğan kardeşine. Benim favorim Cemik oğlan. Yok böyle bir güzellik maşallah. 

işte Elfony'den yoğurt tarifi

Çarşamba, Eylül 12, 2012

Marifetli hallerim

Geçen hafta sevgili Buket'in blogunda şeftalili keki  görünce, gece gece aklım kalmıştı. Bir süre de öyle aklım takılı kaldım. Sonra baktım olmayacak canım çekiyor, evde de şeftaliler bir şeyler olmayı bekliyor, hadi şeftalili kek yapıp yiyelim dedim. Çoğulduk o gün. Çoluk çombak , sohbet muhabbet içinde keki fırına verdik. Sonuç mu.? Fiyaskomsu oldu. Tam fiyasko değil Allah'tan. Hafif hamur kalmış bazı yerleri, kalıptan çıkartırken de parçalandı. Bu kadarcık bir fiyasko . Ama ne oldu, sıcak sıcak çıkan o dağılmış keki , çoluk çombak anında yedik. Tadı süperdi.  Buketcim iyi ki paylaşmışsın canım.



Şeftali dedik madem, ben de çok marifetliyim madem devam edelim. İki gündür dolapta gözüme takılan 4 şeftali bugün yerini buldu. Reçel yaptım. Mürdüm erik varmış 3-5 tane , onları da kattım içine. Mürdüm erik reçele harika bir renk veriyor. Kek gibi olmadı ama bununda eksikleri fazlaları var. Limonu az biraz fazla olmuş, hep Oktay Usta'nın yüzünden. Biraz da sulu olmuş, o da benim yüzümden. Ama bize reçel olsun da nasıl olursa olsun. Reçelsiz kahvaltı OUT bizde , her tür reçel İN .





Gürsel ablacııım, işte sen telefon ettiğinde yapıp bitirdiğim reçel bu. Minnacık bi kavanoz oldu. Sesini duyunca sevindim . Seviyorum seni, özledim de. O sorduğun sorunun cevabını henüz alamadım. Alır almaz arayacağım seni. (Gürsel abla benim resim kursundan arkadaşım ve blogumun sıkı takipçisi olduğunu bir kez daha söyledi bugün. Canım benim beni takip ettiğin için teşekkürler. Bunu okuyunca gülümseyecektir.Çok tatlı o )

Çarşamba, Temmuz 18, 2012

Marifetli hallerim



Bir "marifetli hallerim " sayfasında daha sizlerle birlikteyiz. Dedim ve kendimi tv sunumu yapıyor gibi hissettim.  İçimde yaşayan sanatçıyı durduramıyorum . Bir de içimde yaşayan şımarık bir kız var ki , çok zaman onu durdurmakta da zorluk çekerim. Bazı yer ve zamanlarda hoş olmasada , ben hala çocuğum bir yanımla , ne yapabilirim ki. Bu şımarıklıklardan en çok nasibini alansa babam olur genelde. "Seni bu halinde kimse görmesin koca kadın oldun" der, ben de ona aynen şöyle derim. "Evet koca kadın olmuş olabilirim ama ben hala senin çocuğunum. Ben doğduğum anda aramızda ne kadar yaş farkı varsa, hala onu muhafaza ediyoruz  , bu durumda şımarmamda bir mahsur yok ". Ay bir de mantıklı bir insanım ki aman Allahım. İşte yukarıda gördüğünüz gibi, bir de , tembel ama marifetliyim. Geçen gün çalan kapıyla  , elinde koca bir kova dolusu kayısı ile gelen dostumuza minnetlerimi , bu tembel halimle onları reçele dönüştürerek bildirmiş oldum. Yine yukarıda gördüğünüz gibi , reçel biraz marmelatımsı oldu ama benim suçum yok kayısılar eridi kendi kendine. Hiç önemli değil benim için bu sonuç. her tür reçeli yiyebilirim. Bir arkadaşımdan kuru kayısıdan reçel yapma fikrini almıştım. O daha bir güzel oluyor. Kayısı zamanını geçirdim yada reçellik kayısı bulamadım gibi bir sorun yok. İstediğiniz an kayısı reçeli yapabilirsiniz. Sistem aynı , yalnız kayısıları biraz ıslatmanızı öneririm. Bazen çok sert olabiliyor.  Ahkamımı da kestikten sonra , huzurlarınızdan sevgi ile ayrılmak istiyorum. Saat 11:30 ve ben hala kahvaltı yapmadım. 




