Salı, Kasım 11, 2014
Plastik şişeden ampul
Filipinlerin başkenti Manila da yaratıcı bir buluş yapılmış. Filipinler deyince öncelikle bir kısa not ekleyeyim. Bir arkadaşım görev dolayısı ile bir kaç yıl orada yaşamıştı. O kadar yoksul halkı var ki demişti, kenar mahaller perişan vaziyette. Suların içinde yaşıyorlar, kulubelerde diye anlatmıştı. Ve kendisi de onların orada sefalet içinde yaşadığını bilerek, yaptığı yemekleri yerken hep boğazına düğümlendiğinden bahsetmişti. İşte bu yoksul halkın ışık almayan evlerini aydınlatacak çok basit bir yöntem keşfedilmiş.
Kullanılmış bir pet şişe, çamaşır suyu ve normal sudan ibaret bir buluş. Önce plastik şişe tavana açılan delikten içeri yerleştiriliyor, sonra içine su ve çamaşır suyu ilave ediliyor. Veee , güneş ışığı açılan delikten dikey olarak içeriye girerek 360 derece yansıma ile bulunduğu ortamı aydınlatıyor. Ampullerin ömrü yaklaşık 10 aymış. Şimdi Massachusetts Institute of Technology (MIT) öğrencileri , bu projeyi geliştirmek için kolları sıvamış. Ampullerin, yani plastik şişe ampullerin 5 yıla kadar dayanması için araştırmaya devam edeceklermiş. Bu ampuller sadece gündüz güneş ışığı olduğunda işe yarasada, %90 ı yoksul olan Manila halkı için büyük nimet. 55W ila 60W arası ışık sağlayabiliyormuş plastik şişeler.
Bakın nasıl bir sistem Videoyu izlemek için TIK
Kaynak
Pazartesi, Kasım 10, 2014
Pazar, Kasım 09, 2014
Berlin duvarının yıkılışının 25.nci yıldönümü
Doğu Alman vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçışlarını önlemek için 13 Ağustos 1961 de yapılan 46 km uzunluğundaki duvar, 9 Kasım 1989 da yıkıldı.
Sanat hayatın her alanında olduğu gibi burada da var tabii ki. Duvarı anlatan bir sürü şarkı yapıldı. Bugün Pazar, malumunuz şarkı günü. Bende sizler için duvarla ilgili üç şarkı seçtim. Şarkı sözleri ve klipler çok şey anlatıyor.
Hepimize sevdiklerimizle, özgürce yaşayacağımız, sağlıklı günler diliyorum. Keyfiniz bol olsun bu hafta sonuda.
** Şarkıları dinlemek için şarkı isimlerinin üzerine tıklayınız.
Pink Floyd A Great Day for Freedom.
A Great Day For Freedom
On the day the wall came down
They threw the locks onto the ground
And with glasses high we raised a cry for freedom had arrived
Özgürlük İçin Harika Bir Gün
Duvarın yıkıldığı gün
Attılar kilitleri yere
Ve bardaklarımızı kaldırarak, bir çığlık kopardık gelen özgürlük için
Scorpions Wind Of Change
Did you ever think
That we could be so close, like brothers
The future's in the air
I can feel it everywhere
Blowing with the winds of change
Hiç düşünmüş müydün?
Bu kadar yakın olabileceğimizi, kardeş gibi
Gelecek havada
Onu her yerde hissedebiliyorum
Değişim rüzgarlarıyla birlikte esiyor
Oh I saw you by the wall
Ten of your tin soldiers in a row
With eyes that looked like ice on fire
The human heart a captive in the snow
Seni o duvarın önünde görmüştüm
Kurşun askerlerin sıraya dizilmişti
Ateş üstünde buz gibi gözlerinle
Karlar içinde hapsolmuştu insan yüreği
| 1990 Berlin duvarı yıkılırken |
Sanat hayatın her alanında olduğu gibi burada da var tabii ki. Duvarı anlatan bir sürü şarkı yapıldı. Bugün Pazar, malumunuz şarkı günü. Bende sizler için duvarla ilgili üç şarkı seçtim. Şarkı sözleri ve klipler çok şey anlatıyor.
Hepimize sevdiklerimizle, özgürce yaşayacağımız, sağlıklı günler diliyorum. Keyfiniz bol olsun bu hafta sonuda.
** Şarkıları dinlemek için şarkı isimlerinin üzerine tıklayınız.
Pink Floyd A Great Day for Freedom.
A Great Day For Freedom
On the day the wall came down
They threw the locks onto the ground
And with glasses high we raised a cry for freedom had arrived
Özgürlük İçin Harika Bir Gün
Duvarın yıkıldığı gün
Attılar kilitleri yere
Ve bardaklarımızı kaldırarak, bir çığlık kopardık gelen özgürlük için
Scorpions Wind Of Change
Did you ever think
That we could be so close, like brothers
The future's in the air
I can feel it everywhere
Blowing with the winds of change
Hiç düşünmüş müydün?
Bu kadar yakın olabileceğimizi, kardeş gibi
Gelecek havada
Onu her yerde hissedebiliyorum
Değişim rüzgarlarıyla birlikte esiyor
Elton John Nikita
Oh I saw you by the wall
Ten of your tin soldiers in a row
With eyes that looked like ice on fire
The human heart a captive in the snow
Seni o duvarın önünde görmüştüm
Kurşun askerlerin sıraya dizilmişti
Ateş üstünde buz gibi gözlerinle
Karlar içinde hapsolmuştu insan yüreği
Cumartesi, Kasım 08, 2014
Çay saati
Çay saati gelmiş. Madem öyle mutfaklarda çaydanlıkların çıkardığı buhar içimizi ısıtırken, biz de masaya yerleşip biraz bir şeyler okuyalım çay demlenirken.
Birazda müzik olsun mu ?
Perşembe, Kasım 06, 2014
Uluslararası suç ve ceza film festivali
İstanbul'lular için bir etkinlik duyurusu. 7 Kasım 2014 _ 13 Kasım 2014 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi öncülüğünde ortaya konulan, fikir babasının Prof. Dr Adem Sözüer olduğu bir festival bu. Sinema ile hukuk dünyasını buluşturan festival dünyada bir ilkmiş. Festivalde çeşitli ülkelerde çekilen suç ve ceza ile ilgili filmler ve bu filmleri yapanlar izleyici ile buluşturuluyor. Film gösterimleri ücretli, onun dışındaki etkinlikler ücretsiz ve herkese açık.
Açılış filmi The İmmigrant _ Göçmen
Bu etkinliği takip etmek isteyenler için tüm detaylı bilgiler Uluslararası suç ve ceza film festivali sitesinde. TIKTIK
Çarşamba, Kasım 05, 2014
Evin neşesi
Geçen hafta Boyner Ev'de yeni yıl süslerini görünce , bir an hangi ayda olduğumuzu düşündüm. Daha yeni yıla epeyce var ama her yerde bir erkencilik söz konusu. Bloglar, AVM'ler, mağazalar hepsi erkenci. E bende uyayım bu hıza dedim. Bir kaç minik aksesuar yapsak fena olmaz di mi.? Masalarımızı süsleriz. Yeni yıl süslemeleri her daim içimi sıcacık yapar zaten.
| yeni yıl süslemeleri Foto kaynak |
Evinde kara tahta ve çocukları olanlar için neşeli olmuş bu süsleme bence. Kara tahta beni çocukluğuma götürdü. Benden beş yaş küçük erkek kuzenimi, halam bazen bana emanet eder alışverişe giderdi kısa süreli. Ben ilkokuldayım. Okuma yazma öğrenmişim. Öğretmen olmaya pek hevesliyim. Kuzeniminde minicik boyu kadar bir kara tahtası var. İşte o kara tahtanın başında ona okula gitmeden önce okuma yazmayı zorla öğretmiştim.
Geçen yıllarda bu dantellerin beyazını örüp camıma asmıştım. Bu renkte çok hoş durmuş. Yapılası işler arasında. Şeffaf iple asarsanız kar yağıyormuş hissi veriyor. Evlere biraz neşe katmak , bize de neşe verecektir diye umuyorum.