Cumartesi, Temmuz 14, 2012

Marifetli hallerim

Bu hafta dolaştığım bir çok blogda, arkadaşlarımın limonata yapmış olduğunu gördüm. Kimini gece yarısı ziyaret ettim, kimini gündüz.  Her seferinde de canım limonata çekti. Zaten bu yemek blogu olan arkadaşların sayfalarını dolaşmak işkence.  Ne kadar marifetliler, ne değişik şeyler yapıyorlar.  Nasılda üşenmiyorlar.  Az daha gece yarısı kalkıp limonata yapacak hale geldim onları gezdikçe. Ve sonunda bana limonata yaptırdılar. Yoo öyle uzun boylu değil, yapsam yapsam bi limonata yaparım. Diğer yaptıkları beni aşar. Yetişemem onların marifetlerine.  Mutfakla aram çok fazla iyi değil. Kısa ve öz " tembelim" işte . Yani benim gibi bir tembele  limonata yaptırdılar ya helal olsun. 




Her okuduğum tariften kendime bir ipucu aldım. Ben öyle uzun uzadıya uğraşamadım, kendimce pratik limonata yaptım. 5 dakikada şipşak. Limon kabuklarını rendeledim. Cam bir kaseye koydum. İçine birazcık toz şeker attım. Tahta kaşıkla bir güzel ezdim. Sonra içine,sıktığım limonları döktüm, biraz da su. Tel çırpacakla birazcık çırptım. Balkonumdan bir adet nane kopardım. Bardağıma da onu koydum . 





 Oldu bitti. Afiyetle içtim. Bir daha yapar mıyım ? Yaparım. Müthiş lezzetli oldu ve ben limonatayı çok seviyorum. 




Cuma, Nisan 06, 2012

Marifetli hallerim


Bu pazar  Hristiyanların paskalya bayramı. Paskalya , Hristiyanların önem verdikleri bir bayram. İsa peygamberin çarmıha gerildikten sonra 3.ncü günde dirilişi kutlanıyormuş bu bayramda. Hristiyanlar bol bol yumurta boyuyorlar bugünlerde. Yumurta boyamak çok eski  kültürlerde de mevcutmuş. Dünyanın yeniden canlanmasının sembolü olarak kullanılırmış. Daha sonra Hristiyanlar bunu İsa peygamberin diriliş günü kutlamalarına dahil etmişler ve onlarla özdeşleşmiş. Türklerde ise 6 Mayıs Hıdrellez günü yumurtalar soğan kabukları ile kaynatılıp koyu renk verilerek pişirilir ve yumurta tokuşturma yapılır, sonrada afiyetle yenir. Biz de bir kaç kez yapmıştık geçmişte. Demek ki bir şekilde kadim kültürlerden miras kalmış, herkes kendine göre uyarlamış. Akla gelmişken  bu 6 Mayıs'ta bizde yapıp, baharın gelişini kutlayalım. 

Yabancı sitelerin çoğunda rengarenk boyanmış yumurtalar var. İçlerinde çok güzelleri var, insanın hemen yapası geliyor. Onları görünce benimde aklıma bir kaç yıl önce , dekoratif amaçlı yaptığım yumurtalar geldi. Ne paskalyaydı ne de hıdrellezdi bunları yaptığımda. Sıradan bir gündü. Bu mini sepetin içinde bir süre mutfakta süs olarak durdu bu yumurtalar. Şirin de olmuştu. E bari bende paylaşayım yaptıklarımı dedim. Görsün arkadaşlarım ne kadannn marifetli olduğumu dedim .( İçimden dedim bunu, itiraf ediyorum ) 