Pazartesi, Kasım 03, 2014
Aslında
ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ
Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,
Onda seni kokladığımdan bunca güzel.
Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,
Orda seni öptüğümden bunca güzel.
Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,
Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.
Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,
Sevince seni delilik bile bak ne güzel.
Aslında sen dünya güzeli değilsin,
Sevdiğim için dünyada tek güzelsin...
AZİZ NESİN
Pazar, Kasım 02, 2014
Pazar şarkısı
Cumartesi, Kasım 01, 2014
Perşembe, Ekim 30, 2014
Termal
Latince adı Nymphaea, Türkçe adı Nilüfer. Bu yaz Yalova'nın Termal ilçesine gittiğimde çekmiştim bu fotoğrafları. Anılar var bende bir sürü. Sık sık beni ziyaret eden anılar. Yıllar yıllar önce Termal'de bir kaç gün kalıp sessizliğe ve Ağustos böceği seslerine doymuştuk ailece. Hiç esintinin olmadığı gecelerde balkonda otururken anneciğim çam ağaçlarının tepesine bakar, "ohh kıpırdadı çok şükür , esinti çıkacak " derdi. Biraz fazla ısınmış, ama ruhumuzu çok güzel dinlendirmiştik. Gecenin sessizliğinde binlerce Ağustos böceği aynı anda cırcır öterdi. İlk gün tuhaf ve birazda rahatsız edici sese, sonraki günler alışmıştık. Biz kaplıcadan faydalanmak için değil, sadece orman içinde kafa dinlemek için gitmiştik.
Termal kaplıcaları ile ünlüdür. Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasındaki sıcak su kaynaklarından çıkan buhar nedeni ile yeraltı tanrısının burada yaşadığına inanılmış Roma devrinde . Suları şifalıdır. Samanlı dağlarının eteğindedir. Gözler yeşile doyar burada. Topraklarında ender görülen bitkiler yetişir. Ziyaret ederseniz ağaçların üzerinde bulunan künye plakalara bakın. Bitkiler hakkında bilgiler bulacaksınız.
4000 yıl önce doğa olayları sonucu oluşan kaplıcalar, 2000 yıldır insanların şifa için geldikleri bir yer. Osmanlı zamanında, Bezm_i alem Valide Sultan romatizma ağrıları için kaplıcaya gelip, şifa bulunca , oğlu Sultan Abdülmecit eski hamamları onarmış, restore etmiş ve yeni tesisler yaptırmış .
İyi de etmiş. Dertlere deva hastalara şifa bir yer haline gelmiş. Turistik bir yer aynı zamanda. Özellikle Araplar tarafından çok tercih ediliyor. Termal'de bir sürü otel mevcut. Yaz aylarında Gökçedere köyünde pansiyonculuk da yapılıyor. Ve köy halkından çok Arap görüyorsunuz köyde.
Mide suyu, göz suyu ve ayak suyu önemli şifa suları. Şifalı sudan oluşan havuzu da romatizmal hastalıklara iyi gelir. İçilebilen suları, sindirim sistemi, böbrek hastalıkları,kadın hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Yaz günü o sıcak su havuzuna girince hamur gibi olur vücudunuz. Bi rahatlarsınız , yumuşacık olursunuz.
Fotoğraf, mide suyu çeşmesine ait. Su ılık, içmesi pek zevkli değil ama şifa olunca doldurup doldurup içiyor herkes. Abdülmecit tarafından canlandırılan halkın hizmetine sunulan Termal, Kurtuluş savaşı yıllarında kaderine terk edilir. Kimseler uğramaz olur. Termal'in bundan sonraki en büyük değişimi ise Ulu Önderimiz Atatürk'ümüzün 19 Ağustos 1929 da Termal'e gelmesi ile başlar. Termal'i çok beğenen Atatürk buraya bir köşk yaptırır. Köşk 38 günde tamamlanır. Mimarı Prof. Sedad Hakkı Eldem'dir. Cumhuriyet dönemi mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Köşk döneminde kullanılan eşyaları ile müze haline getirilmiştir. Bu gittiğimde köşkün fotoğrafını çekmemiştim. Eski çektiğim fotoğrafları da bulamadım ne yazık ki. Fotoğraf görmek için TIK Termal sağlık bakanlığı tarafından işletiliyormuş. Bu yıl gittiğimde her şeyi ve her yeri çok bakımsız buldum. Bi kahve içeriz demiştim ama bakımsızlıktan kahve içecek bir yer de bulamadım açık havada. Köşkün yanında bir çay bahçesi vardı, temiz güzel bir yerdi. Bir ümit oraya yöneldim ama ne yazık ki onu da kapatmışlar. Merkezdeki çay bahçesi ise çok pis göründü gözüme. Bir revizyon daha gerekiyor bence.
Kafa dinlemeye gitmiştik demiştim ya yıllar yıllar önce. Daha sonraki yıllarda da her sene uğradık Termal'e. Çünkü yazlık evimize çok yakın. Anneciğim Nilüfer havuzunu çok severdi. Onun kenarındaki banklarda oturur Nilüferler'i seyrederken dondurma yerdik. Eski eski yıllarda çok güzel bir dondurmacı vardı orada. Kaymaklı dondurması şahaneydi. Ortancaları da çok güzledi Termal'in. Onlara da bayılırdı anacım.Yani bu nilüfer çiçeklerinin anısı var ya bende, bu yıl sırf o yüzden yine gittim. Dondurmacı artık yok ama çiçekler hala mevcut. Tabii o günler yeniden yaşandı nilüfer çiçekleri önünde, gözler doldu, sonra biraz taştı. Sonra hayata geri dönüldü.
Çarşamba, Ekim 29, 2014
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun
*Gençler! Cesaretimizi takviye ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, vatan, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbâl sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.”
* Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
* Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
Salı, Ekim 28, 2014
Pazartesi, Ekim 27, 2014
O Bu Şu
"O" benim Sezen Aksu'dan sonra en çok sevdiğim besteci ve yorumcu. Bir kaç şarkısı dışında hepsini defalarca dinlerim. Bu aralar müzik setim arızalı, tembellikten gidip yaptıramadım, o yüzden ara verdim ama öncesinde gün boyu dinlediğim cd'ler Sıla'nın idi. Ve özlemişim ve bu müzik seti bu hafta tamire gitmeli ve Sıla, yeni albüm gelmeli artık. O her gün yeni bir şarkı bestelese ben dinlerim. O kadar yani.
"Bazısı kendini düşünür, sadece kendi hayatını.
Bazısı kalbini keser, incitmeye korkar kendinden başkasını."
"Oluruna bırak, her neyse geçer
Hayata zulmedip üzülmeye mi değer
Oluruna bırak, her neyse geçer
Gün doğsun hele bi', üzülmeye mi değer?"
"Senle ben sadeceyiz
Nihayet arbedeyiz
Üveysek; hiç konuşma.
Ah benim deli goncam
Ufku yetim, kara gecem
Dengim benim, dengesizim "
"Ben üzülürüm,sonra düzelirim
Kim bilir kapı çalar gelir aşk.