Nasıl yaptığıma gelince. Yumurtaya minnacık bir delik açıp içini boşaltmış , iyice yıkamış ve üzerine , peçetelerden kestiğim çiçekleri, şeffaf oje ile yapıştırmıştım. Benimki çok basit oldu, ama çok güzel örnekler mevcut. Mügemmell blogdaki kelebek ve kuş çıkartmalı olanlara bayıldım ben. Belki siz de yapmak istersiniz. 
Yumurta demişken , birde böyle çok tatlı birisi var ki, yumurtayla bozmuş kafayı. Buyrun tıklayın .
Fotoları görünce kafayı bozma riski var bilginize .!

Pazar, Ocak 01, 2012

Marifetli hallerim

Cafe noHut'dan edindiğim tarif ile yaptığım kurabiyeler.
Tarifi daha önce paylaşmıştım. Yaptım, denedim, yedim, fotoğrafladım. Şimdi de tavsiye ediyorum , kesinlikle yapınız. Benim kurabiyeler biraz kalın oldu. Çünkü o anda acelem vardı , yerim dardı. Oynamayı bilmeyen gelin yerim dar dermiş misali aslında. Çaktırmayın. İlk yaptığım daha güzel olmuştu. Çünkü daha incecikti , tam bisküvi kıvamında, kıtır kıtır olmuştu. Fotoğrafını  gördükleriniz ikinci yaptığım. Bunlar çok şişman oldu. Neyse neticede buda yendi bitti. Hatta kurs arkadaşlarıma götürmüştüm. Tarifini alanlar bile oldu. Kurabiyeler  pişerken tüm ev mis gibi zencefil kokularına bürünüyor. Zencefil tadını ve kokusunu seviyorsanız denemelisiniz.





Pazar, Aralık 04, 2011

Marifetli hallerim

İşte nadir marifetli hallerimden biri. E nadir olunca  tablo gibi seyretmek hoşuma gidiyor. Paylaşmakta.

KARNIYARIK
Foto : Füsun T.
Bazen aşka geliyorum yemek yaparken, bazen de yemek yapmak hiç içimden gelmiyor. Hadi zar zor, istemesen de yemeği yaptın, ya ardından çıkan bulaşık, ya mutfağın tarumar olması.! Bir saat de onu toplamak temizlemek için uğraşmak. Sonra yemeğin yenmesi. Tekrar dağılan mutfak, tekrar çıkan bulaşıklar. Bir de yemek çok güzel olmuşsa hemen bitivermesi. Saatlerce uğraştığın şey 15 dakikada yok oluyor. Ve bu saydıklarımın günde 3 kez ve her gün tekrarlanması. Yeni gelişmeler içinde en çok beklediğim şey, bir minik kapsülle günlük beslenmenin sağlanabilmesi. Sabah alacaksın bir kapsül ertesi sabaha kadar toksun. Ayy, ama çikolata yemeden duramam , dondurmasız da olmaz, kahvesiz hiç olmaz. Özlermiyim karnıyarığın tadını acaba. ? Makarnada severim. Sanırım gene en iyisi üşensemde yemek yapmak. Mutfağa girip çeşit çeşit yemek yapanlara hayranım. Bildiğim bir kaç çeşit yemek var , onun dışına henüz çıkamadım. Sorun, dışına çıkmak istememek  de sanırım .

Ve yarın ne pişirsem kadınların ortak sorunu. Sahi yarın ne pişirsem ??




Cuma, Kasım 11, 2011

Marifetli hallerim

Aylar önce  görmüştüm, kibritlerin üzerine resimler, danteller yapıştırmışlar. Geçen gün canım sıkılınca aklıma geldi , evdeki malzemelerle bende yaptım. İşte benim kibritlerim.

Fotoğraf : Füsun T.
Her hakkı saklıdır.
Fotoğraf : Füsun T.
 Her hakkı saklıdır

Fotoğraf : Füsun T.
Her hakkı saklıdır.

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...