Bırakmaz elimi yaşlanırız belki
Umut değil mi ne ki yaşamak? "
Öyle ya ; ümit değil mi, ne ki yaşamak ? Müzik seti yok diye müzikten mahrum kalmakta yok bu arada. Ara sıra YouTube'dan dinliyorum elbette. Bu sabahta dinlemek için açınca sizinle de paylaşayım istedim. Şarkı değil paylaşacağım . Beyaz show'a katıldığında Beyazıt'ın Sıla'ya yaptığı komik sürprizi paylaşacağım. Gülümsetir belki sizi de. TIKTIK
"BU" teknolojik yeniliklere akıl sır ermiyor. Her gün yeni bir gelişme bir önce çıkanı saf dışı bırakacak nitelikte. Teknoloji birbirinden güzel imkanlar sundukça , insanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başlıyor. Çünkü evde sıkılıp , dışarı çıkıp bir şeyler yapma gereksinimi en aza iniyor. Yaş sınırı da kalmadı bu yenilikleri benimsemede. Herkesin kolayca anlayıp kullanabileceği hale geldi. Yeniliklerden biride sanal gerçeklik başlığı. Oculus Rift . Aslında yeni değil ama herkesin satın alabileceği bir fiyatla yakın zamanda yenilenmiş olarak piyasaya sürülecekmiş. Takıyorsunuz başınıza ve üç boyutlu görüntüyle baş başa kalıyorsunuz. Nerede kullanacağız kısmına gelince; bilgisayar oyunları en birinci kullanım alanı. Daha sonrası ise planlanmakta. Mesela arkadaşlarınızla bir parti düzenleyeceksiniz , herkes kendi evinde takacak sanal gerçeklik kitini başına ve anında üç boyutlu görüntü ile o ortamdaymış gibi , oturduğu yerden partiye katılacak. Hayırlı olsun vatana millete , ne diyim. Bende severim teknolojiyi ama çocukları ekran başına bağlamayı sevmiyorum. Parklarda, yeşilliklerde koşup oynasınlar istiyor yüreğim.
"ŞU" aralar telepatik gücümde bir azalma hissediyorum. Sizde de var mıdır bilmem ama benim telepatik bir gücüm olduğuna inanıyorum ben. Bazen korkutucu olabiliyor ama bazen de faydalı. En basit örneği; aklınızdan birisinin size çikolata aldığını geçiriyorsunuz ve bir bakıyorsunuz gün içinde size çikolata gelivermiş. Bunun gibi yani. Düşünce okuma faslına ben henüz ulaşamadım ama bunu yapanların var olduğunu biliyorum. Bilim insanları insanların beynine herhangi bir kontrol çipi takmadan 8000 km uzaklıkta bulunan iki insan arasında doğrudan düşünce transferini gerçekleştirmiş. Hedef ; çok faydalı şeylere vesile olmak. Mesela düşünce gücü ile felçli bir hasta telepatik robot sayesinde istediği zaman su içebilecek. Yapılabilecek şeyler bununla sınırlı değil elbette. Telepatik güçle bilgisayar kullanmak vs,vbg alternatiflerle devam ediyor. Ve bir gün okullarda telepatik internet dili öğretileceğinden bahsediliyor. Söylemiş miydim, bu işlerle uğraşıp icatlar yapan insanlara bayılıyorum. İyi ki varlar.
Pazar, Ekim 26, 2014
Sinir oluyorum
Yaklaşık altı aydır internet bağlantımla ilgili sorun yaşıyorum. İnternetimde bir baskı var, sayfalara ulaşmaya çalıştığımda o meşhur yuvarlak yavaş yavaş dönmeye başlıyor, dakikalarca dönüyor ve sonunda karşıma "bu web sayfası kullanılamıyor" mesajı çıkıyor. İnternete ulaşılamıyor. Bu durum gün içinde binlerce defa oluyor. Bir kaç deneme sonunda ancak ulaşabiliyorum sayfalara. Tek denemediğim şey modemi değiştirmek oldu. Bir sürü şey denedim. TTNet'i defalarca aradım, hattınız normal görünüyor diyorlar, onlar bir sürü şey yaptırdılar. Modem şirketini aradım onlar da bir sürü şey yaptırdılar ama sonuç sıfır. Sabrımın son sınırlarında , modemi değiştirmek kaldı. Onu da değiştirdikten sonra sorunum hala çözülmezse internetimi kapatacağım. Böyle bir ilkellikle uğraşmaktansa , ilkel hayata geri dönerim daha iyi. Hiç değilse daha az sinirlenirim. Sorunun modem kaynaklı olmadığını da tahmin ediyorum. Çünkü bazı zamanlar kusursuz çalışıyor. Bilmiyorum ne olacak bu durum. TTNet eve gelip bakmıyor kolay kolay. Servis isteyeceğim bakalım yollayacaklar mı ? Bu durumu yaşayıp çözümleyen var mı ?
Kısacası ben SİNİR OLUYORUM !!!!!!!!!!
Cumartesi, Ekim 25, 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)